Zikir; hatırlatma, hatırlama, hatırda tutma ve anmak gibi anlamlara gelmektedir. Kur’an Allah’ın kelamıdır. Yüce Rabbimiz bizi imtihan için yaratmış, imtihanı kaybetmeyelim diye akıl ve kitap vermiştir. Allah’ın akla yol gösteren vahyi zikirdir. Yani hatırlatmadır. Peki vahiy yani Kur’an bize neyi hatırlatır. Kur’an bize geçmişi hatırlattığı gibi gelecekte olacakları da hatırlatır. Kim ne yaparsa neyle karşılacağını hatırlatır.
Zuhruf Suresi 36. âyette
“Her kim Rahman’ın zikrinden (hatırlatmasından) karşı duyarsız olursa, Biz ona bir şeytan salarız. Artık şeytan onun yakın arkadaşı olur.”
Zikir hem vahyidir hem de vahyin bir özelliğidir. Kur’an zikirdir yani Allah’ın hatırlatmasıdır.
Hicr suresi 9. âyette Rabbimiz zikri (hatırlatmayı) biz indirdik ve onu koruyacak olanlar da bizleriz, diyerek Kur’an’ın zikir (hatırlatma) olduğunu ifade etmiştir.
Taha Suresi 124-126 arasında “Kim de beni anmaktan yüz çevirirse mutlaka sıkıntılı bir hayatı olacaktır ve onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz.” O der ki: “Ey rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin? Halbuki daha önce gören biriydim.”Allah buyurur: “İşte böyle! Sana âyetlerimiz geldiğinde onları unutmuştun, bu gün de aynı şekilde sen unutuluyorsun!” Allah’ın hatırlatması olan Kur’an’dan yüz çeviren kişi âhirette kör olarak dirilecektir. Bunun sebebi kişilerin âyetleri görmezlikten gelmeleri ve âyetlere göre yaşamamalarıdır. Kur’an’a ulaştığı halde âyetleri görmezlikten gelenleri böyle bir durum beklemektedir.
Rabbimiz birçok âyette kör ile gören, bilen ile bilmeyenin bir olmadığını ifade etmiştir. İşte zikir yani Kur’an Allah’ın kelamıdır. Ona sarılan, onu yeterli gören ilim sahibi olur. Gözleri açılır, ufku genişler. Kalben huzurlu olur.
Zuhruf suresindeki âyetlere gelirsek, her kim Kur’an’ı görmezlikten gelirse, ya da inancını ona göre şekillendirmezse o kişi şeytana uymuş olur. Bu hem soyut hem de somut şeytan olabilir. Böyle olduğu halde kendini doğru yolda sanır. Çünkü Kur’an’ı ölçü almayan bir insan din konusunda neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmesi mümkün değildir. Kur’an Furkandır. Yani hak ile batılı, doğru ile eğriyi ayırt etme bilinci verir. İşte furkana sahip olmayan bir insan yanlışta olduğu halde kendini doğru yolda sanır. Böyleleri âhirette hüsrana uğrayanlardan olacaklardır. Kehf suresi 103-104. âyetlerde bunu açık bir şekilde ifade etmiştir. “De ki: “Size, iş ve davranışları bakımından en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi? Onlar, iyi yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir.”(Kehf:103-104)
Kaybedenlerden olmamak için Kur’an’a sımsıkı sarılmalı, onu hayatımıza taşımalıyız. Allah’ın hükmüne kimseyi ortak etmemeliyiz.

