MUTAFFİFİN SURESİ (2.BÖLÜM)

Dürüstlük ayeti okunduğunda dürüstlük karın doyurmuyor ki diyenler, sırf kimsesi yok diye zayıfa, çaresize böcek gibi davrananlar, anne babaya değil öf demek ölün de sizden kurtulayım diyen acımasız evlatlar, akrabasının her fırsatta canını acıtan pis dedikoduları yapanlar, ayet dediğinde arkasını dönenler, kaçanlar, eğlence dediğinde koşa koşa gelenler, ahireti yalanladığınızın farkında mısınız?

Eğer bunları yapıyorsanız ahiretteki halinizi şimdiden görün.

Yunus suresi 27. ayet:”Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah’(ın azabın)dan koruyacak hiçbir kimse de yoktur. Sanki yüzleri, karanlık geceden parçalarla örtülmüştür. İşte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.”

Yüzlerimiz karanlık gecelerden bir parça olsun istemiyorsak, cehennemde sonsuz kalmak istemiyorsak, hayırlara koşmalıyız, ayetleri hayatımızda uygulamalıyız. 

(10-11) O gün yalanlayanların; hesap ve ceza gününü yalanlayanların vay hâline!

Esim, çok günahkar, günah işlemeyi meslek haline getiren demektir. Hak hukuk bilmeyen günahı hayat tarzı yapan insan ahireti yalanlar. Kur’an’a inanmak keyifleri kaçıracağı için yalanlar. Nefsini ilah edindiği için yalanlar. 

Rabbimiz İsra suresi 49. ayetinde şöyle buyuruyor: Dediler ki: “Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduğumuz zaman mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?”

Bu kimseler başka ne söyler?

Hayat ancak dünya hayatımızdan ibaret. Biz bir daha diriltilecek değiliz. Dirilişe inanmayanlara, ahirete inanmayanlara Rabbimizin Yasin suresinde bir cevabı var. 

Yasin suresi 79. ayet: “De ki: “Onları ilk defa var eden diriltecektir. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir.”

Dirilmeye inanmayan insan Kur’an için de eskilerin masalları der. Masal kadar ciddiyetsiz görür.

(12) Onu, ancak her azgın, günahkâr kimse inkâr eder.

(13) Ona âyetlerimiz okununca, “Eskilerin masalları” der.

Bu kimseler Kur’an’ı o kadar ciddiyetsiz görüyorlar ki. Ayrıca bu kimseler çok tutarsızdırlar.

Bakara suresi 170. ayette: “Biz atalarımızın dinine uyarız” diyorlar. Bir dedikleri bir dediklerini tutmuyor. Bunlar ayrıca ceza gününü yalanlamak yanında bütün ayetleri de yalanlıyor. Bu kimseler ayetleri uygulamıyor. Bir zamanlar insanlar uyguladı ama bu zaman da imkanı yok uygulanamaz diyorlar. Biz Peygamber ya da Sahabe değiliz diyorlar. Kur’an’ı görmüyorlar. Nuh Peygamber gibi gece gündüz anlatsan da bunlar ayetleri görmüyorlar.

Nuh suresi 5-10. ayetler:”Nûh, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim.”Fakat benim davetim ancak onların kaçışını artırdı.”

“Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler.”

“Sonra ben onları açık açık davet ettim.”“Sonra, onlarla hem açıktan açığa, hem de gizli gizli konuştum.”“Dedim ki: ‘Rabbinizden bağışlama dileyin; çünkü O, çok bağışlayıcıdır.’

Demir bir anda paslanmaz, yavaş yavaş paslanır ve boya tutmaz olur. Bunların kalpleri de pastan dolayı boya tutmuyor. 

Bakara suresi 138. ayet:”“Biz, Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz” (deyin).”

En güzel boya, Allah’ın boyasıdır. Allah’a güzel kul olanların büründüğü davranış boyaları. Ondan güzel boya var mı? Keşke ayetlere eskilerin masallarıdır diyerek ciddiye almayanlar, dinlemeyenler az düşünselerdi. Ama düşünmediler. 

Kalpleri bununla birlikte üst üste kilitlendi. Muhammed suresi 24. ayet:”Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var?”

Dürüst olmayanların kazançları, elde edip durdukları ve kar sandıkları günahlar kalplerini bu hale getirdi, üst üste kilitledi. Ayetler de o kalbe giremedi. O kalbe inemedi ayetler. Böyle olunca da Allah ile arasında ahirette perde oluştu. 

Araf suresi 179. ayet:”Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.”

Ayetleri dinlemeyen, hayatına uygulamayan, dinlememek için çabalayan insanlara Rabbimiz kör dedi, sağır dedi, kalpleri anlamaz dedi. Hatta hayvandan daha şaşkındır dedi. 

(14) Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır.

İşte bu kalpleri pas bağlayanlar, günahı sürekli işleyenlerdir, haddini aşanlardır.

(15) Hayır, şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır.

Elbette perdelenmiş gönüllerde oluşan günah pasından dolayı Allah ile arasında perde oluşuyor. Allah’ın şefkat ve merhametinden yoksun kalıyorlar. Allah onları o halde cehennemde unutuyor. 

Araf suresi 51. ayet:”Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkâr edip durdularsa, biz de onları bugün öyle unuturuz.”

Onları Allah unutursa, merhametten yoksun bırakırsa zaten cehennemlik olur, sonsuz cehennemin arkadaşı olurlar. Onun için biz bu dünyadayken Allah’ı unutmayalım ki hesap gününde de Rabbimiz bizi unutmasın. Yoksa bu unutulanlardan oluruz.

(16) Sonra onlar muhakkak cehenneme gireceklerdir.

Elbette cehennemin yolcuları o kadar çok günah işledi ki sonuç Rabbimin merhametinden perdelenmeye kadar vardı. Rabbimiz burada bu yolculuğu yapmamamız için böyle olmamamız için bizi uyarıyor. Cehennemi anlatıyor ki günah işlemeyelim. Kul hakkına, dürüstlüğe, adalete, ibadete dikkat edelim. Rabbimiz uyarmasını uyarıyor ama bizler nasıl yaklaşıyoruz?

Zümer suresi 71-72. ayetler:”İnkâr edenler grup grup cehenneme sevk edilirler. Cehenneme vardıklarında oranın kapıları açılır ve cehennem bekçileri onlara şöyle derler: “Size içinizden, Rabbinizin âyetlerini size okuyan ve bu gününüze kavuşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar da, “Evet geldi” derler. Fakat inkârcılar hakkında azap sözü gerçekleşmiştir.

Onlara şöyle denir: “İçinde ebedî kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların kalacağı yer ne kötüdür!”

O sonsuz cehenneme gittiğimizde, Rabbimizden özür dilersek bizi affeder mi?Tahrim suresi 7. ayet:”Ey inkâr edenler! Bu gün özür dilemeyin! Siz ancak yapmakta olduklarınızın karşılığını görüyorsunuz.”

Rabbimiz dünyada ayetleri anlamamız, uygulamamız için bize yeterince süre vermişti. Ciddiye alsaydık bunu fark ederdik. 

(17) Sonra da onlara, “Yalanlamakta olduğunuz işte budur” denecektir.

Bu kimseler ahireti, hesap vermeyi, Kur’an’ı yalanladılar. Eskilerin masalları dediler. Ama bilmiyorlar ki dünyada Allah’ın emirlerine eğilmeyen başımız ahirette Allah’ın huzurunda utanç içinde eğilecektir. 

Secde suresi 12. ayet:”Suçlular, Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, “Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki, salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak inanmaktayız” dedikleri vakit, (onları) bir görsen!”

Bu kötüler secde etmek istiyorlar ama güç yetiremiyorlar. Çünkü dünyadayken secde etmediler. Allah’ın ayetlerini duyduklarında burun kıvırdılar, küçümsediler, konuyu değiştirdiler, başka şeylerden bahsettiler, umursamadılar. Kalem suresi 42-43 ayetler:”Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kâfirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir hâlde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Hâlbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı.”

Böyle olmamak için Rabbimizin emirlerini duyduğumuzda hemen secde etmeliyiz yani uygulamalıyız, hayatımızda yaşamalıyız. Tabi ki dünyada secde etmeyen Allah’ın emirlerine uymayan insanlar olduğu gibi, iyi insanlar da vardır. Bunu ayetin devamında görüyoruz.

(18) Hayır (sandıkları gibi değil!) iyilerin yazısı “İlliyyûn”dadır.

Bu dünyada iki insan arasında nasıl dağlar kadar fark varsa, iyi ile kötü insan arasında ahirette de fark olur. Allah kötüyle iyiyi asla bir tutmaz. Sad suresi 28. ayet:”Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri, yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız?”

Bu iyiler dünyada ne yapmışlar görelim mi? Bakara suresi 177. ayet:”İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.”

İyiler başka neler yapar? 

Al-i İmran suresi 191. ayet:”Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.”

Bunlar daha sonra şöyle derler. Ayetin devamına bakalım. “Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan, onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.”“Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al.”

(19) “İlliyyûn”un ne olduğunu sen ne bileceksin.

Rabbim biz bilemeyiz Sen bilirsin. Devamında Rabbimiz bize açıklıyor. 

(20) O, yazılmış bir kitaptır.

Bu öyle bir kitap ki hiçbir halimiz gizli kalmıyor. Bunu nereden biliyoruz? Hakka suresi 18. ayet:”O gün (hesap için Allah’a) arz olunursunuz. Hiçbir sırrınız gizli kalmaz.”

Hatta kalplerimizdeki bile ortadadır. Hud suresi 5. ayet:”İyi bilin ki onlar, O’ndan gizlenmek için kalplerindeki düşmanlığı gizliyorlar. Yine iyi bilin ki, elbiselerine büründükleri zaman bile, Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilendir.”

Şöyle bir soru aklınıza takılabilir. Düşüncelerden sorumlu muyuz? Cevabı ayetle verelim. Bakara suresi 284. ayet:”Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah sizi, onunla sorguya çeker de dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.”

İçimizdekileri gizli de tutsak, açık açık da söylesek Allah bizi hesaba çeker. Onun için niyetlerimiz çok önemlidir. Niyetlerimizi temiz tutmamız gerekiyor, içimizden geçen düşünceleri temiz tutmamız gerekiyor. İçimizde ne varsa hepsini Allah bilir. 

(21) Ona, Allah’a yakın olanlar şâhit olur.

Bu kitabı Allah’ın razı olduğu işleri yaparak Allah’a yakın olanlar görür. Bunlar her şeyde de öndedir. Vakıa suresi 3-11. ayetler:” Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır. Ahiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu kimselerdir! Kötülüğe batanlara gelince; ne mutsuz kimselerdir! (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah’a) yaklaştırılmış kimselerdir.”

Rabbimiz bu hayırda önde olanları ayrı bir grupta değerlendiriyor. Diğerlerine katmıyor. Hayırda önde olanlar güzellikte, iyilikte de öndedir. Fatır suresi 32. ayete  bir bakalım. “Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan ortada olanlar vardır. Yine onlardan Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. İşte bu büyük lütuftur.”

Kur’an-ı Kerim hepimize mirastır. Onlardan kimisi kendi nefsine zulmeder. Yani Kur’an-ı Kerim’i okumaz, hayatına uygulamaz, çok ciddiye almaz, kendi nefsine zulmeder. Diğeri orta halde gider yani etliye sütlüye karışmaz. Sadece durur. Çok fazla koşmaz. Kimisi de Allah’ın izniyle hayırlarda öne geçmek için yarışır. İşte en büyük fazilet budur. Bu kimseler durmadan koşuyor. Nerede yetim var gidip buluyor. İlgileniyor onunla. Nerede yaşlı var gidip arayıp buluyor, ilgileniyor. Nerede bilgisiz var gidip arayıp buluyor ve öğretiyor. 

Bizler şurada bir ihtiyacı olan var dediklerinde koşuyor muyuz?

İyiler bu koşma işini neye göre yapıyor? Furkan suresi 52. ayet:”(Madem ki yalnız seni gönderdik) Öyleyse kâfirlere boyun eğme ve bununla (Kur´ân ile) onlara karşı olanca gücünle büyük bir savaş ver!”

Kafir hem inkar eden demektir hem de Allah’ın ayetlerini uygulamaya gerek bile görmeyen demektir. Kurallara uymayan insanları Kur’an’la uyaracak, Rabbimiz Peygamber Efendimize bunu söylüyor. Peygamber Efendimiz nezdinde de bize söylüyor. Bu koşma işini Allah yolunda koşma işini neye göre yapacağız?

Onu da Kur’an ile yapacağız. Yoksa neye koştuğumuz belli olmaz. İyiliğe mi koşuyoruz kötülüğe mi? Bunu ayırt edebilmemiz için bu Kur’an’ı okumamız gerekiyor. Yoksa kötülüğe koşanlardan oluruz ve bunun farkına bile varmayız. Allah yolunda koşanların, Allah rızası için bir şeyler yapanların, ayetleri hayatına uygulayanların yaşam alanına bakalım mı? Müthiş bir konfor, hiç dert tasa yok, mutluluk var.

(22) Şüphesiz iyi kimseler, Naîm cennetindedirler.

(23) Koltuklar üzerinde, (etrafı) seyrederler.

Bu kimseler neşe ve sevinç içinde güzelliklerine bakıyorlar. O çok sevdikleri Rablerinin emirlerine tereddüt etmeden uydukları için Rablerinin selamının mutluluğunu yaşıyorlar. Yasin suresi 55-56. ayetler:”Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler. Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar.”

Buradaki eşler ifadesi kendi yolunda olan, aynı yolda olan insanlar demektir. 

Yasin suresi 57. ayet:”Onlar için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey vardır. Çok merhametli olan Rab’den bir söz olarak (kendilerine) “Selâm” (vardır).”

Bunun yanında iyiler kötülerin durumunu, eskilerin masalları diye ayetleri umursamayıp hile yapanların durumunu da seyrediyorlar. Çünkü Mutaffifin suresinin son ayetinde Rabbimiz şöyle buyuruyor: Nasıl, kâfirler yapmakta olduklarının karşılığını buldular mı?(Mutaffifin:36)

Rabbimiz Müslümanlara soruyor, iyilere soruyor. Kötülerin yüzleri geceden bir parça gibi ama iyilerin yüzleri nasıl ayetin devamına bakalım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir