Enam suresi 122. ayet: “Ölü iken dirilttiğimiz ve insanlar arasında yürüyebilmesi için kendisine ışık tuttuğumuz kimse, karanlıklar içinde kalıp ondan hiç çıkamayacak durumdaki kimse gibi olur mu? İşte kâfirlere yaptıkları böyle güzel gösterilmiştir.”
Rabbimiz bize vahyi bir nur olarak gösteriyor, nasıl ki ölü bir beldeye gökten tertemiz bir su göndererek diriltiyorsa aynı şekilde ölü kalpleri, ölü hayatları dirilterek onu tekrar hayata döndürecek bir nur indiriyor. “Allah göklerin ve yerin nurudur.”( Nur: 35)
Bizler yolumuzu aydınlatacak bir ışık istiyorsak göklerin ve yerin nuru olan Allah’ın vahyine kulak vermeliyiz. Onun nuru ile etrafımıza ışık saçabiliriz.
Tegabün suresi 8. ayet: “ Allah’a ve Resul’üne ve indirdiğimiz Nur’a iman edin.”
Allah, Kur’an’ı ışık olarak adlandırmış, bizim bu ışığı takip edip yolumuzu aydınlatmamızı ister. Bu kitap sadece okuyup geçtiğimiz bir şey değildir. Rabbimizin risaletidir. Rabbimizinden gelen bir mektuptur. Birisi size bir mektup yazdığında “-beni düşünmüş, bana vakit ayırmış” diye düşünürsünüz. Ve heyecanla açar okursunuz. Peki biz şu koca evrende bir zerrecik iken, Rabbimiz bizi önemseyip risaletini (mektuplarını) gönderiyor da bize ne oluyor açıp okumuyoruz. Mesajları nedir diye merak etmiyoruz. Bu, Allah’ın benimle konuşması, benimle konuştuğunda içimdeki nur, ışık kuvvet bulur, imanım yenilenir. O halde benim Kur’an’a yaklaşımım “Allahım nuruna ihtiyacım var, bana kelamından ışık ver.” diye yalvararak istemek olmalıdır.
Nur suresi 39. ayet: Allah buyuruyor ki “ İnkar edenlere gelince…” yani bu inkar edenlere (yalanlayanlar, nankörlük edenler, nurunu örtenler) gelince… Ne olmuş onlara? Rabbimiz buyuruyor: “Onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. Susamış kimse onu su sanır. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz.”
Dünyada vahiy nurunu içine almamış birinin karanlıkta kalması gibi yapacakları her şey karanlıkta boğulmaya mahkumdur.
Bakara suresi 257. ayet: “ Allah iman edenlerin velîsidir; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin velileri ise sahte tanrılardır; onları aydınlıktan çıkarıp karanlıklara sokarlar. İşte bunlar ateşliklerdir, bunlar orada devamlı kalıcıdırlar.”
Karanlıktan, buhrandan, tasa ve kederden ancak ve ancak Kur’an ile çıkabiliriz. Yoksa hayatımız da, ahiretimiz de dipsiz bir kuyu, şeytanlar ve dostları yol arkadaşımız olacaktır.
Maide suresi 15. ayet: “ Size Allah’tan bir nur ve apaçık bir kitap geldi.”
Rabbimiz bu nurun amacını bize ayetin devamında gösteriyor. Buyuruyor ki, Maide suresi 16. ayet: “ Allah, rızasına uyanları bununla kurtuluş yollarına ulaştırır ve onları kendi izniyle karanlıklardan nura çıkarır. Onları dosdoğru yola yöneltip-iletir.”
O halde yegane rehberimiz Kur’an ve sünnet ışığında yolumuzu cennet bahçelerine çevirebiliriz. Tevbe suresi 32. ayet: “İsterler ki Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürüversinler; ama inkârcılar hoşlanmasalar da Allah nurunu muhakkak tamamlamayı istiyor.”
Rabbimin nuruyla nurlanmak ümidiyle.
Vesselam

