İki Kötünün Birlikte Olmasının Sonucu
Tebbet suresi Kur’an’ın en şiddetli ayetleridir. Manasını okurken insan başka bir etkileniyor. Peygamber efendimizin amcası Ebu Leheb (aleyhillane) bu dine en çok karşı çıkanlardandır. Peygamber Efendimiz’in (sav) en yakın akrabalarından biri olarak İslam’ı en önde kabul etmesi gereken bu amca hem kabul etmiyor üstüne üstelik bir de kötülükler yapıyordu. Peygamber Efendimiz’e Rabbimiz Şuara Suresi 214. ayette şöyle emretmiştir.
Yakın akrabanı da uyar. (Şuara 214)
Bu emir hiç şüphesiz bizi de muhatap alıyor. Peygamber Efendimiz de bu emir vesilesiyle akrabalarını evine yemeğe davet etti. Fakat amcası Ebu Leheb kutlu daveti duyunca bağırdı çağırdı, ortalığı birbirine kattı. Yemeğe gelenleri dahi dağıttı. Doğru dürüst dinlemedi bile. Peygamber Efendimiz’i herkes dinlerdi tatlı dilli ve kibar üslupluydu. Ama kötüler nasılsa kimseyi dinlemek istemiyordu. Bu olaydan kısa bir süre sonra Peygamber Efendimiz Safa Tepesi’ne çıkıyor ve Mekke halkına şöyle sesleniyordu:
“–Ey Kureyş cemâati! Ben size, şu dağın eteğinde veya şu vâdide düşman atlıları var; hemen size saldıracak, mallarınızı gasp edecek desem, bana inanır mısınız?”
Onlar da hiç düşünmeden:
“–Evet inanırız! Çünkü şimdiye kadar Sen’i hep doğru olarak bulduk. Sen’in yalan söylediğini hiç işitmedik!” dediler.
Oraya gelmiş bulunan herkesten bilâ-istisnâ bu tasdîki alan Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, onlara şu ilâhî hakîkati bildiriyordu.
“O hâlde ben şimdi size, önünüzde şiddetli bir azap günü bulunduğunu, Allâh’a inanmayanların o çetin azâba uğrayacaklarını haber veriyorum. Ben sizi o çetin azaptan sakındırmak için gönderildim.”
“Ey Kureyşliler! Size karşı benim hâlim, düşmanı gören ve âilesine zarar vereceğinden korkarak hemen haber vermeye koşan bir adamın hâli gibidir.”
“Ey Kureyş cemâati! Siz uykuya dalar gibi öleceksiniz. Uykudan uyanır gibi de dirileceksiniz. Kabirden kalkıp Allâh’ın huzûruna varmanız, dünyâdaki her hareketinizin hesâbını vermeniz muhakkaktır. Netîcede hayır ve ibâdetlerinizin mükâfâtını, kötü işlerinizin de cezâ ve şiddetli azâbını göreceksiniz! Mükâfât ebedî bir cennet; mücâzât da dâimî bir cehennemdir.” (Buhârî, Tefsîr, 26; Müslim, Îman, 348-355; Ahmed, I, 281-307; İbn-i Sa’d, I, 74, 200; Belâzurî, I, 119; Semîra ez-Zâyid, I, 357-359)
Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in bu hitâbesine, orada bulunanlardan umûmî bir îtiraz gelmedi. Yalnız amcası Ebû Leheb:
“–Hay eli kuruyası! Bizi buraya bunun için mi çağırdın?” diyerek münâsebetsiz ve yakışıksız sözler sarf etti. Hakaretleriyle Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in kalbini kırdı.
Bir gün yine Peygamber Efendimiz (sav) İslam’ı tanıtmak için pazarları, panayırları geziyordu. Gezerken amcası ve Ebu Cehil Peygamber Efendimize taşlar atıyorlar, Kainatın Efendisi’nin canını yakıyorlardı. Ebu Leheb diyordu ki “Bu benim yeğenimdir, Bu bir yalancıdır buna kesinlikle inanmayın.” diyor. Hani işte bazıları kötüdür ama faaliyette bulunmaz, bazılarıysa Ebû Lehep gibi aktif kötüdür kötülüğünü tüm benliğinden saçar. Efendimiz elbette bu ithamlara ve aşağılamalara çok üzüldü. Nihayetinde risaletinden önce amcasını iki kızı Ümmü Gülsüm ve Rukiyye’yi gelin verecek kadar çok seviyordu. Amcadan uzak durulur mu? Tabii ki hayır. Muhakkak ki İslam insanlardan değil insanların yaptıkları kötülüklerden uzak durmayı emreder. İçki içenden uzak duramazsın ama içkiden uzak durursun. Kötü davranıştan uzak durursun kötülüğü yapandan değil. Peygamber Efendimiz(sav) bu kadar yaptıklarına rağmen yine dediğini anlatmıştır yine de çabalamıştır.
1.Ebû Leheb’in elleri kurusun. Zaten kurudu. (1)
Bu ayet sadece Ebu Leheb’e mi inmiştir? Eğer bugün bizler de Peygamber Efendimiz’in (sav) anlattığı gibi Allah’ın dinini anlatanların yoluna taş koyuyorsak bu ayet bize de inmiştir. Rabbimiz neden bunu yapıyor peki? Neden Ebu Leheb’in elini kurutmak suretiyle ondan gücünü ve kuvvetini alıyor? Rum Suresi 41. Ayet-i Kerime’de Rabbimiz bize bunun cevabını verir.
İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah -dönüş yapsınlar diye- işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor. (Rum 41)
Ayette “belki dönerler diye Allah yaptıklarını tattırdı” diyor. Bazı insanlar çok kötüdür hani sürekli kötülük yaparlar da türlü belalar musibetler gelir başlarına. Rabbimiz neden o belayı verir? Belki dönerler diye. Rabbimiz Ebu Leheb’ten ümit kesmiyor. İyiliğiyle kötülüğüyle hep onu sınayıp duruyor.
2.Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı. (2)
Kazandığı şeyler ona fayda vermedi. Ebu Lehep zengindi. Malı vardı, evlatları vardı. Kazanmış bir şeyler yapmış çabalamıştı. Nitekim bu çabası boşa gitti. Hiçbir fayda vermedi ona. Peygamber Efendimiz’e akraba olması bile fayda vermedi. Dünya için çalıştı çabaladı durdu. Bazıları da çalışır çabalar sürekli gayret eder ama dünya malının, kazancının ahirette geçmesinin tek yolu infaktır. Yoksa hiçbir faydasını göremez insan.
3. O, bir alevli ateşe girecektir, (3)
Alev sahibi ateşe girecektir. Çünkü kazandığı mal ona fayda vermedi. Hiçbir güzel yerde harcamadı malını hep kötülükte kullandı. Hep Müslümanlara karşı kullandı.
4. Boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu halde sırtında odun taşıyarak karısı da (o ateşe girecektir). (4-5)
Odun taşıyıcısı olarak karısı da ateşe girecek. Aslında günah işleyen insanlara şöyle bir baktığımızda hep odun taşıyıcısı oluyorlar. Kendi cehennemlerine odun taşıyorlar. Rabbimiz Enam suresi 31 ayette şöyle buyuruyor.
Allah’ın huzuruna çıkmayı yalan sayanlar gerçekten ziyana uğramışlardır. Nihayet kendilerine kıyamet vakti ansızın gelip çatınca, onlar günahlarını sırtlarına yüklenmiş bir halde diyecekler ki: “Dünyada iyi amelleri terk etmemizden dolayı vah halimize!” Dikkat edin, yüklendikleri vebal ne ağır! ( Enam 31)
Rabbimiz günahları sırtlarına yüklenmiştir diyor Ayet-i Kerime’de. Tıpkı bir odun taşıyıcısı gibi günahları sırtına yüklenmiş. O sırtına yüklü günahlarla insanoğlu kıldan ince kılıçtan keskin Sırat’ı geçmeye nasıl teşebbüs eder! ? Rabbimiz, bağışla bizi…
Peygamber Efendimizin amcasının hanımının ismi Ümmü Cemil idi. O da Peygamber Efendimiz’e kötülük yapmakta kocası ile yarışırdı. Peygamber Efendimiz namaza giderken geçtiği yollara diken döşerdi. Ayaklarına batsın kanasın diye. Sürekli laf taşırdı, dedikodu yapardı, insanlara kötülerdi Efendimiz’i. Şimdi de iyi işler yapanları kötüleyenler var etrafımızda. Ümmü Cemiller, Ebu Lehebler ahir zamanda da kol geziyor. Bazı arkadaşlar vardır bazı karı kocalar vardır ki birbirine kötülükte örnek olurlar, şerde yarışırlar. Bu surede kötüye iki örnek var ama Kur’an’da iyilere de örnek vardır. İkisi iyi var mesela İbrahim (as) peygamber ile hanımı gibi.. Birisi kötü birisi iyi olan var: peygamberlere eziyet eden Firavun ve hanımı Asiye gibi.
“Mesed” hurma lifi demektir. Çok sağlam bir ipliktir. İşte bu iplik varken boynunda ateşe girecektir Ümmü Cemil. Kocasıyla birlikte Peygamberimizin hem mübarek bedenini hem de ruhunu incitmenin bedelini ödeyeceklerdir. Allah’ım sen biz kullarını cehennem azabından koru. Senin sevdiklerini incitmekten muhafaza eyle…
Vesselam..


Masallah Allah Razı olsun