İHSAN ÜZERİNE

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

Îhsan nedir?

TDV İslam Ansiklopedisi sözcüğünde “ihsan” şöyle anlatılır: “Güzel olmak” manasına gelen hüsn kökünden türetilmiş bir mastar olup genel olarak “başkasına iyilik etmek” ve “yaptığı işi güzel yapmak” şeklinde kısmen farklı iki anlamda kullanılmaktadır. İhsanda bulunan kişiye muhsin denir. Bir insanın gerçekleştirdiği işin ihsan seviyesine ulaşabilmesi için ben neyi nasıl yapması icap ettiğini iyi bilmesi hem de bu bilgisini en güzel biçimde eyleme dönüştürmesi gerekir. Hz. Ali (ra), “İnsanlar işlerini ihsanla yapmalarına göre değer kazanır” derken bunu kastetmiştir. Allah’ın yarattığı her şeyi ihsanla yarattığını bildiren âyette de (Secde 32/7) ihsan kavramı bu anlamdadır. Ahlâk literatüründe ihsan genellikle, “iyiliklerde farz olan asgari ölçünün ötesine geçip isteyerek ve severek daha fazlasını yapmak” mânasında kullanılır. 
İhsan ile ilgili ayet ve hadislere kısaca bakacak olursak; “Muhakkak ki Allah adaleti ve ihsanı emreder …” (Nahl 16/90. ayet)

“İnsanlar iyilik yaparlarsa biz de iyilik yaparız, zulmederlerse biz de zulmederiz.’ diyen zayıf karakterli kimseler olmayın. Bilakis iyilik yaptıklarında insanlara iyilikle karşılık vermeyi,kötülük yaptıklarında ise onlara zulmetmemeyi alışkanlık hâline getirin.” 

“Faziletlerin en üstünü, seninle akrabalık bağlarını kesenle ilişkini sürdürmen, sana vermeyene vermen, sana kötü söz söyleyeni bağışlamandır.” 
“Allah, her işte ihsanı (güzel davranmayı) emretmiştir…”

Hz. Peygamber’in (s.a.v.) “Cibril hadisi” diye bilinen hadiste geçen, “İhsan Allah’ı görür gibi ibadet etmelidir; çünkü sen O’nu görmesen de O seni görmektedir.” 
Hz. Peygamberin (s.a.v.), İhsanı tarif ederken, “Allah’ı görüyormuşsun gibi Allah’a ibadet etmendir”demesi, mümin kulun ibadet sırasında manevî âlemlere yüceltmek, ibadetten lezzet alması içindir. Her şeklin bir de gerçeği olduğu için, namaz da bir şekildir. O şeklin içindeki gerçek ise ihsandır. İbadet kuru bir şekil ve beden hareketlerinden ibaret değildir, zira Allah’ın huzurunda bulunduğumuzu bilerek ve düşünerek yapılması gerekir.
İbadetlerin asıl amacı Allah’u Teâlâ ile mânevi diyalog kurmak, Onu görüyormuş gibi ve O da seni her an görüyormuş gibi ibadet etmen ve bu hali tüm ibadet süresince sürekli devam ettirmektir.
Her ne yaparsak yapalım, bizler sırf ama sırf Allah rızası için, samimi bir şekilde tam, eksiksiz bir şekilde ve o iş ve ameli en iyi ve güzel bir biçimde yapmak, işinin hakkını vererek yerine getirmemiz gerekir.
Bizler eğer Rabbimizin rızasını kazanmak, sonsuz nimet ve ihsanlara kavuşmak istiyorsak; her nerde olursak olalım, her ne iş yaparsak yapalım, samimi bir niyet, ihlaslı bir kalp ile Yüce Allah’ı görüyormuş gibi yapmamız gerekir. Zira eğer samimi olmazsak, işimizi ve ibadetlerimiz en iyi şekilde yapmazsak, sırf gösteriş ve başkalarının beğenmesi için yaparsak işte o zaman tüm amellerimiz Allah katında makbul olmaz, tüm ibadetlerimiz boşa gidebilir. 
Kişi herhangi bir iş ve amelde, hayır veya şerde olsun, bunun şuurunda olması gerekir ki; her an Rabbimizin huzurunda olduğunu, ne yaparsa yapsın O’nun bizleri her an gördüğünü, işittiğini ve bildiğini bilmeli ve ona göre yüce Rabbimizin en sevdiği salih ameller işlemeli, emir ve yasaklarına da riayet etmelidir. Zira Yüce Allah bizlere şah damarından daha yakındır. Bizler de tüm ibadet ve amellerimizde Onu görüyormuş gibi yaparsak işte o zaman ibadetlerimizden lezzet alırız, ibadet ve amellerimiz gerçek anlamda samimi olur ve kul ile Allah arasında diyalog kurarak sağlam bir iletişim ağı kurmuş oluruz.
Ne mutlu o mümin kullara ki, her iş ve amellerinde Yüce Allah’ı görüyormuş gibi Ona ibadet edenlere. Vesselam…

Similar Posts

  • ALLAH DOSTLARI KİMLERDİR?

    Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla Değerli Kardeşlerim Hepinizi muhabbet ile selamlıyorum.  Allah dostu kavramı herkese bir şeyler çağrıştırmıştır mutlaka, ama inanmış olduğumuz Kuran bize bu kavramı nasıl tanıttığına gelin birlikte bir göz atalım. Dost kelimesi Farsça ’da “seven, sevgili, yâr” anlamındaki dost kelimesinden gelen dostluk İslâmî literatürde sadâkat, uhuvvet, meveddet, sohbet gibi değişik kelimelerle ifade edilmiş, ayrıca velî ve refîk kelimeleri başka anlamları yanında “dost” mânasında da kullanılmıştır. Kur’ân-ı…

  • İNŞİKAK SURESİ(2.BÖLÜM)

    Ey Müslüman kardeşim! Merak etme Peygamber ile de eğleniyorlar. Allahu Teala Nuh Peygambere gemi yap dedi. Nuh Peygamber çöldeydi. Etrafta deniz yoktu. Allah’a şunu demedi” Olur mu öyle şey, ne gereği var geminin demedi.” Hemen yapmaya başladı. Çevresindekiler onunla dalga geçmeye başladı. Ayete bakalım. Hud suresi 38. ayet :”Gemiyi yapıyordu. Kavminden herhangi bir grup da…

  • Din Gününün Sahibi Allah’tır

    Din gününün sahibi Allah’tır. Bu, Kuran’da birçok ayette vurgulanmıştır. En bilinenlerden biri Fâtiha Suresinin 4.ayetinde yer alır: “Din (hesap ve ceza) gününün sahibidir.” (https://www.kuranvemeali.com/fatiha-suresi/4-ayeti-meali) Bu ayette Allah, din gününün (ahirette hesap ve cezanın verileceği günün) tek ve gerçek sahibi olduğunu bildirmektedir.O gün, herkes yaptıklarından hesaba çekilecek ve adalet yerini bulacaktır. Din gününün Allah’a ait olduğu diğer bazı ayetler şunlardır: Din gününün…

  • DUHA SURESİ(2.BÖLÜM)

    ﴾4﴿ Elbette işin sonu senin için öncesinden daha hayırlı olacaktır. İlk, dünya, son ise ahiret demektir. Kim dünyada güzel bir işte aracılık ederse, desteklerse, yardımcı olursa ona, o işin sevabından bir pay vardır. Yeter ki biz İbrahim Peygamber gibi Rabbimize hicret edelim. Ankebut suresi 26 ayette İbrahim Peygamber şöyle diyordu: “Ben Rabbime hicret edeceğim şüphesiz O güçlüdür hüküm ve…

  • TEKASÜR SURESİ 1. BÖLÜM

    Tekasür Suresi ahiretten dünyaya bakmayı öğreten suredir. Şayet ahiretten dünyaya bakarsak insanların çoğunun değer verdiği ve önemsediği şeylerin aslında ne kadar da değersiz olduğunu gösteren suredir. Neden çoğalttıklarımız ve yığdıklarımız değersiz olur derseniz Ali İmran suresi 185.Ayette Rabbimiz’in bizlere “Her canlı ölümü tadacaktır.” Buyurduğunu hatırlamamız gerekir. Şimdi suremize başlayalım inşallah. Çoklukla övünmek sizi, kabirlere varıncaya (ölünceye) kadar oyaladı. (1-2) Şimdi bu ayette…

  • BELED SURESİ(3.BÖLÜM)

    (9) Bir dil ve iki dudak? Gıybeti, iftirayı, yalanı, kötü zannı…Bunları tutmak için iki dudak lazım. O nedenle Rabbimiz bir dili tutmak için iki dudak vermiştir.  “Allah sizi annelerinizin karnından çıkardığı zaman hiçbir şey bilmiyordunuz. Şükredesiniz diye size işitme (duygusu), gözler ve gönüller verdi.”(Nahl:78) Gözlerimize, dilimize, dudaklarımıza, kalbimize şükrettik mi? Yoksa düşünmeye gerek görmedik mi?…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir