Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla…
Sözlükte masdar olarak “mubah, câiz ve serbest olmak, ruhsat vermek, Harem’den veya ihramdan çıkmak” anlamlarına gelen helâl kelimesi isim olarak haramın karşıtıdır. Câiz ve mubah gibi terimler de aralarında bazı farklılıklar bulunmakla birlikte çok defa helâl ile eş anlamlı gibi kullanılır ve dinî literatürde mükellefin yapıp yapmamakta serbest bırakıldığı davranışları ifade eder.
Sözlükte masdar olarak “bir şey bir kimseye yasak olmak”, isim olarak da “yasaklanan, helâl olmayan şey” anlamına gelen harâm kelimesi, çeşitli türevleriyle birlikte Arapça’da zengin bir kullanım alanına sahiptir. Bunlardan hurmet “engel olmak, yasak olmak, mümkün olmamak; saygı duymak”; hırmân “kişiyi bir iş, davranış veya haktan mahrum bırakmak”; ihrâm “bir şeyi yasaklamak, haram saymak; haram beldeye veya haram aylara girmek; hac veya umreye niyet ederek dikişsiz elbise giymek”; tahrîm “haram kılmak, yasaklamak” anlamındadır. Fıkıh literatüründe tahrîm karşılığında hazr, haram karşılığında mahzûr terimleri de kullanılmaktadır. Ayrıca Mekke ve Medine’ye Harem denilmesinden “haram aylar” ve “harîm” tabirlerine kadar örfte ve dinî literatürde haram kökünden türeyen birçok kelime ve terimin bulunduğu ve bunların neredeyse tamamının kelimenin kökündeki “yasaklama, engelleme, mahrum bırakma” anlamı çerçevesinde bir muhteva kazandığı görülür.
Helal ve haram, Allah’ın kulları için koyduğu ve asla aşılmamasını emrettiği sınırın adıdır. Çünkü İslam’da helal ve haramı belirlemek Allah’a ve O’nun izniyle de Hz. Peygamber’e aittir. (Araf, 7/157.) Dolayısıyla insanların kendi arzularına göre bir şeye helal veya haram demeleri şiddetle yasaklanmış (Enam, 6/138-140.) ve bunun Allah’a karşı apaçık bir yalan ve iftira olduğu şu şekilde ifade edilmiştir: “Dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden ötürü, ‘şu helaldir, bu da haramdır’ demeyin, sonra Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.” (Nahl, 16/116.)
Hayat kitabımız kuran-ı Kerim’de helal- haram hassasiyeti ile alakalı Rabbimiz şöyle buyurmaktadır;
Bakara suresi 172 meali;
“Ey Allah’a inanıp güvenenler! Allah’ın size rızık olarak verdiği şeylerin temiz olanlarından yiyin!Yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız, O’na karşı görevinizi yerine getirin!”(Bakara 2/172)
Ayette geçen “tayyibat” kelimesi temiz ve lezzetli olan yiyecekleri ifade etmektedir. Yiyeceklerimizde temizlik çok önemlidir. Temiz yiyeceklerin sunulması çok büyük şükür sebebidir. Allah-u Teala şöyle buyuruyor; “Hâlbuki Âdemoğullarına çok değer verdik; onları karada ve denizde taşıttık; onlara güzel ve temiz nimetler verdik; yarattıklarımızın birçoğundan da üstün kıldık.”(İsra:70) Cenab-ı Hak tüm elçilere aynı emri vermiş ve temiz lezzetli yiyeceklerden yemek ile iyi işler yapmak arasında şöyle bağ kurmuştur; “Ey elçiler! Temiz ve lezzetli şeylerden yiyin ve iyi iş yapın. Ben ne yaptığınızı bilirim.”(Müminun:51) Ayrıca bu emir tüm insanlığa da verilmiştir; “Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helal ve temiz olanlarını yiyin. Şeytan’ın izinden gitmeyin. O sizin açık düşmanınızdır.”(Bakara:168)
Tüm yediklerimizin ve bedenimizin de sahibi olan Yüce Allah’tır, dolayısıyla her şeyi O’na borçluyuz ve şükrümüz de O’nadır. Allah’tan başka varlıklar hakkında, falanca kişi yağmur yağdırdı, bitki bitirdi, yüzü suyu hürmetine nimetler verdi gibi manalar yüklenmesi Allah’tan başka tanrılar oluşturmak olacaktır.
Bakara suresi 173. Ayetin meali
“O; size, sadece ölü hayvan etini, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilenleri haram kıldı. Mecbur kalan bir kimsenin, haddi aşmamak ve istismar etmemek koşuluyla, bunları yemesinde bir günah yoktur. Kuşkusuz, Allah’ın Rahmeti Bol ve Kesintisiz’dir.”
Bakara 173.ayette haram kılınmış yiyecekler anlatılmaktadır. Ayrıca şu ayette de geniş olarak ifade edilmiştir; “Müminler, akitlerinizin gereğini yerine getirin. Aşağıda okunacak olanlar dışındaki dört ayaklı hayvanlar size helâl kılınmıştır; ama ihramlı iken avladığınızı helal görmeyin . Allah istediği hükmü verir. Müminler, Allah’a kulluğun simgelerine, haram ayına, hac kurbanına, gerdanlıklı kurbanlara ve Rablerinin ikramını ve rızasını aramak için Kabe’ye yönelenlere saygısızlık etmeyin. İhramdan çıkınca avlanabilirsiniz. Mescidi haramdan men edenlere duyduğunuz öfke, sakın sizi aşırılığa sevk etmesin. İyilikte ve takvada yardımlaşın ama günahta ve taşkınlıkta yardımlaşmayın. Allahtan korkun; Allah’ın cezası ağırdır. Ölü, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına kesilmiş, boğulmuş, vurulmuş, düşmüş, boynuz darbesi almış ve yırtıcı tarafından yenmiş olanlar size haramdır; ölmeden keserseniz başka. İbadet için dikili taşlar üzerinde kesinler haram olduğu gibi çekilişle kısmet aramanız da haramdır. Bunlar yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler dininizden ümitlerini kesmişlerdir; onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün dininizi olgunlaştırdım; size olan nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâm’ı uygun gördüm. Her kim günaha eyilimi olmadan açlıktan dolayı mecbur kalırsa Allah bağışlar ve ikram eder.”(Enam:1-3)
Ayete geçen “kan” kelimesinin başında geçen eliflam harfi kelimeye belirlilik anlamı vermektedir. Yani bir yerde ilgili kelimenin tanımının yapıldığına işaret edilmektedir. Bu kelimenin tanımı şu ayette yapılmıştır; “De ki: “Bana gelen vahiyde yiyene yemesi haram kılınmış bir şey bulamıyorum; leş, akmış kan, domuz eti ki pisliktir, ya da yoldan çıkmak suretiyle Allah’tan başkasının adı anılarak kesilmiş olursa başka. Kim zorda kalır da isyan etmez ve aşırı gitmezse senin Rabbin bağışlar ve merhamet eder.”(Enam 6/145) Demek ki kanın haram olması “akan kan” için geçerlidir. Et kesilirken damarlarda kalan kan değil, o damarlardan akmış olan kan haramdır. Dolayısıyla kesilmiş etleri yıkamaya, içindeki kanları çıkarmaya gerek yoktur.
Peygamberimiz “Allah’ın adıyla başlamayan önemli işlerden hayır gelmez” buyurmuştur. Allah’tan başkası adına, yani putlara, uydurulmuş tanrılara, yatırlara sunulmak amacıyla kesildiyse bu hayvan haram olur. Allah-u Teala şöyle buyurmaktadır; “Neye dayanarak üzerine Allah’ın adı anılanlardan yemiyorsunuz? Hâlbuki Allah, yenmesi haram olanları size açık açık bildirmiştir, zorda kalmışsanız başka. Onların birçoğu heveslerine uyarak bilgisizce saptırırlar. Senin Rabbin aşırı davrananları çok iyi bilir. Fasıklık yapılarak üzerine Allah’ın adı anılmamış olduğu kesin olandan yemeyin. Şeytanlar dostlarına, sizinle mücadele etmelerini fısıldarlar. Onlara boyun eğerseniz tam müşrik olursunuz. Günahın açığını da gizlisini de bırakın. Suç işleyenler, suçlarının cezasını çekeceklerdir.”(Enam:119-121)
Aç kalmış ve haram kılınan yiyeceklerden başka bir şey bulamamış bir kimse, bu zaruret durumunda aşırıya kaçmamak yani ihtiyacı dışında yememek, yoldan çıkmamak yani haramı helal saymamak şartlarıyla bunlardan yiyebilir. Allah-u Teala şöyle buyurmaktadır; “Allah size sadece ölüyü, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kılmıştır. Kim zorda kalır da aşırı gitmez ve başkasının hakkına saldırmazsa Allah bağışlar ve ikramda bulunur.”(Nahl:145) Allah böyle bir durumda affedeceğini, bu günahı görmezden geleceğini ve ikramda bulunacağını söylemektedir. Yani bu yiyeceklerin vücutta doğuracağı zararları da giderecektir.

