KUR’ANA GÖRE KİM BU KURTULUŞA ERENLER?

Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla.

Rabbimiz ayetlerinde kurtuluşa erenlerden bahsetmektedir. Ayetlere kısaca göz atalım.

Bakara suresi

1- Elif, Lam, Mim,

2- İşte bu, kendisi hakkında hiçbir kuşkuya yer olmayan Kitap’tır. Takvâ sahipleri için bir hidayet rehberidir.

3- Onlar, gayba inanırlar, namazı kılarlar, kendilerine verdiklerimizden Allah yolunda harcarlar.

4- Sana indirilene ve senden önce indirilene de iman ederler; âhiret gününe kesinlikle inanırlar.

5- İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridirler.

Evet, Rabbimiz bu sıralanan 5 ayette kurtuluşa eren sınıftan sırayla bahseder.

Elif, Lâm, Mîm. Ey hidâyet isteyenler, mutlak hakîkate ulaşmayı arzu edenler! İşte buyurun, size hidâyetin kaynağı: Kur’an-ı Kerim! Siz insanların dilini ve harflerini kullanan, son derece açık ve anlaşılır bir kitap! Elif, Ba, Lâm, Mîm gibi, sizin pek iyi tanıdığınız ve kullandığınız şu harflere bir bakın; ilâhî kudret, bu sıradan harfleri nasıl da mükemmel bir uyumla yan yana dizerek, olağanüstü güzelliği karşısında insanların ister istemez secdeye kapandığı, bir tek sûresinin dahî benzerini yapmakta beşeriyetin acze düştüğü eşsiz bir kitap ortaya koydu.

İşte şu kitap, toplumun ve bireyin temel hayat prensiplerini çizen bu ilâhî yazgı var ya, kendisinde hiç şüphe yoktur, insan aklını şüpheye düşürebilecek hiçbir çelişki, eğrilik, tutarsızlık yoktur onda. Öyleyse, gönlünü aç ve onu içtenlikle oku; okudukça göreceksin ki, bu sözler yüce Yaratıcıdan gelen hakîkatin ta kendisidir. Fakat bu kitap, kötülüğü, çirkinliği tercih eden kimseler için değil; her türlü fenâlıktan titizlikle sakınan, doğruya ve güzelliğe ulaşmayı arzu eden o takvâ sahipleri için bir kılavuz, bir yol gösterici, bir hidâyettir. Şu hâlde, tüm insanlığa doğru yolu gösteren bu kitap, ancak takvâ sahiplerini hedefe ulaştıracaktır. Peki, kimdir bu takvâ sahipleri?

Onlar, Allah, cennet, cehennem, melek, kıyâmet, âhiret gibi duyu organlarıyla algılanamayan; ancak ilâhî vahiy sayesinde kavranabilecek gerçeklikler âlemi olan gayba inanırlar, hakîkatin sadece gözle görülenlerden ibaret olmadığını bilir, mutlak Hâkim olan Yaratıcıyı imanları sayesinde hissedebilir, kavrayabilirler. Ayrıca, Müslümanlığın vazgeçilmez şartı olan namazı gereken dikkat ve özeni göstererek, dosdoğru ve aksatmadan kılar, Yaratıcıyla aralarındaki gönül ve kulluk bağını —günde en az beş kere huzurunda durarak— sürekli canlı tutarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan, yani o güzel nîmetlerden bir kısmını toplum yararına fedâkârca paylaşarak, Allah için yoksullara harcarlar.

Yine onlar, o takvâ sahipleri, hem sana gönderilen bu son ilâhî vahye, hem de senden önceki elçilere gönderilen Tevrat, Zebur, İncil gibi kitaplara ve diğer bütün ilâhî vahiylere —sonradan eklenmiş, değiştirilmiş kısımları hariç— inanırlar. Bütün Peygamberlerin ve ilâhî kitapların aynı inanç ve ahlâk ilkelerini getirdiğini, hepsinin aynı kaynaktan geldiğini bilirler. Âhiretin varlığına da tüm kalpleriyle iman ederler. Dünya hayatının geçici olduğuna, Allah’ın şaşmaz adâleti gereğince tüm insanları yeniden dirilterek iyilikleri ödüllendirip, kötülükleri cezalandıracağına içtenlikle inanır ve bu inanca uygun davranışlar gösterirler.

Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine Rabbinden gelen doğru yol üzerindedirler. Allah inananlara şaşmaz, değişmez, yanılmaz, tamamen yaratılışın gerçeklerine uygun bir yol belirlemiştir. Yasalarıyla yolunu sağlamlaştırmıştır. Her kim Allah’ın yoluna girer, yasalarına harfiyen uyarsa, kurtulur. Kurtulanlar yeryüzünde yaşarken kendilerinden emin olunan (mümin) kimselerdir. Onlar yalan söylemez. Dedikodu yapmaz. Bilerek hiçbir varlığa zarar vermez. Çıkarlara göre hareket etmezler. İnsanlar ister inansın ister inanmasın, herkese karşı adil davranırlar. Verdikleri sözleri tutarlar. Türlü bahaneler üreterek verdikleri sözlerden dönmezler. Dostları düşmanları bilirler ki Müminler dürüst, güvenilir insanlardır. Her varlık iman edenlerden kötülük gelmeyeceğine inanır.

Rabbim bizleri kurtuluşa erebilenlerden eylesin….

                               Selam ve dua ile

Similar Posts

  • AŞKIN FERMANIDIR TESLİMİYET 2

    *Kim Allah’a karşı saygılı davranırsa, Allah ona bir çıkış ve kurtuluş yolu gösterir, hiç beklemediği yerden onu rızıklandırır.” Talak sûresi (85), 2-3* Hz. İbrahim, Yüce Allah’ın izniyle Hacer’i ve İsmail’i yanına alarak yola çıktı. Günlerce yürüdüler.Hz. İbrahim Hz. Hacer’i yolda eğitiyordu. Ovalardan, tepelerden, ıssız çöllerden geçtiler. Mekke yakınlarına kadar geldiler. O sırada İsmail iki yaşında idi….

  • LEYL SURESİ

    Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm. Selamünaleyküm arkadaşlar.  Bugünkü dersimizde Leyl suresini öğreneceğiz. Leyl suresi infaktan yani vermekten, bağışlamaktan bahseder. Bütün sahip olduklarımız, Rabbimizin bize verdiği emanetlerdir ve bu emanetler sadakat gerektirir.Allah’ın emrettiği yerlerde kullanıyorsak, bağı verenden salkımı vermeyi esirgemiyorsak emanetlere sadakatliyiz demektir. Rabbimize verdiğimiz sözü tutuyoruz demektir. Rabbimiz Hadid suresi 10. ayette “Göklerin ve yerin tamamı zaten Allah’a ait…

  • MÜNAFIKLARIN DAVRANIŞLARI

    Münafikun suresi münafıkların genel özelliklerini çok güzel tarif eder. Şimdi de Kuran’ın diğer odalarında, koridorlarında dolaşalım. Başka hangi ayetlerde münafıklar nasıl anlatılmış bakalım. Ne için bakalım? Tabi ki uyanmak için bakalım. Bakara suresi 11-12’ de münafıklar biz sadece ıslah ediciyiz, insanların arasını düzeltiyoruz dediklerinde Allah bizlere ne diyor? “Elaa” dikkat et diye başlıyor. Uyan yani uyan. Uyuyorsun.  İş…

  • ABESE SURESİ(1.BÖLÜM)

    Tebliğde Öncelikler ve İlahi Uyarı İslam tarihinde önemli bir dönüm noktası olan Abese Suresi, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) tebliğ çabaları sırasında yaşadığı insani bir anı ve bu ana gelen ilahi müdahaleyi konu alır. Sure, peygamberliğin ispatlarından biri olarak kabul edilirken, aynı zamanda İslam’ın temel değerlerinden olan eşitlik ve öncelikler konusunda da müminlere derin dersler…

  • MAZERETLERİN BİTTİĞİ GÜN

    Bugün Allah için ne yaptık?Bir düşünelim. Evet kabul ediyorum,bu ağır bir soru.. Ama bu soru bahanelerin sustuğu,kaçış yollarının kapandığı, ayaklarımızın titrediği, o büyük günde, mahşer meydanında, hepimizin gözlerinin içine bakılarak tek tek sorulacak bir soru..O gün geldiğinde var ya -dersim vardı,işlerim vardı meşguldüm,yorgundum diye mazeretler diyemeyeceğiz! Çünkü o gün mazeretlerin bittiği gündür. Tıpkı Hz. Nuh’un…

  • GAŞİYE SURESİ(2.BÖLÜM)

    (13) yükseltilmiş sedirler orada vardır. Rabbimiz cenneteki insanlara bu yükseltilmiş sedirleri, tahtları neden veriyor? Bu kimseler makamını, tahtını her şeyini bütün kazandıklarını iyilikte kullanıyorlardı. Buradaki sedir kelimesi taht anlamındadır. Bunu Yasin suresi 55. ayette görüyoruz. Yasin suresi 55. ayet : “O gün cennetlikler, gerçekten nimetler içinde zevk sürerler.” Yasin suresi 56. ayet : “Kendileri ve eşleri gölgeler…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir