Bugün dersimizde çok değişik bir konu işleyeceğiz bir o kadar da yürek yakıcı bir konu… Müslüman olmamıza rağmen neden Kur’an’dan yüz çevirdiğimiz konusu. Bugün inşallah bunları madde madde açıklayacağız.
1. Kur’an-ı okumadık.
Kur’an’da İlk inen ayet Alak suresinin ilk ayetidir. Peygamberimiz Hira mağarasındayken Cebrail “oku” demiştir. “Oku” kelimesi Arapça’da emir sigasıyla gelmiştir. Yani bu “okur musun” gibi bir rica değildir düpedüz emirdir. Peki niye okuyacağız. Ayet-i celilenin devamında Rabbim “yaradan Rabbinin adıyla” der. Rabbimiz her şeyi yarattı öyleyse biz tabiatı insanı toplumu her şeyi ayetlerle birlikte anlayacağız. Ama bugün biz televizyonu şarkıları okuduk,vitrinleri okuduk,reklamları okuduk bir tek Kur’an’ı okumadık. Okusaydık önemini ve o muhteşemliğini anlar ondan hiç ayrı kalamazdık. İnsan sevdiğinden ayrı kalamaz. Çoluğundan çocuğundan ayrı kalamaz değil mi? Onları çok sevdiği için ayrılık zor gelir. Halbuki Kur’an’dan ayrı kalmak bize zor gelmiyor. Yoksa Kur’an’ı sevmedik mi ya da onu sadece Arapçasından okuyup, tecvidiyle mahreciyle öğrenip de anlamıyla ilgilenmedik mi? Halbuki birçok ayet “akıl etmez misiniz düşünmez misiniz” diye biterken anlamadığımız bir şeyi nasıl düşünebiliriz? Bu sebeple okuduğumuz gırtlakta kaldı kalbimize inmedi. Hazreti Ömer gibi etkilenmedik. Hz Ömer devesi ile giderken Tur 7. ayeti duyuyor ve devesinden bayılarak düşüyordu. Neydi o ayet…“muhakkak ki Rabb’inin azabı vuku bulacaktır”
Hz. Ömer ayetin manasını biliyordu ama yine de etkilendi. Bizim ana dilimiz Arapça değil ki gerektiği gibi anlayıp kendimize çeki düzen verelim. Onun için ne yapacağız manasını da okuyacağız. Rabbimiz Müzemmil 4. ayette şöyle buyuruyor: “Kur’an-ı tane tane oku” Eskiden pirinçler taşlı olurdu taş ayıklarken bir tane taş gitmesin diye tane tane ayıklardık ki dişimiz kırılmasın. İşte aynen öyle pirinç ayıklarken tane tane ayıklamak gibi Rabbimizin gönderdiğini tane tane okumalıydık. Biz her gün hatim etmek için sayfalar okuyoruz ki bu da güzeldir ama aklımızda ne kaldı? Hiçbir şey. Ben de kendi şahsıma anlamına yoğunlaşmadan önce günde bir cüz okurdum ancak Kur’an’ı kapattığım zaman aklımda bir ayet bile kalmazdı. Şimdi ise 8 sayfayı ancak yavaş yavaş okuyabiliyorum aklımda kalıyor ve aklında kalanların etkisiyle yana yakıla bir şeyler yapmak için uğraşıyorum. Yerimde duramıyorum öncesinde 20 sayfa okuyordum yaprak bile kımıldamıyordu, içimdeki iman dışıma yansımıyordu. Alak suresinde dikkat çekici bir bölüm var; Alak suresi “oku” ayetiyle başlar secde ayeti ile biter. Çünkü okuyan insan secde eder. Bizler Allah’ın emirlerine secde edebildik mi ? Bu Kur’an’ı okuyup anlayıp secde edebildik mi? Rabbimiz bizden razı olsun diye yapabildiğimiz neler var? İnsanlar dedikodu yaparken engellemeye çalıştık mı, haksızlık karşısında durduk mu, annem babamıza kötü bile olsa sevgiyle yaklaştık mı …kendimize soralım. Bunları yapmadıysak eğer biz Kur’an’ı okumadık.Ne yazık ki…
2. Okuyanlara nefretle baktık….
Kur’an’ı elimize alıp tane tane okuduk mu, düşündük mü, önce kendimizi sonra çevremizdekilere ayetleri anlattık mı? Müddessir 2’de Rabbimiz ”kalk uyar” demişti biz de o ayeti yerine getirmek için anlatıyor muyuz? Asr suresindeki “Hakkı tavsiye edenlerden” olup hüsrana uğramamak için en önemlisi de Allah bizden razı olsun diye anlattık mı? Biz bunları yapsak bile bazı insanlar bize Hac suresi 72. Ayette Allah’ın misalini verdiği insanlar gibi davranabilirler. Ne diyor Hac 72‘de:
Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğunda, inkârcıların yüzlerindeki hoşnutsuzluğu hemen farkedersin. Kendilerine âyetlerimizi okuyanlara neredeyse saldıracaklar. Onlara de ki: “Şimdi size bundan daha vahim olanı haber vereyim mi? Cehennem! Allah onu inkâr edenler için belirledi. Ne kötü bir sondur o!” ﴾72﴿
Bu ayet oldukça düşündürücüdür. İnsanın iç alemi yüzüne yansır, bakınca içini tanırız. İşte bunlar ayetleri duyduğu zaman yüzlerinde bir buruşma bir ekşime olur, ondan sözlerini duymak istemezler. Çevremizde de var böyle insanlar. Sonra hışımla saldıracaklar buyuruyor önce yüz ifadeleri değişir sonra saldırırlar. Hatta defolun buradan diyecek kadar üstümüze yürürler. Peygamberimizin de üstüne yürüdüler kimse” Gül Ahmet’im ne güzel söyledin ayetleri haydi bir daha söyle” demedi. Bize de demelerini beklememeliyiz. Dedikodu yapana Hümeze suresini gösterirseniz onun hoşuna gitmez cimri olana “yardım edin” ayetini gösterirseniz onun hoşuna gitmez Allah yolunda koşmayana Ali İmran 133. ayeti gösterirsek hoşuna gitmez, faizle alakalı Bakara 279. ayeti gösterelim hoşuna gitmez. Bize de ayetler gösterildiğinde acaba bizim de yüz ifademiz değişiyor mu? Biz de saldıracak gibi oluyor muyuz yoksa sahabeler gibi baş üstüne deyip uygulamaya mı geçiyoruz? Rabbimiz bu tip insanlara şunu dememizi istiyor “size bu durumdan daha beterini haber vereyim mi? Ateş . Allah onu kafirlere vaat etti.” Bu kişilere bunu dememizi istiyor. Rabbimiz ayetlerinden rahatsız olanlara daha beterini vaad ediyor. Öyleyse üzülmeyeceğiz. Ayetleri okuduğumuz zaman insanlar karşı çıktığında bizleri dinlemediğinde umursamadıklarında üzülmeyeceğiz. Çünkü onların varacağı yer ateştir. İşte insanlara Kur’an’ı anlatırken Hac 72. ayetteki durumlarla karşılaşacağız. Sürekli hayır kurumlarına iyilik yapanlardan birine sordum. “Senin akraban yok mu?” dedim “var” dedi. “Neden onlara iyilik yapmıyorsun?” dedim.” hayır ben hayır kurumlarına iyilik yapacağım” dedi. “daha çok sevap” dedi. Hemen Tevbe 60. Ayeti gösterdim “bak dedim sıralama bu şekilde: önce yakınındaki yoksullarla ilgilenmen gerekiyor gerekiyor dedim ama o surat astı dinlemedi. Sonra Hac 72’yi okudum ve anladım…
3. Mal mülk, Rabbimizin kelamından tatlı geldi:
Peygamberimiz ve diğer Müslümanlar birçok sefere katılıyorlar. Bu seferler sonucunda ganimetler elde ediyorlar. O Müslümanlar Peygamber Efendimiz’e soruyorlar ; “bu ganimetleri ne yapacağız, ne kadarı bize ait olacak?” diye ve Enfal suresi 1. ayet iniyor: “
Sana ganimetleri soruyorlar. Ganimetlerin Allah’a ve resulüne ait olduğunu söyle! O halde siz gerçek müminler iseniz Allah’a karşı saygısızlıktan sakının, aranızı düzeltin, Allah ve resulüne itaat edin. ﴾ 1﴿
Sahabeler soru soruyor ama Rabbimiz hemen cevap veriyor. Hemen dikkate alıyor. Şimdi de soru sorsak şimdi de Kur’an’dan cevap gelir. Kur’an aklımıza her takılan soruya cevap veriyor. Hatta kafirlerin sorusuna bile cevap veriyor. Bizler de Rabbimiz gibi insanların her sorusuna cevap vereceğiz. “Bu kadar soru sormak iyi değildir” demeyeceğiz, başımızdan atmayacağız. Cevaplayacaksak da ayetlerle ve sünnetle cevaplayacağız. Bilmiyorsak da bilmiyorum deyip susacağız. Peygamber Efendimiz bile bilmediği sorulara bilmiyorum demiştir. Biz sırf cevap verebilmek için bilmiyormuş demesinler diye cevabı kafamızdan atmayacağız. Dilimizi karşı taraf için cehenneme giden köprü haline getirmeyeceğiz. Enfal 2 ayetine gelince bu iki ayette ardı ardına gelen iki grup var; birincisi ganimetler yani dünya menfaatleri konuşulunca pür dikkat dinleyen grup, İkincisi de ayetler okunduğunda kalpleri ürperen ve nehir gibi coştukça coşan bir grup. Hani çok sevdiğimiz biri gelince kalbimiz coşar da coşar ya işte ayetleri duydukları zaman öyle heyecanlanan, sevinen, hac35’teki gibi kalpleri titreyen bir grup…
Maide suresi 83. Ayete göre insanlar Kur’an’ın gerçekten Rabbimizden gelen bir kitap olduğunu anladığında gözyaşlarını boğuluyorlar, etkileniyorlar ayetleri duyduklarında mutluluk gözyaşları akıtıyorlar. Peki bizim hangi ayetten gözümüz yaşardı, şarkı kitap ve sanatçı isimlerinden ayetlere yer kaldı mı ? Lütfen ayetleri okurken heyecanlanalım ki Maide 83’teki insanlar gibi olabilelim. Heyecanlanmazsak hayatımızda hiçbir şey değişmez.
4. Kuran’a karşı edebi öğrendik ama farz olan okuma kaldı.
Furkan suresi 39. ayette Peygamber Efendimiz (sav) “Ey Rabbim kavmim şu Kur’an’ı terkedilmiş bir şey haline getirdi.” buyuruyor. Buradaki kavimden kasıt Kur’an’a iman etmeyenler değildir. Çünkü dikkat edilen terk edilmiş olması terk etmek için önce sahip olmak gerekir. Beraberlik gerekir . Bu kavim önce Kur’an’a yönelmiş sonra bırakmışlar. Yani Allah’ın emirlerine öncelik vermemişler. Kafirin okumaması normal de Müslüman olan bizlerin okumaması normal değil ki Peygamberimiz bizi Allah’a şikayet etmiş. Birçok hadis biliyoruz ama çok az ayet biliyoruz. Peki biz Peygamberimizin şikayet ettiklerinin içinde var mıyız? Halbuki Peygamberimizin vasiyeti nasıldı? “Size iki şey bırakıyorum bunları sımsıkı sarıldığınız müddetçe asla dalalete düşmezsiniz: Allah’ın kitabı ve resulünün sünneti” (Muvatta, Kader: 3) Ama biz ne yaptık? Kur’an’ı raflarda bıraktık. Peygamberimizin vasiyeti böyle olmasına rağmen biz Kur’an’ı rafta bıraktık, edebe uyduk ama dokunmadık. Bu Kur’an okumak için indi, üstüne not alınca kızıldı. Kur’an’a not alınır mı? dediler Kur’an’a saygı göstermek illa onun üzerine not almamakla mı olur? Ayetleri öğrenmek için sayfalarını yıpratmak güzel değil midir? Hiç içeriğini bilmeden tertemiz bir şekilde bir köşede durması daha mı evladır? Halbuki bizim bu Kur’an’a sımsıkı sarılmamız lazım. Ders çalışma kitabı gibi yanımızda taşımamız lazım. Yoksa şikayet edilenlerden oluruz.
5. Kur’an’ın anlaşılması çok zor ancak alimler anlar.
Kamer 17‘de Rabbimiz ne buyuruyor: “Andolsun biz Kur’an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık ondan öğüt alan yok mu?” Biz Allah’tan öğüt almadık mı ki ancak alimler anlar dedik? bir yazar kitabını piyasaya çıkarsa kitabın yazarı okurlarına sorsa “Yazdığım kitaptan sizlere anlatmak istediğimi anladınız mı?” diye, okurlar da dese ki “Okuduk ama konuları anlayamadık sizin kitabınızı anlamak için bu kitabı açıklayacak başka kitaplara ihtiyaç duyduk.” dese yazar bu sözlere karşı ne düşünürdü? O zaman ben bu kitabı yazarken başarılı olamadım diye düşünmez miydi? Rabbimiz bizim anlayamayacağımız bir kitap gönderip de bize ondan sorumlu tutar mı hiç? Hayır, bu kitap içeriği açık olan bir kitaptır. Taha 2 ve 3. ayetlerde de Kur’an’ın bir öğüt ve açıklayıcı bir kitap olduğundan bahseder. Anlaşılmayan bir şeyin öğüt ve açıklayıcı olması beklenemez. Öyleyse Rabbimizin kelamı kolaydır, Kur’an kolaydır. Yeter ki öğrenmek isteyelim.
6. Kur’an eksiktir.
Kur’an’ın eksik olduğunu ve her sorumuza cevap veremediğini düşündük ama Rabbimiz Maide Suresi 3. ayette “Bugün dininizi sizin için mükemmel hale getirdim size olan nimetimi tamamladım. Size din olarak İslam’ı uygun gördüm.” buyuruyor. Ama biz Kur’an eksiktir dedik eksiklik görenlere Rabbimiz Araf 185’te “O halde insanlar Kur’an’dan sonra hangi söze inanacaklar.” diye cevap veriyor. Eksiklik gören insanlar da başkalarının sözlerine inandılar. Allah’ın kelamı dururken başkalarının sözlerine inanmak gafilliktir.
7. Şüphe ile yaklaştık.
Bakara Suresi 2. ayette Rabbimiz: “Bu kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.” buyuruyor. Şöyle bir düşünelim; şüphe olmayan kitap diyor. Kur’an’ın dışındaki bütün kitaplarda şüphe edilecek fikirler olabilir. Bugünün doğrusu yarının yanlışı olabiliyor. Ama Kur’an’da şüphe yoktur ama maalesef bizler şüpheyle yaklaştık. Biz ayetleri anlatmadık söylentiler dinini yaşadık. Annem, babam böyle dediydi hocam böyle dediydi dedik. Lütfen ne dediğimizin farkında olalım. İnsanların dedikleriyle değil Kur’an’ın dedikleriyle yaşayalım
8. Kur’an’ı anlatmayanları dinledik
Zuhruf Suresi 44. ayette Rabbimiz “Şüphesiz bu Kur’an’dan hesaba çekileceksiniz.” diyor. Ama biz Kur’an dışı anlatımları dinledik. Ayetlerin olmadığı sohbetleri dinledik. Furkan 52. ayette “Sen kafirlere uyma, onlara karşı Kur’an ile büyük bir cihatla cihad et.” derken maalesef internete baktığımda Kur’an’ı anlatan insanların sayısı o kadar az ki.. Ben istiyorum ki bir sohbette bir sürü Kur’an ayetlerinden bahsedilsin. Maalesef çok azınlıkta. Peygamber Efendimiz ve diğer peygamberler ne ile uyardı? Ayetlerle uyardı. Öyleyse bizi de insanlar ayetlerle uyarmalı. Çünkü Rabbimizin sözleri haktır.
9. Allah’ın benzetmelerini görmedik.
Yüz çevirip aklını kullanmayanları Allah neye benzetiyor? Enfal Suresi 22 ‘de “Muhakkak Allah katında canlıların en kötüsü aklını kullanmayarak sağırlık ve dilsizlik edenlerdir.” buyuruluyor. Aklımız var öyle değil mi, yemek yerken kaşığı kulağımıza değil de ağzımıza götürüyorsak, evden çıktığımızda evimizi bulabiliyorsak aklımız var Elhamdülillah. Allah’ın emirlerine uymamız gerektiğini bilecek kadar var aklımız. Araf 179’da “And olsun biz cinler ve insanlardan kalpleri olup da bunlarla görmeyen kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik, işte bunlar hayvanlar gibi ve hatta daha da aşağıdadır. Bunlar gafillerin ta kendileridir.” buyuruluyor. E hani insan en üstün varlıktı? Allah’ın emirlerine uymayan insan hayvandan da aşağı oluyor. İsra 72’de “Kim dünyada kör ise o ahirette de kördür ve yol bakımından daha şaşkın bir sapıktır.” Ve Yunus 100’de “Aklını kullanmayanları pislik içinde bırakırım.” diyor. Allah ayetleri görmeyenlerden “sağır dilsiz kör ve hayvanlardan daha aşağılık pislik içinde” diye bahsediyor. Hala görmeyecek miyiz? Rabbimizin benzetmelerini hala görmeyecek miyiz ?
10. Kur’an’dan hesaba çekileceğimizi unuttuk .
Taha 124’te “Kim beni anmaktan yüz çevirirse dar bir geçimle hayat onu sıkar ve kıyamet günü kör olarak hasrederiz.” ve Enam 125‘teki gibi “Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslam’a açar kimi saptırmak isterse de göğe yükseliyormuş gibi kalbini dar ve sıkıntılı kılar.” Bu ayetten anlaşılan: Allah inanmayanları küfür bataklığında bırakır. Nasıl göğe yükseldikçe basınç azalır, oksijen düşer, nefes almamız zorlaşır ya aynen öyle insan eğer ayetlerden uzak kalırsa, eğer İslam’dan uzak kalırsa yerden göğe yükseliyormuş gibi kalbimiz dar ve sıkıntılı olur. Ölümden korkan mutsuz insanlar oluruz. İşte böyle bizim evimizde ayetler olmasına rağmen, ayetler bize gelmesine rağmen onları unuttuk. Biz Kur’an’ımızı unutursak ahirette de Rabbimiz bizi unutacak. Peki Allah affeder diyor musunuz? Hayır affetmeyecek… Lokman 33’te “Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın o aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın.” buyruluyor. Her zaman bize “Allah affeder” dediler tabii ki affeder ama biz hiçbir şey yapmıyorsak çabalamıyorsak Rabbimizin emirlerine uymuyorsak bizi nasıl affetsin? Affetmez arkadaşlar, evet Kur’an’dan yüz çevirdik, ömrümüzü neyle geçirdik? Müzik dinleyerek mi, kaldırım çiğneyerek mi , ekran başında mı, aynanın karşısında mı, piknikte mi, Oya için mi, boya için mi, para pul peşinde mi? Zaten yemeye, çaya kahveye zaman ayırmak bütün zamanımızı öldürdü. İşte bu sebeple Kur’an’dan yüz çevirdik, hayat koşuşturmacamızda ilk vazgeçtiğimiz şey ne yazık ki Kur’an oldu. Lütfen kendimizi toparlayalım ve Kur’an’dan yüz çevirmeyelim.
Vesselam…

