ADALETİN KUTUP YILDIZI

İnsanoğlunun çoğunluğunun inanç problemlerinden biridir adalet konusu. Halbuki bizim adalet anlayışımız ile Allah’ın adaleti çok farklı. Bizler resmin görünen kısmını ölçüp biçerken Rabbimiz bize bilmediğimiz, anlayamadığımız bir adalet ile muamele eder. Bizim kul olarak yapacağımız sadece hikmetini Allah’a havale edip, Onun yolunda, Onun gösterdiği biçimde hayatımıza devam etmek. İsyan etmeden, keşke demeden…

Talak suresi 1. ayet:”…Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilemezsin, olur ki Allah, bundan sonra bir durum ortaya çıkarıverir.”
Genellikle Allah bize dünyada karşılaşacağımız sıkıntılar için çözümler sunarken gerçek manada bunun karşılığını mahşerde alınacağını bildiriyor. 

Zilzal suresi 6.,7.,8. ayetler:”O gün insanlar amellerini görmeleri (karşılığını almaları) için darmadağınık geri dönüp gelirler. Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı kötülük yapmışsa onu görür.” 
Allah’ın ahiretteki mükemmel adaleti bu işte. Bu dünyada adalet bekleyemezsiniz. Çünkü insanoğlu kendini, kulluğunu unutup güç ve kudretin kendisinde olduğunun gafletine düştü. Güçlüler güçsüzleri ezmeye başladı. Kendini yeryüzünün tek hakimi olarak gördü, azdı…

Alak suresi 6-8. ayetler: ”Gerçek şu ki insan kendini kendine yeterli görerek azar. Kuşkusuz dönüş Rabbine’dir.”Halbuki dünyaya geliş amacımız başlıbaşına adaletti.

İnsan suresi 3. ayet: “Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.”
Rabbimizin bu dünyada bizim için planları var. Ama ağırlıklı olarak mahşer gününe iman etmemize daha çok dikkat çekiyor. Rabbimiz ahireti var etmiş ve mutlak adaleti mahşerde Allah’ın huzurunda çetin bir hesap ile sağlayacak. Bu dünyada yüz cinayet işleyen bir adamın tek bir canını vermesi elbette işediği cürmün telafisi olmayacaktır. 

Rabbimiz Kehf 49’ da şöyle buyuruyor: “Bu kitap küçük büyük bir şey bırakmadan hepsini saymış.”
Kaçacak, gidecek hiçbir yerimiz yok. Her şeyin bedelini ödeyeceğiz. Kötülüklere karşı, Allah’ın bizi teselli eden ayetleri su serpiyor yüreğimize. 

“Yoksa kötülük yapanlar, bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar?”(Ankebut:4). Görüldüğü gibi ahiretin yaratılması Allah’ın adaleti ile direk ilişkilidir. Hz. Musa ile Hz. Hızır’ın hikayesinde mutlak adaletin nasıl tecelli ettiğini anlamamız ve idrak etmemiz gerekiyor. Hz. Musa bir öğrenci ve Hz. Hızır’dan öğrenmesi gereken ilk şey ise sabırdır. Bu hikayede de aslında Allah’ın o arkasını, sonrasını pek göremediğimiz o perdeyi, biz olanları azıcık görebilelim diye kaldırmasıdır. 

Rabbimiz Kehf 58 ve 59. ayetlerde şöyle buyuruyor: “Senin, bağışı bol olan Rabbin merhamet sahibidir. Şayet yaptıkları yüzünden onları (hemen) cezalandıracak olsaydı, onlara azabı çarçabuk verirdi. Fakat kendilerine tanınmış belli bir süre vardır ki artık bundan kaçıp kurtulacakları bir sığınak bulamayacaklardır. İşte şu ülkeler; zulmettikleri zaman onları helak ettik. Onları helak etmek için de belli bir zaman tayin etmiştik.” 

Bu ayetler bize gösteriyor ki Rabbimizin adalet terazisi asla şaşmaz. Bizim ihtiyacımız olan şey ise sabretmektir. Yine devamında gelen ayetlere baktığımızda (Kehf suresi 60-82 ayetler) Hz. Musa ve Hızır’ın kıssası, onların bu sabır yolculuğuna çıkış sebebinin öğrenmek olduğunu görebiliyoruz. Öğrenmek için çıkılan bu yolculukta ise ne tuhaftır ki öğretilen ilk şey olan sabrın bittiğidir. Hz. Musa’nın sabırsızlığını biliyoruz. Çünkü adaletsizlik olarak gördüğü 3 olayla karşılaşmıştır. 

Allah’ın kendi adaletinden bahsettikten sonra (Kehf:58-59) hemen ardından (Kehf:60-82) bu kıssaların gelmesinde gerçekten incelikler vardır. Bizler yeter ki Kur’andan dökülen incileri yüreğimize işleyelim. Unutmayalım ki “Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara:153)

Ve Allah’ın en büyük adaletinin Kur’an-ı Kerim olduğunu aklımızdan çıkarmayalım. Nisa suresi 105. ayet: “Allah’ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitab’ı hak ile indirdik; hainlerden taraf olma!”

                                                 Vesselam 

Similar Posts

  • FITRAT ÜZERİNE

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Fıtrat nedir? Fıtrat: Yaratılış, yapı, karakter, tabiat, mizaç anlamlarına gelmektedir. Terim olarak fıtrat: “Allah Teâlâ’nın mahlûkatını kendisini bilip tanıyacak ve idrak edecek bir hâl, bir kabiliyet üzere yaratmasıdır.”  TDV İslam Ansiklopedi sözcüğünde Fıtrat, “yarmak, ikiye ayırmak; yaratmak, icat etmek” mânalarına gelen fatr kökünden isim olup “yaratılış,belli yetenek ve yatkınlığa…

  • TİN SURESİ 8. AYET BİZE NE DİYOR?

    “Allah; hüküm verenlerin, en iyi hüküm vereni değil midir?” (Tin 8) Ey Allah’ın bütün benliğimle inanıyor ve sana güveniyorum ki; sen, hüküm verenlerin en iyi hüküm verenisin. Senin her hükmün bizim için gerekli, faydalı ve en iyi hükümdür. Senin hüküm dışında verilecek her hüküm insanlık için zararlı, sıkıntılı ve faydasızdır. Ey Rabbim şahid ol ki; bu…

  • KUR’ANDA GEÇEN KALP KELİMESİ ÜZERİNE

    Kalp beynin merkezinde yer alır. Buna komuta ve yönetim merkezi de diyebiliriz. Bu kalp kan pompalayan organdan farklıdır. Beynimizin merkezinde yer alan bu kalp bağlantı kurma, alınan bilgileri sınıflandırma, doğruyu yanlıştan ayırt etme, bağ kurma gibi özellikleri vardır. Gözlerin görme, kulakların duyma, burnun koklama, derinin hissetme ve dokuma, dilin tatma özelliği olduğu gibi beynin merkezinde…

  • FURKAN SURESİ 2. BÖLÜM

    31. Ve işte böyle her peygamber için günahkarlardan bir düşman yaptık ve yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin kafidir. Düşman olmak bir tercihtir. Ayette yaptık ifadesi geçiyor. Burada Allah, günahkarları peygamberlere düşman yapmıyor, çünkü insanın iradesi var, tercihi var. Tercihini Allahtan değilde, kötülükten yana kullanırsa peygamberin imtihanı haline gelir. Bu ayeti önceki ayet ile  ile birlikte…

  • Adiyat Suresi 6. Ayet

    “Şüphesiz insan, Rabbine karşı çok nankördür.” Bu ayette, insanın Rabbine karşı nankörlüğü vurgulanmaktadır. Allah, insana sayısız nimetler ihsan etmesine rağmen, insan bu nimetleri çoğu zaman görmezden gelir ve Rabbine karşı şükretmez. Bu nankörlük, insanın en büyük kusurlarından biridir. Ayette geçen “kenûd” kelimesi, “nankörlük” anlamına gelir. Bu kelime, Kur’an’da başka yerlerde de geçmektedir ve her zaman…

  • GAŞİYE SURESİ(2.BÖLÜM)

    (13) yükseltilmiş sedirler orada vardır. Rabbimiz cenneteki insanlara bu yükseltilmiş sedirleri, tahtları neden veriyor? Bu kimseler makamını, tahtını her şeyini bütün kazandıklarını iyilikte kullanıyorlardı. Buradaki sedir kelimesi taht anlamındadır. Bunu Yasin suresi 55. ayette görüyoruz. Yasin suresi 55. ayet : “O gün cennetlikler, gerçekten nimetler içinde zevk sürerler.” Yasin suresi 56. ayet : “Kendileri ve eşleri gölgeler…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir