FİL SURESİ

Fil Suresi bize ne diyor?

Ayetleri öğrenmek en güzel yolculuktur. İnsan yazarken  bile kalbi pırpır atıyor. Heyecanlanıyor. Rabbim hakkını vermeyi bizlere nasip eylesin. Amin.

Peygamber Efendimizin (SAV) doğduğu yıl Mekke’de bir olay oldu. Bu olayı anlatan bir suredir Fil Suresi. Ebrehe isminde zalim bir hükümdar kendi ülkesinde kocaman bir kilise yaptırmış ve bu kiliseyi yakutlarla, elmaslarla süslemiştir. O kadar çok süslemesinin ve onu göz alıcı, dikkat çekici bir hale getirmesinin sebebi ise hacıların Kabe’ye gitmesine engel olmak ve kiliseye gelmelerini sağlamaktır. Tabi o dönemde Hanif din dediğimiz Hz. İbrahim’in dinine inananlar, Semavi din dediğimiz Yahudi ve Hristiyanlar ve bir de putperestler vardı. O dönemde Kabe’nin içi putlarla dolu olsa bile Kabe hala Allah’ındı. O Beyt’i insanların hac etmesi için inşa eden de İbrahim (A.S) ve oğlu İsmail(A.S.)’dir. İşte o dönemin hacıları Kabe’ye gitmesin, bu görkemli kiliseye gelsin diye Ebrehe bu kiliseyi yaptırmıştır. Elbette Arap Yarımadasından ve hatta onun daha ötesinden bu Beyt’i haccetmeye gelenler sırf daha yaldızlı ve şaşalı diye Ebrehe’nin yaptırdığı kiliseye gitmediler. Bunun üzerine Yemen valisi Ebrehe, bir plan yaptı. Plana göre Kabe’yi yıkacak ve böylece insanlar kendi kilisesine haccetmeye gelecekti. Nihayetinde dev bir ordu kurdu ve güya kudretini ispat etmek için bu orduya dev gibi filler de aldı. Aslında Ebrehe korktuğu için filleri de yanına aldı. Böylece meşhur Fil Ordusu kuruldu ve Mekke’ye doğru yola çıktı. Mekke’ye yaklaştıklarında Mekke’deki insanlar fil ordusundan ve Ebrehe’den korktuklarından dağlara kaçtılar. Ebrehe tam ordusuyla Kabe’ye girecekken; birdenbire gökyüzünde kuş sürüleri belirdi, gagalarındaki ve ayaklarındaki ufacık taşları ordunun üzerine bıraktılar. Bunun sonucunda o dev gibi filler kaçmış ve Ebrehe’nin ordusu yenmiş ekin yaprağı gibi delik deşik olmuştu. İşte bu suremiz bize bu olayı anlatmaktadır. Şimdi Rabbimizin kelamını iyice anlamaya çalışalım.

 1.“Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi?” ﴾1﴿

Buradaki fil ashabı yani fil sahipleri benzetmesi doğrusu çok güzel ve manalı bir benzetmedir. Ashab, sahip ve dost anlamlarına gelir yani dostumuzun bize sahip olduğu gibi bir anlam çıkarabiliriz. Arapça’nın güzelliği buradadır. Nitekim arkadaşlarımız nasıl insanlarsa biz de öyle oluruz öyle değil mi? Çünkü davranışlar birbirimizi etkiler. Tıpkı bizim sahiplerimizmiş gibi; biz farkında olsak da olmasak da onlar bizim davranışlarımızın sahibi olurlar, faili olurlar.

İşte bu olaya dikkat et diyor Rabbimiz. Fil sahipleri burada Ebrehe ve ordusudur. Ancak biz bu ayeti şimdiki zamana getirmezsek Kur’an-ı Kerim bizim için ancak bir tarih kitabı olarak kalır. Fil sahipleri, şimdiki zamanın güçlü ve zengin kesimidir. Elinde imkanı olanlardır. Elinde imkanı olup da bu imkanı Allah’ın dinine karşı kullananlardır. Daha önce de dediğimiz gibi her ayetin muhatabı doğrudan biziz. Onun için her ayeti şimdiki zamana getirebilmemiz gerekir. Kur’an yaşayan bir kitaptır. O sadece Peygamber Efendimizin dönemine hitap etmez, muhatabı da yaşayan insanlardır. Bu açıdan şimdiki yaşadığımız zamana da hitap eder.

 2. “Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?” ﴾2﴿

Bu ayeti anlamak için başka bir ayete bakılabilir. Al-i İmran suresi 54. Ayet-i Kerime’de yüce Allah şöyle buyuruyor:

“Tuzak kurdular, Allah da onların tuzaklarını boşa çıkardı. Allah, tuzakları  bozanların en hayırlısıdır.”(Al-i İmran,54)

Bu ayette Allah’ın bir grubun hilelerini boşa çıkardığını ve de Allah’ın hileyi boşa  çıkaranların en hayırlısı olduğunu görürüz. Haşa Rabbimiz tuzak kurar diye asla düşünmemeliyiz. Bu Rabbimizi tanımamak olur. Çünkü Rabbimiz ,hile kurmak gibi hoş olmayan bir durum yapmaz, Rabbimiz aldatmaz, kesinlikle aldatmaz aksine onların yaptığı tuzakları boşa çıkarır. Rabbimizin tuzakları ve hileleri boşa çıkardığına dair delilimiz  bu ayettir.

Neden tuzaklarını boşa çıkardıklarını öğrenmek istersek de Bakara suresi 114. ayete bakabiliriz.

“Allah’ın mescidlerinde O’nun adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır! Aslında bunların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. (Başka türlü girmeye hakları yoktur.) Bunlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük azap vardır.” (Bakara, 114)

Günümüzde de böyle şeyler olamaya devam ediyor. Müslümanların mescitlerde namaz kılmaları engelleniyor Allah’ın ayetlerinin anılması engelleniyor. Mescitler kapatılıyor. Bu kötülükler hala dünyanın çeşitli bölgelerinde yapılıyor. Şimdi de Ebreheler var gelecekte de olacaklar. Ancak Allah, onların tuzaklarını daima boşa çıkaracaktır. BİZ ALLAH DERSEK,ALLAH’TA KÖTÜLERİN TUZAKLARINI BOŞA ÇIKARIR. Yeter ki layıkıyla Allah diyelim.

3. “Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi.” ﴾3-5﴿

Allah, fil sahiplerinin üzerine en zayıf neferlerini gönderdi. Bir tarafta kocaman iri cüsseli dev gibi  olan  fil diğer tarafta  ufacık kuşlar var. Ama Allah isterse o küçücük kuşları, dev gibi olan fillere galip kılar. Aklımız almaz bizim kuşların filleri yendiğini ama Allah isterse olur işte. Buradan kendimize çıkaracağımız hisse karşımızdakiler ne kadar güçlü olursa olsun; bizim imanımız güçlü ise onları devirmemizin işten bile olmadığıdır. Yeter ki bir Allah’ın ipine sımsıkı sarılalım. Kuranımızın emirlerine uyalım.

Allah kuşların ağızlarındaki ve ayaklarındaki pişmiş çamurdan taşları, fil ordusunun tepesinden aşağı gönderdi. Ve o taşlar, bir kurdun yaprağı yiyip onu delik deşik etmesi gibi o zalimleri delik deşik etti. Peki Rabbimiz bize bu surede ne diyor? Sen ne kadar güçsüz de olsan ne kadar zayıf da olsan bana güven! Ben onlara gerekeni yaparım diyor. Tıpkı İbrahim Peygamber(a.s) ateşe atıldığı zaman, annesi babası dahil bütün halk seyrederken, Nemrut denen vahşi hükümdar  sevinçle seyrederken, en şiddetli şekilde harlanmış dev gibi bir ateşin serin ve esenlik olup İbrahim Peygamberimizi (as) yakmaması gibi.  İşte bizi de zalimler ateşe atsa da, çok güçlü  olsalar da sonuca ulaşabilirler mi? Hayır ulaşamazlar.

(İçlerinden bazıları), “Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın da ilahlarınıza yardım edin” dediler. Biz “Ey ateş!” dedik; “İbrahim’e karşı serin ve esenlikli ol!” Ona tuzak kurmak istemişler; biz de onları, en çok kaybedenler hâline getirmiştik.(Enbiya 68-69-70)

Yeter ki biz Allah’a gerektiği gibi inanalım. Nuh Peygamberi (as) hatırlayalım. Ona da kavmi eziyet etti. Kur’an-ı Kerim’e göre en fazla eziyet edilen peygamber Nuh peygamberdir. Onca eziyetin ardından nihayet Rabbimiz ona bir gemi yap dedi, gemiyi yaptı. Sonuç olarak kavminden çoğunluğu boğulurken Nuh peygamber kurtulanlardan oldu. Bizler de kötülerin karşısında, Ebrehe  gibilerin karşısında dik durabilirsek; Allah’ın emrettiklerini yerine getirmeye çalışırsak; bizim de Rabbimiz yanımızda olacaktır. Bizi de koruyacaktır. Zulüm karşısında eğilmeyeceğiz arkadaşlar. Müslüman dik durmalı. Kısaca bu sure bize  hiçbir durumda “Allah’tan ümit kesilmez!” diyor. Yeter ki biz Allah’ın yolunda Hud suresi 112.ayette ” Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayetini yoldaş bilelim.

                                                                                       Vesselam…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir