﴾5﴿ O, hiçbir kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
Bu ayetteki kişiler kibirlenir, kendi kendine yeter görür. Allah’a işim düşmez, Allah’ın kurallarına uymam der. Ayrıca bu kişiler soyuna, malına, makamına, çevresine, akrabalarına güvenir. Ondan dolayı Allah’ın emirlerine uyma gereği hissetmez. Neden namaz kılayım, hacca gideyim, iyilikler yapayım, gerek yok der. Bu sebeple bu kişiler hayırlarda yarışmaz. Rabbimizin Alak suresinde ilk emri “oku” idi. Kur’anı okumaz, Allah’ın emirlerini öğrenmezsek sonuç Alak suresi 6-7. ayetteki gibi olur. “Hayır! Gerçek şu ki insan, kendini kendine yeterli gördüğü için çizgiyi aşar.” Kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini sanan insanın sonu bu olur. Kehf suresi 49. ayet:”Artık kitap (amel defteri) ortaya konmuştur; suçluların, onda yazılı olanlardan korkuya kapılmış olarak, “Vay halimize! Bu nasıl kitapmış! Küçük-büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” dediklerini görürsün. Böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Rabbin hiç kimseye haksızlık etmez.” Amel defterimizden kaçmamak için hayırlarda yarışmalıyız.
﴾6﴿ “Pek çok mal harcadım” diyor.
Bu kişiler Hümeze suresindeki malın ebedi kalacağını sanır ayetiyle birebir uyuşmaktadır. Mal ebedi kalırsa kendisi de ebedi kalacak, böyle düşünür. Onun için kimsenin güç yetiremeyeceğini sanır. Halbuki Rabbimiz Hadid suresi 20. ayette şöyle buyurmuştu. “Bilin ki dünya hayatı, bir oyun, bir eğlence, bir gösteriş, aranızda bir övünme, mal ve evlâtta bir çokluk yarışından ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibi ki bitirdikleri çiftçileri imrendirir, sonra kurumaya yüz tutar, bir de bakarsın ki sararmıştır, ardından da çerçöp haline gelmiştir. Âhirette ise ya çetin bir azap yahut Allah’ın bağışlaması ve hoşnutluğu vardır. Dünya hayatı sadece aldatıcı bir yararlanmadan başka bir şey değildir.”
Bu kişiler her şeyi Allah’ın verdiğini unutup, Allah’ın verdiğini gösteriş için harcarlar.
﴾7﴿ Onu kimsenin görmediğini mi sanıyor?
Rabbimiz İnfitar suresi 10-11. ayetlerde şöyle buyuruyor:”Oysa sizi gözetleyen muhafızlar, değerli yazıcılar var.” Bunlar nasıl yazıcılar hemen bakalım. “İnsanı biz yarattık ve elbette içinden geçenleri biliriz; sağında solunda oturmuş iki alıcı (yaptıklarını) alıp kaydederken biz ona şah damarından daha yakınız. O hiçbir söz söylemez ki yanında çok dikkatli bir gözetleyici olmasın!”(Kaf:16-18)
Bu kimseler malı kendisine Allah’ın vermesine rağmen, Allah’ın razı olduğu yerlerde kullanmayarak, Allah’ın görmeyeceğini sanarak yaşarlar. Haşr suresi 9. ayettekiler gibi iyilerden olmazlar. “Onlardan önce bu yurda yerleşmiş ve gönülden inanmış olanlar, kendilerine göç edip gelenleri severler, onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar; ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin bencilliğinden korunmayı başarırsa işte kurtuluşa erecekler onlardır.”(Haşr:9).
Kendi nefsine başkalarını tercih etmezler. Her zaman kendisini düşünürler. Nisa suresi 36. ayetteRabbimiz şöyle buyuruyor: “Allah’a kulluk edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara iyi davranın. Allah kendini beğenen ve böbürlenip duran kimseyi asla sevmez.” Bu ayete rağmen bu kişiler malını iyilik etmekte kullanmaz. Bizler Allah’ın her yaptığımızı kaydettiğine iman ediyorsak neden her harcadığımızı Kur’ana göre harcamıyoruz? Yoksa Allah’ın bizi görmediğini mi sanıyoruz?
﴾8﴿ Biz ona iki göz vermedik mi?
Rabbimiz bir çok ayette yerden, gökyüzünden, bitkilerden bahseder. Çünkü o varlıklar üstünde Allah’ın bir olduğunun delillerini görmemizi ister. Rabbimiz her şeye güzel bakmamızı da ister. Mülk suresi 3. ve 4. ayetler: “Yedi göğü birbiriyle tam bir uygunluk içinde yaratan O’dur. Rahmânın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun? Sonra gözünü tekrar tekrar çevir de bak; (kusur arayan) göz aradığını bulamadan bitkin olarak sana dönecektir.”
Bir de gözünü kötülüklerde kullananlar var. Rabbimiz Hucurat suresi 12. ayette şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü bazı zanlar günahtır. Gizlilikleri araştırmayın, birbirinizin gıybetini yapmayın; herhangi biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Tabii ki bundan tiksinir! Allah’a itaatsizlikten de sakının. Allah tövbeleri çokça kabul etmektedir, rahmeti sonsuzdur.”
Gözlerimizi birbirimizin kusurunu araştırmada kullandık. Hatta sınırlarımızı aşıp Allah’ın yarattığında kusur bulmak istedik. Gözlerimizi sakınmamız gereken yerler de vardı. Bunu Nur suresi 30. ve 31. ayetlerde görüyoruz. “Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır. Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Dışarıda kalanlardan başka ziynetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, başka kadınlar, hizmetlerinde bulunan köleleri ve câriyeleri, cinsel arzusu bulunmayan erkek hizmetçiler, kadınların cinselliklerinin farkında olmayan çocuklar dışında kimseye süslerini göstermesinler. Yürürken, gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz!” (Nur:30-31) Öyleyse kötülüğe yan bakışla bile bakmamamız gerekir.

