Bir insanı, hiç dokunmadan da nefessiz bırakabileceğimizi biliyor musunuz? Evet, yanlış duymadınız. İnanın bu, hiç zor değil… Bir sözle, bir kahkahayla, bir bakışla ve en tehlikelisi bir dedikoduyla…
İşte tam da bu yüzden,bugün sizlere hepimizin hayatında var olan, çarşıda, sokakta, mahallede, her yerde karşımıza çıkan ama çoğu zaman hafife aldığımız bir konudan bahsedeceğim. Dedikodu. Peki dedikodu nedir? Dedikodu; birinin arkasından onun hoşuna gitmeyecek şekilde konuşmak, alay
etmek, dalga geçmektir, kaş göz işaretiyle küçümsemektir. Dinimizde ise kul hakkıdır yani Allah’ın huzuruna boynu bükük çıkmamıza sebep olan büyük bir günahtır. Ama ne gariptir ki, insanlar bu günahı çok rahat işler. Acımadan kalp kırar, üzer, daha da acısı bunu
yaparken bütün kalplerin sahibinin Allah olduğunu bile bile yapar. Neden mi? Çünkü bazı insanlar dedikodu yapınca kendini daha özel, daha kaliteli, daha havalı hisseder. Oysa dedikodu; bilgisi, yeteneği, ilmi olmayanların; kendi yetersizliğini, ezikliğini örtmek için başkasını aşağı çekmeye çalışanların, kalbi kararmış kıskanç insanların işidir. Ah keşke bilseler! Şimdi bazıları hemen itiraz ediyor-tamam ama herkes yapıyor, biraz gülüyoruz, eğleniyoruz ne var bunda diyor. Hayır! Burada duralım,dedikodu bizim eğlencemiz olamaz. Çünkü Allah bunu yapanlara
Hümeze suresinde alay edenlerin, kaş göz işaretiyle küçümseyenlerin vay hâline diyor. Bakın dikkat edelim. Allah burada yapmayın demiyor, uyarıyorum demiyor direkt vay haline diyor …Şimdi düşünelim. Allah’ın böyle dediği dedikodu nasıl eğlencemiz olsun. Hele ayetin devamında da çok sarsıcı bir şey söylüyor, yüreklerin içine kadar işleyen hutame ateşine atılacak diyor. Peki neden bu ateş yüreğin içine kadar? Çünkü dedikodu yaparak o kimsenin yüreğini en içten yaktı. Bazıları da, Allah sanki müslümanlara dedikodu yapın demiş gibi -bu ayetler bize değil kâfirlere, müşriklere, münafıklara hitap ediyor, diyor.Hayır.Günahın içinde olursak, ayetleri umursamazsak kim olursak olalım, sonumuz hutame ateşinde yanmak olur. İşte bizler bu sona düşmemek için dedikodu tuzağına çok ama çok dikkat edelim çünkü kimse söze: -şimdi dedikodu
yapacağım diye başlamaz hatta çok masum,tatlı cümlelerle başlar. Aman ha dikkat edelim, dedikodu tatlıdır ama ateştir, sakın düşmeyelim.
Şimdi dedikodu yapanlara karşı Kur’anı okuyanlar, Kur’anı anlayanlar olarak ne yapabiliriz,gelin ayetlerde hep beraber görelim. Dedikodu baldan tatlıdır diyenlere Hucurat suresi 12.ayeti
gösterelim“Ey iman edenler! Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Birbirinizi arkasından
çekiştirmeyin.Sizden biriniz,ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?” Bakın Rabbimiz
dedikoduya bal demiyor,tatlı demiyor ölmüş kardeşinin eti diyor.Şimdi soralım:tat bunun neresinde? -Kim duyacak ki canım? Aramızda konuşuyoruz diyenlere Kaf suresini hatırlatalım İki melek, onun sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadır diyor. Hadi meleklerin yazdığını geçelim, annen,baban,akadaşların, çekiştirdiğin kimseler duymasa da ,hiç kimse duymasa da, Allah duyuyor yetmez mi? diyelim. Sonuçta dedikodu yapmamak için Allah’ın duyduğunu bilmek yetmeli değil mi?Yetmeli.
Bir de çok biliyormuş havasında: Ben dedikodu etmiyorum ki, doğruyu söylüyorum diyenler var. Kesinlikle hayır. Onlara -doğru olsun yada olmasın, kişinin arkasından, onun hoşlanmayacağı bir şeyi söylemek dedikodudur, diyelim.
Sen en temiz duygularınla -dedikodu yapmayalım,ya sonuçta müslümanız, kardeşiz.Bu bize yakışmaz, dediğinde de Günahı vebali boynuma diyenler var. Yalan. Fâtır suresi ne diyor ‘’Hiçbir günahkâr,
başkasının günahını yüklenemez.’’ demek ki günahı vebali boynuna sözü masaldır, o masala inanma. Şunu iyi bil: Günahın devri yoktur, herkesin yaptığı kendinedir.
Peki bütün bu ayetleri görmesine rağmen dedikoduya başlıyorlarsa ne yapalım? Kur’an ne söylüyor?
Müminun suresi 3.ayet müminler boş işlerden yüz çevirirler diyor. Bu ayet gereği yüz çevirebilmek için ilk olarak konuyu değiştirelim.Derslerden,sınavlardan,spordan, havadan sudan konuşarak dikkatini dağıtalım. Olmadı mı bu sefer ilgisiz olalım hatta susalım, hoşlanmadığımızı fark etsinler diye de yüzümüzü ekşitelim. Olmadı hala devam ediyorsa Enam suresi 68.ayet gereği o ortamdan kalkalım.
Bilelim ki Allah’a layık kul olabilmek için günah kokan ortamlardan kalkmakta ibadettir.
Kendimiz dedikodu yapıyorsak,kul hakkı yemeden duramıyorsak ne yapmalıyız ?İnşirah suresi Boş kaldığında hemen başka bir işe başla diyor. O halde hemen meşgul olalım. Çünkü meşgul olan iyilik üretir, kul hakkıyla işi olmaz. Ve son olarak Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)ne diyor? Allaha ve
âhirete iman eden,ya hayır söylesin ya sussun diyor.O yüzden dedikodu ile kesinlikle işimiz
olmasın.Eğlence olarak bile, şaka olarak bile dedikoduya yaklaşmayalım. Şimdi dua vakti: Rabbim, kullarını çekiştirmekten utanmayı, bu dilimiz var ya bu dilimize sahip çıkmayı bize nasip eyle. Rabbim, dedikodu yapsak da bir şey olmaz rahatlığında olup, dedikodu kazanı gibi kaynayan bir toplum olmamamız için Kur’anımızı okuyup anlamamızı, yaşamamızı, dedikodu yapanlara bu ayetleri göstermemizi nasip eyle. Rabbim, dedikodu eden değil dinleyen değil, bitiren kullarından olabilmemiz için bu ayetleri yüreğimize işlemeyi nasip eyle.

