KUR’ANI ANLAMAK

Bugün sizlere Kur’andan bahsetmek istiyorum ama itiraf ediyorum, bu hiç kolay değil. Çok heyecanlanıyorum. Bu kalp var ya, bu kalp, sanki yerinden çıkacakmış gibi atıyor. Neden mi bu heyecan? Çünkü şu an sizlere herhangi birisinden değil, herhangi birisinin yazdığı ünlü bir kitaptan değil, bizi yaradan Rabbimizin yüce kitabından bahsedeceğim. Kur’andan bahsedeceğim.Tabii ki böyle müthiş bir kitabı anlatırken heyecanlanmamak mümkün değil. Biliyorum, sizler de Kur’andan, bahsedildiğinde çok heyecanlanıyorsunuz. Öyleyse ne yapalım? Bırakalım, kalbimiz heyecanlansın, Enfal Suresinde “O müminler ki Allah anıldığı zaman kalpleri titrer” ayetindeki gibi olsun.Kalplerimiz pır pır atsın.
Öncelikle Kur’an nedir? Bundan başlayalım. Kur’an, Rabbimizin bizlerle konuştuğu, bizlere “kulum” diye seslendiği kitaptır. Düşünebiliyor musunuz? Rabbimiz bu kitapla bize sesleniyor. Ne kadar büyük bir şeref, ne kadar güzel bir duygu… Kelimelerle tarif edilemez bir duygu. Gerçeksin Kur’an okuyan kişi bu duyguyu çok iyi bilir. Onun için Kur’anını yüksek raflara değil, masanın üstüne koyar. Eline her alışında heyecanlanarak “Rabbim, sana geldim. Seninle konuşmaya geldim.” der. O andaki huzuru var ya, dünyadaki hiçbir şeyle değişmez. Değil filmler, değil oyunlar, değil eğlenceler… Onun hayatı Kur’andadır. Rabbi ile konuşup Onun dediklerini yapmaktadır. O böyledir.
Ama onun aksine bazı insanlar da vardır ki maalesef Kur’anın değerini bilmez. Şöyle ki, “Ben Müslümanım der ama , Kur’ana iman ettim.” der ama “Rabbim bana ne söylüyor?” diye hiç merak etmez. Kur’anını açıp okumaz, raflarda tozlanmaya bırakır. Kur’anını terk eder. Çünkü Rabbinin sözleri umurunda bile değildir. Zaten o Rabbini çoktan unutmuştur. Ama aynı kişilere on tane şarkı sözü söyle desen, inan bir kelimesini bile atlamadan söyler. “Kim nereye gitmiş, ne konuşmuş, ne giymiş? ne yemiş, içmiş ” desen, saatlerce ayrıntılarıyla bıkmadan anlatır. Ama “Hadi gel de Rabbimizin sözleri olan ayetleri söyle.” desen, gözünün içine bakar durur. Susar.Sen ayetleri söyleyince de yapmamak için “ama” diyerek bin tane mazeret bulur.İşte bunlar gibi Rabbini unutanlardan olmamamız için Kur’andaki ilk emir “Yaradan Rabbinin adıyla oku!” olmuştur.
Şimdi size bilmece gibi bir soru.Rabbimizin oku emrinde neyi söylemesine gerek yoktur? Anla demesine gerek yoktur değil mi?Zaten okuma anlamak için yapılır. Bizler Kur’anımızı okurken buna dikkat edelim. Arapçası ile birlikte kesinlikle anlamını da okuyalım.Örnek veriyorum: Bir eve gidiyorsunuz. Karşınızda bir kapı var. Kapının üstünde yabancı dilde bir yazı: “Bu odada ateşler,yakıcı maddeler var. Sakın açma!” Yabancı dil bilmediğimiz için haliyle o kapıyı açarız . Ama yanında Türkçe yazsaydı o kapıyı asla açmazdık. İnanın Kur’anı okurken de böyle. Rabbimizin emirlerinin sadece Arapçasını okuyup anlamını okumazsak Rabbimizin uyarılarını anlayamayız. Sonuç mu? Açmamamız gereken günah kapılarını bilmeden tek tek açarız,canımız yanar.Onun için Kur’anın anlamını da okuyalım ki “Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir.” diyenlerden olabilelim. “Rabbim, Sen emrettin ya, başım gözüm üstüne.” diyenlerden olabilelim.Kur’an okunduğunda uykusu gelip esneyenlerden değil, yanındakiyle muhabbet edenlerden değil ,telefonuyla oynayanlardan değil Hazreti Ömer gibi etkilenenlerden olabilelim. Nasıl mı?
Hazreti Ömer’i biliyorsunuz. Cahiliye döneminde insanlar “Onun devesi bile Müslüman olur ama Ömer Müslüman olmaz.” diyorlardı.Hani bazı insanlar varya asla değişmez dediğimiz, Hz. Ömer de öyle birisiydi. Ama Hazreti Ömer Kur’anın sayfalarına dokunduğunda Müslüman oldu. Hattası bir gün bir sokaktan geçerken Tûr Suresi’nin okunduğunu duyuyor. Okuyan kişi “Rabbinin azabı vuku bulacaktır; onu engelleyecek hiçbir şey yoktur.” ayetini söyleyince olduğu yerde kalıyor. Sonra bir duvara yaslanarak uzun süre bu ayeti düşünüyor. Bu ayetin etkisi kalbine yer ediyor. “Rabbinin azabı vuku bulacaktır; onu engelleyecek hiçbir şey yoktur.” ayeti
Bizim de kalbimizde yer edinen ayetler var değil mi? Öyleyse bugün ne yapalım? Ayetleri birbirimize anlatalım. Muhabbetimiz Rabbimizin sözleri olsun. Dillerimiz Kur’an olsun.
Şimdi dua vakti…
Rabbimiz Kur’anımızı rafların değil kalbimizin kitabı olması için sevmemizi, onunla yaşamamızı nasip eyle.
Bir gün huzuruna çıktığımızda “Rabbim, oku diye emrettiğin Kur’anı okudum, hayatıma uyguladım.” diyebilmemizi nasip eyle.
Kur’anı başımıza taç, kalbimize eş eyle. Amin.

Similar Posts

  • AYETLER IŞIĞINDA KİMLERE İYİLİK YAPMALIYIZ?

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Konunun daha iyi anlaşılması açısından iyilik kavramına bir göz atalım, Dilimizde iyilik, erdem ve fazilet olarak adlandırılan “iyi olma durumu, fayda içeren davranışlar”, her bir ifadesi mucize olan Kerim Kitabımızda farklı yön ve boyutları ile yer bulmaktadır. Öyle ki iyilik olarak tercüme edilen birden çok Kur’an kelimesi bulunmaktadır: Birr,…

  • FECR SURESİ(2.BÖLÜM)

    (12) oralarda çok bozgunculuk yapmışlardı. Bu kimseler oralarda yani yaşadıkları yerlerde her türlü ahlaksızlığı meşru gördüler, doğal gördüler. Allah’ın emirlerine uyumasak ne olacakmış dediler. Halbuki Rablerine söz vermişlerdi. Sözlerini tutmayarak bozgunculuk çıkardılar. Bakara suresi 83. ayet:”Ve bir zamanlar İsrailoğullarından şöyle bir söz almıştık: “Allah’tan başkasına tapmayacaksınız. Anne ve babaya, akrabaya, öksüzlere, yoksullara iyilikte bulunacaksınız. İnsanlara…

  • NAS SURESİ

    Nas suresi kötü düşüncelerden Rabbe sığınmanın suresidir. Felak suresinden farkı Felak Suresi dıştaki kötülüklerden Rabbe sığınmaktır, Nas Suresi ise içteki kötülüklerden Rabbimize sığınmaktır. Eûzubillahimineş-şeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm. 1. De ki: “Cinlerden olsun insanlardan olsun, insanların kalplerine vesvese sokan sinsi şeytanın şerrinden insanların rabbine, insanların mâlik ve hâkimine, insanların mâbuduna sığınırım!” (1-6) Burada 3 sıfatla Rabbimize sığınıyoruz, birincisi…

  • AHİRET ALEMİ

    “…Her Şeyden Haberdar Olan’ın, sana haber verdiği gibi hiç kimse haber veremez.” (Fatır 14) Ahiret alemi gaybdır yani görünmeyen ve bilinmeyendir. Orası hakkında Allah’ın Kur’an’da verdiği bilgi ve haber dışında hiç kimsenin bilgi vermesi ve haberdar olması mümkün değildir. Kıyamet, mahşer, cennet ve cehennem hakkında yazılan kitap, söylenilen rivayet ve hadisler Allah’a ve dolayısıyla ahiret alemine…

  • FURKAN SURESİ (1. BÖLÜM)

    1.Alemlere uyarıcı olsun diye kulunun üzerine Furkan’ı indiren o zat pek yücedir. Alemlere( bütün insanlara) Uyarıcı olsun diye Furkan olan Kur’an’ı indiren o zat pek yücedir. Nezir uyarmak demektir. Demekki ayette Nezir kelimesi geldiğine göre toplum iyi değil. Uyarılacak bir toplum olduğunu buradan anlıyoruz.  Furkan ne demektir?  Fark kelimesinden türemiş olup farkı fark ettiren manasında,…

  • BELED SURESİ(3.BÖLÜM)

    (9) Bir dil ve iki dudak? Gıybeti, iftirayı, yalanı, kötü zannı…Bunları tutmak için iki dudak lazım. O nedenle Rabbimiz bir dili tutmak için iki dudak vermiştir.  “Allah sizi annelerinizin karnından çıkardığı zaman hiçbir şey bilmiyordunuz. Şükredesiniz diye size işitme (duygusu), gözler ve gönüller verdi.”(Nahl:78) Gözlerimize, dilimize, dudaklarımıza, kalbimize şükrettik mi? Yoksa düşünmeye gerek görmedik mi?…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir