61. Göğe burçlar yerleştiren, orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir.
O Allah ki pek yücedir. Gökyüzünün içinde burçlar kıldı ve kandil yani ışık saçan bir güneş kıldı ve kandilden gelen ışığı yansıtan nurlu bir ay yarattı.
Bilgi: Nuru merak ediyorsak, Aya bakalım hiç gözümüz ağrımaz.
62.ve O Allah ki geceyi ve gündüzü birbiri ardınca kıldı. Şükretmeyi isteyen veya ibret almak isteyen o kimse için.
Kur’an bana neden sık sık astronomi dersi veriyor? Geceden gündüzden aydan güneşten yağmurdan gökyüzünden bahsediyor? diye sorarsak tefekkür etmemizi yani düşünmemizi istiyor. Önceki derslerimizde şükrü anlatırken, her yaratılanın, yaratılış gayesine uygun hareket etmesi demiştik. Bu ayetlere bakarsak Allah’ın verdiği öğüdün gereğini yerine getirip Tefekkür ettiğimizde, bütün kainatın şunu dediğini fark ederiz: Ey insan kainatı, bir kitap gibi okuduğunda şunu fark edeceksin. Yaratılan her şey yaratılış amacına uygun hareket ediyor. Haydi sen de yaratılış amacına uygun hareket et, diyor.
Zariyat suresi 56. ayet:Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Ayeti gereği Allah’a kulluk etmeliyiz.
Bu kulların davranışları nasıldır?
63. ve Rahman’ın kulları o kimseler ki yeryüzünde tevazu üzerine yürürler ve cahiller laf attığı zaman selametle derler.
Tevazu genel olarak servet ve makam olarak, kendinden daha aşağıda olanlarla kendini bir tutmak, kibir ve gösteriş gibi algılanacak her türlü davranıştan sakınmaktır. Tevazu ile yürümek ise bu hayat tarzını davranışlara yansıtmaktır. Bunu yapabilen insan, nerede olursa olsun, hangi caddede yürürse yürüsün, bindiği arabayla, giydiği elbiseyle, oturduğu evle, sahip olduğu mal ve makamla değer kazanmaya tenezzül etmeyen insandır. Karakteriyle,duruşuyla değerli olan insandır. Tevazulu kişiler bilir ki mal mülk gibi şeyler değerini kişiliğinden, karakterinden, ahlakından almayan insanların dolgu malzemesidir. Bu ahlaka sahip olan insanların en büyük özelliği sade bir hayat tarzını tercih etmeleridir.Bu kişiler son model arabası ile, lüks evi ile seçilip çıkmazlar. Onlar orta yolu tutarlar ve yeryüzünde sahip olduklarını Allah’tan bilir,kendilerini diğer insanlardan üstün görmezler, ne pısırık ne kibirli tevazu üzerine yürürler ve cahiller laf attığı zaman selametle derler. Duruşunu değiştirmez, onların seviyesine inmez, kendilerine yakışanı yaparlar.
Kur’anda kendini bilmezlerin sataşmalarına selam denilmesi istenir. Buradaki Selam, barış, huzur, esenlik, af manalarını kapsayan bir ifade. Bu ayetteki Selam, tanışma selamı değildir. Bu aslında kötülüğe iyilikle karşılık verme selamıdır. Fussilet suresi 34.ayet: İyilik ve kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel olan bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki candan bir dostun oluvermiş. 35. Buna ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak büyük nasip olan kimse kavuşturulur. 36. Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa hemen Allah’a sığın. Çünkü O işiten, bilendir.
Rahman olan Allah’ın has kullarının ilk özelliği bilmenin kibrine kapılıp tevazuyu elden kaybetmemektir. Cahiller laf attığında Selam deyip iyilikle karşılık verip geçip gitmektir, işine bakmaktır.Bunlar nasıl böyle davranabiliyorlar, bu çok zor diyorsak bakalım ne yapıyorlar? Geceleri secde ile vakit dolduruyorlar.
64. ve o kimseler ki Rableri için secdeler ve kıyamlar ile gecelerler.
Onlar gece boyunca çok az uyurlar. Uykuya mahkum olmayan güzel kullar. Uykuyu Allah için azaltıp Allah’a koşmak için yol arayan, ahiret endişesiyle hesap kitap korkusuyla gözlerine uyku girmeyen kullar.
Yüce kitabımızın pek çok yerinde geceye dikkat çekiliyor. Çünkü gece Allah’la buluşma zamanıdır, uykularını terk ederek sıcak yataklarını terk ederek, uykularını bölme zamanıdır. İşte bunu yapanlar Allah’a büyüklük taslamayan kullardır. Secde suresi 15. ayet: Bizim ayetlerimize öyle kimseler iman ederler ki onlarla kendilerine nasihat verildiği zaman secdelere kapanırlar ve Rablerine hamd ile tesbih ederler. Büyüklük taslamazlar yanları yataklarından uzaklaşır korku ve ümit içinde Rabblerine dua ederler ve kendilerini verdiğimiz azıklardan hayra sarf ederler.
Bu kimselerin gece kalktıklarında şöyle dua ederler.
65. ve o kimseler ki Rabbimiz cehennem azabını bizden uzaklaştır muhakkak onun azabı ayrılmaz oldu derler.
66. Muhakkak o karargah olarak ve makam olarak kötüdür.
Hata da ısrar edip tövbe etmeden gelen için muhakkak o karargah olarak ve makam olarak kötüdür.
Tevazu ve cehennem arasındaki ilişki nedir diye anlamaya çalışırsak Allah sevdiği kullarına ait özellikleri, bütün insanlara teşvik için örnek gösterdiğini anlarız. Onlara da- siz de Rahman’ın mütevazı kulları olun, siz de geceleri kalkın, gece yaptığınız secde sizin de hayatınıza gündüz itaat olarak yansısın.
Buradaki duada bir incelik var. Allah’ın has kulları bile cehennem azabını bizden uzaklaştır diye dua ediyor. İnsan bu dünyada ne kadar iyi bir dindar olsa da cennete garantilemiş gibi yaşayamaz, kendini temize çıkaramaz. Cehenneme götürecek her şeyden sakınma duası, her insanın her vakit yapması gereken bir duadır.
67. ve o kimseler ki onu terk ettikleri zaman israf etmediler ve sıkmadılar ve işte böyle orta yol arasında oldu.
Orta yol:Arapçası kıvam kelimesidir.
O kimseler ki cehennemi terk ettikleri zaman çoluğunu çocuğunu ele güne muhtaç edecek kadar israf etmediler ve mala mülke aşırı sevgiyle bağlanıp sıkmadılar ve ve işte böyle orta yol arasında oldular.
63.ayetten sonrası Rahman’ın has kullarındaki özellikleri anlatıyor. Tevazu ve gece kalkıp dua etmenin ardından dengeye dikkat çekiliyor. Burada dengenin konusu ölçülü harcamak. Ayette çok ilginç bir nokta var. Ayetin konusu infak. Yani Allah yolunda harcamak. Bazı insanlar zannediyor ki Allah yolunda verirken bol bol vermeli. Doğru bol bol vermeli ama orada da bir ölçü var. Verirken, veren bir daha veremeyecek hale gelecek şekilde vermemeli, verdikten sonra başkalarından almaya muhtaç hale gelecek kadar da vermemeli. Bir ağacın meyve vermesi gibi vermeli.
Hayatın her alanında ölçülü olmak, her türlü aşırılıktan uzak durmak ve dengeyi tercih etmek gerekir. Orta halli yaşam en güzelidir.
Araf Suresi 31. ayet: Ey Adem oğulları ne zaman mescide girdiğinizde güzel giysilerinizi giyin ve yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.
68.ve o kimseler ki Allah’la beraber diğer ilaha dua etmezler ve nefsi öldürmezler. Öyle bir nefis ki Allah haram kıldı ancak hak ile. Ve zina yapmazlar ve o kimse bunu yaparsa ağır cezayla karşılaşır.
Allah ile birlikte başka bir kimseyi ilah yerine koyup dua etmezler. Duan çabuk Allah’a ulaşırmış, yok aracı lazımmış demezler.Kaf suresi 16. ayette Allah’ın şah damarımızdan daha yakın olduğunu bilirler. Bunun sonucunda da sadece ama sadece Allah’tan isterler ve Allah’tan korkarlar.
Nahl suresi 51. ayet:Allah da buyurmuştur ki iki ilah tutmayın.O ancak bir ilahtır. Onun için benden yalnız benden korkun. Hem göklerde ve yerde ne varsa onun, dinde daima onundur. Öyleyken siz Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz?
Ayette Allah’ın haram kıldığı nefsi öldürmezler dedi. Hayat hakkı en temel insan haklarından biridir. Bu hakkı hiçe sayarak bir insan öldürmek, bütün insanları öldürmeye denk bir günahtır.Ha bir kişiyi öldürmüşsün ha milyonlarca kişiyi öldürmüşsün fark etmez.
Maide suresi 32.ayet: Her kim bir nefsi bir nefse karşılık veya yeryüzünde bir fesadı olmaksızın öldürürse sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir adamın hayatını kurtarırsa, bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.
Ayette zina yapmazlar dedi. İsra suresinde de, yapmamamız için zinaya yaklaşmayın dedi. Yaklaşırsak sonuç yapmaya doğru kayar.
İsra suresi 32. ayet:Zinaya da yaklaşmayın. Çünkü o pek çirkin yolcu da çok kötü bir hayasızlıktır.
Adam öldürmeyle, zinanın nasıl bir bağlantısı var? Neden ayette arka arkaya gelmiş? dersek zina aslında gelecek nesli öldürmektir biliyor musunuz? Aileyi bitiren çok ağır bir suçtur.Zina ile doğan çocuğun hiçbir maddi sorumluluğunu üstüne almazlar, mirasdan pay vermezler, manevi olarak da bir aile örnekliği ile yaşamaz. O çocuğun ne suçu var? Toplumdan dışlanıyor, tam aile sıcaklığı göremiyor. Bu o çocuğun hayatını ömür boyu etkiliyor. O yüzden çok büyük bir günahtır.
Ahirette bunun cezası var m? Onu da diğer ayette görüyoruz.
69. Kıyamet günü azap ona katlanır ve onun için de aşağılanmış olarak ebedi kalır.
Bu dünyada yapılan günahların ahirette çıkış yolu cehennem olur.
Kıyamet günü azap işlediği günahlar oranında katlanır ve onun için de aşağılanmış olarak ebedi olarak kalır. Bu duruma düşmemek için günahlara yaklaşmamak gerekir. Dünyada etrafını kuşatan günahlar,cehennemde de ateş olup kuşatıyor.
Bakara suresi 81. ayet:Kim bir kötülük kazanmış da günahları kendini her taraftan kuşatmış ise işte bunlar ateş ehlidir hep orada sürekli kalacaklardır.
70.Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Buradaki salih amel,sebep olduğu mağduriyeti gidermek.Yoksa kötülük yapıp yapıp sonra da tövbe ettim demek değil. Muhakkak o kötülüğü telafi etmek gerekir. Senin tevbe demen güzel bir söz ama uçamayan yavru kuştur, onu Allah’a uçuracak olan iyi amellerindir,telafilerindir. Fatır suresi 10. ayet: Kim izzet ve şeref istiyorsa bilsin ki izzet ve şerefin hepsi Allah’ındır ona ancak güzel sözler yükselir onları da Allah’a amel-i Salih ulaştırır.
Ayete dikkat edersek,Allah’ın has kulları bile günah işlemez değil, herkes günah işler. Önemli olan hemen 180 derece dönüşüm yaparak o günahtan tevbe etmektir.Bir daha o günaha düşmemek için çırpınmaktır.
-Ben Allah’ın has kullarından değilim, ben çok günahkarım,benim geçmişim çok kötü deme,geçmişimiz ne olursa olsun, ne kadar günahkar olursak olalım Allah’tan asla ümit kesmeyelim.Rabbimizin bağışlamasının yanında bizim günahlarımızın hiçbir şey ifade etmediğini, Rabbimizin merhametinin bizim günahlarımızdan büyük olduğunu unutmayalım. Dosdoğru, Allah yolunda gidelim. Allah’ın biz kullara verdiği söz ortada:Taha Suresi 82. ayet: “Şüphe yok ki ben, tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen, sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim.”
Yeter ki dosdoğru Allah’ın yolunda gidelim. Bu yolda da Allah’tan ümit kesmeyelim.Allah bütün günahları bağışlar.
Zümer Suresi 53. ayet:De ki ey kendi nefisleri aleyhine ölçüyü aşan kullarım. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları bağışlar. O çok bağışlayan çok esirgeyendir.
71. ve o kimse tövbe etti, salih amel yaptı. Artık muhakkak o kabul edilmiş olarak Allah’a döner.
Tövbedeki samimiyetinin şahidi olarak ne yapar?Ayette görelim. Salih amel yapar. Tövbede, salih amel yani güzel davranış şarttır. Tövbesi kabul edilmiş olarak Allah’a döner.
Bu ayetler,- Ben geçmişte Allah’a ortak koşmuştum, elimi kana bulamıştım, zina yapmıştım, diyen insanlara, Allahtan rahmet bulutu olarak gelir, arınma fırsatı sunar, yeni bir sayfa açarak hayata başlama imkanı sunar. Günahları sıfırladığı için de insanın doğum günü olur. Bu tövbeyi yaparken şu göz açıklığı yapmayı düşünmeyelim. Nasıl olsa tövbe ederim Allah da kabul eder, diyerek diğer günaha atlamak için tövbeyi malzeme etmeyelim. İsra suresinde Rabbimiz ne diyor? İsra Suresi 25. ayet: Rabbiniz sizin kalplerinizdekini çok iyi bilir. Eğer iyi kimseler olursanız elbette Allah çok tövbe edenleri bağışlayıcıdır.
Kalbimizdekileri iyi bildiği için de Allah’ı kandırmaya çalışmayalım, Allah her şeyi bilir.
Eğer gerçekten kalp kırdıklarımızdan dolayı, yapmamız gereken güzellikleri yapmadığımızdan dolayı pişmanlık duymayacağımızı sanıyorsak, yaptıklarımızın yanımıza kar kalacağını sanıyorsak münafikun suresi bize seslenir. Münafikun suresi 9. ayet:Ey iman edenler. Sizleri ne mallarınız ne evlatlarınız Allah’ın zikrinden alıkoymasın ve kim öyle yaparsa işte onlar hüsrana düşenlerdir. 10.Birinize Ö
ölüm gelip de Rabbim beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka verip iyilerden olsaydın demesinden önce size verdiğimiz rızıktan Allah için harcayın. Allah süresi geldiği zaman hiçbir canı ertelemez. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
72. ve o kimseler ki yalana şahit olmaz ve boş sözlere uğradıkları zaman onurları ile geçip giderler.
O kimseler ki Allah’ın her şeyi gördüğünü,herşeye şahit olduğunu bilir ve kendi yakınlarının aleyhinde bile olsa yalana şahit olmaz ve boş ve yararsız işlerle uğraşan insanlarla karşılaştığında ortam uygunsa yararlı işleri yönlendirmeye çalışırlar değilse müslümana yakışan edepli bir tavırla uzaklaşırlar.
Boş söz faydası olmayan sözdür. Boş sözü Allah, dinlememizi de, söylememizi de istemiyor, razı değil ki has kullarının boş sözün olduğu yerde durmasını bile istemiyor. Allah’a iman eden bir kişi için, Allah’ın razı olmadığı her iş, boş iştir. Ölçümüz böyle olunca, kişinin eşiyle, çocuklarıyla, arkadaşlarıyla ve diğer insanlarla ilişkilerini güçlendirme ve iyilikler kurma niyetiyle geçirdiği zamanlar boş değildir. Bunlar niyetin güzelliği ile değerlenen işlerdir.
Şimdi yalancı şahitlik yapmakla boş sözün nasıl bir bağlantısı var ki ayette arka arkaya geliyor? Bakalım. Bir insan vaktini,sürekli boş sözlerle geçiriyorsa hayatı önem taşıyan bir noktada adaleti söylemeyebilir, onu çarpıtabilir. Dilini terbiye etmemiş bu kişi hemen menfaati yönüne kayabilir. Elimizden geldiği kadar boş sözlerden uzak duralım ki yeri geldiğinde adaleti ayakta tutmak için hakkı söyleyebilecek dilimiz olsun,temiz bir zihnimiz olsun.
Ayrıca yalancı şahitlik yapan kişi sadece yalan söylemekle kalmaz,yapmadığı bir şeyi yaptı diyerekte iftira atmış olur.
Nisa suresi 135. Ayet: Ey iman edenler adaleti ayakta tutun ve kendiniz,anne babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa yalnız Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Zira zengin de olsa fakir de olsa Allah ikisine de sizden daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Eğer şahitlik ederken dilinizi eğip büker hakkı olduğu gibi söylemekten çekinir veya büsbütün ondan yüz çevirirseniz şüphe yok ki Allah ne yaparsanız hakkıyla haberdardır.
Bu ayetlere, bu has kullar kör ve sağır kesilmezler.
73. ve o kimseler ki Rablerinin ayetleriyle öğüt verildikleri zaman körler ve sağırlar olarak yıkılıp durmadılar.
Kulak arkası etmediler, yangın alarmı gibi duyup Allah’a koştular.Bu kimseler boş sözden haz almıyor, Allah’ın sözleri olan ayetleri seviyorlar. Nur suresi 51. ayet: Aralarında hükmetmesi için Allah’a ve Resulüne davet olundukları zaman müminlerin sözü ancak dinledik ve itaat ettik demeleridir. işte bunlar kurtuluş bulacak olanlardır.
Rahman’ın has kulları neden Allah’ın emirleriyle haşır neşir olmak isterler,neden ayetlere ilgi duyuyorlar? Zira hakikati başkalarına ulaştırarak yaymak gibi dertleri var ki aşağıdaki ayette bunu görüyoruz.
74. ve o kimseler ki Rabbimiz bize eşlerimizden ve zürriyetimizden gözleri aydın edeni ver ve takva sahiplerine önder kıl derler.
O kullar, huzur verecek,dünyada insanlara ahirette Allah’a karşı mahcup etmeyecek, gözünün aydınlığı eş ve çocuklar istiyorlar. Doğru yolda yürüyen, şahsiyetli, iffetli, insanlığa ve ailesine faydalı, bilinçli, yaptıkları davranışlardan dolayı insanlar onları överken, gözlerinden sevinç yaşları akıtacak eş ve çocuklar. Ailenin hayatına ışık olacak, Allah’a kullukları ile insanlara ışık saçacak kişiler istiyorlar.Aileye keder, ızdırap, problem değil de sevinç, mutluluk ve bahtiyarlık getiren eş ve çocuklar. İşte bunlar, göz aydınlığı olacak bir dünya kurmak için çırpınırlar. Bu çırpınışlarında insan denen varlığı Allah’ın istediği bir şekilde eğitip yetiştirmek dünyanın en zor işidir. Allah’ın yardımı olmadan bunu gerçekleştirmek zordur. Allah büyüktür, büyük olandan büyük istenir,zor olan istenir ya onlar bu zor istekte Allahtan yardım isterler.Bizler gibi eşimizin çocuğumuzun her hatasında beddua etmezler, bunlar adam olmaz demezler. Dualarında Hz. Adem ve eşi, İbrahim ve Zekeriya peygamberler de iyi evlat için Allah’a yalvarıp yardım istemişler. Peygamberlerin örnekliğinde isterler. Bilirler ki Yüce Allah dilerse Firavunun sarayında,firavunun yanında peygamber Musayı,azer gibi put mimarının yanında İbrahim peygamberi yetiştirir.
Bu duayı yapanlar şu ayeti de iyi bilir. Şuara suresi 89. ayet: O gün ne mal fayda verir ne oğullar. Bu ayeti bilerek
Araf suresindeki çocuklarına tapma derecesinde olan anne-baba gibi olmazlar.
Araf Suresi 189. ayet: O öyle bir Allah’tır ki sizi tek bir nefisten yarattı.Eşini de ondan yarattı ki gönlünü buna ısınsın. Onun için eşine yaklaşınca o hafif bir yükle hamile kaldı.Bir müddet böyle geçti. Derken yükü ağırlaştı o vakit ikisi birden kendilerine yetiştiren Allah’a şöyle dua ettiler. Eğer bize Salih bir evlat verirsen biz muhakkak şükredenlerden olacağız. 190. Fakat Allah kendilerine düzgün bir çocuk verince her ikisi de tuttular verdiği evlatlar üzerine ona ortak koşmaya başladılar. Allah onların koştukları şirkten münezzehtir.
75. İşte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selâmla karşılanacaklardır.
İşte onlar dua ile isteseler de bunu yapmak kolay değil; sabretmeleri, dayanmaları lazım. Kolay değil, her evlat ya da eş göz aydınlığı olmayabilir. Hele bazı eşler vardır ki ömrünü yer. Allah yolunda bir adım atmaz, sana da attırmaz. “Ben de Müslümanım.” der ama Müslümanlığa yakışan bir tek hareketini bile görmezsin. Kalbindeki acının sesi dağları aşar, yuvan ne göz aydınlığı ne de cennetin olur; ancak cehennemin olur. Çocuklarına gelince, sen saçının bir telini bile göstermezken, senin kızın kuaförlerden çıkmaz olur. Sen beş vakit namazını hasretle beklerken, senin oğlun caminin yolunu bilmez olur. İşte bu etapta sabredersen ya dünyada onların iyileştiğini görürsün, görmesen de ahirette ödülü seni bulur.
76. Orada ebedî kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!
63. ayetten beri anlattıklarının ödülü budur. Bu hiç değişmeyen,sonsuz ikametgah adresimizde verilen nimetlerde hiç kesinti olacak mı? Bu dünyada verilen nimetlerde bazen kesinti oluyor. Allah verdiği nimetleri azaltabiliyor. Cennette bu olacak mı?
Hud suresi 180. ayet: Mesut olanlara gelince cennettedirler Rabbinin dilediği müddetten başka gökler ve yer durdukça onlar orada ebediyen kalacaklar. Bir nimet ki kesinti yoktur.
Bu dünyada hüzün çok. Orada hiç hüzün var mı?
Fatır Suresi 33.ayet : Onlar, Adn cennetlerine girerler. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Oradaki elbiseleri de ipektir.Şöyle derler: “Hamd, bizden hüznü gideren Allah’a mahsustur. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.”
77. (Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak.”
Allahu Teâlâ’nın bizim için bu kadar önemli ve değerli olarak anlattığı dua nedir? Dua çok değerli. Bakın, duayı yanlış anlarsak Allah’ın nazarında değerimiz artmaz. Doğru anlayacağız ki Rabbimiz bize önem versin, değer versin, değil mi? Dua istemek demektir. Onun için sürekli kendimizi küçük görerek, Rabbimizi büyük görerek dua edelim. Kendimizi âciz, Rabbimizi Kadir görerek dua edelim. Şimdi dua etmeyi herkes biliyor, bunda sorun yok. Kur’an’a göre dua nasıl olmalıdır, onu bilelim.
Önceki ayetlere bakarsak, duanın nasıl olması gerektiğini gayet iyi anlarız. Rabbimiz, Rahman’ın has kullarının özelliklerinden bahsetti. Bu kullar, yeryüzünde tevazu ile yürürler; cahiller kendilerine laf attıkları vakit “Selametle!” derler; Rablerine secdeler ve kıyamlar ederek yatarlar. Dualarında, “Cehennem azabını üzerimizden sav; çünkü onun azabı geçici bir şey değildir,” derler. Harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler, ikisi arasında bir yol tutarlar. Allah ile beraberinde diğer bir ilaha dua etmezler. Allah’ın haram kıldığı nefsi haksızca öldürmezler ve zina yapmazlar. Hata yaptıklarında da hemen tövbe edip güzel işler yaparlar, iyilikte çalışırlar. Yalana şahit olmazlar. Boş ve kötü laflara rast geldikleri zaman şerefli olarak oradan geçip giderler. Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında onlara karşı sağır ve kör davranmazlar. Göz aydınlığı olacak bir nesil isterler.
Allah bunlara “Benim has kullarım” diyor. Ardından da dua etmek geldiğine göre, o has kulların yaptıkları ile dua etmenin beraber olduğunu görürüz. Yani önce bir şeyler yapmak var, Allah’ın emirlerine uymak var, sonrasında dua etmek var. Kur’an’da buna uygun bir örnek daha var. Musa Peygamber sıkıntıdan, sorunlardan bunalıyor; arkasında onu arayan Firavun’un adamları. Musa Peygamber çaresizlik içinde gölgeye çekiliyor ve iki kıza iyilik yaptıktan sonra “Rabbim! Senden gelecek bütün hayra muhtacım,” diye dua ediyor. Duası da kabul oluyor. Ayetlerde görelim.
Kasas Suresi 23. ayet: Musa Medyen suyuna varınca orada hayvanlarını sulayan birçok insan buldu. Onların gerisinde de hayvanlarını suyun olduğu yerden geri çeken iki kadın gördü. Onlara derdiniz nedir dedi. Şöyle cevap verdiler: Çobanlar sulayıp çekilmeden biz onların içine sokulup hayvanlarımızı sulamayız. Babamız da çok yaşlıdır.24. Bunun üzerine Musa onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi ve Rabbim doğrusu bana indireceğin her hayrına muhtacım dedi.
Bizlerde uygun davranışlar sergilersek Rabbimiz elbette duamızı kabul eder. Sadece dua edip hiç bir şey yapmazsak, Allah’ın emirlerine koşmaz hakkıyla iman etmezsek duamız kabul olmayabilir. Delili mi?
Bakara suresi 186. ayet:Kullarım sana benden sorarlarsa Ben çok yakınım dua ettiği zaman dua edenin duasını kabul ederim.O halde onlar da Benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler. Umulur ki doğru yolu bulmuş olurlar.
Zuhruf suresi 78.ayet: Yemin olsun ki Biz size hak olanı gönderdik. Fakat çoğunuz Haktan hoşnut olmayanlardansınız.
Çoğunluğa aldanmamak için de Necm Suresi 39. ayeti asla unutmayalım.
Allahu Teala Necm Suresi 39. ayette:Şüphesiz ki insan için kendi çalıştığından başkası yoktur ve elbette ki çalışmasını yakında görecektir. diye buyurdu. Bizler kolay yolu seçerek suya üflemekle, okunmuş şekerlerle, pirinçlerle, muskalarla büyülerle uğraştık. Duamız, dilde kaldı, harekete geçmedi.
-Ya arkadaşım ben Allah yolunda koştum,herşeyi yaptım ama bir türlü duam kabul olmadı? diyorsak o zaman İsra suresi 11. ayet cevap olarak gelir.
İsra suresi 11.ayet: İnsan hayrın gelmesine dua ettiği gibi kötülüğün gelmesine de dua eder insan pek acelecidir.
Bu kadar ayete rağmen Kur’an’ın anlamını öğrenmediğimiz için duayıda doğru yapmadık ki ayetin devamı ‘’Ama siz yalanladınız bilesiniz ileride kaçınılmaz olacak’’ diye geliyor. Burada kaçınılmaz olan azaptır ki yalanlayanlara gelecektir ve yakalarını bırakmayacaktır.
Rabbimiz bizleri duayı doğru anlayanlardan ve doğru dua edenlerden eylesin.

