Selamünaleyküm arkadaşlar. Bugünkü dersimizde İnşirah suresini öğreneceğiz. İnşirah; ferahlamak, açmak demektir.
Euzubillahimineşşeytanirracim.
Bismillahirrahmanirrahim.
﴾1﴿ Senin kalbini açıp genişletmedik mi?
Ayete dikkat edersek Peygamber Efendimizin göğsü daralıyor, sıkılıyor ki Rabbimiz göğsünü açmadık mı ifadesini kullanıyor. Peki Peygamber Efendimizin göğsü neden daralıyordu? Cevabı Kehf suresi 6. ayettedir.
“(Ey Muhammed!) Demek onlar, bu söze (kitaba) inanmazlarsa, onların peşinde üzüle üzüle kendini helak edeceksin!” İşte bu bizim Peygamberimiz. İnanmayan insanlara üzülüyor. Burada arkalarından ifadesi var, dikkat ettiniz mi? Reklam yapan insan yüze karşı üzülür, yürekten üzülen insan ise orada o insan olmasa da üzülür. Peygamberimizi ayetlerde tanımak ne güzel! Peygamberimiz kendine ve beraberindeki bir avuç müslümanlara yapılan eziyete, işkenceye değil, insanların iman etmemelerine üzülüyor. Öyle ki kendini harap etme noktasında üzülüyor. Peki biz hiç üzüldük mü, yalan söyleyenlere, saygısız konuşanlara, kul hakkına girenlere, namaz kılmayanlara üzüldük mü? Ayetler anlatılmıyor, ayetler yaşanılmıyor diye üzüldüysek, bunun yanında sadece üzülmekte kalmayıp yaşantısıyla örnek olup sürekli Kur’anı anlatan Peygamber Efendimizin yolundayız demektir.
Rabbimiz Müzzemmil suresi 5. ayette şöyle buyuruyor:”Doğrusu biz, senin üzerine ağır bir söz bırakacağız (Kur’an vahyedeceğiz).”
Bu ayet Peygamber Efendimiz kadar bize de değindi. Onun için, ağır yük altında kalmamak için Musa Peygamberin duasını yaparak başlamalıyız. Ta-ha suresi 25-28. ayetler:”Musa dedi ki: “Ey Rabbim! Benim göğsüme genişlik ver, İşimi kolaylaştır, Dilimden düğümü çöz ki, sözümü iyi anlasınlar.”
Biz de insanlara ayetleri anlatırken Musa Peygamberin bu duasını yapmalıyız. İnşirah suresinde Rabbimiz “göğsünü açmadık mı, göğsüne ferahlık vermedik mi?” buyuruyor.
Allah burada göğsümüzü genişletiyor, işleri kolaylaştırıyor, ayrıca güçlendiriyor.
Enfal suresi 65. ayet:”Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik eyle. Eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa ikiyüze galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi olursa kâfirlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar hakkı ve akıbeti düşünmeyen anlayışsız bir kavimdirler.”
Rabbimiz ne kadar güzel güçlendiriyor. Biz de ayetleri anlatırsak, biz de Allah yolunda olursak Rabbimiz bizi de güçlendirir. Beni kimse dinlemiyor, ayetlere ilgi göstermiyorlar, ilgi gösteren de az ilgileniyor. İlgilenseler, dinleseler anlatacağım diyorsanız hata edersiniz. Çünkü Enam suresi 125. ayette Rabbimiz: “Allah kimi hidayete erdirmek isterse, onun gönlünü İslâm’a açar. Kimi de saptırmak isterse, sanki göğe yükseliyormuş gibi, göğsünü dar ve sıkıntılı yapar. Allah, inanmayanları işte böyle pislik içinde bırakır.” buyuruyor.
Demek ki hidayet vermek de, insanlara. güzel yolu göstermek de, sonuç beklemek de bizim elimizde değil. Onun için biz anlatmamıza bakmalıyız.
Müddessir suresi 2. ayet:” Kalk artık uyar.”
Nasıl bir kalkış?
Nefes almadan ani bir kalkış.
İnsanları uyarırken şuna da dikkat etmeliyiz. Şura suresi 52. ayet:”İşte biz böylece sana da emrimizden Kur’ân’ı vahyettik. Yoksa sen kitap nedir? İman nedir? bilmiyordun. Fakat biz onu bir nur kıldık. Onunla kullarımızdan dilediğimizi doğru yola iletiyoruz. Şüphesiz ki sen de insanları doğru bir yola götürüyorsun.”
Bizler de insanları Kur’an’ın ayetlerine çağırmalı, onları ayetlerle uyarmalıyız. Ayetler bizim Müslümanlık kılavuzumuzdur. Müslümanlık kılavuzumuz olan Kur’anımızı artık okuma ve anlama vakti gelmedi mi? Müddessir suresi 52. ayet:”Hayır, onlardan her kişi kendisine açılmış sayfalar verilmesini istiyor.”
Bizler de ayrı ayrı sayfalarda öğütler dağıtılmasını mı istiyoruz? Oysa bu Kur’an hepimizin. Herkesin uyması gereken öğütler, kurallar var bu Kur’an’da.

