Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
Kuran-ı Kerimde sabır ile ilgili ayetler ve onun ışığında sabır nedir, sabır ile çağrışan peygamberler, olaylar ve sözcük anlamı nelerdir?
TDV İslam Ansiklopedisi sözcüğüne göre Sabır: “sözlükte engellemek, hapsetmek, güçlü ve dirençli olmak” anlamlarındaki sabr kelimesinin ahlâk terimi olarak “üzüntü, başa gösterilen metanet” gibi mânalara geldiği, karşıtının ceza‘ (telâş, kaygı, yakınma) olduğu belirtilmektedir.
Kur’ân-ı Kerîm’de bu kelimeler karşıt kavramlar şeklinde geçmektedir (İbrâhîm 14/21). Sabır akıl ve zekânın,ceza‘ âcizliğin bir ifadesi sayılmıştır. Buna göre, düşünen bir kimse haramlardan sakınma konusunda gösterilen sabrın Allah’ın azabına sabretmekten daha kolay olduğunu bilir. Sabır “nefsi telâştan, dili şikâyetten, organları çirkin davranışlardan koruma, nimet haliyle mihnet hali arasında fark gözetmeyip her iki durumda sükûnetini muhafaza etme, Allah’tan başkasına şikâyette bulunmama” şeklinde de tarif edilmiştir. Gazâlî sabrı “din duygusunun nefsânî arzu ve tutkuların baskısına karşı direnç göstermesi” diye tanımlar.
Rabbimiz Kuran-ı Kerim’de sabırlı olmayı, namaz ve hayırlı amellerle birlikte anmış, biz Müslümanlara sabrı tavsiye etmiş, sabırla kendisine yaklaşanların yanında olduğunu, sabreden kullarını sevdiğini defalarca söylemiştir. Yani sabreden takvalı mümin kullarının sonsuz cennetinde mükâfatlara kavuşacağını sevgili habibine müjdelemiştir. Nitekim Bakara suresi 153, 155. ayetinde Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Ey iman edenler, sabırla ve namazla yardım dileyin. Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir.” “Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele.”
Bizler eğer Kuran-ı Kerimi incelersek; insanlığın ilk atası olan, hepimizin babası Hazreti Adem ve onun eşi olan, bizlerin de annesi Havva validemizin şeytanın hilesiyle cennetten çıkıp, dünya denilen imtihan yerde, oğullarıyla imtihan olunmasından tutunda Nuh Peygamber ve Tufan olayı, Hazreti İbrahim’in Nemrut’un ateşi ve evladı İsmail’i kurban etmesiyle imtihanı, Hazreti Yakup’un oğlu Yusuf Peygamberin ayrılık, kuyu, zindan ve kardeşleriyle imtihanı, Hazreti Musa’nın Firavun ve daha sonra kavmi olan İsrailoğlularıyla olan imtihanı, Hazreti Eyyub’ un malıyla, evlatlarıyla ve sıhhatiyle olan imtihanı, Hazreti Zekeriya’nın şehit edilişi, Meryem ve oğlu Hazreti İsa Peygamberin imtihanı, Yunus Peygamberin kavmi ile ve denizdeki balık ile imtihanı ve adını sayamadığım ismi belli olan ve ismi belli olmayan yüzbinlerce peygamberin hepsi de karşılaştıkları türlü türlü imtihanlarda üstün bir sabırla yüzü ak bir şekilde muzaffer olduklarını şüphesiz biliriz.
Hiç şüphesiz Yüce Allah dosdoğru yolda, sabır ve sebat ile kendisine yönelen takvalı mümin kullarını sever ve ona yardım eder. Zira O tastamam yapılan her hayırlı iş, amel ve ibadetlerle birlikte sabır ile ona yönelmemizi istemektedir.
Biz bu çağın insanları yani Müslümanları olarak, sabredip yüzümüzü hakka çevirmekten başka kurtuluşun olmadığını biliriz ve yine bilmekteyiz ki; her kim çağımızın zorlukları ve imtihanları karşısında, şeytanın oyunları ve nefsin sapkın arzuları karşısında dimdik kıyamda durup, iman dolu göğsüyle sabır ve tevekkül ederek sapasağlam Allah’ın ipine sımsıkı sarılırsa, hiç şüphesiz o kurtuluşa erecektir. Zira Yüce Allah’ın ahdidir ki: O sabreden kullarının sever, sabredenlerle beraberdir.
Ne mutlu ki sabredip, Allah’ın iradesine boyun eğmiş, sabır ve takva yolunda kurtuluşa erenlere.
Vesselam

