Selamünaleyküm arkadaşlar bu haftaki konumuz Tarık suresi. Tarık suresi bize her davranışlarımızın, her sözümüzün kaydedildiğini anlatır. İnsan yaratılışının nasıl olduğunu ve ahirete dönüşün mutlaka gerçekleşeceğini bize anlatır.
Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim
(1) Andolsun o göğe ve Târık’a,
Tarık ne demektir? Tarık gece vakti gelen, gece görünen demektir. Rabbimiz burada göğe ve Tarık’a yemin etti. Rabbimiz Kur’an’da önemli olan konulara yeminle başlar. Eğer bir yerde yemin varsa gelen ilk konu en önemli konudur da diyebiliriz. Biz insanlar bir şeye inandırmak için yemin ederiz. Rabbimiz ise ayetlerde inandırmak için değil dikkatimizi toplamamız için yemin eder. Bu ön bilgiden sonra şimdi ayetlerimizi dikkatle inceleyelim. İlk başta Rabbimiz ne yaptı; göğe ve tarığa yemin etti sonrasında neden bahsediyor? İnsandan bahsediyor. Dikkat ederseniz uzaktan yakına doğru bir yol izliyor. Uzaktaki varlıklar Allah’ın emrine amadedir, secde eder.
Araf suresi 54. ayet : ….O, geceyi durmadan onu kovalayan gündüze bürüyüp örter; güneş, ay ve yıldızlar emrine amadedir….
Uzaktaki varlıklar Rabbimizin emrine amadedir, gördük. Peki yakınımızdaki varlıklar nasıldır? Hemen bakalım.
Rahman suresi 6. ayet : Bitkiler ve ağaçlar O’na secde ederler.
Yani Rabbimizin emrine amadedir. Hatta bizim gölgemiz bile secde eder.
Nahl suresi 48. ayet : Onlar Allah’ın yarattığı herhangi bir şeyi görmüyorlar mı? Bir baksalar ya, gölgeleri sağ ve sollarından sürünerek Allah’a secde ederek döner dolaşır.
Her varlık Allah’a görevlerini yaparak secde eder. Ama sadece şeytan secde etmez.
Tâ-hâ suresi 116. ayet : Ve düşün o zamanı ki meleklere: “Adem için secde edin” dedik, hemen secde ettiler. Ancak İblis ayak diretti.
İblis yani şeytan maalesef Allah’ın emirlerine uymadı. İnsan nasıldır, insan ise Allah’ın emirlerini Kur’an’dan okuyup Alak Suresi 1. ayeti yerine getirerek ve bunu hayata uygulayarak secde eder. İşte o zaman en üstün varlık olur. Yoksa çevremizde gördüğümüz bitkiler, hayvanlar bunlardan farkı kalır mı, kalmaz. Hatta Rabbimiz Araf suresi 179. ayette “hayvanlardan daha aşağıdır” der. Bizler üstün yaratıldık, öyleyse Kur’an’ın emirlerini uymalıyız.
(2)Târık nedir, bildin mi?
Rabbimiz bildirmezse bilemeyiz. Öyle değil mi? Şimdi Rabbimiz bize açıklıyor.
(3)O, karanlığı delen yıldızdır.
Her varlığı Rabbimiz bizim için yarattı. Yıldızları bile bizim için yarattı. Yönümüzü bulalım diye.
Bakara suresi 29. ayet : O öyle bir Yaratıcıdır ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı…
Yıldızları ne için yarattın Rabbim diye sorarsak?
Enam suresi 97. ayet : Kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye yıldızları sizin için yaradan O’dur. Muhakkak ki Biz, ilim sahibi olanlar için ayetleri açıkladık.
Rabbimiz bizim yolumuzu bulmamız için yıldızları verdi. Buradaki Tarık kelimesinin Arapçada bir anlamı daha var. Yol açmak, yarıp gitmek demektir. Arabistan’a gitmiş olanlarınız varsa bu kelimeyi çok duymuştur. “Yol aç yol aç” derler. Tarık’a sadece biz şimdi yıldız deyip geçersek, sadece az önceki açıklamaları yaparsak insanlar şunu demez mi? “şimdi yönümüzü bir sürü aletlerle buluyoruz. Şimdi her şey var yolu bulmak için” demezler mi? Derler. Allah hiçbir varlığı Kur’an’da öylesine gelişi güzel anlatmaz burada Rabbimiz Rum Suresi 30 ayetteki fıtratımız delmemizi, çatlatmamızı istiyor.
Rum suresi 30. ayet : O halde yüzünü, Allah’ı bir tanıyarak dine, Allah’ın insanları üzerine yaratmış olduğu fıtratına doğrult….
Hepimizin bir fıtratı var, durduğu yerde öyle durursa olur mu, olmaz. Bu fıtratın çatlaması lazım, tohum çatlamadan karanlığı delmeden filizlenmez ya, fayda vermez ya, insan da cahiliye karanlığından ayet yağmuruyla çıkabilir. İşte o zaman insanlara fayda veren hale gelir. Karanlıklardan böylece çıkar.
İbrahim suresi 1. ayet : ….Bu bir kitap ki, sana indirdik, insanları Rablerinin izniyle karanlıklardan nura çıkarasın diye…..
Görüyorsunuz değil mi? Bizim karanlıklardan aydınlığa çıkış biletimiz nedir? Rabbimizin indirdiği Kur’an’dır. İşte o zaman biz de yıldız gibi karanlıkları deleriz. Yoksa karanlıklar içinde bocalayıp kalırız. Her varlığı bizim için yaratan, her varlığı bize örnek veren Yüce Rabbimiz tabii ki bizi de her daim gözetir.
(4) Hiçbir nefis yoktur ki başında bir denetleyici bulunmasın.
Allah’ın gözetiminde olmayan hiçbir varlık yoktur. İnsan bir tek saniye bile gözetilmeyen değildir. Bu ayeti tam olarak kavraya bilseydik, günah işlemek, haksızlık yapmak, kötülük yapmak inanın zor gelirdi insana. Çünkü Allah’ın gördüğünü bilir, daha itinalı bir Müslümanlık yaşar. Allah’ın her an kontrol ettiği bilincinde bir Müslümanlık yaşar. Şimdi Kur’an’a soralım Allah yakın mı?
Bakara suresi 186. ayet : Kullarım sana benden sorarlarsa, Ben çok yakınım…
Görüyorsunuz öyle değil mi? Rabbimiz bize çok yakın. Hatta şah damarımız bile yakın.
Kahf suresi 16. ayet : Hem yemin olsun ki, gerçekten insanı Biz yarattık. Ve biliriz, nefsi onu ne ile vesveselendirir ve Biz, ona şah damarından daha yakınızdır.
Rabbimiz bize şah damarından daha yakındır. Hatta Rabbimiz kişi ile kalbinin arasına girer, o kadar yakındır.
Enfal suresi 24. ayet : Ey iman edenler! Sizi Kendinize hayat verecek şeyler davet ettiği zaman Resulü ile Allah’a icabet edin ve bilin ki, muhakkak ki Allah kişi ile kalbinin arasına girer ve siz hep ona döndürüleceksiniz.
Görüyorsunuz öyle değil mi? Rabbimiz bize ne kadar çok yakın. Bize bizden daha yakın. Allah bu kadar yakınken nasıl kötü insan olunur ki. Rabbimiz bu ayetleri Kur’an’a koydu. Çünkü bizim her davranışımızı kontrol etmemizi istiyor. Bizler akıllı varlıklarız, deli değiliz ki davranışlarımızı kontrol etmeyelim. Hele ki bütün davranışlarımızı gözeten bir Allah var. Bunu bilelim bizim Rabbimiz her şeyi görür, her şeyi bilir. Sadece dilde değil kalbimizle beynimizle bütün hareketlerimizde bunu diyebilelim. Her şeyi gözetleyen bir Allah’ın olduğunu daha iyi kavramak istiyorsak insanın yaratılışına bakalım. Rabbimiz yaratılışa bakmamızı istiyor.
(5)Onun için insan neden yaratıldığına bir baksın.
Rabbimiz bizim bakmamızı, incelememizi istiyor.
(6)Atılan bir sudan yaratıldı.
(7)O su, erkeğin sulbü ile kadının göğüs kemikleri arasından çıkar.
İnsanın yaratılışını Rabbimiz burada söylüyor. Şimdi diğer canlıların da bir yaratılışına bakalım.
Nur suresi 45. ayet : Allah her canlıyı bir sudan yarattı. Öyle iken kimisi karnı üstü yürüyor, kimisi iki ayak üzerine yürüyor, kimisi de dört ayak üzerine yürüyor. Allah ne dilerse yaratır. Muhakkak ki Allah, dilediğini yaratır, fazlasıyla gücü yetendir.
Allah burada yarattıklarıyla bize ne yapıyor, meydan okuyor. Bize gücünü gösteriyor, ama kendi yaratılışını diğer varlıkların yaratılışını unutunca insan maalesef Allah’a düşman kesiliyor. Allah’ın emirlerini umursamayarak iyi olmuyor. Kötülükte de zirve oluyor her şeyi görüyor görmesini ama ayetleri uygulamaya gelince Furkan suresi 60. ayeti yerine getiriyor.
Furkan suresi 60. ayet : Bununla beraber: “Rahman’a secde edin” denildiği vakit onlara: “Rahman da ne imiş? Bize emrediyorsun diye secde mi ederiz?” dediler ve daha fazla vahşiliklerini artırdı.
Sanki Rahman olan Allah’ı bilmezmiş gibi davranıyor. Allah’ın yarattığını bilmezmiş gibi davranıyor. Allah’ın emirleri yokmuş gibi.
(8)Elbette Allah’ın onu döndürmeye gücü yeter.
Allah diriltmeye gücü yetendir. Çünkü insanı basit sudan yaratan öldükten sonra da diriltir. Bundan şüphemiz olmasın. Bunu anlamak için tabiata şöyle bir bakmamızı Rabbimiz ister. Rahmet eserlerine bakmamızı ister.
Rum suresi 50. ayet : Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şüphe yok ki, O mutlaka ölüleri diriltir, O her şeye gücü yetendir.
Rabbimiz çekirdek ve tohumları nasıl diriltiyorsa insanı da öyle diriltir. Daha da anlamadıysak bize daha ayrıntılı olarak;
Araf suresi 57. ayet : Ve o öyle bir Allah’tır ki, rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci gönderir. Sonunda bunlar, o ağır ağır bulutları hafif birşey gibi kaldırıp yüklendiklerinde bakarsın Biz, ölmüş bir memlekete sevk etmişizdir. Derken ona su indirmişizdir de, orada her türlüsünden ürünler çıkarmışızdır. İşte ölüleri böyle çıkaracağız. Gerektir ki, düşünür ibret alırsınız.
Rabbimiz burada “gerektir ki, düşünür ibret alırsınız” dedi. İhtimalli bir ifade kullandı. Çünkü insan bu, ibret almayabilir. Ne bitkilerden, ne insanların yaratılışından, ne hayvanların yaratılışından hiçbir şeyden ibret almayabilir. Ne okunan selalardan, ne belalardan, ne de sıkıntılardan ibret alamayabilir. İnsan işte ne yapacağı hiç belli olmaz. Rabbimiz onun için burada ihtimalli bir ifade kullandı. Rabbimiz insanlar tekrar dirildiğinde bütün sırlar ortaya çıkar diye buyuruyor.
(9)O gün bütün sırlar yoklanıp, meydana çıkarılır.
Bütün sırlar ortaya çıkar. Hatta kalplerde gizlenenler de ortaya çıkar.
Adiyat suresi 9.-10.-11. ayetler: Kabirlerdeki ölüler diriltilip çıkarıldığı ve kalplerde gizlenenler ortaya konduğu zaman insan (halinin ne olacağını) düşünmez mi? Şüphesiz Rableri o gün onlardan elbette haberdardır.
Kalplerde gizlenenler bile ortaya çıkıyor. Kim ne düşünmüş, kim ne yapmış ne yapmayı hedeflemiş, yaptıklarını ne adına kim adına yapmış, kimi razı etmek için yapmış, toplumu çevreyi memnun etmek için mi yapmış, “Patronum istiyor” diye mi yapmış. Ne için yapmışsa hepsi ortaya dökülür. Peygamberimiz “ameller niyetlere göredir” diye bizi uyardı. Bizim niyetimiz nedir, niyetimizi lütfen hep kontrol edelim. Bizler diğer insanların kalbini bilemeyiz ama kendi niyetlerimizi pekala bilebiliriz. İşte o niyetleri bile Rabbimiz bilir. Niyetlerimizi ortaya çıkarır ve ona göre değerlendirir. Bu sebeple bizler içi dışı bir insanlar olmalıyız. Her ne yapıyorsak Allah rızası için yapmalıyız. Kalbimizdeki sırlar bile ortaya döküldüğünde bize yardımcı olabilecek insanlar var mı, birileri var mı, bakalım.
(10) İnsanın o gün ne bir gücü vardır, ne de bir yardımcısı.
Onun için hiçbir yardımcı ve hiçbir kuvvet yoktur. Bu durumdan bizi kurtaracak hiçbir şey yoktur. Böyle her şeyin döküldüğü bir hengamede insan ne kendi kendine yardım edebilir ne de sorgulamadan kurtulabilir ne de azabı ortadan kaldıracak bir yardımcı bulabilir. Çünkü herkes tek sorgulanacaktır. Hükümdarlar, krallar, hacılar, hocalar hatta peygamberler bile olsa yalnız sorgulanacak. Hepsi de çaresiz Allah’ın hükmüne razı olacaklardır.
Enam suresi 94. ayet : Yemin olsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker Bize geleceksiniz ….
Rabbimiz teker teker bize geleceksiniz dedi. Bazı insanlar dünyada grup halinde olduğunda iradesini kaybediyor, grubun kendini kurtaracağını sanıyor o dini gruba katılayım yeterli diyor ve öylece duruyor, kendini cennetlik görüp keyfine bakıyor. Şimdi bu insanın iyi davranışları olmazsa o grup onu kurtarır mı kurtarmaz. Bakın tek tek sorgu oluyor öyle değil mi? Devam edelim.
….ve (dünyada) size verdiğimiz şeyleri arkanızda bırakacaksınız. Yaratılışınızda ortaklarımız sandığınız şefaatçılarınızı da yanınızda göremeyeceğiz. Aranızdaki bütün bağlar artık kesilmiş güvendikleriniz hepsi kaybolup gitmiştir.
Şimdi bu ayete karşılık hala yok demeyeceğiz. Bunu kabul etmemezlik yapmayacağız. Şu bu beni kurtarır demeyeceğiz. Onu bunu geçeceğiz. Rabbimizin seni rahmet olarak gönderdim dediği Peygamber Efendimiz (sav) bile bizi kurtarabilir mi? Kurtaramaz. Biz iyi insanlar olmazsak kimse bizi kurtaramaz .
Akaf suresi 9. ayet : De ki: “Ben, peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Yalnız bana gönderilen vahye uyuyorum. Ben apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim.”
Ayeti görüyorsunuz öyle değil mi? Bu ayeti birçok insana gösterdiğimizde hemen reddediyor. Nasıl bir akılsa Peygamber Efendimiz ne diyor burada “bana ne yapılacağını bile bilmiyorum” diyor. Öyle değil mi? Şimdi böyle diyen peygamber seni mi kurtaracak. Sevgili Peygamberimizi lütfen Allah ile karıştırmayalım. Ayette görüyorsunuz. Peygamber Efendimiz hüküm benim diyor mu? demiyor. “Ben sadece uyarıcıyım” diyor. Şimdi bir davranışı herkes yapıyorsa doğrudur diyebilir miyiz? Diyemeyiz. Sadece de bizler salavat getirerek Peygamber Efendimize ümmet olamayız. “Herkes böyle yapıyor ama, ne olacak sanki” demeyin. Onun davranışlarına uymazsak Peygamber Efendimizin ümmeti olamayız. Unutmayalım baba evladına, evlat babasına bile ahirette yardım edemez.
Lokman suresi 33. ayet : Ey insanlar! Rabbiniz’den korkun ve bir günü sayın ki, baba evladından bir şey ödeyemez. Evlat, o da babasından bir şey ödeyecek değildir. Muhakkak Allah’ın vaadi hak!…..
Görüyorsunuz öyle değil mi? Bu ayetlere rağmen “Peygamber Efendimiz bizi kurtarır, yok şehit oğlum beni kurtarır, yok hafız kızım kurtarır, hacı dedem kurtarır, hocam kurtarır” diyorsanız cevabı ayetlerde gördünüz. Ayetlere inanmayana başka ne söz denilebilir ki! Sözün bittiği yerdir. Rabbimiz ayetlerde “bütün sırlar ortaya çıkınca insanın hiçbir yardımcısı, hiçbir kuvveti yoktur” diye buyurdu. Bunu kuvvetlendirmek için de bizim göğe ve yere dikkat etmemizi Rabbimiz istiyor. Biz kullarına gücünü gösteriyor.
(11)Andolsun o dönüşlü göğe,
(12)O yarılıp çatlayan yere,
Çatlak sahibi yer ifadesinde filizlerin çıkması için toprak yarılır. Öyle değil mi?Rabbimiz topraktan o kadar farklı bitkiler çıkarır ki.
Abese suresi 24. ayet : Bir de o insan yiyeceğine baksın!
Abese suresi 25. ayet : Şüphesiz Biz, o suyu (yağmuru) bol bol döktük.
Abese suresi 26. ayet : Sonra o yeryüzünü göz göz yardık.
Abese suresi 27. ayet : Bu şekilde onda taneler,
Abese suresi 28. ayet : Üzümler, yoncalar, Abese suresi 29. ayet : Zeytinlikler, hurmalıklar,
Abese suresi 30. ayet : Ufuğa set çekmiş ağaçlı güzelim bahçeler,
Abese suresi 31. ayet : Meyveler, çayırlar; neler yetiştirmekteyiz.
Şimdi yeryüzüne bir bakalım. Ne kadar farklı renkte, farklı tatta, farklı görüntüde yiyecekler var, bitkiler var. Hepsi aynı sudan besleniyor. Ama özellikleri farklı. Hangi insan bunu sağlayabilir? Hangi bilim adamları bunu yapabilir? Yapamaz işte. Allah varlığını eserlerinde muhakkak gösteriyor, ama bunu görmek lazım. Eğer bunu görürsek Allah’ın işte hüküm sahibi olduğunu o zaman fark ederiz. Bu kadar örnek verdikten sonra Rabbimiz dikkatimizi Kuran’a vermemizi istiyor.
(13)Kuşkusuz Kur’ân, ayırıcı bir sözdür.
Buradaki o ifadesi nereye aittir, Kur’an’a aittir. Kesinlikle bu Kur’an Hakkı batıldan ayırt eden iyi kötü, hayır şer, doğru yanlış her şeyi ayırt eden bir kitaptır. Ama nasılsa bazı insanlar bunu kabul etmez. Bu kabul etmeyişin de aslında yüzlerinden belli olur. Ayetleri anlatan her insan bu tepkilerle muhakkak karşılaşmıştır. İstisnasız bunlar oluyor. Peygamberler nasıl tepkiyle karşılaştıysa ayetleri anlattığında, bizlerde ayetleri anlatırsak bu tepkiyle karşılaşırız. “Kur’an ayırt edici bir sözdür” dediğimizde bu tepkiyle karşılaşırız.
Hac suresi 72. ayet : Ayetlerimiz kendilerine apaçık olarak okunduğu zaman, o kafirlerin yüzlerinden inkarları anlarsın. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar….
Görüyorsunuz öyle değil mi? Bir ayet söylersin yüzü hemen asılır, başka tarafa yönelir. Dinlemek istemez ayeti anlatmaya devam ettiğinde ne yapar ikinci etapta saldırmaya çalışır. İşte bunları yapar. Örnek vereyim adaletsiz insana adaletten bahset bakalım, ne yapar? Dedikoducuya Hümeze suresindeki “yazıklar olsun” ayetini göster bakalım, ne yapar. Kur’an’ı okumayana Alak suresindeki oku ayetinigöster bakalım, ne yapar. Namaz kılmayana namaz kıl ayetini gösterseniz ne yapar. İşte o zaman bu ayeti birebir yaşarsın ama bu tepkiyi kimler verir biliyor musunuz? Kafirler. Kur’an’da kafirin iki anlamı vardı; birisi tamamen reddeden, diğeri de Allah’ın emirlerine uymaya gerek bile görmeyen demekti. Eğer bunlardansa bu tepkiyi gösterir.
(14)O asla bir şaka değildir.
Rabbimiz ne dedi. “o Kur’an ayırıcı bir sözdür” dedi. Ardından da “o şaka değildir.” dedi. Ne kadar ciddi bir şekilde bunu dedi Rabbimiz. Dikkat edelim şaka değildir diye Rabbimiz üstüne bastıra bastıra bu ayeti Kur’an’a koyuyor. “Ayrıcı bir sözdür” diyor. Ardından da “şaka değildir” diyor. Demek ki bizler şaka olarak görüyoruz, eğlence olarak görüyoruz, ciddiyetsiz söz olarak görüyoruz ki Rabbimiz bu ayeti Kur’an’a koyuyor. Buradaki ayetler şaka değil. Zaten ayetler şaka olamaz, şaka olan söz ayırt edici hüküm niteliği taşıyamaz. Rabbimiz kullarına asla şaka yapmaz, ayetleri şaka olarak görüp de küçümsemeyelim.
Vakı’a suresi 81. ayet : Şimdi siz bu sözü mü hor görüp küçümsüyorsun?
Peki insan nasıl ayetleri küçümser, nasıl şaka yerine koyar, nasıl eğlence yerine koyar? Örnekler verelim; mesela rüşvet ile yapar.
Bakara suresi 188. ayet : Bir de aranızda mallarınızı haksız sebeplerle yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günah ile yemek için, o malları hakimlere rüşvet olarak vermeyin.
Bu hükme rağmen rüşvetle yapar işini. Araya tanıdıklarını sokarak çocuklarını meslek sahibi edinenler. Makam, derece atlayanlar. İşlerini kolayca halledenler. Herkes sırada beklerken sıraya bile girmeyip göz açıklık yapanlar. Bu ayeti lütfen artık küçümsemeyin. Vazgeçtiği eşyayı, kıyafeti hayır diye verenler.
Bakara suresi 267. ayet : Ey iman edenler! İnfakı, gerek kazandıklarınız ve gerekse sizin için yerden çıkardıklarımızın temizlerinden verin. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmadığınız pis şeyleri vermeye kalkışmayın.
Âl-i İmran suresi 92. ayet : Siz sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyiliğe eremezsiniz, bununla beraber her ne infak etseniz şüphesiz ki Allah onu da bilir.
“sevdiğimiz şeylerden infak etmedikçe” bu hükümlere rağmen kendimize nasıl verilmesini istiyorsak öyle vermeliydik. Sevdiklerimizden verecektik ama eski kullanmadığımız gözden çıkardıklarımızı verdik. Çöpe atacağımızı hayır için verdik. Bunu da hayır sandık. İşte bu ayette bu şekilde küçümsedik. Sürekli şikayet ederek, mızmızlanarak da Fatır Suresi 3. ayeti küçümsedik.
Fâtır suresi 3. ayet : Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın; ….
Diyor öyle değil mi? Bu ayete rağmen şuyum yok, buyum yok deyip mızmızlananlar, dilinden şikayeti düşürmeyenler, bu ayeti lütfen küçümsemeyin. Allah’ın verdiği nimetleri hatırlayın o kadar çok nimet verdi ki. Rabbimiz Nahl suresi 18. ayette “saysanız bitiremezsiniz” diye buyurdu. Şikayet yaparak Allah’ı küçümsemeyelim, ayetlerini küçümsemeyelim. Hucurat suresi 7. ayette Rabbimiz bize şikayeti yasaklamıştı şikayet dersek ne yapmış oluruz? Ayetleri küçümsemiş oluruz. Eşlerine kötü davrananlar, sürekli kusur arayanlar da ayetleri küçümser.
Nisa suresi 19. ayet : …..Haydi, onlarla güzel geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınız ise, olabilir ki siz bir şeyi hoş görmediniz de Allah, onda birçok hayırlar takdir etmiş bulunur.
Rabbimiz ayette ne dedi “güzel geçinin” dedi. Öyle değil mi? Peygamber Efendimiz ne dedi “sizin en hayrınız kadınlarınıza karşı hayırlı olanınızdır.” diye buyurdu. Bunu buyurmasına buyurdu ama bizler iyi mi geçindik? Hayır, sürekli kusurlarına odaklandık. Allah’ın ayette “hoşlanmadığınız şeylerde Hayır takdir ettim.” demesine rağmen sürekli kusurlarına odaklandık. Halbuki gözümüzü kapatmalıydık. Bazen kapatmalıyız gözümüzü, ayetin sonunda Rabbimiz bizi hususi uyardı. Bu uyarıyı görmeyerek eşlerimize eziyet ederek, onlarla iyi geçinmeyerek ayeti küçümsemeyelim. Eşim çok kötü diye sıralıyoruz ya, şimdi size bir soru soracağım hiçbirimizin eşi Firavun kadar kötü değildir. Firavunun eşi Hz. Asiye cenneti nasıl kazandı. Tabii ki eşine sabrederek kazandı. Hatta eşi onu o kadar çok bunaltmıştı ki Firavunun eşi Hz. Asiye o kadar çok bunalmıştı ki.
Tahrim suresi 11. ayet : Allah inananlara da Firavun’un karısını örnek gösterdi. O şöyle demişti: “Rabbim! Bana yanında cennetin içinde bir ev yap, beni Firavun’dan ve onun (kötü) işinden kurtar. Ve beni şu zalim toplumdan kurtar!”
Hz. Asiye’nin duasını görüyor musunuz? Firavunla evli olan Hz. Asiye. Bizler de eşimiz kötüyse iyi kalabilir miyiz? Kalabiliriz. İlle de kötülük mü yapmak lazım? Hayır. Allahu Teala Firavunun karısını bize boşuna örnek göstermedi. Biz de Hz. Asiye gibi sabırlı olmamız gerekiyor. İşte sabırlı olursak da Rabbimizin bu ayetini küçümsememiş oluruz.
(15)Haberin olsun ki, kâfirler hep hile kuruyorlar.
Bu kimseler Kur’an’ın emirlerinin ciddiye alınmasını istemiyor. Onun için tuzaklar kuruyor. Rabbimiz ne dedi “bu Kur’an ayırt edici bir sözdür” dedi. “şaka değildir” dedi. Ama bu insanlar şaka yerine koymak için, eğlence yerine koymak için ne yapıyorlar? Tuzak kuruyorlar. Kur’an’ın emirlerinin ciddiye alınmaması için kurulan tuzaklar. Örnek veriyorum, “Kur’an’ı okuma okursan kafayı yersin, işte falanca kişi okudu okudu kafayı yedi” derler. Peygamber Efendimiz kafayı yemedi ama öyle değil mi? Faizden uzak dursan “bu zaman da nasıl ev sahibi olursun. Allah fakir kalmanı istemez faiz alışveriş gibidir” derler. Rabbimiz faizi kesin yasakladı ama öyle değil mi? Doğru söylersin ne derler “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” derler ve yalancılığa, entrikalara seni sevk ederler. Bu ve bunun gibiler tuzak kurar. Senin başka işin yok mu diyerek, sanki seni düşünürmüş gibi iyiliğini istiyormuş gibi tatlı delilikle de bunu söylerler. Buna aldanma, senin yanındaymış gibi davrananlara aldanma.
Nisâ suresi 80. ayet : Kim Resule itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur, Kim yüz çevirirse, (bilsin ki) üzerlerine seni gözcü de göndermedik.
Nisâ suresi 81. ayet : “Baş üstüne” diyorlar. Sonra da yanından ayrıldıklarında, içlerinden bir kısmı dediklerinin tersini planlıyorlar. Allah da yaptıkları planları kaydediyor. Onun için, sen yüzlerine vurmaktan vazgeç de, Allah’a havale et. Allah vekil olarak yeter.
Bu kimselerin hatalarını yüzüne vurma. Neden biliyor musun? Çünkü sana inanmayacak. Onları ne yapacaksın? Allah’a havale edeceksin. Onları görmezlikten geleceksin. Çünkü Allah onların tuzaklarını zayıf düşürür, etkilenmezsin.
Enfal suresi 18. ayet : Bunu gördünüz. Gerçekten bir de, kafirlerin tuzaklarını Allah’ın zayıf düşürmesi vardır.
Görüyorsunuz değil mi? Rabbimiz onların tuzaklarını zayıf düşürüyor. Etkisi altında bu şekilde kalmıyoruz. Yeter ki biz Allah’ı vekil görelim. Allah’ın emirlerine uymakta bizler ciddi olalım, şaka yerine koymayalım ayetleri.
(16)Ben de hilelerine karşılık veririm.
Rabbimiz burada ne diyor? “Ben de tuzak kurmakla tuzak kuruyorum” diye buyuruyor. Lütfen bu ayeti yanlış anlamayın. Rabbimiz asla tuzak kurmaz. Çünkü tuzak kurmak basit bir iştir. Rabbimiz asla tuzak kurmak gibi basit bir şey yapmaz. Peki ne yapar tabii ki onların kurduğu tuzakları boşa çıkartır.
Fil suresi 2. ayet : Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?
Rabbimiz tuzaklarını boşa çıkartı. Yeter ki bizler Rabbimizin çizdiği çizgide olalım, yeter ki Rabbimizin emirlerini yerine getirelim. Rabbimiz o tuzakları boşa çıkartır. Allah en güzel vekildir.
(17)Onun için sen kâfirlere mühlet ver, onlara az bir zaman tanı.
Tuzak kuranlara biraz zaman verdiğimizde onların tuzaklarının aslında boşa çıktığını görürüz. Peki ayette Allahu Teala neden mühlet verdi, neden hemen cezalandırmadı diye sorarsanız,
Fatır suresi 45. ayet : Eğer Allah, yaptıkları şeyler yüzünden insanları (hemen) cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı varlık bırakmazdı. Fakat Allah, onları belirtilmiş bir süreye kadar erteliyor. Ecelleri gelince (gerekeni yapar). Şüphesiz Allah, kullarını görmektedir.
Allah hemen ceza verseydi yeryüzünde hiçbir canlı kalmazdı. Allah hatalarımızı düzeltmemiz için bize fırsatlar veriyor çünkü Enam Suresi 12. ayette “o rahmet etmeyi kendi nefsine yazmıştır” diyor. İşte bu sebeple rahmet etmeyi Rabbimiz kendine görev olarak bildiği için ne yapıyor. Bu insanlara mühlet veriyor, süre veriyor. Allah’ın hemen cezalandırmamasının diğer sebebi de nedir biliyor musunuz? Günahları artsın diye bu kötülerin günahları artsın diye Rabbimiz süre veriyor.
Âl-i İmran suresi 178. ayet : Bir de o küfredenler, kendilerini (geri) bırakışımızı sakın kendileri için bir hayır sanmasınlar. Biz, onlara günahlarını arttırsın diye fırsat veriyoruz. Hem onlara aşağılık verici bir azap vardır.
Bu tuzak kuranların, ayetleri uygulamaya çalışmayanların yaşaması nedir, azabın artması demektir. Unutmayalım kimsenin yaptığı kötülük yanına kar kalmaz. Eninde sonunda karşılığını bulur. Onun için kötülük yaparken biraz daha düşünelim. Allah’ın verdiği mühleti, süreyi kendimizi düzeltmekle mi kullanıyoruz, yoksa günahlarımızı artırmak için mi kullanıyoruz?
Sevgilerimle…

