MUTAFFİFİN SURESİ (3.BÖLÜM)

(24) Onların yüzlerinde, nimetlerin sevincini görürsün.

Allah’ın verdiği nimetleri hile yaparak, kandırarak insanları aldatmadığından dolayı, o dürüstlükleri yüzlerinde parlıyor. Bu kişilerin dürüstlüğü yüzlerine yansıyor.

(25) Onlara, mühürlü (el değmemiş) saf bir içecekten içirilir.

Bu içecek daha önce başkaları tarafından içilmemiş, o şekilde ağzı mühürlüdür.

Vakıa suresi 17-21. ayetler:”Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.”

Tur suresi 23. ayet:”Orada, (içilince) boş söz söyletmeyen, günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar.”

O iyi kimseler hayatında hiçbir şeye haram katmadı, şüphe katmadı, gösteriş yapmadı. İmanlarına zulüm bulaştırmadan sadece Allah için yaptı. Mükafatını da aldı. Enam suresi 82. ayet:”İman edip de imanlarına zulmü (şirki) bulaştırmayanlar var ya; işte güven onların hakkıdır. Doğru yolu bulmuş olanlar da onlardır.”

Bakara suresi 262. ayet:”Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rab’leri katında mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.”

Bu kimseler ben sana şu kadar iyilik yaptım, sen karşılığında ne yaptın demediler. Karşılık beklemediler. Bir teşekkür bile beklemediler.

Bakara suresi 263. ayet:”Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).”

(26) Onun (içiminin) sonu bir misktir (ağızda misk gibi koku bırakır). İşte yarışanlar, bunun için yarışsınlar.

Münafese nedir?

Başkalarında görülen bir erdeme, olgunluğa, yüceliğe imrenmek demektir. Kıskanıp da ona çelme takıp onu yere düşürmek değil. Onunla yarış yapmaktır. Hiç kaybedeni olmayan iyilikler yarışı yapmaktır.

 Rabbimiz bize burada bir iş haritası çıkarıyor. Çalışmalarımızın amacını, gideceği yönü gösteriyor. İyiliği meslek haline getirenlere yönelmemiz, onlarla güzel bir yarış içinde olmamızı istiyor.

Maide suresi 48. ayet:”….Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.”

(27) O içeceğin katkısı tesnimdir.

(28) Bir pınar ki, Allah’a yakın olanlar ondan içerler.

Alak suresi 19. ayet:”Hayır! Sakın sen ona uyma; secde et ve Rabbine yaklaş.”

Bu kimseler Kur’an’ın emirlerine, ayetlere uyarak Rabbimize secde ediyor. Ayette ne görüyorsa hemen yapıyor ve bu şekilde Allah’a yakınlaşıyor. Bizler de Allah’ın ayetlerine uyarak secde etmeliyiz. 

(29) Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.

Bu kimseler Nuh Peygambere bile gülmüşler. Nuh Peygamber gemi yaptığında dalga geçmişlerdi.

Hud suresi 38. ayet:”(Nûh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: “Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.”

Musa Peygamberle de dalga geçtiler. Zuhruf suresi 47. ayet:”(Mûsâ) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!”

Peygamberimizle de alay ettiler.

Saffat suresi 36. ayet:”“Biz, deli bir şair için ilâhlarımızı mı terk edeceğiz?” diyorlardı.”

Şimdi iyilik yapanlara neler yaptıklarını Tevbe suresi 79. ayette görelim.

”Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.”

Mümin zenginleri gösteriş yapmakla suçluyorlardı. Çok fazla iyilik yaptıysa, çok fazla zekat verdiyse bunu gösteriş için yapıyor diyorlardı. Eğer bir insan fakirse verdiği miktar az diye onu cimrilikle suçluyorlardı. Rabbimiz onları maskara haline getirecek ve ayrıca çok acı verici bir azap verecektir. 

Maide suresi 58. ayet:”Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu, şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır.”

Halbuki Rabbimiz bize Hucurat suresi 11. ayette alay etmeyi yasaklamıştı.”Ey iman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Birbirinizi karalamayın, birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır! Kim de tövbe etmezse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.”

(30) Mü’minler yanlarından geçtiğinde, birbirlerine kaş göz ederek onlarla alay ediyorlardı.

Bir de bu kimseler inananlara beyinsiz, akılsız diyorlar. 

Bakara suresi 13. ayet:”Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.”

Bu inananlara beyinsiz diyenler, kaş göz hareketi edenler, gülenler evlerine döndükleri zaman nasıl oluyormuş bakalım. 

(31) Ailelerine dönerken zevk ve neşe içinde gülüşe gülüşe dönüyorlardı.

Bu ayetlere baktığımızda kötülerin bile ailesinin, dostunun olduğunu görüyoruz. Rabbim onları yalnız bırakmıyor. Sen kötüysen al sana kötü insanlar. Sen iyiysen al sana iyi insanlar diyor.

Enam suresi 129. ayet:”İşte biz, kazanmakta oldukları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına böyle musallat ederiz.”

Bunlar müminlere yaptıkları kötülükleri ailelerine zevkle anlatıp kendi aralarında alay ederlerdi. 

Furkan suresi 63. ayet:”Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der (geçer)ler.”

Gerçek Müslüman karşılık vermez, tartışmaz. Ayetin devamına bakalım.   

Onlar, Rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir. Onlar, şöyle diyenlerdir: “Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli bir helâktir!”

Müslümanlar bu cahillerin yaptıklarına karşılık verirse cehennem azabının olacağını biliyorlar. Allah’ın Has kulları ona göre davranıyorlar. Ama kötüler işi daha ileri götürüp o Has kullara, dürüst olanlara, hile yapmayanlara, ölçüde ve tartıda dürüst olanlara sapık diyorlar.

(32) Mü’minleri gördükleri vakit, “Hiç şüphe yok, şunlar sapık kimselerdir” diyorlardı.

Halbuki  Allah’ın emirlerine uyan kimseler üstündür.

(33) Hâlbuki onlar, mü’minlerin başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi.

Buradaki gözcü olan meleklerdir. Sağımızda ve solumuzda olan melekler. Başka gözcüler insanların organlarıdır, nefsidir, kendisidir, kalbidir. Bütün bunların hepsi bizim üzerimizde gözetir.

(34)İşte bugün de mü’minler kâfirlere gülerler.
(35)Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.

Bu kişilerin kalbinde kin olmayacaktır. 

Hicr suresi 47. ayet:”Biz, onların kalplerindeki kini söküp attık. Artık onlar sedirler üzerinde, kardeşler olarak karşılıklı otururlar.”

Güzel insanlar dünyadayken de kin gütmez. Hep affedici olurlar. 

Al-i İmran suresi 134. ayetteki gibi insanları affederler.”Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever.”

Aslında bu af tamamen kötülüğü unutmak ve kötülük yapana iyi davranmak demektir. Böyle yapınca içlerinde kin oluşmaz. Kin oluşmayınca da mutlu olurlar. Bunlar dünyada da mutlular, cennette de. Çünkü kalplerinde kin bulunmaz. 

(36) Nasıl, kâfirler yapmakta olduklarının karşılığını buldular mı?

Bunlar Müslümanlarla dalga geçti, alay etti, kalplerini kırdı. Allah’ın emirlerine eskilerin masalları dedi. Bunlar asla cennete giremeyecek. Araf suresi 40. ayet:”Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler! Biz suçluları işte böyle cezalandırırız.” 

Bir şeyin imkansızlığı konusunda Araplar  göklerin kapısı açılmaz der. Yani imkansızdır. 

Araf suresi 41. ayet:”Onlar için cehennem ateşinden döşek, üstlerinde de cehennem ateşinden örtüler var. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.”

Bu kişilerin cehennemdeki hallerini bir görelim.

Mü’min suresi 49. ayet:”Ateşte olanlar cehennem bekçilerine, “Rabbinize yalvarın da (hiç değilse) bir gün bizden azabı hafifletsin” derler.”

Dikkat edersek cehennemin içinde bile Rabbinize dua edin diyorlar. Kendi Rableri değil sanki. Bunlar dünyadayken bile Rabbim demediler. Rabbim şu emrini yerine getiriyorum demediler. Cehennem içinde bile dua isterken Rabbinize dua edin diye bekçilere söylüyorlar.Bekçiler şöyle cevap verdi:”(Cehennem bekçileri) derler ki: “Size peygamberleriniz açık mucizeler getirmemiş miydi?” Onlar, “Evet, getirmişti” derler. (Bekçiler), “Öyleyse kendiniz yalvarın” derler. Şüphesiz kâfirlerin duası boşunadır.”(Mü’min suresi:50)

Peygamberler açık açık belgeler getirdi. Şu an elimizde Kur’an var. Kur’an’dan daha açık belge yoktur. Bizler de Kur’an’a uyarak bu insanlardan olmamamız gerekir. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir