ALLAH İLE ALDATMAK

Rahman Rahim olan Allah’ın Adıyla…

Değerli okuyucu kardeşlerim hepinizi sevgi, saygı ve hürmetle selamlıyorum.

Yazı serüvenimize farklı bir konu ile devam ediyoruz…

İslam filozofu el kindi ne güzel demiş; ”bir şeyin ticaretini yapan onu satar, sattığı ise artık kendisinin değildir. Kim din tacirliği yaparsa onun dini yoktur.”

İnsanlık tarihi boyunca şeytan ve dostlarının, Allah’ın kullarını “Allah ile aldatmaları” en etkili ve en yaygın olan aldatma yöntemi olarak süregelmiştir. Özellikle de toplumlara egemen olan statükoların, “din adamı, âlim, hoca, şeyh vb.”nin de yardımıyla oluşturdukları Hak ile bâtıl karışımı “statüko dinlerini” Hak din olarak sunmak suretiyle kitleleri “Allah ile aldatıp” statükonun destekçisi hâline dönüştürmeleri çok yaygın ve sürekli tekrarlanan bir uygulamadır. 

Fransız tiyatro yazarı Moliere Tartuffe adlı oyununda samimi dindar ve din istismarcısını şöyle tasvir eder: Kimisi yalandan kahramansa kimisi de yalandan dindardır. Nasıl gerçek kahramanlar yaptıklarını orada burada anlatıp duranlar değilse, peşlerinden gitmemiz gereken hakiki dindarlar da her şeye yüzünü ekşiten yobazlar değildir ve yani, artık gerçek iman ile iki yüzlülük arasında fark gözetmeyecek miyiz? İkisi için de aynı dili kullanacaksınız. Yüze de maskeye de aynı değeri vereceksiniz. Samimiyetle yapmacığı bir tutacaksınız, görüntüyle gerçeği birbirine karıştırıp gölgelere gerçek adam gibi değer vereceksiniz. Sahte parayla gerçeğini ayırt etmeyeceksiniz, artık öyle mi? (…) Dünyada inançlı olmaktan daha büyük bir erdem, dindarlık gayretinden daha güzel, daha soylu bir şey düşünemiyorum. Bu yüzdendir ki yalancı inançlarıyla göz boyayanlardan, dine saygısızlıkları ve iki yüzlülükleriyle insanların en kutsal şeylerini istismar eden inanç taklitçilerinden daha aşağılık bir şey de düşünemiyorum. Ah o menfaat düşkünü, ikiyüzlü inanç tacirleri yok mu, onlar, mevki ve itibar satın alırlar sahte inançlarıyla. Bu adamlar öte dünya için çabalar gözüküp asıl bu dünyada ceplerini doldururlar. Müthiş bir ağır başlılık ve yapmacılıkla insanlara dünya nimetlerinden uzak durmayı öğütler, kendileri ise bollukta yaşarlar. Kendi kusurlarını da çok güzel kitabına uydururlar. Fırsatçıdırlar, kinci, imansız, yapmacıktırlar. Birinin ayağını kaydırmak için kendi kinlerini din perdesi ardına gizlerler utanıp sıkılmadan. Bir hışımla en değer verdiğimiz şeyleri bize karşı silah olarak kullanırlar ki en tehlikeli yanları da budur. Herkes onların erdeminden kuşku duymadığından, hak yolunda adeta kutsal bir kılıçla kesmiş olurlar bizi. Bu tür sahtekárlara çok sık rastlanır.

Aldatıcı Allah ile aldatır, işte o şeytani hallerde olandır. Din tarih boyunca en büyük aldatma aracı olmuştur, din aslında istismar edilirse sömürü haline de getirilebilir.

Kur’ân’ın muhteşem uyarıları. Aldatıcının alanı Din’dir, Allah’tır, ibadetlerdir.

Hadid Sûresi 14:” …… ve aldatıcılar sizi Allah ile aldattı.”

Samimi olana değildir, amacını gizleyip Allah’ı diline alet edenedir sözümüz. 
Allah ile aldatmakta ki amaç nedir?
Allah ile aldatmak nasıldır?
En son amacını belli etmeden, diline, ibadetine Allah’ı dolayıp aldatma içinde olmak nedir?
Allah ile aldatmanın incelikleri nasıldır?

Aldatan Allah ile aldatırsa; dilinden Allah kelimesini düşürmez. Hep namazda, oruçta, yani ibadetlerde görünür. Hep ibadetlerden bahseder, cami cami gezer. Kur’ân’dan konuşur, sünnetten konuşur. Resul ve Nebilerden konuşur. Evliyalar, ermişler, şehitler kelimelerini dilinden düşürmez. Allah adına para toplar, Allah adına mal-mülk gibi bağışlar toplar ve bunu da infak hakikatini değiştirerek anlatıp yapar. İnsanları mezheplere, cemaatlere, tarikatlara böler. Tek amacı vardır, kendi saltanatını kurmak. İnsanları kandırmak, onların paralarını mallarını almak. Kendini büyük göstermek, farklı göstermek, evliya, mehdi, mesih olduğunun iması vermek. Yani kısacası Allah’ın adını alet ederek kendi saltanatını oluşturmak. Kur’ân’da bunun ile ilgili onlarca ayet vardır. Bazı örnekler;

Mâun Sûresi: Dilinden Allah kelimesini hiç düşürmez, ibadetler içinde görünür, ama halleri ikiyüzlülük içindedir. İkiyüzlülük küçük bir şirktir.

Meâric Sûresi: Dilinden Allah kelimesini hiç düşürmez, ama başına bir sıkıntı geldiğinde feryat eder.

Hucurât Sûresi: Bölücü, ara açıcı, dedikodu yapıp arkadan çekiştirici, insanların sırlarını araştıran, gizi yönlerini ortaya çıkaran yani hep zarar verici haller içinde olur.

Hucurât Sûresi: İnsanlara kötü isimler, lakaplar takar.

Fussilet Sûresi: Zanlarını din haline getirir, kendi gibi olmayanları küçük görür, kafir ilan eder.

Münâfıkûn Sûresi: Dilinden Allah kelimesini düşürmez, hep ibadetlerde görünür ama içi başka dışı başkadır.

Ahzâb Sûresi: Hep Allah’tan bahseder ama hep yaşantısında zulüm halindedir, hep dünya makamı, şöhreti, zenginliği peşinde koşar, hep kendi çıkarı peşindedir.

Kur’ân adeta baştan sona, Allah ile kandırmanın nasıl olduğundan bahseder.

Bizlere muhteşem uyarılarda bulunur.

Kur’ân der ki:

Sakın insanların Allah dediğine kanmayın. Sakın insanların namaz kıldığına, oruç tuttuğuna kanmayın.
Sakın Kur’ân okuduğuna, Kur’ân’dan bahsettiğine kanmayın.
Sakın Resullerden bahsettiğine kanmayın.
Sakın evliya, ermiş, mehdi, mesih diyenlere kanmayın.

Evet, Kur’ân bizi muhteşem bir şekilde uyarıyor.

Kandırıcı Allah ile kandırır, dikkat edin, uyanık olun diyor.
Kandırıcının alanı Din’dir, şandır, şöhrettir, paradır, mal-mülktür.

Bakara Sûresi’nde “yaman rakip” buna işaret eder.

204: İnsanlardan bazıları dünya hayatı hakkında öyle sözler söylerler ki, sen hayret edersin. Kalblerinde olan şeyler hakkında Allah’ı biliyor sanırsın. İşte o yaman bir rakiptir.

205: O kimse yeryüzünde bir çalışma, bir gayret içinde döner durur. Fakat o kimse orada ikilik, bozgunculuk içinde ve gönüllere sunulacak hakikatlerin bilgilerini ve gelecek nesilleri helak etme içindedir.  

İkilik, bozgunculuk içinde olanlarda Allah sevgisi yoktur.

Ayet ne kadar güzel bir uyarı sunmuş:
Allah hakkında konuşana kanmayın.
Çok bilgili olduğunu ima edene kanmayın. Hep Allah rızası için oraya buraya koştuğunu ima edene kanmayın.
Dinden, ibadetten, bahsedene kanmayın. Resullerden bahsedenlere kanmayın. Kur’ân okuyup yorum yapanlara kanmayın. Ve diyor ki:
Yaşantısına bakın. Asıl amacını anlayın.
İçi başka dışı başka mı ona bakın.
Samimi olup olmadığına bakın. Konuştuğunda evrensel değerlerden mi bahsediyor, yoksa başkalarının sözlerini küçük görüp kişilerden mi bahsediyor. Dilinde ikilik üzere sözler var mı ona bakın. Yani kendini övüyor, kendi yolunu övüyor, başkalarını küçük görüyor, kafir ilan ediyor mu ona bakın. Kendi yolunda olanları cennetlik ilan ediyor, başkalarının cehennemlik ilan ediyor mu ona bakın.
Din adına para topluyor mu, mal-mülk bağış istiyor mu ona bakın.

Bilin ki Kur’ân asla para toplamayın, sakın bir karşılık beklemeyin der. Evet, Kur’ân yardımlaşmayı, ihtiyacı olanı bulmayı ve ona yardım etmeyi tavsiye eder. Ama birilerinin kötü niyetle olup, aracıymış gibi görünüp para veya yardım toplanmasını onlarca ayetle yasaklar.

Evet, Kur’ân diyor ki;

Sakın kandırıcının Allah ile kandırmasına izin vermeyin.
Kandırıcı şeytani hallere girmiş olandır.Kandırmanın en büyük yolu da Allah’tır, Dindir, İbadettir.
Eğer kişi hem Allah’tan bahsedip hem de birilerini kafir ilan ediyor ve kendi yolunu övüyorsa o kişi Allah idrakine ulaşmamış kişidir.
Boşuna denmez. İslam olan yani Müslüman; diline, yaşantısına, hallerine ve davranışlarına güvenilen insandır.

İşte Kur’ân diyor ki; kişinin anlattıklarına değil, ibadet içinde olup olmadığına değil, yaşantısına bak. Yaşantısında;bozgunculuk, fitnelik, ikilik, zarar verme varsa sakın bunlara aldanma diyor. Böyle kimselerde Allah sevgisi yoktur diyor. Evet, Kur’ân’ın muhteşem uyarısı böyle.

Kandırıcı sizi Allah ile kandırır, asıl amacını içinde saklar. Asıl amacına ulaşmak için; Allah’tan bahseder. Namazda görünür.
Duygusallık içine girer, gözyaşlarını gösterir. Hep dini sohbetler eder, ibadetler eder, ibadetlerin sonunda para yardımı, mal yardımı ister. Bunu da hep İnfak hakikatini değiştirerek, İnfakın para ve mal bağışı olduğundan bahseder durur.

Kur’ân’ın muhteşem uyarılarından anlıyoruz ki kandırıcı yani şeytan; Allah ile, Din ile, Namaz ile, Kur’ân ile kandırıyor.

Ve bunu saltanat, hükmetmek, yönetmek, makam-mevki, mal- mülk edinmek, şan-şöhret bulmak için yapıyor.
Evet Kur’ân’ın uyarıları böyle.

                                         Vesselam…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir