Dikilen her fidanın yetişip, büyümesi için uygun toprağa, yeteri kadar güneşe ve suya ihtiyaç vardır. Bunlardan birinin olmaması ya da eksik olması fidanın üzerinde olumsuz etkilere sebep olduğu gibi o fidanın büyüyüp meyve vermesi de zorlaşır. Dikilen fidanın olgunlaşması ve meyve vermesi için suyun, toprağın ve güneşin gerekliliği ne kadar önemli ise aynı şekilde iman ettim diyenler için de yapılacak doğru işler ve ibadetler o kadar önemlidir.
Ben fidan diktim demekle iş bitmediği gibi, ben iman ettim, mümin oldum demekle iş bitmez, daha yeni başlamış olur. İman ettim demek yolun sonuna varmak değildir. İman ettim demek uzun bir yola adım atmak demektir. Doğru yola girmek ne kadar önemli ise doğru yolun sonuna varmak da o kadar önemlidir. Çoğu insan doğru yola girer ama doğru yolda doğru ve gerekli olanları yapmadıkları için belli bir süre sonra o yolda kalmaları mümkün olmaz.
Bundan dolayı Rabbimiz ayetlerde sadece inananlar deyip işi bırakmaz inanıp salih amel işleyenler/ doğru ve faydalı şeyler yapanlar/ ibadetlerini vahye göre yapanlar der.
Asır Suresinde özetlendiği gibi iman, imanın gereği olan güzel ve doğru ameller, hakkı anlatma ve sabrı yaşama ve tavsiye etme vardır.
Sonuç olarak iman ağacının kurumaması ve meyve vermesi için her gün Kur’an’dan gerekli okumalar yapmalı, Rabbimizin emri olan ibadetler yerine getirilmeli, doğru ve faydalı işler yapılmalıdır.
“Mü’minler ancak o kimselerdir ki: Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, onlara Allah’ın ayetleri okunduğunda bu imanlarını artırır ve yalnızca Rabb’lerine tevekkül ederler.” (Enfal Suresi 8/2)

