DUHA SURESİ(3.BÖLÜM)

﴾6﴿ O seni yetim bulup barındırmadı mı? Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) daha doğmadan babasını, sonra çocukken de annesini kaybetti. Rabbimiz onu dedesi Abdulmuttalib’in kucağına verdi. Dedesi ölünce de amcası Ebu Talib’in kucağına verdi. Amcası ölünce de Medine’ye hicret ettiğinde, sahipsiz kaldığında Medineli  yardımseverlerinin kucağına verdi. Rabbimiz hep barındırdı. Hepimizin bir yetimliği var. Şefkat yetimliği, ilgi yetimliği, sevgi yetimliği… Bu yetimliğimizin çaresi ancak Rabbimizde vardır.

﴾7﴿ Seni yol bilmez halde bulup yol göstermedi mi?
Şura Suresi 52 ve 53. ayetler: “İşte böylece sana da kendi buyruğumuzla bir ruh (Kur’an) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmiyordun; ama şimdi onu, dilediğimiz kullarımızı sayesinde doğruya eriştirdiğimiz bir ışık kıldık. Hiç şüphe yok ki sen doğru yolu, göklerin ve yerin yegâne sahibi olan Allah’ın yolunu göstermektesin. İyi bilinmeli ki bütün işler dönüp dolaşır Allah’a varır.”

Rabbimiz, Peygamber Efendimize onu bir nur kıldık buyuruyor yani Kur’an-ı Kerim’i nur kıldık diyor. Sen de yolunu bilmiyorsan Kur’anın nurunu alman lazım. Kur’an’ı okuman, anlaman, yaşaman ve taşıman lazım. İşte o zaman bu Kur’an sana da nur olur. Sen de yol bilmez iken doğru yola iletilirsin.

 ﴾8﴿ Ve seni yoksul bulup zengin etmedi mi? 

Rabbimiz Peygamber Efendimizi nasıl zengin etti? İhtiyaç duyduklarını azaltarak. Zannetmeyin ki Peygamberimiz ayetleri anlatarak zengin oldu. Ayetleri anlatmaktan hiçbir zaman için ücret almadık ki, din anlatarak başkalarının sırtından geçinmedi ki.Çalıştı, helal kazanç peşinde çalıştı.Ayet anlatıyorum diye karşılık beklemedi,bizzat hayatını çalışarak kazandı.Yasin suresi 21 ayet:”Sizden bir ücret istemeyen o kimselere tâbi olun; onlar doğru yoldadırlar.”

Böyle bir ayet varken Peygamber Efendimizin yolundakiler ücret  almazlar. Ücretlerini istemeyen insanlar  hidayete ermiş kimselerdir. Bizler hidayette olan kimselerin yanında olmak istiyorsak ne ücret almalıyız ne de ücret vermeliyiz. Din konusunda ücret olmaz. Peki Peygamber Efendimiz  nasıl zengindi? Bize göre zengin; evleri,arabaları,tarlaları bankada paraları olan kimselerdir.Aslında  zengin ihtiyacı az olandır. Bir insanın cebinde bin lirası var ama ihtiyacı yoksa o kişi zengindir, yüz bin lira cebinde parası var ama ihtiyacı çoksa hedefi çok fazla ise o kişi fakirdir.Demek ki zenginlik ve fakirlik ihtiyaca göre değişiyor.  İşte dünyaya eyvallahı olmayan Peygamberimizin çok zengin yetinme duygusu vardı.Allah ayette fakir iken zengin etti buyuruyor.Bizi de zengin etmedi mi,etti.Bize de nimetler verdi farkında mıyız,yetinebiliyor muyuz? Eğer yetinebiliyorsak biz de zenginiz demektir.

﴾9﴿ O halde sakın yetimi ezme!
Yetimin halini en çok  Peygamberimiz bilir, yetim olan bilir.Bir insanın halini bilirsen iyi davranırsın, bilmezsen kötü davranırsın.O yokluğu ben yaşadım dersin.Özellikle yetim sahipsizdir, masumdur, ezmek kolaydır.

Rabbimiz Bakara suresi 220 ayette “Kendileriyle bir arada yaşarsanız kardeşlerinizdirler” dedi.O halde yetim kardeşlerimizi sahipsiz diye ezmemeliyiz. Adaletsizlik yapmamalı,kandırmamalı, onları kardeşimiz gibi görüp, iyi davranmalıyız. Yoksa karnımızı ateşle doyurmuş oluruz. Nisa suresi 10. ayet “Yetimlere zulmederek mallarını haksız yere yiyenler muhakkak ki karınlarına ancak ateş doldurmuş olurlar ve yakında alevli bir ateşe gireceklerdir.”Bu ayeti görüp de insan yetime nasıl zulüm eder,nasıl malına haksızlık yapar?

﴾10﴿ El açıp isteyeni de sakın boş çevirme! 
Burada istemek kelimesi her şeyi kapsıyor. Peki ne istenir?Bilgi istenir,yol yordam istenir,yardım istenir,sevgi,ilgi istenir. İnsanlar bir şey istediğinde yapabiliyorsan yaparsın,yapamıyorsan da incitici olmadan, horlamadan, küçümsemeden cevap vermelisin.Peygamber Efendimiz isteyen hiç kimseye yok demezmiş, sadece başını aşağıya eğermiş. Bizler ne yapıyoruz?Bilgi isteyene,soru sorana, yiyecek isteyene kızıyor muyuz, küçümseyici bakışlarla bakıyor muyuz?Öyleyse varsa, bu isteyen insanlara Allah’ın bize verdiklerinden vermeli,yoksa da güzel söz söylemeliyiz.

﴾11﴿ Rabbinin lutuflarını şükranla an. Rabbimizin Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in(sav) üzerindeki nimeti, vahiy nimetiydi sonra da akıl nimetidir. Hepimizin üzerinde vahiy nimeti var, hepimizin evinde Kur’anları var, akıl nimetimiz de var. Öyleyse akıl nimetini sadece para kazanmada,iş kurmada, yemek yapmada, alışverişte, matematik problemi çözmede değil vahiy nimetini, ayet nimetini anlatmaya da kullanmalıyız. Müslüman olduğumuz için bize kimse Kur’an’ı anlatma görevini vermedi dememeliyiz. Peygamberimizi insanlar görevlendirmedi, Allah görevlendirdi. Bizi de Rabbimiz görevlendirdi.Allah’ın nimeti olan ayetleri anlatmalıyız. Biz de yemin edilen duha vaktine yani sabahın aydınlığına, geceye kandil olabilmek için anlatmalıyız.  

Ahzap suresi 45 ve 46. ayetler:”Ey peygamber! Seni tanık, müjdeci, uyarıcı, izniyle Allah’a çağırıcı ve etrafını aydınlatan bir ışık olarak gönderdik.”  Bizler Peygamber Efendimizin yolunu örnek aldıysak  O Nuru taşıyıp kandil olmalıyız. Yaşadığımız yerlerde Kur’an’ı anlatmalıyız. Peki bu Kur’an’ı kimlere anlatabiliriz?

Kaf suresi 45. ayet:” Onların ne dediklerini biz daha iyi biliyoruz. Sen onları zorlamakla görevli değilsin, uyarımızı ciddiye alanlara Kur’an’ı durmadan oku!”

Allah’ın tehdidinden korkanlar Kur’an’dan öğüt alır,onlara Kur’an ile öğüt verebiliriz. 

Bakara suresi 6’dakiler  öğüt almazlar. “İnkâr edenleri uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, asla iman etmezler.” Buradaki kafir kelimesini sadece Allah’ı inkar eden olarak görmemeliyiz. Kur’an’ı Kerim’de kafirin diğer manası da Allah’ın emirlerini ciddiye almayan demektir.Allah’ın emirlerini umursamayanlarda namaz de olmaz, doğruluk de olmaz,adalet de olmaz,kul hakkı de olmaz, kardeşlik hakkı de olmaz. İşte bunlar laftan anlamazlar. Bunlara ayetlerle anlat anlat seni bir türlü dinlemezler, hayatına da uygulamazlar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir