Ey Müslüman kardeşim! Merak etme Peygamber ile de eğleniyorlar. Allahu Teala Nuh Peygambere gemi yap dedi. Nuh Peygamber çöldeydi. Etrafta deniz yoktu. Allah’a şunu demedi” Olur mu öyle şey, ne gereği var geminin demedi.” Hemen yapmaya başladı. Çevresindekiler onunla dalga geçmeye başladı. Ayete bakalım.
Hud suresi 38. ayet :”Gemiyi yapıyordu. Kavminden herhangi bir grup da yanından geçtikçe onunla eğleniyorlardı. Dedi: “Bizimle eğleniyorsanız biz de sizinle, sizin eğlendiğiniz gibi eğleneceğiz.”
Nuh Peygamberi gördükçe dalga geçiyorlardı. Şimdi de öyle değil mi? Allah’ın emirlerine uyanlarla dalga geçilmiyor mu? Geçiliyor. Örnekler vereceğim.
İsra suresi 23. ayet :”Rabbin kesin olarak şunları emretti : “O’ndan başkasına ibadet etmeyin; ana babaya iyilik edin; onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlılık çağına ulaşırsa sakın onlara <<öf!>> deme ve onları azarlama; ikisine de tatlı söz söyle.”
Bu ayet Kuran’da olmasına rağmen annesine ev işlerinde yardım eden erkek evlada “sen nasıl erkeksin” diye dalga geçenler. “Anne baba mı! kenarda dursunlar boşver onları” diyenler. “Onlarla ilgilenmene gerek yok” diyenler. Anne babayı kırmamak için sözünü tutanlara “ana kuzusu” diyenler. Şimdi bu ayetle dalga geçmiş olmadı mı?
İsra suresi 32. ayet:”Zinaya da yaklaşmayın. Çünkü o pek çirkin, yolca da çok kötü bir hayasızlıktır.”
Rabbimiz yaklaşmayın dedi, çünkü yaklaşırsan o şeyi yapman kolaylaşır. Artık daha kolay gelir. Onun için zina yapmayın demedi Rabbimiz. Zinaya yaklaşmayın dedi. Baştan bizi uyardı. Bu ayete rağmen sevgilisi olmayanlara “Sen çirkinsin sana kim bakar ki” diye alay edenler, “bu zamanda da gezmeden tozmadan olur mu?” diyenler. “Arkadaş olmaktan ne çıkar ne olacak ki sanki, biz sadece arkadaşız” diyenler. Bu ayetle dalga geçmeyelim.
Nur suresi 30. ayet : “Mü’min erkeklere söyle: “Gözlerini sakınsınlar ve ırzlarını muhafaza etsinler.” Bu kendileri için daha temizdir, kuşkusuz Allah, onların ne yaptıklarından haberdardır.”
Bu ayete rağmen, erkeklerin gözlerini sakınması gerekmesine rağmen. “Şurada bir güzellik var, bakmazsan olur mu? Konuşmazsan olur mu?” diyenler. “Erkek için önemli değil elinin kiridir” diyenler lütfen bu ayetle dalga geçmeyin.
Furkan suresi 72. ayet : “Ve onlar ki, yalana şahit olmazlar ve boş ve kötü laflara rastgeldikleri zaman şerefli olarak (oradan) geçer giderler.”
Bu ayete rağmen kötü sözle karşılaştığımızda, kötü bir davranışla karşılaştığımızda hemen karşılık veriyorsak. “Ya ben altta mı kalırım. Ben onun kadar olamaz mıyım“ deyip onlara söz yetiştirirsek, o kimselerle kötü sözlerle yarış yaparsak işte bu ayetle de alay etmiş oluruz. Müslümana yakışan nedir? Rast geldikleri zaman şerefli olarak yoluna gitmektir. Şerefli olarak. Demek ki kötü insanlarla karşılaştığımızda, eğer onlara karşılık veriyorsak. Eğer seviyemizi düzenli bir seviyede tutamıyorsak, bundan olmuyoruz. Dini yaşayanları kötü görenler, onlarla alay edenler, onlara gülenler, ahirette bu müslümanların halini de merak ediyorlar. Cehennemde bile gözleri onları arıyor. Çünkü onlar dünyadayken onları kötü görüyorlardı. Cehennemde bile o iyi insanları arıyorlar. Burada olması lazımdı diyorlar.
Sad suresi 62-63. ayetler :”(İnkarcılar) Derler ki: “Kendilerini dünyada iken, kötülerden saydığımız kimseleri burada niçin görmüyoruz? Alaya aldığımız onlar değil miydi? Yoksa onları gözden mi kaçırdık?”
Bu alay edenler o kadar değişik insanlar ki sürekli gözleri bu iyi Müslümanları arıyor. “Nerede?” diyorlar. Dünyadayken de gözleri zaten onlar arıyordu, onları dışlamak için, alay etmek için yer arıyordu. Cehennemde bile gözleri onları arıyor. Ama onlar neredeler? Kitabı sağ tarafından verilen insanlar, iyilikte koşan insanlar. Buradaki gibi kötü insanlar değil. Kitabı arkasına atan kimseler. Müslümanlarla dalga geçerek, onların yaşam tarzlarını hiçe sayarak, ailesi içinde sevinçli bir şekildeydi. Hep onları konuşuyorlardı. Ne tuzaklar kurarım, ne kötülükler yaparım? Bunları konuşuyorlardı. Bu kimseler bunları yaparak Allah’a dönmeyeceğini düşünüyorlardı. Allah’a hesap vermeyeceğini düşünüyorlardı.
(14) Hiç Rabbine dönmeyeceğini sanmıştı.
Bu kimseler hesap için Rabbinin huzuruna çıkacağına asla ihtimal vermiyordu. Çevresi içinde seviliyordu. Herkes onu seviyor, adeta “bakın benim dünyada her şeyim dört dörtlük. Herkes bana aferin diyor, beni alkışlıyor” halindelerdi.
Şura suresi 20. ayet :”Her kim ahiret kazancını isterse, Biz onun kazancını arttırırız, her kim de dünya kazancını isterse ona da ondan veririz, ama onun ahirette hiçbir nasibi yok yoktur.”
Bu kimseler dünyayı o kadar çok istedi ki ahiretten de nasip istemedi. Çünkü bu kimse ahireti unuttu dünyaya dalıp gitti.
Casiye suresi 24. ayet :”Hem müşrikler dediler ki: “Hayat, ancak bu dünya hayatımızdan ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak geçen zaman yokluğa sürükler.”
Kehf suresi 36. ayet : “Ve sanmıyorum ki, kıyamet kopsun. Bununla beraber şayet Rabbime döndürülüp götürürsem, kesinlikle bundan daha hayırlı bir akıbet bulurum.”
Dünyadaki malına, insanların sevmesine, insanların alkışlamasına aldanıp da ahireti unutan insan ya da sadece beni zaman öldürür diye düşünen insan. Bu kimseler Allah’a döneceğini düşünmez. Allah’a hesap vereceğini düşünmez. Her iki yanılgıdan da Rabbimiz bizi korusun. Bizler nasıl Müslümanlar olalım?
Bakara suresi 201. ayet: “Bazısı da şöyle der: “Ey Rabbimiz! Bize dünyada bir güzellik ver, ahirette de bir güzellik ver. Bizi ateş azabından koru” der.”
İşte en doğru dua şekli. Rabbimiz burada “bazısı da” dedi. Demek ki bazılarımız dünyayı istiyor sadece öyle değil mi? Bizler o hataya düşenlerden olmayalım. Dünyada da bir güzellik, ahirette de bir güzellik isteyelim. Yoksa dünyayı sadece hedef haline getirip ahireti unutan oluruz. Allah’a dönmeyeceğini düşünenlerden oluruz.
(15) Hayır Rabbi onu görmekte idi.
Buradaki kimseler gerçekten de Kâf suresi 16 ayetin farkında bile değil. Rabbimizin yakın olduğunun farkında bile değil.
Kâf suresi 16 ayet :”Hem yemin olsun ki, gerçekten insanı Biz yarattık. Ve biliriz, nefsi onu ne ile vesveselendirir ve Biz, ona şah damarından daha yakınızdır.”
Rabbinin şah damarından daha yakın olduğunun bu kişi farkında bile değil. Hatta her konuştuğunu, her yaptığını yazan meleklerin bile farkında değil.
Kâf suresi 17-18. ayetler:“İki yazıcı görevli. Kaydederken, biri sağdan oturmuş biri soldan. İnsan ne söz söylerse, mutlaka hazır bir gözcü vardır.”
Allah’a dönmeyeceğini düşünen insan Allah’ın yakın olduğunu düşünür mü, düşünmez. Her konuştuklarının yazıldığını da düşünmez. Bizim Rabbimiz bize yakın öyle değil mi? Bizim her yaptıklarımızı görüyor. Öyleyse Rabbimize koşmalıyız. Rabbimizin emirlerine uyarak, Rabbimize koşmalıyız. Hadid suresi 4. ayette Rabbimiz ; “Nerede olsanız O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görmektedir.” diye buyuruyor. Sadece namaz kılarken değil, sadece hacca gittiğimizde değil. Her zaman Rabbimiz bizi görüyor. Gerçekten Allah’ın gördüğüne iman eden kimse günah işlemekte zaten rahat davranamaz. Ama bu kimselerde ahiret inancı, korkusu bile yok. Davranışları o kadar kötü ki Allah’ı görmez gibi davranıyor. Allah’ı görmez gibi davrananlar. Allah bilmez gibi davrananlar. Şimdi bu Allah’ın görmediğini düşünenlere, hesap yokmuş gibi yaşayanlara, bizler hesap sorucu bir şekilde dini anlatamayız. Bizim görevimiz hesap sormak değil, ahirete gerçekten kimin inandığını kimin inanmış gibi yaptığını en iyi Rabbimiz görür. Biz göremeyiz. Onun için bırakalım hesap sorucu olan Allah hesap sorsun. Bizler hesap sormayalım. Hesap sormak Allah‘ın işidir, bizim işimiz değil.
(16) Şimdi, yemin ederim o şafağa,
Kur’an’da Güneş’in doğduğu zamana fecr denir. Güneşin batımından sonra beliren kırmızılığa ise şafak denir. Türkçemizde ise kalbin inceliğini ifade etmek için karşımıza nasıl çıkar şefkat kelimesi olarak çıkar.
(17) Geceye ve içinde barındırdığı şeylere,
(18) Derlendiği zaman o aya,
Rabbimiz burada üç tane şeye yemin etti. Şafak vaktine, geceye ve topladığı o şeylere ve ayın topladığı şeylere. Şafak vakti olsun, gece olsun, ay olsun dikkat edersek hiç duruyor mu, durmuyor. Zaman da sürekli işliyor. Bunlar hareket ettikçe zamanı geçtikçe zaman da işliyor. Allah’a kavuşma vakti an be an yaklaşıyor. Allah’ın her şeyi gördüğünü anlama vaktimiz an be an yaklaşıyor, zaman geçiyor.
(19) Ki, siz elbette halden hale geçeceksiniz.
(20) Böyleyken onlar neden acaba iman etmezler?
Dünyada bir hayat yaşıyoruz öyle veya böyle sürekli değişiyoruz. Bebeklik, çocukluk, gençlik, yaşlılık, zenginlik, fakirlik, sağlık, hastalık, mutluluk, hüzün her durumumuz sürekli değişiyor. Durum böyleyken dünyada halden hale geçtiğini gören insan ölümden sonra başka hali geçeceğine neden inanmaz ki? Dünya hayatının sonuna doğru adım adım ilerlerken ne oluyor da iman etmiyor ki, ne oluyor da bizler iman etmiyoruz.
(21) Karşılarında Kur’ân okunduğu vakit secde etmezler?
Kur’an onların üzerine okunduğu zaman secde etmiyorlar. Bu kimseler Allah’a asla dönmeyeceğini düşünen insanlar. O insanlar Kur’an’a asla secde etmezler. Kur’an’ı asla ama asla derin bir saygıyla kabul etmiyorlar. “Tamam Rabbim baş üstüne, hemen bu ayetin gereğini yapıyorum” demiyorlar. Kur’anda 14 yerde secde ayeti vardır. Kimine göre vaciptir hemen secde etmek, kimine göre Tilavet Secdesi yapılmalı, kimine göre ise sünnettir. Şimdi buradaki secde bizim namazda yaptığımız gibi yere kapanmak mıdır, secde etmek midir? Sonraki ayette yalanlıyor diyor, yalanlayıp inkar ettiler diyor. Bunlar Kur’an’ın gerçeklerini kabul etmiyorlar. Bu sebeple namazdaki secde değil tabii ki bu. Çünkü Kur’an’da namaz ile secde ayrı ayrı zikrettirir. Bu kimseler ne yaptılar ayetleri inkar edip yalanladılar. Bunlar Kur’an’ı kabul edecekleri, Allah’ı dinleyecekleri yerde yapmadılar. Bu dini üç “İhlas” bir “Fatiha’yı” ibaret sandılar. Kur’an’ın yüzünü bile açmadılar. Böylece yalanlayıp inkar ettiler.
İsra suresi 107-109. ayetler: “De ki: “İster inanın ona, ister inanmayın. Çünkü bundan önce ilim verilmiş olanlar, kendilerine okununca çeneleri üstü secdelere kapanıyorlar. Ve derlerdi ki: “ Rabbimizi tenzih ederiz. Rabbimizin vadi mutlaka yerine getirilir.” ve ağlayarak çeneleri üstü kapanıyorlar. O , onların derin saygısını da arttırıyor.”
Bu kimseler ayetleri duyduğunda ağlayarak çeneleri üstü kapanırlar. Bizler ayetleri gördüğümüzde ne yapıyoruz, hiç dikkatimizi çekiyor mu? Kur’anımıza gereken önemi veriyor muyuz? Verseydik raflarda tozlu kalmazdı. Gerçekten verseydik Kur’anımızı çok severdik, yanımızdan ayırmazdık. İşte Allah’a dönmeyeceğini düşünen insan Kur’anın ayetlerini okuyup hayatına uygulamaz. Yoksa bu ayeti gördüğünde hemen secdeye git manasında değil. Bizler nasıl secde ederiz? Allah’ın emirlerine uyarak secde ederiz.
(22) Aksine o nankörler yalanlıyorlar.
Buradaki yalanlayıp inkar edenleri sadece kafir olarak görmeyelim. Diyorsun ki “Allah var mı?” karşı taraf diyor ki “Tabii ki var”. “Ahiret var mı?” diyorsun “var” diyor. Hepsine inanıyor ama yaşamında alakası yok. Namaza inanıyor ama kılmıyor. Örtünmesi gerektiğine inanıyor ama örtünmüyor. Fakirlere yardım etmesi gerektiğini biliyor, ama yapmıyor. Kaba konuşmamak gerektiğini biliyor ama kaba konuşuyor. Böyle yaparak da ayetlere büyüklük taslamış oluyor. Allah’ın ayetleri değil ben bilirim diyor.
Araf suresi 146. ayet: “Ayetlerimden uzaklaştıracağım yeryüzünde haksızlıkla büyüklük taslayanları ki, her ayeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler de, onu bir yol edinmezler. Ve eğer sapıklık yolunu görürlerse, onu bir yol edinirler. Çünkü onlar ayetlerimizi yalanlamayı adet edinmişler ve hep onlardan gafil olagelmişlerdir.”
Bu kimseler ayetlere büyüklük tasladı. Büyüklük tasladığı için de hiçbir hayırlı iş yapmadı. Allah’ın kabul edeceği hiç güzel bir iş yapmadı. İşte ondan dolayı da bu kişiler ahirette bakın iyilik yapmak için nasıl yalvarıyor.
Fâtır suresi 37. ayet :”Onlar orada (cehennemde): “Rabbimiz! Bizi çıkar, (önce) yaptığımızın yerine iyi işler yapalım!” diye feryat ederler.”
Cehennemden çıkmak istiyorlar, yalvardıkça yalvarıyorlar, iyi işler yapmak istiyorlar ama dünyada yapmadılar. Bu kimseler dünyada Allah için bir şeyler yapmadılar.
(23) Oysa Allah içlerinde sakladıklarını biliyor.
Allah içlerinde gizlediklerini, ince hesaplarını çok iyi biliyor. Küfrünü yani inkarı, düşmanlığı, kini her şeyi Rabbimiz biliyor.
Mülk suresi 13-14. ayetler: “Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun. Çünkü o bütün sinelerin özünde saklı olanı bilir. Hiç yaradan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.”
Bizim Rabbimiz her şeyden haberdar. En ince işleri kimsenin bilmediği şeyleri bile hakkımızda ne varsa hepsini bilir. Bu kimsenin bunu bilerek yaşaması gerekiyordu, bunu bilerek davranması gerekiyordu, ama davranmadı. Kur’anın ayetlerini okuyup secde etmedi. Kur’anın ayetlerine uymadı. Rabbimizin bu ayetlere secde etmeyen insana bir müjdesi var bu müjdeyi görelim. Ayetlere uymayanlara yönelik bir müjde bu.
(24) Onun için onlara elem verici bir azabı müjdele.
Allah’ın ayetlerine uymayanlara sadece azap yetmiyor. Ayrıca can yakıcı bir azap da olması gerekiyor. Rabbimiz azabı burada arttırıyor. Burada müjdeli ifadesi var. Kur’anın birçok ayetinde bu geçiyor. Neden biliyor musunuz? Çünkü Allah’ın görmeyeceğini düşünen Allah’a dönmeyeceğini düşünen insan dünyacıdır. Her yaptığında muhakkak menfaat arayanlardır. Bu kişiye sen hediyeni alacaksın dersin değil mi? Sen ayetleri anlatırsın, yaşamında uygularsın. Arkadaşlarına da, çevrene de bunu anlatmaya çalışırsın. Bir de bakarsın ki bu insanlar hiç işitmemiş gibi davranırlar.
Lokman suresi 6. ayet :”Bayağı insanlardan kimi de vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak için onu alaya almak için laf eğlencesi (veya boş söz) satın alırlar, işte bunlara alçaltıcı bir azap vardır.”
Ayetleri konuşacağına boş söz, yani hiçbir faydası olmayan sözler konuşurlar.
Lokman suresi 7. ayet :”Karşısında ayetlerimiz okunduğu zaman da, kibirlenerek arkasını döner. Sanki onları işitmemiş… Sanki kulaklarında bir ağırlık varmış… Sen de, onlara çok acı veren bir azap ile müjde ver!”
Boş sözlere önem verip, değer vermeyip ayetleri gördüğünde arkasını dönen işitmemiş gibi davrananlara işte azap müjdesi vardır. Sen ayet anlatırsın karşı taraf başka şeyden bahseder. Sen yine ayet anlatırsın karşı taraf başka şeyden bahseder. Hep konuyu değiştirir, değiştirir durur. Kur’anda hep zıtlıklar var demiştik. Geceyle gündüzden bahseder, gök ve yerden bahseder. Cennetten cehennemden hep zıt zıt kavramlardan bahseder Rabbimiz. Az önce kötülerden bahsetti Allah’a asla dönmeyeceğini düşünen insanlardan bahsetti Rabbimiz. Allah’a dönmeyeceğini düşünen insanlar. Şimdi ise Rabbimiz iyi insanlardan bahsedecek güzel Müslümanlardan bahsedecek.
(25) Ancak iman edip iyi ameller işleyenler başkadır. Onlara tükenmez bir ecir vardır.
Burada bir ödül var. Şimdi bu ödül normalde bir karşılıktır. İyi amellerin, iyi davranışların karşılığıdır. Sen bu dünyada çok iyi çalışsan da, işini mükemmel derecede yapsan da ücreti veren kimse “Çok iyi çalışmadın ama yine de sana ücretini veriyorum” diyebilir değil mi? Ama Allah öyle bir şey demeyecek hak ettiğimiz ödül bu diyecektir. Başa kakılmayan tam karşılığı olan bir ödül bu. Peki bu ödül kimleredir. Bunlar inancını davranış haline getirenlerdir. Mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihat edenlerdir.
Tevbe suresi 20. ayet : “İman edip hicret etmiş ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihat etmiş olan kimseler, Allah katında derece bakımından daha büyüktür. Ve bunlar, işte o mutluluğa eren kurtulanlardır.”
Allah yolunda malıyla canıyla Allah yolunda iyilik yapanlar güzellik yapanlardır. Bunlar ayrıca Asır suresindeki gibi olanlardır.
Asr suresi 1. 2. 3. ayetler:”Asr’a yemin olsun ki, insan gerçekten hüsranda (ziyanda)dır. Bundan ancak iman edip salih ameller işleyenler, birbirlerine hep hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.”
İman ile salih amel kardeş gibi yan yana. Bizler de sadece iman ettim deyip, böyle geride geride duran, hiçbir hayır işlemeyen, hiçbir yardım yapmayan, güzellik yapmayan insanlardan olmayalım. Hüsranda olmayanlar, “Birbirlerine hep hakkı tavsiye edenler”. Hak nedir? Hak Kur’an-ı Kerim’dir. Allah’ın emirleridir. Allah’ın emirlerini birbirine tavsiye ediyorlar. “ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır”Buradaki sabır ifadesi neden geldi? Çünkü Hakkı tavsiye edersen sabretmende gerekir.
Rabbimiz Asr suresinde iman edenler. Salih ameller işleyenler birbirlerine Hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenlerin hüsranda olmadığını söyledi. İşte bu kimselere kesintisiz ödül vardır. İnşikak suresinin sonuna geldik. Ayeti ayetle açıklamak ne kadar güzel. Herhangi bir sözle değil ayet ayetle açıklanıyor. Bu derslerin tekrarlarını yapalım. Hayatımıza uygulayalım. Rabbimizin ayetleri hikaye olarak kalmasın.

