CENNETE ULAŞMANIN VE MUTLULUĞA ERMENİN YOLU

Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm.

Bu yazıda Hicr Suresinin kırk yedi ve kırk sekizinci ayetlerini tefekkür etmeye gayret edeceğiz.

1- “Ve onların göğüslerindeki kötü duyguların tamamını yok ettik. Onlar, kardeşler olarak, tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar.” (Hicr 15/47)

Sadırlarındaki, göğüslerindeki kin çıkarılmıştır. Özetle biz burada şunu anlıyoruz. Orada kötü duyguların olmadığını düşünüyoruz. Yani cenneti hak eden bir insan Allah tarafından kötü duygularından arınmış bir şekilde girmiş olacaktır. Kötü duygular nedir? Kin, nefret, iki yüzlülük, gereksiz öfke, kabalık, gurur, kendini beğenmişlik gibi duygulardır. Kötü duyguların insanda olmasının sebebi dünyada kişinin imtihanı/ kendini gerçekleştirmesidir. Dünya hayatında kişinin kendini ispatlayıp yada ispatlamaması ölüm ile sona erer. Bundan dolayı cennete giren insan için bu duyguların bir gereği kalmaz diye düşünüyoruz.

Bu ayette şöyle bir tefekkür de elde edilebilir. Bir kişi cennet ehli olmak istiyorsa hayatını iyilik, adalet, merhamet, sevgi ve güzel ahlak üzerine yaşamalıdır. Hayatında ve kişiliğinde kötü duygulara yer vermemeli ve elinden geldiği kadar bunlardan aranmalıdır. Bunlardan arınmayan, temizlenmeyen bir insanın doğru bir hayat yaşaması, Allah’ın rızasına uygun bir yaşantı sürmesi mümkün değildir. Kur’an’a göre doğru bir yaşantısı olmayanın da cennete, güzelliklere kavuşması mümkün değildir.

Ayetin son cümlesi kardeşlikten söz eder. Bildiğiniz gibi kardeşlik çok önemlidir. Kardeş kardeşin yardımcısı ve destekleyicisi olmalıdır. Kardeş kardeşin derdine ilaç, sorununa çözüm, üzüntüsüne merhem olmalıdır. Elbette asıl kardeşlik dava, iman ve inanç kardeşliğidir. Aynı anneden meydana gelen kardeşlik, dünya kardeşliğidir, önemlidir ve küşümsenemez. Ama asıl önemli olan inanç kardeşliğidir. Rabbimiz Kur’an’da müminlerin kardeş olduğunu beyan etmiştir. Müminler/ Allah’a güvenenler bu kardeşliği unutmamalı ve ellerinden geldiği kadar hakkını vermeye çalışmalıdırlar. Dara düşeni, ondan kurtarmak, zorlukta olana destek olmak, sıkıntı anında yanında yer almak gibi bir çok durumum bu kardeşliğin gereğidir. Bu ve bunun gibi daha bir çok durumda birbirine destek ve yardımcı olmayanların kardeşlikten söz etmesi doğru değildir. Kardeşilk, sözden çok eyleme bakar. Sözün gereği iş ve ameldir. Eylemi olmayan sözün bir anlamı yoktur.

Allah’a güvenen yani mümin olduğunu söylediği halde kardeşlik hak ve hukukunu yerine getirmeyenlerin, cennete kardeşiyle olması pek mümkün görünmemektedir. Müminleri kardeş olduğunu söyleyen rabbimiz elbette sadece iş olsun diye bunu ifade etmemiştir. Bu sözde büyük bir önem ve gereklilik vardır. Bu önemi anlayan, gereğini yerine getiren işin özünü anlamış olur.

 “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.”  (Hucurat 49/10)

2- “Orada, kendilerine hiçbir yorgunluk dokunmaz ve oradan hiç çıkarılmayacaklardır.” (Hicr 15/48)

Zorluk, sıkıntı, açlık, yorgunluk gibi bir çok olumsuz durum dünya hayatı için geçerlidir. Cennete giren bir insan için bunlar söz konusu olmaz. Aynı şekilde cennete giren bir insan için oradan çıkarılmak da söz konusu değildir. Dünya hayatı ise böyle değildir. İnsanın bir günü bir gününü tutmadığı gibi bir anı bir anını tutmaz. Hayattaki her şey sürekli değişken haldedir. Şimdi mutlu olan biri, bir saat sonra mutsuz olabileceği gibi şimdi sağlıklı olan biri, yarın hasta olabilir. Dünya ölçüsü böyledir. Sürekli bir deveran, değişim vardır. Bu devaran ve değişimi bilen bir insan çok dikkatli olmalı, fırsatları iyi değerlendirmeli ve her halinde Allah’ın rızasına uygun bir hayat yaşamaya gayret etmelidir.

Dünyada bir çok iş ve durum için çabalıyor, koşturuyor ve yoruluyoruz. Elbette kötü bir iş, davranış ve durum olmadığı sürece, bu gayretlerin hepsi güzel ve takdire şayandır. Bununla beraber asıl önemli olan; şu fani ve geçici dünyada Rabbimiz rızası için çabalamayı, koşturmayı ve yorulmayı unutmamaktır. Gerçi Allah için yapılan hiç bir iş inanan ve güvenen insana yorgunluk vermez. Severek, güvenerek yapılan iş insana yük ve yorgunluk değil; mutluluk ve neşe verir.

“Ve gerçek şu ki, insan için çalışmasından başka bir şey yoktur.”

“Ve kuşkusuz, onun çalışması yakında görülecektir.”

“Sonra karşılığı kendisine eksiksiz olarak verilecektir.” (Necm 53/39-41)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir