KAFİRUN SURESİ

Selamun aleyküm arkadaşlar;

İnşallah bugünkü dersimizde Kafirun suresini öğreneceğiz. Kafirun suresi düşmanın karşısında Müslümanın dik duruşunun suresidir. Eğilmemektir, bükülmemektir. Bu surenin indiği dönemde Mekke’de neler oluyordu? Peygamberimize (sav) kötü davranıyorlardı ve Peygamberimiz ’in (sav) izinden giden Müslümanlara işkence ediliyorsun rağmen hiçbir hakiki Müslüman,duruşundan vazgeçmedi. İşte böyle bir dönemde bu sure inmiştir.

1.De ki: “Ey Kâfirler!” 1﴿ “Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem.” 2﴿

Hiçbir kafirin yaşamadığı bir yerde “Ey kafirler” hitabının muhatabı kim? Bilindiği üzere Peygamber Efendimiz’in (sav) getirdiklerini karşı çıkanlar Putlara tapıyordu. Terminolojik olarak putlara tapana kafir değil “müşrik” denir. Kafirin kelime anlamı Allah (cc) dışındaki varlıklara kulluk eden demektir. Ancak müşrik Allah’a (cc) ortak koşan, onunla birlikte başka ilahlar da edinen demektir. Putperestlerin durumu buna örnektir. O halde bu kafirler kimdir? “Kafir” kelimesi Arapçada iki manada kullanılır. Birincisi; örtmek manasına gelir. Çiftçinin tohumun üstünü örtmesi,kapatması gibi. İkincisi ise inkar etmektir. Çevremize baktığımızda kimse inkar etmiyor.Şüphesiz cahiliye halkının müşrikleri de Allah’ı inkar etmiyorlardı.  Ama gerçekleri örtme olayı vardı. Bir gerçeğin üzerini örten kimse o gerçeğin hak olduğunun farkındadır. Öyleyse buradaki hitap gerçekleri bilip de üzerini örtenlere yönelik bir hitaptır. Allah’ın emirlerinin üstüne kapatıp görmezden gelenlere, uygulamaya gerek bile görmeyen kimselere yönelik bir hitaptır bu. Ayet-i Celile’nin devamında sizin taptıklarınıza ben tapmam diyor. Peygamber Efendimiz (sav) ne buyurmuşlardı müşrikler kendisinden amcası Ebu Talip aracılığıyla pazarlık yapmak istedikleri zaman?

“Bunu bilesin ki, ey amca! Güneş’i sağ elime, Ay’ı da sol elime verseler, ben yine bu dinden, bu tebliğden vazgeçmem. Ya Allah, bu dini hâkim kılar, yahut ben bu uğurda canımı veririm.”

Demek ki Allah (cc) Peygamberimizden (sav) çok açık ve net bir şekilde tavrını koymasını istiyor. O da her fırsatta bunu yapıyor. Ne mecburiyeti vardı böyle bir şeye? Eğer bu din hak din olmasaydı kendisine emreden yüce bir Yaratıcı olmasaydı ne diye katlansındı ki bunca eziyete sıkıntıya? “Tamam” derdi. Rahat ederdi. Kureyş’in ileri gelenlerinin desteğini arkasına alırdı. O dönemde Peygamberimiz’in arkasında amcasından başka toplumda sözü geçen kim vardı ki? Fena mı olurdu Ebu Cehil’i de arkasına alsaydı. Onların hoşuna gidecek hükümler getirseydi “Herkes eşittir.” demek yerine. Niye yapmadı? Çünkü Allah ondan bunu istemedi. “Asla onlara boyun eğme.” dedi. O da eğmedi. Elhamdülillah.

2. Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz.” 3﴿ “Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim.” 4﴿ Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz.” 5﴿

Sürekli bir tekrar var ayetler içinde. Ne güzel bir belagat…Burada Rabbimiz üstüne basa basa bunu söylememizi istiyor. Unutmayalım ki bu ayetlerin bir muhatabı da biziz. Öyleyse biz de kendi kurallarımızı koyacağız ve sınırlarımızı çizeceğiz. Asla taviz vermeyeceğiz dinimizin gereklerinden. Dün Peygamber Efendimizle dinin gerekleri hususunda pazarlık yapmaya kalkanlar olduğu gibi bugün de gelip bizimle dinin gerekleri hususunda pazarlık yapmak isteyenler olabilir. “Ya ben Müslüman’ım ama namaz niye 5 vakit?” “Niye mükellefiyetler var?” gibi sorularla Allah’ın emirlerini ve yasaklarını haşa “gereksiz”miş gibi göstermeye çalışanlara karşı da tavrımız nettir. Sonuç olarak Hepimiz Allah’a inanıyoruz ancak hepimiz aynı Allah’a mı inanıyoruz?  

3. “Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.” 6﴿

Herkesin kendi kalıpları var. Kendi bakış açısı var. Peki Yusuf Suresi 76.  ayette Allah-u Teala ne buyuruyor? “…yoksa Allah dileyip bunu öğretmeseydi kralın kanununa(dinine) göre kardeşini alıkoyamazdı…”.

Yusuf peygamber kardeşi Bünyamin’i yanına almak istiyordu ama oranın hükümdarının kanunlarına göre bunu yapamazdı. İşte bu ayetin lafzında geçen “din” kelimesi “kanun” anlamına gelmektedir. Demek ki din aynı zamanda kanun da demektir. Öte yandan Rabbimiz Al-i İmran Suresi 9. ayette de şöyle buyurmaktadır. “Kuşkusuz Allah katında din İslâm’dır…”

O halde buradaki din bizim kanunumuzdur. Şeraitimizdir. Hiç değişmeyecek zamana ve şartlara göre eğilip bükülemeyecek olandır. “Sizin dininiz kanununuz, şeriatınız size benimki banadır” deyin diyor Rabbimiz. Kasas Suresi 55. ayette ise;“Onlar, boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve “Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da size. Esen kalın. Bizim cahillerle işimiz yok” derler.

Allah-u Teala Müslümanlardan hangi konu olursa olsun diğer insanlarla münakaşaya girmemelerini istiyor. “Sonuna kadar beni savunun ve karşı tarafı ikna edin” demiyor. Zaten bu dinin savunulmaya ihtiyacı yoktur. Bu din tartışma ve kavga dini değildir. Bizler Allah’ın razı olmadığı özellikleri üzerimizde bulundurmaya çalışmayalım. Tartışmayalım. Çünkü her günahta küfre yani kafir olmaya giden bir yol vardır. Her kıvılcımla nasıl yangına gidebilecek bir yol varsa her günahta da küfre giden bir yol vardır.Örneğin faiz hakkında “Bir kere kullansak bir şey olmaz.” diye düşünürüz öyle değil mi? Ya da “Bu zamanda faiz olur mu?” deriz. İşte bu umursamadığımız dikkate almadığımız günahlar en sonunda karşımıza dağ gibi çıkar. Rabbimiz Kafirun suresinde “Ey kafirler!” diye başladı. Toplumda her tarz insan vardır. İyi insanlar,kötü insanlar, dürüstler, yalancılar.. Önemli olan ne biliyor musunuz? Firavun’un evinde bile olsak bir Musa almaya çalışmaktır. Firavun’u değil Musa’yı örnek almaktır.

Vesselam

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir