ALLAH KİMLERİ SEVER?

Bugün sizlere öyle bir soru soracağım ki…Bu sıradan bir soru değil, insanın kalbini yerinden oynatacak türden bir soru. Soruyorum:Allah kimleri sever? Bu soru öyle büyük bir soru ki, sahabeler bile merak edip Peygamberimize gidip sürekli sorarlardı. Çünkü sevildiğini bilmek insanı güçlendirir.Hele ki bizleri yaradan Allah tarafından sevilmek söz konusuysa, bu bambaşka bir şeydir.
Sonuçta hiçbirimiz çıkıp -ben zaten cennetlik biriyim, diyemeyiz.Günahlarımızı hafife alıp cehennemi de basit bir yer gibi göremeyiz.-Şurada bir kahve molası vereyim diyemeyiz.Kesinlikle bizim,Allah’ın sevmesine ihtiyacımız var.Onun için bir düşünelim, Allah bizi seviyor mu?
Bu sorunun cevabını bilmek için Kur’anda Allah’ın sevdiği özelliklere bakmamız gerekir.Eğer o özellikler bizde varsa demekki Allah bizi seviyor.Zaten Allah’ın sevgisi kader değil; kendi seçimimizdir değil mi? Haydi birlikte bakalım.Allah kimleri sever?
1.özellik: Allah peygambere uyanları sever. Âl-i İmrân suresi 31.ayette şöyle buyurulur“De ki: Eğer allahı seviyorsanız bana uyun ki allah da sizi sevsin.’’Demek ki Allah’ın sevgisine giden yolun ilk adımı Peygamberlere uymak. Ama kendimize dürüst olalım.Bugün herkesin hayatını biliyoruz:Fenomenlerin, oyuncuların, şarkıcıların…Peki peygamberleri ne kadar tanıyoruz? Kaçımız Hz. Nuhu, Hz.Yusuf’u gerçekten tanıyor?Kaçımız “peygamberler böyle bir durumda ne yapardı? diye düşünüyor? Ancak bunu yaparsak arada bağ kurarız.
Peygamberleri tanımak bir kapıdır.O kapıdan emekle geçilir.Onun için peygamberlerin hayatını günde bir sayfa dahi olsun okuyalım ki peygamberlere uyabilelim. Onlar gibi olabilelim.İşte bunu yaparsak kalbimizde bir ışık yanar. Allah da o ışığı sever.

2.Allah yardım edenleri sever. Kur’an defalarca tekrar eder,Allah iyilik yapanları sever diye.Şimdi bir soru:Hiç birine yardım ettiğinizde, kalbinizde bir sıcaklık hissettiniz mi?İşte Allah’ın sevdiği şey odur.-Amaan yardım etmezsek ne olur ki demeyelim.Yardım etmezsek gönlümüzdeki Allah boşluğunu dünyayla doldururuz.Salebe gibi oluruz.
Salebeyi hatırlayalım.“Mescid kuşu” derlerdi ona.Her namazda mescitte olan,Kalbi Allah ile dolu olan biriydi.Bir gün peygamberimizin yanına gelip “Ya Resûlallah, dua et; zengin olayım. Çokça yardım edeyim. ‘’ dediğinde peygamberimiz ona :“Şükrünü yerine getirdiğin az mal, şükrünü getirmediğin çok maldan hayırlıdır.” Dedi ama salebe çok ısrar etti. Zamanla salebenin malı çoğaldı. Diğer taraftan da salebe değişmeye başladı.İlk başta namazlarını aksattı.Sonra sohbetleri bıraktı,sonra cuma namazına bile gelmemeye başladı.Bir gün peygamberimiz zekât memurlarını gönderir.Salebe “Bu haraç istemektir!” der,memurlar şok olur.Mescit kuşu olan Salebe nasıl böyle değişirdi.Peygamberimize bu durumu hayretle iletince peygamberimiz :“Salebeye yazık oldu der çok üzülür.

Salebe mallarının altında ezilerek öldü.Bu bize neyi gösteriyor?Allah küçük bir iyiliği bile ertelemeyen kalpleri sever.Bugünden tezi yok, kalbimizi iyiliğe açalım,ertelemeyelim.

3.Allah sözünde duranları sever.Rabbimiz İsrâ suresi 34.ayette “Verdiğiniz sözü yerine getirin.verilen söz sorumluluktur” dedi.Hepimizin verdiği en büyük söz:“Rabbim Senin kulunum. Güzel bir kul olacağım.”İşte hayatın şeref sözü budur.Bizler İyi olalım,merhametli olalım,kimseyi incitmeyelim,hatta bir karıncaya bile zarar vermemeye çalışalım.Hayat yoruyor, biliyorum …ama yinede sözümüzde duralım.

4.Allah affedenleri sever.Allah-u Teala Âl-i İmrân suresi 134.ayette affedenleri övüyor.Çünkü affeden kalpler bir farklı olur.Allah’ın sevgisini çeker.Nasıl ki toprak yağmuru çekiyorsa…Affeden kalpler de Allah’ın rahmetini çeker. Bu rahmetten dolayı dikkat et affeden insan güçlüdür.
Affetmek zor biliyorum,değil sözler,bir bakış bile içimizi yakabiliyor.Ama affetmek var ya ,başa kakmadan “Ben seni affettim ama sen şunu şunu yapmıştın demeden affetmek, kalbimize yaptığımız en büyük iyiliktir.

5.Allah sabredenleri sever. Sabır sadece beklemek değildir.Sabır, imanın nefesidir.Bizlere örnek bir sahabe var:Zübeyir bin Avvam.Amcası onu kamışlardan yapılmış bir hasıra sardı.Tavana astı.Evde ateş yaktı.Kapıları kapattı.Dumanla boğmak istedi.Zübeyir’in nefesi kesilirken ne dedi biliyor musunuz?“Ehad! Ehad! Allah birdir!
Şu zamanda kimse bizi hasırlara sarmıyor,kimse bizi dumanla boğmuyor, ama küçük zorluklarda bile hemen Allah’ın emirlerinden vazgeçiveriyoruz.Nasılsa Allah’ın sabredenleri sevdiğini biliyoruz ama sabır göstermiyoruz.Örnek vereyim.Bir akraba iki yanlış yaptı, selamı kestik,arkadaşlarımız dalga geçti, örtünmeyi erteledik,iki laf duyduk,küstük, ilmi bıraktık.İşte burada duralım.Allah sabredenleri,yolundan dönmeyenleri sever bilelim. Bizler de ehad diyebilelim.Allah birdir diyebilelim.

6.Allah yolunda kenetlenenleri sever. Saf Suresi 4. ayette bu anlatılır. Peygamberimiz bunu anlatırken,iki elinin parmaklarını birbirine geçirip kenetledi.Demek ki Allah bizi tek tek değil,birbirine kenetlenmiş olarak görmek istiyor.Ama bugün bir sofrada bile aile birleşemiyor.Kalplerimiz ayrık.Çözüm ne biliyor musunuz?Kur’an ile birleşmek.Zaten Kur’an ile birleşmezsek kurşun bile kaynatsalar,beton bile dökseler birleşemeyiz.Ancak Kur’an ile kalplerimiz birleşir.
Gördük ki Allah’ın sevgisi gökyüzünün en uzak köşelerine saklı bir hazine değil,kaf dağının ardında değil,Allah’ın sevgisi ,onun dediklerini yapmaktadır.Şimdi, hep birlikte kalbimizi Rabbimize açalım.Rabbim,bizi sevildiğini bilen bir kalbin huzuruyla yaşat.
Bizi peygambere uyan, iyilik eden, affeden, sabreden, kenetlenen kullarından eyle.Bizi sevdiğin kullardan eyle.

Similar Posts

  • İNŞİKAK SURESİ(2.BÖLÜM)

    Ey Müslüman kardeşim! Merak etme Peygamber ile de eğleniyorlar. Allahu Teala Nuh Peygambere gemi yap dedi. Nuh Peygamber çöldeydi. Etrafta deniz yoktu. Allah’a şunu demedi” Olur mu öyle şey, ne gereği var geminin demedi.” Hemen yapmaya başladı. Çevresindekiler onunla dalga geçmeye başladı. Ayete bakalım. Hud suresi 38. ayet :”Gemiyi yapıyordu. Kavminden herhangi bir grup da…

  • TEVEKKÜL ÜZERİNE

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.  Tevekkül nedir ve de bizler neden, niçin tevekkül edelim? TDV İslam Ansiklopedi sözcüğünde “Tevekkül” şöyle anlatılmaktadır: “ Sözlükte “Allah’a güvenmek” anlamındaki vekl kökünden türeyen tevekkül “birinin işini üstüne alma, birine güvence verme; birine işini havale etme, ona güvenme” mânasına gelir.Birine güvenip dayanan kimseye mütevekkil, güvenilene vekîl denir. Kaynaklarda çoğunlukla vekil…

  • İMAN BİR FİDAN GİBİDİR

    Dikilen her fidanın yetişip, büyümesi için uygun toprağa, yeteri kadar güneşe ve suya ihtiyaç vardır. Bunlardan birinin olmaması ya da eksik olması fidanın üzerinde olumsuz etkilere sebep olduğu gibi o fidanın büyüyüp meyve vermesi de zorlaşır. Dikilen fidanın olgunlaşması ve meyve vermesi için suyun, toprağın ve güneşin gerekliliği ne kadar önemli ise aynı şekilde iman…

  • KUR’AN’I ANLAMAK MI SESLENDİRMEK Mİ?

    Hiç kendimize sorduk mu, niçin Kur’an’ı okuyoruz? Anlayıp, yaşamak için mi, yoksa seslendirmek için mi? Mesele sadece Kur’an’ı Arapça okumak olmamalı; anlayıp yaşamak olmalıdır. Kur’an, Arapça okunurken ondan hoşlananlar; manası okunurken neden hoşlanmazlar? Kur’an’ı anlamadan sadece Arapça seslendirmek Allah’ın tefekkür edin, düşünün emrini yok saymak demektir. Bir metini anlamadan onun üzerine düşünmek mümkün değildir. Onun için Allah’ın…

  • TARAFINI SEÇ. HABİL MİSİN KABİL MİSİN?

    Hucurat 10. ayet: Mü´minler; ancak kardeştirler. Öyle ise iki kardeşinizin arasını düzeltin ve Allah´tan korkun ki; esirgenesiniz.. Hiç düşündünüz mü?Rabbimiz kardeşlik konusunda bizden neler istiyor, neler bekliyor? Rabbimiz arayı bulun, düzeltin buyuruyorken bizler neden ayrılık çıkarıyoruz her defasında.Allah ayrılmayın, parçalanmayın buyururken bizler neden ocu bucu deyip müslüman kimliğimizden çıkıyoruz .Neden İslam etiketini çıkarıp başka isimlerle…

  • HOŞGÖRÜ ÜZERİNE

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Hoşgörü nedir? Wikipedia sözlüğünde: “Müsamaha, tahammül, tesamuh, katlanma, görmezden gelme veya göz yumma, başkalarını eylem ve yargılarında serbest bırakma, kendi görüşümüze ve çoğunluğun görüş biçimine aykırı düşen görüşlere sabırla, hem de yan tutmadan katlanma demektir. İzin verme, aldırmama, iyi karşılama anlamlarına da gelir. Sosyal ilişkilerde bir tarafın, bazen farkında…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir