KOMŞULUK ÜZERİNE

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

Selamünaleyküm arkadaşlar. Bugün sizlere Komşuluk Hakkı nedir, yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim ve hadislerin ışığında, elimizden geldikçe anlatmaya çalışacağım.

Komşu kime denir? Ev, işyeri, arazi, köy, şehir ve ülke bakımından yakın olanların birbirlerine göre aldıkları ada komşu denir. Ayrıca, komşu tabiri, hiç bir ayırım yapılmadan, müslüman-kâfir, âbid- fâsık, dost-düşman, yerli-misafir, iyi-kötü, yakın-uzak bütün komşuları içine alır.

Sosyal hayatın aileden sonraki halkasını komşular oluşturduğundan her din ve kültürde komşuluk ilişkileriyle ilgili kurallar bulunur. İslâmî kaynaklarda komşu hakları genel olarak kul hakları veya insan hakları denilen haklar çerçevesinde ele alınır, bu haklarla ilgili buyruk ve yasaklar komşuluk ilişkilerini de bağlar.

Komşuluk hakkı nedir? Komşular bazan bir akraba gibi birbiriyle içli dışlı oldukları için güzel geçinmeleri, birbiri hakkında iyi şeyler düşünüp mutlu olmalarını istemeleri, mallarının ve canlarının zarar görmemesi için gayret etmeleri, komşusu hatalı bir iş yapmaya kalktığında veya bir konuda komşusunun görüşünü almak istediğinde ona doğru yolu göstermeleri başlıca komşuluk haklarıdır.

Buna ilave olarak zaman zaman birbirlerine hediye göndermeleri, karşılaştıkları zaman birbirinin yüzüne gülüp selamlaşmaları, yardıma çağırdıkları zaman hemen gitmeleri gibi iyi komşuluk esaslarını saymak mümkündür.

Yani anlayacağımız üzere, komşumuz borç veya ödünç bir şey isteyince imkânımız varsa verelim. Bizden yardım isteyince yardımlarına koşalım. Hastalanınca ziyaret edelim. Maddî sıkıntıya düştüklerinde onları gözetelim. Mutlu günlerinde sevincine, kederli günlerinde üzüntüsüne ortak olalım. Ölüm hadisesi gerçekleştiğinde cenaze işlemlerinde yardımcı olalım, cenaze namazlarını kılıp, defin için kabristana gidelim ve evlerine gidip taziyede bulunalım. Komşumuzun maddi durumu iyi değilse yemek yaptığımız zaman onlara da ikramda bulunalım. Çocuklarımızı komşumuzun çocuğunda bulunmayan ve gördüğünde arzusunu çekecek şeylerle dışarıya göndermeyelim. Çünkü komşuluk ilişkisi sandığımız kadar basit bir şey değildir. Günümüzde çok basite indirgenmek istense bile durum böyle değildir.

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerimdeki (Nisâ sûresinin 36. ayeti, Ra’d sûresinin 4. ayeti ve Ahzâb sûresinin 60,61. ayetlerine  bakacak olursak:

“Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.”

“Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, ekinler; bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır.”

“Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine’de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan) vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da (bundan sonra) orada lanete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler.”

Türkçedeki komşu teriminin karşılığı olan âyetteki câr kelimesi, “yakın olma, yakınlık” anlamındaki civar ve mücâvere masdarlarından İsim olup genellikle birbirine yakın meskenlerde yaşayan kişilerin ve ailelerin her birini ifade eder. Ayrıca aralarında meslek, iş yeri, arazi vb. yönlerden yakınlık bulunanlar hakkında da kullanılmaktadır.

Âyetlerde geçen “yakın komşu” ile evleri en yakında bulunan komşular, “uzak komşu” ile de nispeten daha uzakta oturan komşular kastedilmiştir. İlkiyle akrabalık bağı bulunan, ikincisiyle akraba olmayan komşular kastedilir.

Ayrıca âyetteki “ihsan” kelimesinin, yerine göre komşunun mutluluğunu ve kederini paylaşma, birlikte dostça yaşama, komşuya eziyet etmeme ve onu himaye etme gibi erdemli davranışları içerdiğini belirtir.

Ve Hadis-i Şeriflere bakacak olursak:

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bizleri uyarmıştır ve bir keresinde: “Vallâhi imân etmiş olmaz. Vallâhi imân etmiş olmaz. Vallâhi imân etmiş olmaz” diye buyurunca, Sahâbîler: – Kim imân etmiş olmaz, yâ Resûlallah? diye sordular. Efendimiz: “Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse!” diye buyurdu.

Bir başka uyarı ise şöyledir: “Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse cennete giremez.”

Peygamber Efendimizin buyurmuş olduğu bu hadislerde dikkat edersek komşuluk hakkına riayet etmenin imanımızın gerekliliği olduğu ve komşusu tarafından güvenilir olmayanların cennete girememe diye bir tehlikeyle yüz yüze olduğu vurgulanmaktadır.

Bu sebeple bugün ihmal ettiğimiz komşuluk ilişkilerimizi imanımızın kâmil olması ve cennete girebilme noktasında kendi menfaatimiz açısında yeniden ele almamızda fayda vardır.

Şimdi de komşuluk hakkı bakımından kaç çeşit olduğuna bakalım.

Bir hakkı olan komşular: Müşrikler gibi ki, bunların sadece komşuluk hakkı vardır. ‘İki hakkı olan komşular:’ Müslümanlar gibi ki, bunların hem komşuluk, hem de din kardeşliği hakkı vardır. Üç hakkı olan komşular: Akraba olan müslümanlar gibi ki, bunların hem komşuluk, hem din kardeşliği, hem de akrabalık hakkı vardır. 

“Allah katında arkadaşların hayırlısı, arkadaşına faydalı olandır. Yine Allah katında komşuların hayırlısı, komşusuna faydalı olandır.”

“Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse komşusunu rahatsız etmesin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun!” 

“Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse komşusuna iyilik etsin.”Komşumuza rahatsızlık vermemek, komşumuza ikramda bulunmak Sevgili Peygamberimizin bildirdiği tavsiyeleridir.

“Ey Ebû Zer! Çorba pişirdiğin zaman suyunu çok koy ve komşularını gözet!”

Hiçbir şeyin olmasa da sadece çorban bulunsa bile, komşularına ondan da bir pay ayır, denmek istenmiştir.

Efendimiz bu sözüyle, etrafındaki yoksulların karnı açken senin ağız tadı, damak zevki araman uygun olmaz. Sen mü’minsin. Açları, yoksulları sen gözeteceksin, komşun açken tok yatamazsın demektir.

“Ey müslüman kadınlar! Komşu hanımlar birbiriyle hediyeleşmeyi küçümsemesin! Alıp verdikleri şey bir koyun paçası bile olsa!..”

Netice itibariyle komşu sadece yan hanede oturan insan değildir. Maddi veya manevi alanda her an kendisine ihtiyaç duyacağımız komşumuzla ilişkilerimizi İslam Dininin tavsiyelerine uygun hale getirmek dünya mutluluğumuz, imanımızın kâmil olması ve cennete elde etmemiz için gereklidir. Atasözü olarak ifade edilen “Komşu komşunun külüne muhtaçtır” sözü bu hususu ne kadar güzel ifade etmektedir.

Yüce Rabbim komşuluk ilişkilerimizi kendi rızasına uygun bir hale getirmemizi nasip eylesin. Ne mutlu o müminlere ki; Allah rızasını gözeterek, komşuluk haklarına riayet edip ve hiçbir yakın-uzak komşusuna zulüm etmeyene. Vesselam…

Similar Posts

  • AHLAK ÜZERİNE

    Her şeyden önce Allah’a hâmd, onun kutlu elçilerine salât ve selâm olsun. Dünyanın neresine gidersek gidelim, alemlerin Rabbi olan Allah’ın mülkünden asla çıkıp kendimizi soyutlayamayız. Dolayısıyla başımızı kaldırıp başıboşluk içinde yaşamamız ne mümkün ne de gereklidir. Öyle ki, bütün dünya ve bütün insanlık, her şeyin sahibinin O olduğunu ve her şeyin O’nun emrinde olduğunu bilmelidirKutsal…

  • İNFİTÂR SURESİ 6. AYET BİZE NE DİYOR?

    İnfitar Suresi 6. ayet: “Ey insan! Seni Rabbine karşı aldatan nedir?” Bu ayette Allah Teala, insanoğluna sorgu sual yöneltmektedir. “Seni Rabbine karşı aldatan nedir?” sorusuyla, insanları günaha sürükleyen ve Allah’tan uzaklaştıran şeylerin ne olduğunu düşünmeye teşvik eder. Ayette geçen “aldatan” kelimesi, insanları yanlış yola sürükleyen ve hakikatten uzaklaştıran şeyleri temsil eder. Bu şeyler nefsin arzuları,…

  • FURKAN SURESİ (1. BÖLÜM)

    1.Alemlere uyarıcı olsun diye kulunun üzerine Furkan’ı indiren o zat pek yücedir. Alemlere( bütün insanlara) Uyarıcı olsun diye Furkan olan Kur’an’ı indiren o zat pek yücedir. Nezir uyarmak demektir. Demekki ayette Nezir kelimesi geldiğine göre toplum iyi değil. Uyarılacak bir toplum olduğunu buradan anlıyoruz.  Furkan ne demektir?  Fark kelimesinden türemiş olup farkı fark ettiren manasında,…

  • KUREYŞ SURESİ

    Nimetleri Nerede Kullanıyoruz? İnşallah Kureyş suresinin anlamını öğreneceğiz. Bildiğiniz gibi Fil Suresi’nde Rabbimiz bize Ebrehe isimli hükümdarın içinde kocaman filler olan bir orduyla Kâbe’yi yıkmak için geldiğini ancak başaramayıp helak olduğunu anlatmıştır. Bu olay bütün Arap yarımadasında kavimlere yayılmış ve duyulmuştu.  Bu olayın sonucunda bütün insanlar akın akın Kâbe’yi ziyaret etmeye başlamıştı.  Bu musibet Kâbe’yi…

  • AŞKIN FERMANIDIR TESLİMİYET

    Bakara Suresi 131. ayet: “ Rabbi ona:” Teslim ol.” dediğinde ( o ) : Alemlerin Rabbine teslim oldum.” demişti.   Gözlerimizi kapatıp bir an için kendimizle başbaşa kalalım. Bugün içimizdeki sese kulak verelim ve teslimiyet noktasında nerde durduğumuza bir bakalım hatta vicdanımızla yüzleşelim istiyorum. La ilahe illallah diyen her vicdan sahibi bu teslimiyete kendi gönül rızasıyla boyun eğmiş…

  • FELAK SURESİ

    GERÇEKTEN KİME SIĞINDIK? Felak Suresi bize sığınmamız gereken doğru adresi gösterir. Kime sığınacağımızı gösterir. Euzubillahimineşşeytanirracim.Bismillahirrahmanirrahim. 1. De ki: “Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.” (1-5) Rab kelimesi beslemek,  yetiştirmek anlamlarına gelir. Kur’anda Rab kelimesinin bir anlamı daha vardır.  Yusuf Suresi 23…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir