MÜNAFIKLIK TESTİNE HAZIR MISIN?

Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla…

Hayat kitabımız Kur’anda, Kur’an terminolojisinde münafık kelimesi iki farklı tipteki insan için kullanılır. İlki halis münafıklar olup bunlar, “Aslında inanmadıkları halde Allah’a ve âhiret gününe iman ettik”derler. (Bakara:2/8) İkincisi zihin karışıklığı, ruh bozukluğu veya irade zayıflığı yüzünden imanla küfür arasında gidip gelen, şüphe içinde bocalayan (Nisâ:4/137, 143; Tevbe: 9/44-45), imandan çok küfre yakın olan (Âl-i İmrân:3/167) çifte şahsiyetli insanlardır. Bazı âyetlerde “münafıklar” ve “kalplerinde hastalık bulunanlar” diye ikili ifade tarzının yer alması da bu farklılığı göstermektedir. (Enfâl:8/49; Ahzâb:33/12). Halis münafıklar müminlerle karşılaştıklarında inandıklarını belirtirler, ancak asıl taraftarlarıyla baş başa kaldıkları zaman müminlerle alay ettiklerini söylerler.(Bakara:2/14) Diğerleri ise Resûl-i Ekrem’e inandıklarını sanmakla birlikte önemli işlerde din dışı otoritelere gitmeyi tercih etmekte, fakat başlarına bir felâket gelince Hz. Peygamber’e başvurmakta (Nisâ:4/60-62), böylece hak dine olan bağlılıkları dünyevî menfaatlerine göre değişmektedir.(Hac 22/11)

Al-i İmran suresi 120. ayette şöyle buyurmaktadır; “Size bir iyilik dokunsa, bu onları üzer; başınıza bir kötülük gelse buna da sevinirler. Sabreder ve [takvâ]lı (duyarlı) olursanız onların hilesi size hiçbir zarar veremez. Şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatandır.”

Kâfirlerin ve münafıkların müslümanların en küçük başarılarına, birlik, beraberlik ve refahlarına tahammül edemedikleri; müminlerin başına gelecek kötülük ve sıkıntılara sevindikleri bildirilmiş; onların bu menfi tutumlarına rağmen müslümanlara sabırlı olmaları, onlarla samimi dost olmaktan kaçınmaları, ancak onların hukukunu çiğnemekten de sakınmaları tavsiye edilmiştir. Zira bu davranış düşmanlıkların ortadan kalkmasına, dostlukların gelişmesine sebep olur. Fussılet sûresinin 34. âyetinde,“Sen (kötülüğü) en güzel olan davranışla sav; o zaman bir de göreceksin ki seninle aranızda düşmanlık bulunan kimse kesinlikle sıcak bir dost oluvermiş!” buyurulmuştur. Âyette, bu tedbirler alındığı takdirde onların tuzaklarının müminlere hiçbir zarar vermeyeceğine dikkat çekilmiştir. Allah’ın onların yaptıklarını hem bilgisiyle hem de kudretiyle kuşatmış olduğunun belirtilmesi, onların, Allah’ın bilgisi dışında ve izni olmadan hiçbir şey yapamayacaklarını ifade eder.

Kur’ân-ı Kerîm, birçok âyette müminlerin birbirlerinin dostu ve kardeşi olduklarını (Hucurât:49/10), bunların dışındakilerin, ister dinsiz isterse yahudiler ve hıristiyanlar gibi Ehl-i kitap olsun, müslümanların hayatî önem taşıyan sırlarını öğrenecek derecede dostları olamayacaklarını ifade buyurmuştur (Nisâ:4/144; Mâide:5/51). Çünkü genellikle onlar birbirlerinin dostu, müminlerin düşmanıdırlar. Kur’an’ın bu emrinde yadırganacak bir durum yoktur. Nitekim âyetin akışında her iki tarafın birbirlerine karşı takındıkları psikolojik ve toplumsal tutum ve davranışları anlatılarak müslüman olmayanları sırdaş edinmeme buyruğunun gerekçeleri açıklanmıştır:

a) Müslümanlardan olmayanların sürekli olarak müminler aleyhinde çalışmaları, onlara zarar vermeleri ve içlerinde fesat çıkarmaya gayret etmeleri;

b)Müminlerin sıkıntıya düşmelerinden memnun olmaları;

c)Müminlerin aleyhinde sürekli olarak propaganda yapmaları ve onlara karşı içlerinde kin beslemeleri;

d)İnançları gereği müminler, herkesin –bu arada kâfirlerin ve münafıkların dahi– iyiliğini istedikleri, onların hukukunu gözettikleri ve onlara sevgiyle yaklaştıkları halde onların müminleri sevmemeleri ve haklarında iyi davranmamaları;

e)Müminler ilâhî kitapların tamamına inandıkları ve bu kitapların mensuplarına saygılı davrandıkları halde kâfirlerin Kur’an’a inanmamaları, münafıkların da müslümanlara karşı ikiyüzlü davranmaları, görünüşte müslüman olduklarını söyleyip gerçekte inanmamış olmaları ve inananlara karşı kin gütmeleri;

f)Kâfirlerin ve münafıkların, müminlerin birlik ve beraberliklerine, başarılarına, zaferlerine ve refahlarına üzülmeleri; başarısızlıklarına, yenilgi, hastalık ve benzeri sıkıntılarına sevinmeleri. Al-i İmran suresi 119. âyetin ilk cümlesi bazı müfessirlerce şöyle de yorumlanmıştır: Siz onları seversiniz, yani onların müslüman olmalarını istersiniz. Çünkü İslâm her şeyden hayırlıdır. Oysa onlar sizi sevmezler, yani sizin kâfir olmanızı isterler, kâfir olmak ise her şeyden kötüdür.

                                  Selam ve dua ile…

Similar Posts

  • NASİHAT ÜZERİNE

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Selamünaleyküm arkadaşlar. Bugün sizlere nasihat nedir, dinimizdeki yeri ve yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim ve hadislerin ışığında, elimizden geldikçe anlatmaya çalışacağım. “Nasihat”, Allahü Teâlânın bir kimseye verdiği nimetin onda kalarak, dinine ve dünyasına faydalı olmasını istemek demektir. İlim ve irfan sahipleri, imkan nispetinde iyiliği yaymaya, kötülükten sakındırmaya çalışmalıdır! Nasihatten uzak…

  • ŞİRK NEDİR?

    Allah’a hamd olsun. Yokluktan var eden, karanlıktan nur, acıdan sabır çıkaran, pişmanlıktan sonraki tevbeyi kabul eden Allah’a hamd olsun.  Hamd, kuluna kitabı indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah’a mahsustur. Yalnız Ondan yardım dileriz ve Ondan bağışlanma dileriz. Ona iman eder ve yalnız Ona tevekkül ederiz. Nefislerimizin şerrinden ve kötülüğünden Allah’a sığınırız.  Allah kimi hidayete…

  • KURAN OKUMANIN ÖNEMİ

    Selamun aleykum . Bugün Kuran okumanın önemi hakkında konuşacağız. Neden Kuran okumalıyız? Neden anlamalıyız? Neden öğrenmeliyiz? Bu sorular hepimizin aklının bir köşesinde biliyorum. O yüzden bugün bu sorulara beraber cevap arayacağız . Çünkü insan bir şeyi neden yapması gerektiğini bilirse öğrenmek için daha çok çaba gösterir. Bizde neden Kuran’ı öğrenmemiz gerektiğini bilirsek daha çok çaba…

  • KUR’ANDA MÜMİNLERİN VASIFLARI

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla. Hayat kitabımızda Müminler nasıl tarif edilmiş, mümin kime denir? Gelin biraz inceleyelim… Sözlükte “güven içinde bulunmak, korkusuz olmak” anlamındaki emn (emân, emânet) kökünün “if‘âl” kalıbından türeyen mü’min kelimesi “inanıp tasdik eden; başkalarının güvenli olmasını sağlayan, vaadine güvenilen” mânalarına gelir. Kelimenin esmâ-i hüsnâdan biri olarak içerdiği mâna da bu çerçevededir. Mü’min: Allah’a kalp ile teslim…

  • İSLAMDA BORÇ-BORÇLUNUN HUKUKU

    Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla İslam dini Adalet ilkesini her daim gözettiğinden dolayı borçlu ve alacaklının haklarını koruyup kollamıştır. Bununla alakalı ayetlere kısaca göz atalım; Bakara suresi 280. ayet; Eğer borçlu dardaysa ona ödemede kolaylık sağlayın, eğer alacağınızı bağışlarsanız, bunun sizin için daha hayırlı olduğunu bilin. Haklar, alacaklar, ödev ve yükümlülükler yalnızca hukukî olanlardan ibaret…

  • KUR’AN-I KERİM

    Bu Kitap sıradan bir insanın yazdığı sıradan bir kitap değildir. Yüce Allah tarafından indirilen sonsuz ilim sahibi Rabbimizin biz okuyalım diye gönderdiği bir kitaptır. Bu kutsal kitabın sırları günümüzde hala çözülememiştir.  Örneğin bazı sûrelerin başındaki harflerin ne anlama geldiği hala bilinmemektedir. Bakara Sûresi 255. ayet: … *insanlar O’nun ilminden ancak O’nun dilediği kadarını  kavrarlar* … Yüce…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir