Allah’a hamd olsun. Yokluktan var eden, karanlıktan nur, acıdan sabır çıkaran, pişmanlıktan sonraki tevbeyi kabul eden Allah’a hamd olsun.
Hamd, kuluna kitabı indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah’a mahsustur. Yalnız Ondan yardım dileriz ve Ondan bağışlanma dileriz. Ona iman eder ve yalnız Ona tevekkül ederiz. Nefislerimizin şerrinden ve kötülüğünden Allah’a sığınırız.
Allah kimi hidayete erdirirse onu saptıracak yoktur. Kimi de saptırırsa onu hidayete erdirecek yoktur. Ve şahitlik ederiz ki Allah’tan başka ilah yoktur. O tektir ve ortağı yoktur. Hz.Muhammed (sav) onun kulu ve elçisidir.
Sözlerin en doğrusu Allah’ın kitabıdır. En hayırlı yol, Hz. Muhammed (sav) ve diğer peygamberlerin yoludur. İşlerin en kötüsü sonradan uydurulandır.
Allah değerli kitabında şöyle buyuruyor:
“İşte onun için sen (tevhide) davet et ve emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların heveslerine uyma ve de ki ben Allah’ın indirdiği Kitaba inandım. Ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizinde Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz de sizedir. Aramızda tartışabilecek bir konu yoktur. Allah hepimizi bir araya toplar, dönüş de Onadır.” (Şura 15)
Rabbim göğsümü aç, genişlet. İşimi kolaylaştır. Dilimdeki bağı çöz ki anlasınlar beni.
Allahım bizi “la ilahe ilallah” üzerine sabit kıl. Allahım bizi iman eden, salih amel işleyen, hakkı ve sabrı tavsiye edenlerden eyle, amin.
İnsanın imanı iyi tanıması için inkarı da bilmesi gerekir. Çünkü düşmanı iyi tanıyacaksın ki ona benzemeyeceksin. Onun yaptıklarını yapmamaya çalışacaksın. Yani inkarı öylesine tanıyacaksın ki ondan uzak duracaksın. Böylece imanında güzelleşecek.
İçimizdeki tek problem inkar problemi değil elbette. Bunun gibi gizli bir tehlike daha var. Nedir o?
“ŞİRK” tehlikesi. Şirk şirketten aklınıza gelsin. Ortaklık demek. Allah var ama onun ortakları var demek haşa. Paralel Allah var haşa. O da dua kabul eder, tevbe kabul eder, cennete alır . Cehennemden kurtarır. Bunlar hep şirkin malzemeleri. Buna inanan ve o şekilde yaşayan insanlara da müşrik deniyor. Ve ne hikmetse biz sanıyoruz ki müşrikler 1400 yıl öncesinde kaldı. O yüzden dikkat edin müşriklerden bahsederken “Mekkeli müşrikler” diye anlatıyoruz. Sanki müşriklik, sadece Peygamberimizin zamanında vardı. O zamanlar putları dikiyolardı insanlar. Ona tapıyolardı. İşte Mekke fethedilince putları kırdılar. Tapılacak heykel kalmayınca şirkten kurtulduk. Öyle mi? Keşke bu kadar kolay olsa içimizdeki putları kırmak da. Birer balta alsak elimizle vursak putların boynuna da kırsak. Ama öyle değil. İçimizdeki putları kırmak dışarıdakilerden daha zor. O yüzden lütfen ayetleri okurken şöyle düşünmeyelim.
Efendim bu ayet Mekkeli müşriklerden bahsediyor beni ilgilendirmez.
Bu ayet israiloğullarından bahsediyor, şu yahudilerden bahsediyor bunlar beni ilgilendirmiyor. Bu hristiyanlardan bahsediyor. Bu mekkeli müşriklerden bahsediyor, bu Peygamberimize söylemiş, bu inkar edenler demiş. E Kuran bitti. Ne kaldı geriye? 2-3 sadece. Hiçbir anlatılanı üzerime alınmadım. Nerde kaldı bu kitabın bana inmesi?
Yoo öyle değil. Her biri bir ders, kötüyü sen benzeme diye anlatmış, sen kötüleri tanı dikkat et diye anlatmış, iyileri de takip et sen de onlardan ol diye anlatmış Yüce Allah.
İşte bugün kaybedenlerden bahsedeceğiz. Dünyada kendini kazanmış sanarken kaybeden kişilerden bahsedeceğiz. Yani “MÜŞRİKLER”den.
Kuran konuştukça, müşrikleri anlattıkça bu kişilerin Mekkede ölüp gitmediğini anlayacağız. Bugünün müşriklerini tanıyacağız. Bugünkü konumuz şirk, bugünkü konumuz Allah yolunda kandırılmak , bugünkü konumuz “ben size şahdamarınızdan daha yakınım” diyen Allaha iftira edenler. Şirk iftiradır evet. Allah şah damarınızdan yakınım demiş (Kaf suresi 16. ayeti) “Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm.”demiş. (Bakara:186)
Kişiyle kalbi arasına girerim o kadar yakınım yani demiş. (Enfal suresi 24. ayet) Ama onlar yine bahane bulmuşlar. “Biz bunlara, sırf bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz.” demişler. (Zümer suresi 3. ayeti) Müşrikler böyledir biliyor musunuz? Hiçbir müşrik ben müşriğim demez zaten. Hiçbir zaman Allah’a inanmıyorum demez.
Ankebut suresi 61. ayette Allah vardır diyor bakın, her şeyi yarattığını kabul ediyor. Onun sorunu şu: Allah’a uzaktır diyor.
Adam şirk koşarak aslında diyor ki
“Allahım sen bana yakınsın tamam ama ben daha çok yakın olacağım” diyor.
Görüyosunuz, şirk demek uzak bir Allahım var benim, demektir. Benim Allahım uzak ama onun katında torpilli kişiler var, ben falan kişi sayesinde ona yaklaşacağım diyolar. Madem yakınlaşmak istiyorsun, güzel ameller işle. Onunla yaklaş. Ama yok, adam falanca kişiyi araya koyacağım diyor. Falancanın yüzü suyu hürmetine diyor. Ya da yetiş ya bilmem kim diyor. Onu yapma işte. Direk ne istiyosan Allahtan iste. Allah haşa yetişemiyor mu? İlla birinin araya girmesine mi ihtiyacın var?
Fatiha da yalnız senden yardım isteriz ne demek, bu demek işte. Aracısız kulluk etmektir Fatiha. Günde 40 defa okuyoruz. Yalnız sana kulluk ederiz diye Allah’a 40 defa söz vermiş oluyoruz. Ama şirk Allah’ı ulaşılmaz olarak görmektir. Halbuki bizim “bir alo” demeye ihtiyaç duymadan, bir numara çevirmeden”numara çevirmeden!” ulaşabileceğimiz bir Allahımız var, çok şükür. Her an duyar seni, o ne zaman “Allahım” desen hemen duyar. Her an seninle. Saniye saniye seni görüyor duyuyor.
“La te huzu sinetun ve la nevm” ona ne bir uyku basar ne uyuklama. Bak hiç uyumayan bir Allah’ın var. O her an bir işte. Her an bir şey yapıyor diyor Rahman suresinde “kulle yevmin fi şen” bu demek. Her an bir iş yapıyor bak.
Ayrıca Allah hayyul kayyumdur. Yani daima diridir ,hayydır, her zaman diri olduğu içinde kayyum yani yöneticidir. Çünkü her an yönetici olan kayyum olan birinin her an diri de olması lazım. Yani hayy olması lazım. O yüzden hayyul kayyum diyoruz.
Böyle bir Allah işte. Ama tarihteki bütün şirk malzemeleri, dinlerdeki bütün şirkler nerden çıkıyor biliyor musunuz?
He an “bir işte” olan Allah’a güvenmiyorlar, bizi an be an gören duyan Allah’a güvenmiyolar. Zümer suresi 3. ayetindeki gibi ” Bizi Allaha yaklaştırsınlar diye başkasına kulluk ediyorlar” bunlar Allah’a güvenmiyor aslında. İman etmiyorlar. İman güven demekti değil mi?
İşte bizim tüm alemlerden farkımız bu biliyor musunuz? İslam şirk olmayan tek dindir. Şirki devirdi Kuran. İslam şirki devirdi, islam şirke pislik diyor. “innemal muşrikune necesun” diyor. müşrikler pistir. Lokman suresinde Hz. Lokman oğluna ” Oğulcuğum Allaha şirk koşma. Şirk en büyük zulümdür”diyor. Şirke en büyük zulüm demiş. En büyük haksızlık demiş yani. Çünkü haksızlığın en büyüğü Allah’a ve onun sıfatlarına yapılandır.
Bunu anlatan çok güzel bir ayet var. Bunu okumadan geçmeyelim. Rum suresi 28. ayet: “Allah, size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden, verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? İşte biz akıllarını kullanan insanlara âyetlerimizi böyle açıklıyoruz.”
(Ayette diyor ki, Sizler, kölelerinizi kendinizle eşit görmüyorsunuz, mallarınıza ortak kabul etmiyorsunuz. Hür birini dikkate aldığınız gibi onları dikkate almıyorsunuz, nasıl olur da Allah’ın yarattığı varlıkları Allah’ın katında şefaatçi, şifa veren , zararı defeden olarak kabul edip Allah’ın mülküne ortak yapıyorsunuz? Yalnızca Allah’a yapmanız gereken dua, kurban, adak, tevbe gibi ibadetleri Allah’ın ortaklarıymış gibi onlara sunuyorsunuz. Kendiniz için razı olmadığınız şeye nasıl Allah için razı oluyorsunuz?
Asıl soru bu.
İşte böylece bütün peygamberlerin getirdiği mesaj buydu. O mesajı koruduğu için, yani Allah’ı bir ve tek kabul ettiği için, başka yücelikler tanımadığı için islam hak dindir.
Maide suresi 104. ayet: “Zira onlara “Allah’ın indirdiğine ve elçisine gelin” denildiğinde, “Atalarımızdan gördüğümüz inançlar ve fiiller, bizim için yeterlidir” diye cevap verirler.”
Yani desen ki gel iki ayet öğren kardeşim, sana türlü türlü duyduğu uydurmalardan, Kurandan uzak fikirlerden bahsedermiş bu kişiler. Her kitabı okuyor, ama Allahın kitabını okumuyor.
Başka ne söyler bu müşrikler ey dostum Kuran, haber ver bana :
Araf suresi 28. ayet:”Onlar bir hayasızlık yaptıklarında: “Biz babalarımızı bu işler üzere bulduk, Allah da bize böyle emretti” derler.”
Yani bu insanlar atalarının dininde kalmışlar. Sen ayet şunu söylüyor dersin, onlar büyüklerimiz bunu söylüyor ama der. Yani Allah’ın ayetini duyduğu halde, bunun üzerine bir insanın söz söylemesi ne kadar normal size soruyorum. Ayeti okuyorsun, ama o hala falan alim bunu diyor, falan büyüklerimiz bunu söylüyor diyor. Bu ne kadar normal bir şey?
Böylelerini Kuran eleştiriyor:
Fe bi eyyi hadisin ba’dehu yu’minun. (Artık bu sözden (Kurandan) sonra hangi söze inanacaklar? (Mürselat:50)
Sevgili Kuran dostları, bu şirk konusu öyle ciddi bir konu ki, ve öyle hayatımızın içinde yer alıyor ki .. eğer öyle olmasaydı Rabbimiz kitabında Yusuf suresi 106. ayetinde “İnsanların çoğu şirk koşmadan iman etmezler.” demezdi.
Şöyle bir soru sorsak.. İnsan ne ile şirk koşar desek, cevabımız “her şey ile” olurdu?
Buna Kurandan örnekler getirelim:
Furkan suresi 43. ayet : Hevasını ilah edineni gördün mü? Şimdi sen böyle birine vekil olabilir misin? (Onun sorumluluğunu alabilir misin?) diyor.
Hevasını, yani arzu ve heveslerini ilahlaştıranı gördün mü?
Acı bir gerçek var ki insan Allah’ın emirlerinin önüne neyi koyarsa onu ilahlaştırmış olur. Acı bir gerçek daha var ki, Allah’ın emirleriyle dolmayan bir beyin, batıl inanışlarla geleneklerle onun bunun dedikleriyle dolup taşacaktır.
Ayet diyor ki vahyin rehberliğine tâbi olmayanlar, kendi arzularına tabi olurlar. Yani zevklerini, arzularını, çıkarlarını, duygularını hayatın merkezine taşıyarak onları kendilerine ilah edinirler.
Bize bunu şu ayet söylüyor:
“Eğer senin bu dâvetini kabul etmezlerse, bil ki onlar sadece heva ve heveslerine uymaktadırlar.” (Kasas 28/50)
Demek ki davete uymayanlar kendi heveslerine uyuyormuş. Allah’a inanmak, Onu tanımak ve Onun istediği şekilde yaşamak fıtridir. Eğer insan bu konuda fıtrat bozulması yaşar da yaratılışından uzaklaşırsa işte o zaman nefsin arzuları ilahlaşmaya başlar.
Tarih boyunca insanların en büyük sıkıntısı Allah’ı gereği gibi tanıyamamak ve Onunla gerektiği gibi iletişime geçememek olmuştur. Zümer suresi 67. ayet: “Onlar Allah’ı gereği gibi tanımadılar…”
Zaten öyle olsaydı başka yüceler aramazlardı. Böyle olunca da Allah’tan uzaklaşan insanlar Allah’ın yerini dolduracak Tanrı arayışına girmişlerdir. Şirkin doğuşundaki ana sebep de budur. O zaman diyelim ki Allah’a inanan ve Ona teslim olan asla arzularının kulu olamaz,
Allah’tan başka varlıklara kulluk edemez, hele kendisi gibi ihtiyaç sahibi varlıkların önünde asla eğilemez ve bu zilleti kendine yaşatamaz.
Maide suresi 76. ayet: “Allah’ı bırakıp, size zarar vermeye de fayda vermeye de malik olmayan varlıklara mı ibadet ediyorsunuz?”
Bu, insan arzularını ilah edinmesine bir örnekti.
Kurandaki diğer örneklere bakalım. İnsan başka neleri ilah edinirmiş.
Araf suresinde Allahtan salih bir amel isteyen, verirsen şükredenlerden oluruz diye dua eden bir anne baba görüyoruz. Sonra;
Araf suresi 190. ayet: “Ama (Allah) onlara iyi bir çocuk verince; kendilerine verdiği bu çocuk hakkında Allah’a ortaklar koşarlar. Allah, onların ortak koştuğu şeylerden münezzehtir.” diyor.
Yani bu kişiler , evladı onlara verenin Allah olmasına rağmen, bunun yerine başka sebeplerden dolayı çocuğun dünyaya geldiğini kabul ettiler. Yani sebeplerle şirk koştular.
Ya da bu anne baba, çocukları yüzünden Allah’a şirk koştular. Mesela Allah’tan çok sevdiler onu. Halbuki evladından da olsa Allahtan çok sevmemelisin. Bakara suresi 165. ayette iman edenler en çok Allahı severler diyor. Ya da mallarınız evlatlarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın diyen ayetler var.
İnsan sevince de şirk koşabiliyor mu? Evet koşabiliyor. Bir şeyi sevmen Allahtan çok olmamalıdır. Sevginin zemini kaygandır. Kalbimize dikkat etmeli, duygularımızı ölçüp tartmalıyız. Sevgide müşrik olmamalıyız. Korkuda da müşrik olmamalı, haddi aşmamalıyız. Çünkü çekinmeye en layık olan Allahtır. Nisa suresi 77. ayetteki adamlar gibi yapmamalıyız.
Nisa suresi 77. ayet:…savaş onlara farz kılındığında, onlardan bir grup, Allah’tan korkar gibi insanlardan korkarlar…
Halbuki ne yapmamız emrediliyor?
Eğer mü’minler iseniz kendisinden korkmanıza en layık olan Allah’tır. (Tevbe suresi 13. ayet)
Ve sonra Rabbimiz bizi Maide suresi 54. ayetindeki adamları övdüğü gibi övecek. “Onlar ki hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar.”
Artık korkumuza da bir ölçü koyduk. Sıra övgüye geldi.
Fatiha suresi 1. ayet:”Övgünün tamamı Alemlerine Rabbi olan Allaha aittir.”
Allah en yücedir. Tek yücedir. Tüm övgü bu yüzden Onundur. Bir insanı översin belki gün gelir övdüğüne pişman olursun. Ama ne kadar övsende seni övdüğüne pişman etmeyecek olan Allahtır. İnsan Ondan fazla övmemeli kimseyi. Yoksa farklı yücelikler devreye girer.
Zümer suresi 65. ayet : “Andolsun, sana ve senden öncekilere vahyolundu (ki): ‘Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz amellerin boşa gidecek ve elbette sen, hüsrana uğrayanlardan olacaksın.”
Düşünün mahşerde defteri bir açıyosunuz tüm ameller çerçöp olmuş. Azıcık amelin vardı o da boşa gitti. Gösteriş yaptın. Millet beğensin diye iyilik yaptın sadakana köyü niyet karıştı. Gösteriş de gizli şirktir. Çünkü falanın rızasını arıyosunuz Allahın rızası dururken.
Halbuki Allaha kul olsak yetecek. Bir daha hiçbir şeyin esiri olmayacağız. Ama onunla beraber başka şeyleri devreye sokarsak her şeyin kulu olacağız. Malın, göterişin, şehvetin, mevkinin, insanların her şeyin.
Hatta bi bakmışsınız şeytana bile kul olmuşsunuz. Öyle seslendi İbrahim Peygamber babasına ” Ey babacığım! Şeytana kulluk etme! Çünkü şeytan, Rahmâna asi olmuştur, dedi.
Halbuki babası ben şeytana tapıyorum dememişti ki. Neden öyle dedi acaba Hz. İbrahim?
Çünkü Allah’a kul olmayan, neye kul olsa sonunda şeytana kul oluyordu. Onun istediklerini yapmış oluyordu.
Şirk bu yüzden bir kaybediş hikayesiydi.
Ya Allah, ya Rahman sen bize şirkten uzak bir kalp ver. Sen sadece Sana kulluk edenlerden kıl bizi. Sadece Senden yardım isteyenlerden kıl. Dünyada kazanmış görünüp kaybedenlerden eyleme.
Amin

