Tekasür Suresi ahiretten dünyaya bakmayı öğreten suredir. Şayet ahiretten dünyaya bakarsak insanların çoğunun değer verdiği ve önemsediği şeylerin aslında ne kadar da değersiz olduğunu gösteren suredir. Neden çoğalttıklarımız ve yığdıklarımız değersiz olur derseniz Ali İmran suresi 185.Ayette Rabbimiz’in bizlere “Her canlı ölümü tadacaktır.” Buyurduğunu hatırlamamız gerekir. Şimdi suremize başlayalım inşallah.
Çoklukla övünmek sizi, kabirlere varıncaya (ölünceye) kadar oyaladı. (1-2)
Şimdi bu ayette çokluk kelimesinden murad edilenin ne olduğunu anlamak için bizzat Kur’an’ın kendisine soralım.Rabbimiz bize Hadid Suresi 20. ayette bu sorunun cevabını veriyor. Unutmayalım ki Kur’an her soruya cevap verir. Ayeti okuduğumuzda ve o ayetle ilgili kafamıza takılan bir şeyler olduğunda öncelikle onu Kur’an’ın kendisinde aramamız gerekir. Eğer Kur’an’da bulamadığımız müşkil, müphem vs. ifadeler içeriyorsa o halde sünnete bakılmalıdır. Biz bu ilimlere tefsir usulünde Kur’an’ın Kur’an’la tefsiri ve Kur’an’ın Sünnetle tefsiri deriz. Bu ilim şüphesiz ki ilimlerin zirvesidir. İnsanların dediğiyle değil de abbimizin kelamı ile cevap vermek sünnet-i seniyye ile cevap vermek elzemdir.
Hadid suresi 20. Ayet-i Kerime’de Rabbimiz şöyle buyuruyor:
Bilin ki dünya hayatı, bir oyun, bir eğlence, bir gösteriş, aranızda bir övünme, mal ve evlâtta bir çokluk yarışından ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibi ki bitirdikleri çiftçileri imrendirir, sonra kurumaya yüz tutar, bir de bakarsın ki sararmıştır, ardından da çerçöp haline gelmiştir. Âhirette ise ya çetin bir azap yahut Allah’ın bağışlaması ve hoşnutluğu vardır. Dünya hayatı sadece aldatıcı bir yararlanmadan başka bir şey değildir.﴾20﴿
Sahi biz nelerle oyalanıyoruz? Nelerle eğleniyoruz? Dedikoduyla mı, kul hakkı yemekle mi, dalga geçmekle mi,yoksa Kur’an ile mi, güzel sözle mi, namaz kılmakla mı dürüstlükle mi eğleniyoruz, meşgul oluyoruz? Ayet-i Kerime’nin lafzında bulunan “tekasür” ifadesi şu an üzerinde konuştuğumuz surenin de adıdır. Bu ayet “tekasür”ü mal ve evlat çoğaltma olarak ifade ediyor. “Tekasür” kelimesi bu anlamda çoğaltmak demek oluyor. Hani bir toplumda otururken hep bazıları arabadan evden tarladan konuşurlar, şu kadar kazanıyorum, buyum var vs. gibi. Aslında bahsederken ima yoluyla ben şunu kazandım Ben bunu yığdım der. İşin içine benliği de girdiği zaman bu malı çoğaltma yarışına dönüşür. İşte bu ayette Rabbimiz bu çoğaltma yarışına girenlerin misalini herkesin anlayabileceği sarih bir dille ne kadar da güzel açıklıyor. Bu kimsenin çoğalttığı her neyse o şey yağmurun bitirdiği bir ota benzer o ot çiftçileri imrendirir nitekim bu ot sararıp solmaya mahkûmdur ve en sonunda çer çöpe dönüşür. Bizim biriktirdiklerimiz de işte bunlara benzer ilk etapta herkesin hoşuna gider sonra hesap günü gelip çattığında bu çoğalttıklarımızın bize zerrece faydası olmaz. İşte Rabbimiz bu dünyada çoğalttıklarıyla övünenin elindekinin misalini böyle izah ediyor. Çer çöp…Hümeze suresi 2 ve 3’üncü ayetlerde ise yine mal toplayanın durumundan bahsedilir..
…servet toplayan ve onu sayıp duran herkesin vay haline!﴾2﴿
O, malının kendisini sonsuza kadar yaşatacağını zanneder.﴾3﴿
Demek ki mal toplayan kimse bu topladığı malın kendiniölümsüzleştireceğini sanırmış. Yine Tevbe Suresi 24. Ayetteise bu durum farklı şekilde izah edilir.
De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım-akrabanız, kazandığınız mallar, durgunluğa uğramasından endişe ettiğiniz ticaretiniz ve hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah buyruğunu (kıyameti) gerçekleştirinceye kadar bekleyin. Allah günaha saplanmış kimseleri hidayete erdirmez. ﴾24﴿
Allah sahip olduklarımızla övünmemizden bile hoşnut değilken bir de sahip olduklarına her şeyden daha çok değer vererek uhrevi vazifelerini bile yerine getirmekten aciz kalan kimseler var ki onlar işte bu ayette en şedit bir şekilde uyarılmaktadır. Bu ayet gerçekten de şiddetli bir ayettir. Bizler bu ayetten ders çıkarmalıyız. Henüz kılmadığımız vakit namazımız dururken evimizi temizlemenin derdine düşmemeliyiz. Akşam yemeğinden sonra uzun keyifli dünya sohbetlerine dalarken Allah’ın ayetlerini evimizin bir köşesinde tozlanmaya terk etmemeliyiz. Allah’ın ayetlerini okuyup anlayarak hayatımıza yön vermeli; onun eşimizin, dostumuzun, anne-babamızın bile sözünden daha üstün olduğu, kelamların en değerlisi olduğu bilinciyle ona kulak veremliyiz. Dünya hayatı için ahireti, Allah’ın emirlerini ertelememeliyiz. Aksi halde bu ayette Allah’ın en şiddetli bir şekilde uyardığı gafillerden oluruz. Rabbim bizleri gafillerden olmaktan beri eylesin..
Yasin suresi 21 ve 22. Ayetlerdeki bizden ücret istemeyen elçiler, Allah’ın peygamberleridir. Biz bu peygamberlere koşulsuz şartsız uymakla vazifeliyken bu Kur’an’ı gösteriş için okuyanlardan olma ki, sadece cenazelerde, mevlütlerde okuyanlardan olmak ne acı.. Zuhruf suresi 43 ayetteRabbimiz bizlere bu kitaptan sorguya çekileceğimizi söylüyor. Bu kitabın lafzından mı yoksa manasından mı sorguya çekileceğiz. Kur’an-ı okuyan ve onunla amel edenler muhakkak bu sorguyu başarıyla tamamlayacaktır. Ya diğerleri.. Furkan suresi 30. ayette Peygamber Efendimiz bizleri Rabbimize şikayet ediyor, diyor ki: “Rabbim kavmim bu Kur’an’ı terk edilmiş tuttular” Burada kavmim dediği sadece Kureyşliler mi zannediyoruz, bilakis onun kavmi bütün ümmetidir. Bizler bu Kur’an’la amel etmek şöyle dursun onu düzenli olarak lafzından okumuyoruz bile, Kuranlarımızıraflarda tozlandırmayalım, elimize alalım ki Resulümüzüngönlünü hoş edelim. İşte o zaman Peygamberimizin şikayet ettiklerinden olmayız. İşte o zaman sahip olduğumuz hiçbir “tekasür” bizi Allah yolunda bir şeyler yapmaktan alıkoyamaz, bize daha sevimli gelmez. Unutmayalım yattığımız yerden çalışmadan hiçbir şey yapmadan evimizin elektrik faturasını bile ödeyemeyiz. Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurdu “Şüphesiz her ümmetin bir fitnesi vardır. Ümmetimin fitnesi (imtihan vesilesi) de maldır.” (Tirmizî, Zühd 26) Bu bize kimi hatırlattı sarayı ile birlikte yerin dibine geçen Karun isimli zengin adamı hatırlatıyor. Bu kimseihtişamlı bir hayat yaşıyordu halkın bir kısmının onun hakkında ne düşündüğünü Kasas suresi 79. Ayettegörüyoruz:
Kārûn gösterişli bir şekilde kavminin karşısına çıkardı. Dünya hayatını arzulayanlar, “Keşke Kārûn’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi! Doğrusu o çok şanslı!” derlerdi. ﴾79﴿
Dikkat edin.. Halk Karun’a nasıl da gıptayla özenerek bakıyor. İşte onlar Dünyalık şeylere özenen kimseler. Peki kime özeniyorlar? Allah’ın yaptıklarından dolayı sarayını yerle bir ettiği, şükürsüz, malındaki yetimin fakirin hakkını dahi vermekten aciz bir adama, Karun’a özeniyorlar. Bizler de bugün Allah’ın hoşnut olmadığı işler yaparak zengin olan, kendini sergileyerek para kazanan, sanki ahiret hiç yokmuşçasına davranan o kimselere öykünüyor muyuz? Yoksa o insanların haline üzülüp “Rabbim hidayet nasib eyle.” Diyebiliyor muyuz? Malını hayra harcamayan insanlara imrenerek bakılmaz. Malıyla gösteriş yapana imrenerek bakılmaz! Bizim dinimiz Mümine zengin olma demez, Peygamber Efendimiz gibi Hz Ebubekir gibi, hayra harca der güzelliğe harca der. Unutmayalım mal ile İşlediğimiz hayır dengeli artmalıdır. Eğer malımız arttığında bizim işlediğimiz hayır aynı oranda hatta daha da fazla artmıyorsa orada sorun var demektir. Oradaki sorun malın Allah’a karşı olan sevgi ve bağlılığımızı azaltmasıdır. Çoğaltma iyidir ama imanımızı, ihlasımızı da çoğaltıyorsa iyidir…
Vesselam..

