BELED SURESİ(1.BÖLÜM)

Selamünaleyküm arkadaşlar.

Bugünkü dersimizde Beled suresini öğreneceğiz. Beled suresi Rabbimizin önemli varlıklara yemin etmesiyle başlayıp, insanın hayat mücadelesi içinde bulunduğunu ve bu hayat mücadelesinde de iki yolunun olduğunu anlatan suredir. Aynı zamanda gerçek iman sahibi olmamız için yapmamız gerekenleri anlatır. İman suresidir. Ben müslümanım demekle yetinmeyi tercih edip öylece duranların okumak istemediği, okusa da hayatına uygulamadığı suredir.

Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim.
﴾1﴿ Yemin ederim şu beldeye; ﴾2﴿ Senin de içinde oturmakta olduğun o kente; ﴾3﴿ Ana babaya ve bunlardan meydana gelen çocuklara! ﴾4﴿ Hiç kuşkusuz biz insanı zahmetli bir hayat için yarattık.

Rabbimiz bizi bir meşakkatin,güçlüğün içinde yaratmıştır. Çevremize baktığımızda herkes bir şeyler yapıyor,bir şeyler için çabalıyor. Leyl suresi 4. ayetteki gibi. “Çabalarınız elbette farklı farklıdır.”

Rabbimizin buyurduğu üzere çeşit çeşit işlerle uğraşıyoruz. Bu işlerle uğraşırken Rabbimizi hatırlıyor muyuz? Yoksa Kıyamet suresi 36. ayetteki gibi “İnsan, kendisinin başı boş bırakılacağını mı sanır?” bizler başı boş bırakıldığımızı mı sanıyoruz? Halbuki Rabbimiz bize Müminun suresi 115. ayette “Sizi sırf boş yere yarattığımızı ve sizin artık huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” buyuruyor. Allah bizim O’na dönme bilincinde olmamızı istiyor. Ona göre yaşamamızı istiyor. Onun için meşakkatte, güçlüğün içinde yaratmıştır. Acaba o güçlüklerin içinde Rabbimizi bulabilecek miyiz?

Rabbimiz bizi bu dünyaya imtihan etmek için göndermiştir. Ve bu imtihanın bir gereği olarak bizi deneyecektir. Bu amaçla bizi zorluklara, sıkıntılara, acılara dayanıklı yarattı ki bu imtihanlardan geçebilme gücünü kendimizde bulabilelim. Doğduğumuz günden ölümümüze kadar bütün hayat mücadelemizde güçlenebilelim. İşte bu sebeple bu dünyada bizim her istediğimizi bize vermez. Eğer verseydi güçlü olmazdık, zayıf olurduk.

Necm suresi 24.ayette “İnsan arzu ettiği her şeye sahip olabilir mi ki?” olduğu gibi her istediğimize ulaşacağımızı sanırız. Ama aldanırız. Muhakkak hayatımızda bir şeyler eksik olur. Evim olsun mutlu olacağım deriz, bakarız ki  komşumuz kötü çıkar. Evlatlarım olsun mutlu olacağım deriz, bir de bakmışız hayırsız çıkar. Hep bir sorun çıkar, hep bir şeyler eksiklik olur. Bu meşakkatli yolda zaten yorulacağız, hayat madem beni yoracak, bari Allah’ın beni sevmesi için güzel davranışlarda yorulayım demeliyiz. Bu hayat yolculuğumuzun güzel bir sonla bitmesini istiyorsak Rad Suresi 20 ayete uymalıyız.”Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getirirler, yeminlerini asla bozmazlar.”

Bu söz verenler sözün gereği olarak hangi davranışlarda bulunurlar? Rabbimiz ayetin devamında açıklıyor: “Ve onlar ki Allah’ın uyulmasını emrettiği haklara uyarlar, Rablerine saygı besler ve hesabın kötü gününden korkarlar.” (Rad:21)

Peki Allah’ın uyulmasını emrettiği haklar nelerdir?
Anne baba hakkı,komşu hakkı,akraba hakkı,yetim hakkı,yolda kalmışın hakkı, fakirin hakkı… 

“Ve onlar Rablerinin rızasını elde etmek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda gizli açık harcayan, kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte dünya hayatının güzel sonu (cennet) sadece onlarındır.”(Rad:22)

Ankebut suresi 45’te Rabbimiz “…onların namazı kötülükten alıkoyar” buyuruyor. İşte dosdoğru namaz kötülükten alıkoyan namazdır. Bu sonu güzel olan insanların diğer özelliği gizli ve açık infak etmektir. Neden önce gizli geldi? Herkesin gördüğü yardımlarda ufak da olsa gösteriş olabilir.  Eğer açık olarak bağışta bulunabilir miyim diye soruyorsanız, ayette görüldüğü gibi tabi bulunabiliriz. Teşvik etmek için insanlara açıkça iyilik yapabiliriz. İnsanlar bunu görür, ben de iyilik yapayım derler. Bunda sakınca yok ama gösteriş varsa işte orada sakıncalar vardır. Rabbimiz ayetin devamında “kötülüğü iyilikle savarlar” diye buyuruyor. Peki kötülüğü nasıl bir iyilikle savabilir, nasıl uzaklaştırabiliriz? İnanan bir insana, güzel bir müslümana yakışan güzellikle uzaklaştırabiliriz. 
Rabbimiz ayetin sonunda “İşte bunlar dünya yurdunun güzel sonucu onlarındır.” buyuruyor. Bizler de güzel sonuca ulaşmak istiyorsak Allah’a ve insanlara verdiğimiz sözü yerine getirmeli, Rabbimize saygı gösterip, hesap vereceğimizi düşünüp, namazı dosdoğru kılmalı, infak etmeli yani iyilikler yapmalıyız. Bunları yaparsak işte güzel sonuca ulaşanlardan oluruz.

Similar Posts

  • İNSAN SURESİ(2.BÖLÜM)

    (5)İyiler ise, katkısı kâfur olan içecekler dolu bir kadehten içerler. Kafur, Kur’an’da geçen bir maddedir. Bazen hoş bir koku veya lezzetle ilişkilendirilse de, Kur’an bağlamında, iyi işler yapanları bekleyen saf ve mükemmel bir niteliği ifade eder. “Ebrar” Kimlerdir? Rabbimiz, sürekli iyilik yapanlara, Kur’an aracılığıyla görerek ve işiterek Allah’a giden yolu bulanlara ve hayatlarını Allah’a layık…

  • İNŞİRAH SURESİ(2.BÖLÜM)

    ﴾2-3﴿ Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı? Rabbimiz, Peygamber Efendimiz ve Onun yolundakilerinin yükünü atıyor, hafifletiyor. Yunus suresi 16. ayet:”De ki, “Eğer Allah dileseydi ben onu size okumazdım. O da onu hiçbir şekilde size bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben sizin içinizde bundan önce yıllarca bulundum. Siz hâlâ aklınızı başınıza toplamayacak mısınız?” Peygamber Efendimiz(sav) bir ömür onların içinde…

  • TEKASÜR SURESİ 1. BÖLÜM

    Tekasür Suresi ahiretten dünyaya bakmayı öğreten suredir. Şayet ahiretten dünyaya bakarsak insanların çoğunun değer verdiği ve önemsediği şeylerin aslında ne kadar da değersiz olduğunu gösteren suredir. Neden çoğalttıklarımız ve yığdıklarımız değersiz olur derseniz Ali İmran suresi 185.Ayette Rabbimiz’in bizlere “Her canlı ölümü tadacaktır.” Buyurduğunu hatırlamamız gerekir. Şimdi suremize başlayalım inşallah. Çoklukla övünmek sizi, kabirlere varıncaya (ölünceye) kadar oyaladı. (1-2) Şimdi bu ayette…

  • AHDE VEFA ÜZERİNE

    Her şeyden önce nimeti ve merhameti sonsuz, bağışlamayı da çok seven alemlerin Rabbi olan Yüce Allah’a hâmd, onun kutlu elçilerine salât ve selâm olsun. Ne güzel bir ahlaktır vefalı olmak. Peki kime, neye karşı, niçin ve neden vefalı olalım? TDV İslam Ansiklopedisine göre ahit ve ahde vefa sözcükleri şöyle tanımlanmaktadır: “Sözünde durmak, verdiği sözlere bağlı…

  • MÜDDESSİR SURESİ (3.BÖLÜM)

    (48)Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.Ayette geçen nefa kelimesi, fayda demektir. Yani ne şefaatçilerin yardımı ne de aracılık edenlerin desteği o gün onlara bir fayda sağlayacaktır; çünkü artık ölüm gelip çatmıştır. ​Şefaat Konusuna Nasıl Bakmalıyız? ​Şefaat konusu oldukça ince bir meseledir. Bu konuya “Şefaat yoktur!” diye kestirip atarak başlamamak gerekir; böyle yaparsak yanlış bir başlangıç…

  • ŞÜKÜR NEDİR?

    “… Ey Davut hanedanı, şükür için çalışın. Kullarımdan şükreden azdır.” (Sebe 34/13) Bu ayette çalışın diye çevrilen kelime  “i’melu” dur. i’melu: Amel edin anlamına gelmektedir. Demek ki, şükür dil ile söylemden çok kişinin amel etmesi yani çalışıp, çabalamasıdır. Bilindiği gibi bir çok ayette Rabbimiz ‘aminu ve amlu salihati” diyor. Yani iman edin ve salih ameller işleyin buyurmaktadır….

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir