İYİLİĞİN TADI

Bugün sizlere iyilik yapmanın tadından bahsetmek istiyorum. Hemen itiraz etmeyin. Yemeğin tadı olur, tatlının tadı olur da iyiliğin tadı olur muymuş demeyin, eğer iyiliğin tadı olmasaydı insan malından, canından,keyfinden vazgeçer mi? Hz. Ebubekiri düşünün. Tüm malını bir çırpıda vermiş, avucunda hiç bir şey kalmamış, Peygamber Efendimiz soruyor. Geriye ne bıraktın ya Ebubekir? Cevaba bakın – Allah ve Resulünü bıraktım diyor. Soruyorum,bütün servetini iyiliğe değişen o büyük insan, bu tadı almasa iyilik yaparmıydı? Evet iyilik yapmanın da bir tadı var.Hem öyle bir tat ki yeryüzündeki bütün sofraları geride bırakır. Ama dikkat edin, bu tat pazarda satılmaz, manavda bulunmaz, parayla alınmaz. Öyleyse nedir bu tat? Acaba nereden gelir?
Şimdi gelin bunun cevabını Kur’anda görelim. Rabbimiz cennetlikleri anlatırken Bakara suresi 25.ayette sarsıcı bir detay verir. İman edip de yararlı iş yapanları içinden ırmaklar akan cennetlerle müjdele. Kendilerine cennette meyve nimeti verildiğinde, bu daha önce de dünyada yediğimize benziyor, bunun benzeri bize verilmişti diyecekler. Dikkat et ayete.Cennetlikler, cennette meyve ikram edildiğinde -bunu daha önce de tatmıştık diyorlar. Demek ki dünyada da bu cennet meyvesini tatmışlar. Bizler de ahirete iman eden bir müslüman olarak bu tadı tatmak istiyoruz. -bu ne olabilir ki diye ayete soruyoruz.İyilik yapmak olduğunu kolaylıkla anlıyoruz. Çünkü ayetin başında iman edip de yararlı iş yapanlar diyor. Demekki iyilik yapanlar cennetin tadını daha bu dünyadayken alıyor. Zaten Rabbimiz yüce kitabımız Kur’anda iyilik yapmamızı defalarca bizlere emreder. Boşuna değilmiş. Bizim o tadı almamızı istiyor.
Yalnız bir sorun var. Çevremizdeki insanların çoğu bu tadı bilmez.Onun için sana -vaav ne güzel iyilik yapıyorsun, aferin sana demez,madalya takmaz. Ne der? -Safmısın , sana mı kaldı o garibanla ilgilenmek, sana ne, başının çaresine baksın, sen rahatına bak der.
Desinler çok takılma. Bakın Kur’anda bunun en güzel örneklerinden biri Hz. Yusufdur. Onlara Hz. Yusuf’u hatırlatın. Bilirisiniz Hz. Yusuf’a kardeşleri kötülük etti. Onu kıskandılar, kuyuya attılar, köle olarak sattılar. Yıllar sonra Allah onu mısırda söz sahibi yaptı.Sonra bir gün karşısına kendisine bütün bu kötülükleri yapan kardeşleri çıktı.Açtılar, muhtaçtılar, çaresizdiler. Hz. Yusuf onlara şunu söyledi: Bugün size kınama yok, Allah sizi bağışlasın.dedi.Sıra bende deyip intikam almadı, affetti, kötülüğe iyilikle karşılık verdi. İşte cennetin tadı budur. İyiliğin en zor ama en tatlı hâli budur. Peki bu tat başka nerede hissedilir? Bir arkadaşın canı çok sıkkınken, hiçbir şey demeden sadece omzuna elini koyduğunda hissedersin, Haşr suresi 9.ayette övülen efsane nesil medine yiğitleri gibi kendin muhtaçken bile başkasının ihtiyacını önde tuttuğunda, yani aç iken bile başkasının karnını doyurduğunda ,yardım ettiğinde hissedersin. En çok da adının bile bilinmesine gerek görmediğin, kimselerin görmediği bir kapıya bir iyilik bıraktığında . İşte bunlarla alırsın bu tadı. Ve şunu anlarsın bu tat başka hiçbir şeyde yoktur.
Sonuçta bizi eleştirenler,iyiliğin tadını bilselerdi, inan böyle demezlerdi. Ama olsun, onları kınama, hoşgör, hatta onlara kalpleri setleştiği için acı.Bu arada korkma onlar seni etkileyemez Çünkü o tadı bir kez alan,iyilik yolundan dönmez ya, sen o tadı aldın , o tattan dünyaları bile verseler vazgeçmessin,merak etme. Onun için çevremiz ne derse desin, biz o cennet meyvelerine bu dünyada talip olmaya devam edelim. İyilik yapmak için fırsatları değerlendirelim.
Eğer diyorsan ki -ya ben iyilik yapıyorum ama ne tad alması, kendimi kötü hissediyorum, içim daralıyor diye, o zaman önce vicdanına bir sor: Acaba yaptığın iyiliğin karşılığını Allahtan değil kuldan mı bekledin ki bunu hissettin. Sonra Bakara suresindeki 264. ayete bir kulak ver. Bakara suresi 264. ayet:Ey iman edenler, başa kakmak ve incitmek suretiyle yaptığınız iyilikleri boşa çıkarmayın, diyor. Düşün bakalım, başa kalktın mı? Yaptığın iyilik karşılığında, ben ona şunu şunu yaptım, o teşekkür bile etmedi dedin mi? Sahi Allah rızası için mi yaptın, ya da alkış için mi yaptın? Bu cevabı kendine ver.Sonra Rabbimiz Bakara suresi 267.ayette :Kendiniz göz yummadan alıcısı olmadığınız bayağı şeyleri vermeye kalkmayın dedi.Eskilerini mi,beğenmediklerini mi?Çöpe atacaklarını mı iyilik olarak sundun
hala ısrarla iyiliğin tadını almamak için -tamam ama kime iyilik yaptıysam kötülük görüyorum diyorsan olabilir. Sonuçta Leyl suresi 19.ayettekiler gibi amacımız sadece Allah’ın rızası olmalı.Onun için sana kötülük yapanı iyilikle utandır.
Ama bizler, fakirleri dışlıyorsak,üzgünleri görmüyorsak,kendi dünyamızda yaşayıp duruyorsak bu tadı daha çok bekleriz. Onun için ayetlerde gördük, kendimizi bir toparlayalım. Cennetteki meyvelerin tadını bu dünyada almak için iyilikler yapmaya koşalım,unutmayalım iyilik yapan kaybetmez,Allah karşılığını birgün elbette verir.Belki bu dünyada alkış almaz ama cennetin tadını alır.
Şimdi dua vakti:Rabbim iyilikler yapmak için kocaman bir yüreğe sahip olmamızı,iyiliği mesleğimiz haline getirmemizi nasip eyle.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir