ADALET ÜZERİNE

Her şeyden önce alemlerin Rabbi olan Allah’a hâmd, onun kutlu elçilerine salât ve selâm olsun.

Nimeti tam, kamil ve alemlere rahmet olarak gelen kutlu Peygamberimize indirilen yüce dinimiz olan İslam, kişi, kişiler arası ve toplumsal hak, hukuk ve adalete özel önem vermiş, bizlere hakikat yolunu göstermiş, o güzide elçiler de bu konuda da tüm insanlığa birer örnek olmuşlardır.

Bizler de Kuran-ı Kerim de adaletin ne olduğunu, peygamberler ve onlara tabi olan toplulukların adaleti nasıl bir şekilde yerine getirildiğini ve toplumdaki örneklerden de bahsederek elimizden geldiği kadarıyla anlatmaya çalışacağız inşallah.

Evvela sözlüğe kısaca bir göz atacak olursak adalet kavramı TDK da şöyle anlatılır: “Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe”, “Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme” ve “Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk” açıklamalarıyla tanımlanmaktadır.

Adalet ile ilgili ayetleri incelendiğinde Rabbimizin adalet konusunda kullarını defalarca uyardığını, doğruluk ve adalet ile hükmetmeyeni çetin azabıyla cezalandırılacağını tam aksine doğruluk ve adalet ile davrananları da sevdiğini söyleyerek defalarca övmektedir.

Nitekim Nahl suresinin 90. ayetinde yüce Rabbimiz şöyle buyurmuştur:” Şüphesiz ki Allah adaletli davranmayı, iyilik yapmayı ve akrabayı görüp gözetmeyi emreder. Her türlü hayâsızlığı, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar. Düşünüp ders almanız için size böyle öğüt verir.”

Allah teala sevgili habibi olan iki cihan güneşimiz, başlarımızın tacı, gönüllerimizin ilacı olan Hazreti Muhammed (S.AV.) Efendimize Şûra suresinin 15. ayetinde: “Emr olunduğun gibi dosdoğru ol. Onların arzularına uyma. De ki: “Ben Allah’ın indirdiği bütün kitaplara inandım. Bana, sizin aranızda adâletle davranmam emredildi.” diyerek Yüce Allah bizlerin de dosdoğru olmamızı, adalet ile muamele etmemizi buyurmuştur. Görüldüğü gibi hiç şüphesiz ki Rabbimiz pek çok ayetinde adaletten bahsetmiş, bizleri hem azabıyla uyarmış ve hem de mükafatıyla müjdelemiştir.

Bu nedenle adalet ile ilgili ayetler insanları etkiler nitelikte olup ve adalet ile ilgili ne denli hassas olunması gerektiği belirtmektedir.

Sevgili Peygamberimiz hak, doğruluk ve adalet ile hükmederek islam toplumunu inşa etmiş, İslam medeniyetini Medine ve Mekke şehirlerinde ashabı olan mübarek sahabelerle tatbik etmiş ve tüm ahir zaman insanlığına örnek olmuştur. 

Müslüman toplumunda adalet ile özdeşen Hz. Ömer, cesaretiyle, sadakatiyle, imanıyla ve en bilinen yönü olan adaletiyle ünlenmiş bir sahabedir. Hz. Ömer, adaleti uygularken Kur’an ahlakının gereği olarak, herkese eşit davranmış; soyluluk, zenginlik, akrabalık, makam gibi unsurların adaleti engellemesine kesinlikle izin vermemiştir. Bu konuda O’nun yanında bir köle ile efendisi arasında fark yoktur. Hz. Ömer’i halka sevdiren, adaleti ve herkese eşit davranışıdır.

Tarihte insanlar Hazreti Ömer’i :“Adalet mülkün temelidir.”, “Adalet olmayınca yönetimin, edep olmadıkça asaletin, cömertlik olmadıkça zenginliğin, güven olmadıkça sevincin, kanaat olmadıkça fakirliğin, alçak gönüllülük olmadıkça yükselmenin faydası olmaz.” vb. sözleriyle ve amelleriyle tanınmaktadır.

Mehmet Akif Ersoy, söyler bir şiirin de: “Kenâr-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu, Gelir de adl-i ilâhî sorar Ömer’den onu…” …

Kuran-ı Kerim tarihteki toplumların başlarına bela ve musibetlerin neden geldiğini anlatmakla birlikte bizleri uyarmış, kıssadan hisse olarak ders ve ibret almanızı istemektedir. Tarih ve geçmişte yok olmuş kavim ve toplulukların hak ve adaleti gözetmedikleri, hakikat ve doğruluğu topluma getiren ve yaymaya çalışan kutlu elçilerin karşısında durup onları katlettikleri için helak olduğunu Yüce Allah kutsal kitabında bizlere göstermiştir.

Ve de Yüce Allah bu dünyada bizlerin yapıp ettiklerimizin karşılığını, ahirette, Mahkeme-i Kübra da hesabının verileceğini, o gün de hiç kimsenin hakkının kimsede kalmayacağını, herkese karşı adaleti tam ve noksansız bir şekilde tatbik edileceğini, haklının hakkını verileceğini, her kim zerre kadar hâyır ve şer işlemişse hesabının verileceğini hiç kuşkusuz söylemektedir.

                                           Vesselam…

Similar Posts

  • NEDEN NASIL BİR EVLİLİK

    Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla…. İnsanoğlunun dünya üzerinde ilk görülmesinden beri evlilik mevcuttur ve tarihinin kaydettiği bütün topluluklarda aile kurumu baş tacı edilmiştir. Bu durum, dişi ve erkeğin aileler kurarak bir arada yaşamlarının fıtrat gereği olduğunu göstermektedir. Evlilikle iki cins birbirlerini tamamlarlar. İki vücut, iki kalp, iki ruh ve daha doğrusu iki şahsiyet birleşir. Evlilik,…

  • FITRAT ÜZERİNE

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Fıtrat nedir? Fıtrat: Yaratılış, yapı, karakter, tabiat, mizaç anlamlarına gelmektedir. Terim olarak fıtrat: “Allah Teâlâ’nın mahlûkatını kendisini bilip tanıyacak ve idrak edecek bir hâl, bir kabiliyet üzere yaratmasıdır.”  TDV İslam Ansiklopedi sözcüğünde Fıtrat, “yarmak, ikiye ayırmak; yaratmak, icat etmek” mânalarına gelen fatr kökünden isim olup “yaratılış,belli yetenek ve yatkınlığa…

  • KUR’AN-I KERİM

    Bu Kitap sıradan bir insanın yazdığı sıradan bir kitap değildir. Yüce Allah tarafından indirilen sonsuz ilim sahibi Rabbimizin biz okuyalım diye gönderdiği bir kitaptır. Bu kutsal kitabın sırları günümüzde hala çözülememiştir.  Örneğin bazı sûrelerin başındaki harflerin ne anlama geldiği hala bilinmemektedir. Bakara Sûresi 255. ayet: … *insanlar O’nun ilminden ancak O’nun dilediği kadarını  kavrarlar* … Yüce…

  • HELAL-HARAM HASSASİYETİ ÜZERİNE

    Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla… Sözlükte masdar olarak “mubah, câiz ve serbest olmak, ruhsat vermek, Harem’den veya ihramdan çıkmak” anlamlarına gelen helâl kelimesi isim olarak haramın karşıtıdır. Câiz ve mubah gibi terimler de aralarında bazı farklılıklar bulunmakla birlikte çok defa helâl ile eş anlamlı gibi kullanılır ve dinî literatürde mükellefin yapıp yapmamakta serbest bırakıldığı davranışları ifade eder.  Sözlükte masdar olarak “bir şey…

  • MÜNAFIKLIK TESTİNE HAZIR MISIN?

    Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla… Hayat kitabımız Kur’anda, Kur’an terminolojisinde münafık kelimesi iki farklı tipteki insan için kullanılır. İlki halis münafıklar olup bunlar, “Aslında inanmadıkları halde Allah’a ve âhiret gününe iman ettik”derler. (Bakara:2/8) İkincisi zihin karışıklığı, ruh bozukluğu veya irade zayıflığı yüzünden imanla küfür arasında gidip gelen, şüphe içinde bocalayan (Nisâ:4/137, 143; Tevbe: 9/44-45), imandan çok…

  • ALLAH’IM SENİN İÇİN

    Kovulmuş şeytanın şer’inden Yüce Allah’a sığınırım. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Selamünaleyküm arkadaşlar. Bugün sizlere Yüce Allah’ın emir ve yasaklarını yerine getirmeye çalışan Müslüman bir kimsenin, her iş ve amelinde sırf ama sırf Allah için, onun rızasına uygu olarak yaptığında, ibadet etmiş gibi olduğu hakkında konuşacağız. Biz inananlar iyi bilmekteyiz ki Rabbimiz Allah, biz…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir