ALLAH’IN ATEŞİNDEN KUR’ANA HİCRET

HUTAMEDEN HİCRETE

Yüce Kur’an tıpkı yıldızların çölde seyahat edenlere yol gösterdiği gibi bizlere karanlıkta yol gösteren muazzam bir hazinedir. Ama burda önemli olan bizim bu hazineden ne kadar istifade ettiğimizdir.Her bir ayet bize gökteki bir yıldız yolunu kaybedenlere…

Allah Resulü şöyle buyurmuştu: Kul, namaz kılarak Rabbi ile konuşur.Kur’an okuduğu zamanlarda ise Rabbi onunla…

Bizler kiminle neyi konuşmamız gerektiğini unuttuk belki de. Rabbimiz bizi kendisine muhatap kabul ederek kitap indirirken,bizler gafil kaldık ayetlerinden.Ondandır ki anlayıp tefekkür etmeden Kur’anı yüzünden okuyup geçtik öylece. Sevabını ölülerimize armağan ederken amin deyip daldık yanımızdaki ile başkalarını çekiştirmeye…

‘’ Ey iman edenler! Sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman; Allah’a ve Resul’üne icabet edin.’’ Enfal Suresi 24. ayette Kur’anın hayatın amacını gerçekleştirme çabasında bize rehberlik ettiğini vurgular.Halbuki bizler mal toplayıp   ebedileşmek derdine düştük.” Mal toplayıp onu tekrar tekrar sayan,insanları arkasından çekiştirip kaş göz hareketleriyle alay edenlerin vay haline!” Malı kendisini ebedi kılmış sanır.Halbuki Kehf Suresi 46. ayetinde de aynı soruna dikkat çekmişti Rabbimiz; “ Mal ve oğullar dünya hayatının süsüdür.” buyurmuştu. Tekasür Suresinin ilk ayetinde “Çokluk ile böbürlenmeniz sizi öylesine oyaladı ki ; mezarlıkları bile ziyaret ettiniz” buyuruyor. Yani öyle bir hale geldik ki ölülerimizi bile saymaya başladık.Ama böylelerinin sonu Hümeze Suresinde: “Hayır! Andolsun ki o atılacaktır hutameye! Ve bildin mi hutame ne?” Hutame kelimesi “hatim” den gelir.Kırmak,parçalamak ve atmaktır. Cehenneme bu ismin verilmesinin nedeni içine herhangi bir şey atıldığında derinlik ve ateşi içinde onu parçalayacağı içindir.

Bizler nasıl ki gıybet ederken o kişinin gıyabında konuşurken nasıl ki kırıp parçalıyorsak gıybet edenlere kırıp geçiren hutameye atılmaktan başka bir şey olmayacaktır. 

Ayrıca Kur’anın hiç bir yerinde cehennem ateşi için “Allah’ın ateşi” denmemiştir. Bu ahlaki surenin bize verdiği mesaj çok açık. Rabbimiz böyle ahlak dışı hal ve hareketleri Allah katında iğrenç ve nefretle karşılandıklarını belirtmek içindir. 

Al-i İmran Suresi 165. ayette “Onları iki misline uğrattığınız bir musibete kendiniz uğrayınca ; bu nereden dediniz? De ki o kendinizdendir.” buyuruyor.Çünkü bizler o ateşi ellerimizle tutuşturuyoruz.Ve Rabbimiz çok güzel bir benzetme ile bizleri bu konuda uyarıyor. Ve gönüllere işleyen kavurucu bir ateş.Çünkü dilimizden dökülen her söz gönlümüzden geçer. Ve bir hayvanın direğe bağlanıp üzeri kapatılması gibi üstüne sütunlar dikilmiş,ateşten de bir kapak! Ne kadar dehşet verici ve aşağılayıcı aslında.

Rabbimiz bir çok ayetinde bu konuda bizi uyarır. Bunlardan bir tanesi Hucurat Suresinin 11. ayetinde “Herhangi bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin!”

Bakara Suresi 67. ayetinde yine bunu görüyoruz. “Onlar: Sen bizimle alay mı ediyorsun, demişlerdi. Musa da: Ben cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım, demişti.” Musa (a.s) alay ile cahilliği bir tutuyor. Başkasıyla alay etmenin ancak cahil işi olduğunu anlıyoruz burada.

 Bizler nefsimize yenik düştük.Kardeşlerimizin ölü etini değil, çiğ çiğ yemeye başladık.Bakara Suresi 30. ayette meleklerin dediği gibi “fesad çıkarıp kanlar dökecek kimse mi yaratacaksın?” demişlerdi.

  Vaktimizi boş sözlerle tükettik.TV magazinleri sayesinde ömürlerimizi gıybet kutusuna sığdırdık.Halbuki Rabbimiz müminlerin vasfından bahsederken Mü’minûn Suresinin 2 ve 3. ayetinde “ki onlar namazlarında huşu içindedirler. ki onlar boş sözlerden yüz çevirirler.”

Yapamadık Allah’ım! Ölü topraklarını atamadık üstümüzden,her sözümüzü kayıt altına alan meleklerden utanmadık,hesap vereceğimiz günü unuttuk. Rabbimiz, İnfitar Suresi 10 ve 11. ayetteki “çok şerefli yazıcılar,ne yaptığınızı bilirler” buyuruyor.

Şimdi biz müslümanlara düşen gıybet ortamından Kur’ana hicret etmektir.

Furkan Suresi 30. ayette “Ve Peygamber dedi ki: Ey Rabbim! Doğrusu kavmim bu Kur’anı terkedilmiş olarak bıraktı.” 

Bizler Peygamberin tembel ümmeti Kur’anı ihmal ettik,ilgisiz,terkedilmiş bıraktık.Oysa biz Kur’ana hicret etmeliydik.Gıybete olan tavrımız Halid bin Velid gibi olmalıydı. 

Bir adam Halid bin Velid’e gelerek: -Falanca adam senin hakkında konuştu deyince Halid bin Velid:-Kendi sayfasıdır, istediği gibi doldurur.

O gün kendi dilleri, elleri ve ayakları yapmış oldukları şeylere şahitlik edecektir.

                                                   Vesselam.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir