﴾2-3﴿ Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?
Rabbimiz, Peygamber Efendimiz ve Onun yolundakilerinin yükünü atıyor, hafifletiyor.
Yunus suresi 16. ayet:”De ki, “Eğer Allah dileseydi ben onu size okumazdım. O da onu hiçbir şekilde size bildirmezdi. Bilirsiniz ki, ben sizin içinizde bundan önce yıllarca bulundum. Siz hâlâ aklınızı başınıza toplamayacak mısınız?”
Peygamber Efendimiz(sav) bir ömür onların içinde bulunurken yapılan haksızlıklar, zulümler, kötülükler karşısında çok üzülüyordu. Bu sebeple Hira Dağı’nda sorunlara çare bulmak için 5 yıl kaldı. Dertlendi, üzüldü, kötülükleri iyiliklere çevirmenin yollarını düşündü.
Peygamber Efendimiz dertlenince ne olmuştu? Duha suresi 7. ayet:”Seni yol bilmez bulup yola iletmedi mi?”Peygamber Efendimiz yol bilmiyordu, ne yapacağını bilmiyordu. Sıkıntılar karşısında sadece duruyor, engelleyemiyordu. Sonra Kur’an’la tanıştı.
Bizler de eğer Peygamber Efendimiz’in yolundaysak, Onun gibi kötülükler karşısında dertleniyorsak, İnşirah suresinde olduğu gibi Rabbimiz bizim de yükümüzü alır, bizim de yükümüzü hafifletir.
Araf suresi 157. ayet:”Onlar ki, o ümmî peygambere uyarlar, yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılmış bulacakları o peygambere uyup, onun izinden giderler ki, o, onlara iyiyi emreder ve onları kötülüklerden alıkoyar, temiz ve hoş şeyleri kendilerine helâl kılar, murdar ve kötü şeyleri de üzerlerine haram kılar, sırtlarından ağır yükleri indirir, üzerlerindeki bağları ve zincirleri kırar atar, işte o vakit ona iman eden, ona kuvvetle saygı gösteren, ona yardımcı olan ve onun peygamberliği ile birlikte indirilen nuru izleyen kimseler var ya, işte asıl murada eren kurtulmuşlar onlardır.”Bizler de Peygamber Efendimizin yaptığı gibi ayetleri anlatırsak, uymaya çalışırsak, çabalarsak huzura erenlerden oluruz. Peygamber Efendimizin ağır yükünden biraz daha bahsedersek, Nisa suresi 59. ayet:”Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.”
Öyle ki, Peygamber Efendimiz(sav) her davranışıyla örnek olmalıydı. Örnek oldu ki alemlere rahmet oldu. İslam yolunda gidenlerin problemlerini anlatan bir hayat modeli oldu. Peygamber Efendimiz böylece yaşarken, böyle örnek olmuşken, Peygamber Efendimiz’i tanıma güzelliğinden kaçan insanlara şaşırmamız gerekir. Peygamber Efendimizi yaşantısı ile örnek almayıp, Hz. Muhammed(sav) ismini duyduğumuzda sadece salavat getirenlerden mi olduk? İlahilerde ağlamakta mı kaldık?
Şimdi salavat kelimesini beraber öğrenelim. Salat namaz demektir. Ayrıca desteklemek, yardım etmek demektir. Salavat ise Arapçada manayı çoğul yapar. Yardımlar,destekler manasına gelir.
Ahzap suresi 56. ayet:”Gerçekten Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler! siz de ona teslimiyetle salât ve selâm edin.”
Allah ve melekleri Peygamber Efendimize yardım eder. Bizler de Peygamber Efendimize yardım etmek için sürekli tesbih çekeriz. Bir de ödünç veriyor gibi utanmadan sayarız ve bununla da gurur duyarız.
Peygamber Efendimiz ayetleri insanlara duyurmak için bir ömür boyu hiç doğru düzgün yatmadı ama biz yattığımız yerden Peygamber Efendimizin yaptıklarını yapmadan Onu sever olduk. Ayetleri öğrenip anlatmadık sadece salavat getirdik. Öyleyse salavatı gerçek manada getirmeliyiz. Ayetleri anlattıkça anlatmalıyız ki ayetin devamındakilerden olmayalım.
Ahzab suresi 57. ayet:”Allah ve Resûlünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lânet etmiş ve onlar için horlayıcı bir azap hazırlamıştır.”
Bizler O çok sevdiğimiz Allah’ımızı, çok sevdiğimiz Peygamberimizi incitmemek için ne yapmalıyız? Bütün işlerimizi Allah’a sormalıyız.Elimize kağıt, kalem alıp, Rabbimiz benden ne istiyor diye yazıp uygulamaya çalışmalıyız. Hayatımızı din konusunda delillerle yani ayetlerle yaşamalıyız. Bir tane hikaye anlatırlar: Adamın biri Mekke’de Kabe’de oturan ayaklarını Kabe’ye doğru uzatan bir çocuk görüyor. Diyor ki evladım edeptir öyle yapma. Çocuk delilin nedir diye soruyor? Yani kitaptan, sünnetten delinin var mı? Varsa delilin hemen vazgeçeyim diyor. Adam arıyor, araştırıyor delil bulamıyor. Başını yere eğmek zorunda kalıyor.
Bizler de başımızın eğilmemesi için delil olan ayetlerle bu hayatı yaşamalı ve bu ayetleri insanlara anlatmalıyız. Böylece Tin suresi 4. ayetteki “Biz İnsanı en güzel biçimde yarattık.” gibi başımız yerde olmayarak güzel yaratılışımızla Allah’ın huzuruna çıkabilelim.
Vesselam…

