A’LÂ SURESİ(1.BÖLÜM)

Selamünaleyküm arkadaşlar. Bugünkü dersimizde Ala suresini öğreneceğiz.
Ala; yüce, büyük demektir. Ala suresi bize Rabbimizi tesbih etmemiz gerektiğini, Onun bizi yarattığını ve bize doğru yolu gösterdiğini anlatır. Dünya hayatının geçici olduğunu, ahiretin ise kalıcı olduğunu anlatan suredir. 

Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim

(1) Rabbinin yüce adını tesbih et.
Tesbih; Allah’ın belirlediği çizgide, O’nun emrettiği ve razı olduğu şekilde yaşamaktır. Allah’ın emrine uyarak Allah’ı yüceltmektir. Rabbimiz Tegabun suresi 1. ayetinde :”Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih eder. Mülk yalnızca O’nundur, hamd de O’na mahsustur. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” bunu bize buyuruyor. Bunu daha iyi anlamamız için de Nur suresi 41. ayette kuşları örnek veriyor. “Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle, sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. Allah, onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir.”

Güneş tesbihini doğmakla, yeryüzünü ısıtmakla ve ışıtmakla yapar. Dağlar tesbihini yeryüzünün sarsılmasını önlemekle yapar. Rüzgar tesbihini yeryüzünde basınç dengesini sağlamakla yapar. Bütün varlıklar tesbihini yaratılışına uygun olarak yapar, görevini yaparak tesbih ederler.

Her insan tesbih eder mi? Hayır.Yaratılışına uygun davranan insan tesbih eder. 
Rum suresi 30. ayet:” Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata sımsıkı tutun. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler.” 

Fıtratımıza, yani yaratılışımıza uygun olan din İslam’dır. Peki Rabbimizi nasıl tesbih edeceğiz sorusuna Zariyat suresi 56. ayet cevap verir. “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”Bu ayetteki gibi Allah’a kulluk edersek tesbih etmiş oluruz. Mülk suresi 2. ayetteki gibi “O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” 

Bizler güzel işler yaparsak Rabbimizi tesbih etmiş oluruz. Allah’ın rızasını kazanma yolunda çabalayarak tesbih ederiz.

Kalem suresi 17- 28. ayetler:”Şüphesiz biz, vaktiyle “bahçe sahipleri”ne belâ verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkârcılara) da belâ verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi. (Bunu tasarlarken) istisna da yapmıyorlardı. (“İnşaallah” demiyorlardı.) Nihayet onlar uykuda iken Rabbinden bir afet (ateş) bahçeyi sardı. Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü. (21-22) Derken, sabahleyin birbirlerine, “Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin” diye seslendiler. (23-24) Bunun üzerine, “Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın” diye fısıldaşarak yola koyuldular. (Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği hâlde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar. Fakat bahçeyi o hâlde gördüklerinde, “Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!” dediler. (Gerçeği anlayınca da), “Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!” dediler. Onların en akl-ı selim sahibi olanı, “Ben size ‘Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?” dedi.

Evet sizler de görüyorsunuz ki tesbihin buradaki manası yoksulların hakkını vermek demektir. Bu olayda da gördüğümüz gibi tesbih etmek bir eylemdir, bir harekettir. Ala suresinde de her şeyin geçici olduğunu, Allah’ın Baki olduğunu bilerek yaşamak tesbihtir. Bizler Allah’ın Kur’an’daki emirlerine uyarak Allah’ı yüceltiriz, ayetleri uygulayarak yüceltiriz. Rabbimizin ilk emri olan “Yaradan Rabbinin adıyla Oku” ayetini yüceltmek için Kur’an’ı okuruz. 
Nisa suresi 86. ayeti yüceltmek için “Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.” selam vererek kesinlikle karşılık veririz hatta daha güzel şekilde karşılık veririz. Haşr suresi 18. ayeti yüceltmek için “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” kendimizi sürekli hesaba çekeriz. İsra suresi 26. ayeti yüceltmek için “Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma.” akrabaya, düşküne yardımcı oluruz. İşte bu şekilde uygulayarak Kur’an’ın her ayetini yüceltmiş oluruz. İşte böyle yaparsak gerçek manada Rabbimizi yüceltmiş oluruz. 

İsra suresi 44 ayeti inceleyelim.”Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Her şey O’nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halîm’dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.”

 Bizler bu tesbihlerin manasını hayatımızda yaşarsak daha iyi olacaktır. Enam suresi 162. ayet:”Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.”

 İşte bu ayet hayatımızda yaşanmış olacak, o zaman yaşantımızla Allah’ı yücelterek tespih etmiş olacağız. Rabbimizden yüz çevirirsek cansız varlıklarla bizim aramızda fark kalmaz. Oysa Allah bize akıl ve irade verdi. 
Şimdi birinci ayete “Yüce Rabbinin ismini tesbih et” ayetine soralım. Neden Rabbimizi tespih edelim? Hemen devamında cevabı var.

(2) O, yaratıp şekillendiren, âhenk veren ve düzene koyandır.
O Allah ki insanı yarattı ve yaratılış amacını gerçekleştirmek için ona uygun bir donanım verdi. Yoksa yaratılış öncesi anılmaya değer bir şey miydi, değildi. Bu sebeple de Allah tesbih edilmeye layıktır. İnsan suresi 1. ayet:”İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti. Şüphesiz biz insanı, karışım hâlindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık.”

Rabbimizin düzenlemesinde  insanın durumu Allah’ın ayetlerini işiten ve gören olmasıdır. Yoksa Rabbimizin deyimiyle insan kör olur. Hatta Araf suresi 179’daki gibi hayvanlardan daha şaşkın olur. “Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.”
Rabbimiz bizi düzenledi. O kadar güzel düzenledi ki hepimiz görüyoruz, işitiyoruz ama gerçek manada ayetleri görebiliyorsak Rabbimizin katında gerçekten gören ve işiten oluruz.

(3)O, (her şeyi) ölçüyle yapıp yönlendirendir.
Allah insanı bir ölçü ile bir amaç için yarattı, doğru yolu da ona gösterdi. Kur’an’ın sözlerini bize vererek gösterdi.

Her namazda ya da mezarlıklardan geçerken hep Fatiha suresini okuduk. Rabbimize bize doğru yolu göster dedik. Rabbimiz bize doğru yolu nerede gösterdi?

Tabii ki Kur’an’da gösterdi. Bakara suresi 1 ve 5 ayetler:”Elif, lâm, mim. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.”

(4-5) O, yeşil bitki örtüsünü çıkaran, sonra da onları çürüyüp kararmış çör çöpe çevirendir.
Rabbimiz hayatın geçici olduğunu hepimizin anlayabileceği basit örneklerle anlatarak bizim anlamamızı istiyor.

Yunus suresi 24. ayet:”Dünya hayatının hâli, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hâli gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hâle getiririz. İşte düşünen bir toplum için, âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.”

Rabbimizin bir örneği daha var.

Kehf suresi 45. ayet:”Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgârın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. Allah, her şey üzerinde kudret sahibidir.”

Rabbimiz dünya hayatının geçiciliğinden bahsediyor. Onun için kısa ve değersiz bir hayat olan dünyaya çok fazla bel bağlamamalıyız. 
Gökten inen su ile çürüyen ot siyahlaşır. Toprak içindeki otun eski canlılığı hiç kalmıyor. Bu dünyada her şey gün gelir eskir. Hatta Hadid suresi 20. ayetteki gibi çerçöp haline gelir.”Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider). Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.”

Onun için Rabbimiz bize Nahl suresi 96. ayette:” Sizin yanınızdaki tükenir Allah’ın yanındaki ise sonsuzdur” diye buyurdu. Rabbimiz Ala suresinde “önce tesbih et dedi, seni düzenledi yarattı dedi ve bizim her şeyin geçici olduğunu anlamamız için de bitkileri çıkardı. Sonra da onu kapkara bir hale getirdi.” diye buyurdu. Bizim dünya hayatının geçici olduğunu anlamamızı istiyor.

(6-7) Sana Kur’an’ı okutacağız ve sen onu unutmayacaksın. Ancak Allah’ın dilediği başka. Şüphesiz O, açık olanı da bilir, gizliyi de.
Taha suresi 7. ayet:”Sen sözü açığa vursan da, gizlesen de Allah için birdir. Çünkü O, gizliyi de bilir, ondan daha gizli olanı da.”

Kendimizden bile sakladığımız sırları Allahu Teala bilir. Rabbimiz ayetinde Ala suresinde unutmayacaksın buyuruyor. Peki ayetleri unutmamak için ne yapmalıyız? 

Taha suresi 114. ayet:”Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme. “Rabbim! İlmimi arttır” de.”

Öncelikle acele etmemeliyiz. Her şey yavaş yavaş olur. Çiçek bir anda açmaz, ağaç bir anda meyve vermez. Bir anda Kur’an’ın hepsini öğrenemeyiz. Bunun için  Kur’an’dan bir ayet öğrendiğimizde onu insanlara fırsat buldukça anlatmalıyız. Bizler anlattıkça, ayeti konuştukça daha çok ayete yaklaşırız. Kalp zamanla dile ayak uydurur. Yeter ki bizler ayetleri konuşalım. 

Bakara suresi 97. ayet:”De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise, bilsin ki o, Allah’ın izni ile Kur’an’ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir.”

Rabbimiz senin kalbine indirmiştir diye buyuruyor. Ayetleri düşünürsek, Allah’ı düşünürsek, hayırlarda yarışırsak, sahip olduklarımızı Allah yolunda paylaşırsak işte buradaki olay bizde de olur, ayetler kalbimize iner.

(8) Biz seni en kolay olana kolayca ileteceğiz.
Leyl suresi 5-7. ayetler:”Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah’a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz.”

En güzel söz nedir? Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an-ı Kerim’in emirlerini tasdik edersek, hayatımıza uygulamaya çalışırsak, Rabbimizin emirleri bize kolay gelir. Alışkanlık haline gelir. Biz yeter ki Kur’an’ımıza yönelelim. 

Kamer suresi 17. ayet:”Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?”

Rabbimiz Kur’an’ı kolaylaştırdı. Yeter ki bizler çabalayalım. Bizler hep Kur’an zor diyoruz, anlamak zor diyoruz. Rabbim diyor ki kolay. Bizi yaradan Rabbimizin dediği doğrudur. Kur’an’ı öğrenmek kolaydır.

(9-10)O hâlde, eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver. Allah’a karşı derin saygı duyarak O’ndan korkan öğüt alacaktır.
Önce kendimize Kur’an ile öğütler vermeliyiz. Sonra çevremizdeki insanlara ister inansın ister inanmasın öğütler vermeliyiz. 

Müddessir suresi 2. ayette Rabbimiz “Kalk uyar.” buyuruyor. Bu uyarı hepimiz için  geçerlidir. Ayrıca insanların kalbini biz bilemeyiz. Onun için biz görevimizi yapıp çevremizdekileri uyarmalıyız.
Ayetlerden kimler öğüt alır? 

Allah’a derin saygı duyan kimseler. Başka kimler öğüt alır? Hemen Kaf suresi 45. ayete bakalım.

“Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onlara karşı bir zorba değilsin. O hâlde sen, benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver.”

Allah’ın tehdidinden korkanlar öğüt alır. Başka kimler öğüt alır?
Yasin suresi 10-11. ayetler:”Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar. Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve görmediği hâlde Rahmân’dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele.”

Allah’ı görmediği halde Allah’tan korkan kimseleri uyarabiliriz. Halbuki Rabbimiz bize Yunus suresi 57. ayette şöyle buyurmuştu:”Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplere bir şifâ ve inananlar için yol gösterici bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) geldi.”

Allah’tan korkan kimse ayetlerden öğüt alır, ayetleri dinler, hayatına uygular. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir