﴾5﴿ Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik.
Rabbimiz bir önceki ayette insanı en güzel bir biçimde yarattık derken sonrasında aşağıların aşağısına çevirdik diye buyuruyor. Bizi yaradan Rabbimizin ilk emri oku idi. Rabbimizin emrini dinlemedik, Kur’anı okuyup hayatımıza uygulamadık. İmtihan dünyasının bir gereği olarak hayat asansörüne binen, Rabbimizin uyarılarına rağmen tercihini en güzel şekilde yaratılmasına rağmen aşağı inmekten, sefil olmaktan yana kullananları Rabbimiz aşağılara çevirdi. Rabbimiz incir, zeytin gibi bütün meyve çekirdekleri ve tohumlarını güzel bir surette yaratmıştır. Çekirdek ve tohumlar varlık gayesinde giden yola çıkmazsa çürür. Ama toprakla, havayla, güneşle, suyla buluşup toprağın altında belli bir süre kalmayı göze alırsa zirvelere çıkar. İnsan da tohum gibidir. Tohumla ilgilenmez, sulamazsak nasıl ki faydalı bir bitki çıkmazsa insan da vahiyle yaşamazsa faydalı bir şey ortaya çıkmaz. Bunun için Enfal suresi 24. ayetin gereğini yerine getirmeliyiz. “Ey iman edenler! Sizi hayat verecek şeylere çağırdıklarında Allah ve resulünün çağrısına uyun ve şüphesiz bilin ki, Allah kişi ile kalbinin arasına girer. Unutmayın ki, O’nun huzuruna götürüleceksiniz.” (Enfal:24)
Kur’an bize hayat verir. Bizlere Kur’anı anlatan, bizleri Kur’ana çağıranların davetlerine icabet edelim ki bize hayat veren Kur’anımıza katılmış olalım. Rabbimizin davet ettiği şeylere katılmada düşünmek çok önemlidir. Düşünmezsek Mülk suresi 10. ayettekilerin hatasına düşeriz. ““Şayet kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şimdi şu alevli cehennemin mahkûmları arasında olmazdık!” diye de ilâve ederler.” (Mülk:10)
Bu cehennem halkının aklı var ama akıllarını vahiyle kullanmadılar. Allah’ın, Peygamberin davetine icabet etmediler. Allah’ın emirlerini hayatlarına uygulamadılar. Ve Allah onları Yunus suresi 100’deki gibi yaptı. “ Allah’ın izni olmadıkça hiç kimsenin inanması mümkün değildir. O, akıllarını kullanmayanları inkâr bataklığında bırakır.” Onlar düşünmediler, Rabbimizin davetine icabet etmediler. Rabbimiz onları pislik içerisinde bıraktı. Sonrasında Enfal suresi 55. ayetteki gibi oldular. “Allah katında canlıların en kötüsü, inkâr eden ve bir daha da imana gelmeyenlerdir;” (Enfal:55) Allah katında canlıların en kötüsü oldular. Kafirin yani vahyi hayatına uygulamayanın aklı yoktur. Peki bizleri uyaranlar var öyle değil mi? “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bugünle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi? “Kendi aleyhimize şahitlik ederiz” derler; dünya hayatı onları aldatmış oldu ve (âhirette) kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler.”(Enam:130)
Bizlere de ayetleri, vahyi anlatanlar geldi öyle değil mi? Öyleyse bunlar gibi pişman olmamak için vahiyle yaşayıp vahyi hayatımıza uygulamalıyız. Böylelikle Enfal suresi 24. ayettekiler gibi hayat bulacağız. “Ey iman edenler! Sizi hayat verecek şeylere çağırdıklarında Allah ve resulünün çağrısına uyun ve şüphesiz bilin ki, Allah kişi ile kalbinin arasına girer. Unutmayın ki, O’nun huzuruna götürüleceksiniz.”(Enfal:24)
﴾6﴿ Ancak iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar başka; onlar için kesintisiz bir ödül vardır.
Tercihini Rabbimizin emrine karşı gelerek aşağı inmeye kullanarak değil de yukarı çıkmaktan yana kullanarak imanlarına yakışır şekilde güzellikler yapanlara kesintisiz bir mükafat vardır. Kim ne ödül verirse versin muhakkak bir sonu vardır. Belki de günün birinde bu iyiliği laf eder, bizi mecbur bırakır diye korkarız. Ama Rabbimizin verdiği ödülde böyle bir korku olmaz. Çünkü Rabbimizin verdiği ödülün asla ve asla sonu yoktur, kesintisizdir. Buradakiler Beyyine suresi 7. ayettekiler gibidir. “İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlara gelince, halkın en hayırlısı da onlardır.” (Beyyine:7)
Dikkat edersek yolumuz iki tanedir. Ya Peygamberlere tabi olup yükseklere çıkan yolu tercih ederiz. Ya da aşağıların aşağısına ineriz. Bizler şöyle dua edelim mi? : “Ya Rab! Katında en değerli insanların yanında ve yolunda olmayı bize nasip eyle. Öyle olmanın bedeli ne ise o bedeli ödeyebilecek güçlü bir imanın sahibi olmayı bize nasip eyle.” İşte bu duayı yaparak Beyyine suresi 7. ayetteki en hayırlı kullardan olmak için gerekli olan dilekçeyi vermiş oluruz. Dilekçenin işleme alınması da iyilik yapmaya bağlıdır.
﴾7﴿ Artık bu kanıtlardan sonra (ey insan!) sana dini inkâr ettiren şey nedir?
Dini Yalanlayanların Özellikleri
Dini yalanlayanların özelliklerini Maun suresinde görüyoruz.
“﴾1﴿ Gördün mü dini yalan sayanı? ﴾2﴿ İşte odur yetimi itip kakan; ﴾3﴿ Ve yoksula yedirmeyi özendirmeyen! ﴾4﴿ Vay haline o namaz kılanların ki, ﴾5﴿ Onlar namazlarının özünden uzaktırlar. ﴾6﴿Onlar halka gösteriş yaparlar. ﴾7﴿ Hayra da engel olurlar.”
Dini yalanlayanlar yetime sahip çıkmaz, yetimi umursamaz. Umursarsa da dedikodudunu yaparak umursar. Halbuki Rabbimiz Bakara 220’de “Yetimler kardeşinizdir.” diye buyurmuştu. Bu dini yalanlayanlar kardeşine sahip çıkmaz, yetimlerle ilgilenmez. Peygamber Efendimiz (sav): “Yetime yardım eden kimseyle cennete yan yanayım, beraberim.” demişti. Bu dini yalanlayanlar iyilik yapanları engeller. Sanane ondan, Allah onu doyurur, başkaları yardımcı olsun diyerek iyilik yapanı da engellemeye çalışırlar. Bu dini başka neler yalanlatır? Dünya, mal, mülk, evlat, eş, çok olma, her şeyi çoğaltma arzusu… Peygamber Efendimiz (sav): “Günahların en büyüğü dünya sevgisidir.” Gerçekten dünya sevgimiz o kadar büyük ki artık dini yaşamaya gerek görmüyoruz. Dünya sevgisinden yer kalmıyor ki.
﴾8﴿ Allah hüküm verenlerin en âdili değil midir?
Peygamber Efendimiz (sav) bu ayeti okuduktan sonra “Elbette öyledir, ben de buna şahitlik edenlerdenim.” demişti. Bizler de şahitliğimiz gereği Kur’anı hayatımıza uygulayabiliyor muyuz? Ben de şahitlik edenlerdenim diyebiliyor muyuz? Yoksa Müminun 115. ayeti mi diyoruz? “Sizi sırf boş yere yarattığımızı ve sizin artık huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” (Müminun:115)
Ayetteki gibi biz boş yere yaratıldığımızı mı düşünüyoruz. Allah’a döndürülmeyeceğimizi mi düşünüyoruz. Bu kadar insanı Rabbimiz neden yarattı? Zariyat 56 ve Mülk 2. ayete bakalım. “Ben cinleri ve insanları, başka değil, sırf bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat:56)
“Hanginizin davranışça daha iyi olduğunu denemek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O, güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.” (Mülk:2)
Demekki insan boşu boşuna yaratılmamıştır. Başıboş da bırakılmamıştır. Bu ayetlere kulak verip, düşünüp Allah’a kulluk yolunda hala bir adım atamıyorsak Casiye suresi 6. ayete bakalım. “İşte şunlar, sana gerçekten okuduğumuz âyetlerdir. Allah’tan ve O’nun âyetlerinden sonra (buna değil de) hangi habere inanacaklar?” (Casiye:6) Bu ayet, ayetlere inanmayana, yüz çevirene sözün bittiği yerdir.

