(13) yükseltilmiş sedirler orada vardır.
Rabbimiz cenneteki insanlara bu yükseltilmiş sedirleri, tahtları neden veriyor? Bu kimseler makamını, tahtını her şeyini bütün kazandıklarını iyilikte kullanıyorlardı. Buradaki sedir kelimesi taht anlamındadır. Bunu Yasin suresi 55. ayette görüyoruz.
Yasin suresi 55. ayet : “O gün cennetlikler, gerçekten nimetler içinde zevk sürerler.”
Yasin suresi 56. ayet : “Kendileri ve eşleri gölgeler altında tahtlara kurulurlar.”
Yasin suresi 56. ayet : “Orada, onların istek duyduğu her çeşit meyve vardır. Bütün istekleri yerine getirilir.”
Dünyada ne yaşarsak yaşayalım bütün zevkler geçer. Ama cennetteki zevk sürüyor. Dünyada ne kadar güzel şeyler zevk verse de belli bir süre sonra değerini kaybeder. Ama cennette kaybetmez. Ayrıca dünyada hep meşguliyetlerimiz var. Hep bir koşturuyoruz. Ama cennette öyle mi olacağız? Geçim kaygımız olmayacak, hiçbir derdimiz olmayacak. Çünkü Rabbimiz bütün istekleri yerine getirilir buyuruyor.
(14)Konulmuş kadehler,
Saffat suresi 44. ayet : “Tahtlar üzerinde karşılıklı olarak otururlar.”
Saffat suresi 45. ayet : “Onlara kaynaklardan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.”
Saffat suresi 46. ayet : “Berraktır, içenlere lezzet verir.”
Saffat suresi 47. ayet : “O içkide ne sersemletme vardır ne de onunla sarhoş olurlar.”
O içki Rabbimizin bize ikram ettirdiği içki, bildiğimiz içki gibi değil. Başı ağrıtmaz, sersemletmez. Peki Rabbimiz neden bu ikramı yaptı? Çünkü bu cennetlik insanlar bu dünyada sarhoş olmadılar. Ne içki içtiler, ne de mal, makam, para, dünya sarhoşu oldular. Onlar bu dünyaya aldanmadılar. Rabbimiz ayetlerinde sedirler var, bir de sıra sıra dizilmiş yastıklar var buyurdu. Cennetlik insanlar onlara yaslanacak. Bu kimseler dünyada ayetleri düşünüp hayatına uygulamıştı. Bu kimseler akıllıydı ve dünyada Allah rızası için çok yorulmuştu. Dinlenmeyi hak ediyor.
(15) sıra sıra dizilmiş yastıklar.
Bu sıra sıra dizilmiş yastıkların rengini bile Rabbimiz bize açıklıyor.
Rahman suresi 76. ayet :”Kurulmuşlar yeşil yastık ve güzel döşemeler üzerine sevinçli.”
Bu yastıklar güzel bir yerdedir.
Nisa suresi 57. ayet : “İman edip Salih ameller işleyen mü’minlere gelince, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Orada ebedi olarak kalacaklar. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağız.”
(16) serilmiş halılar.
Bu cennetlik kimselerin ayakları altına da Rabbimiz halılar serilmesini isteyecek. Ne kadar güzel bir sahne. Rabbimiz cenneti ne kadar güzel dekor ediyor.
(17) Bakmıyorlar mı o develere, nasıl yaratılmış?
Rabbimiz deveye bakıp ibret almaz mısınız? buyuruyor. Ama bizler neler yaptık, devenin sidiğini ilaç dedik içtik, etini ilaç diye yedik. Halbuki Rabbimiz bizim ibret almamızı istiyordu. İncelememizi istiyordu. Bu ayette örnek olarak deveyi verdi. Deveye bakıp yaratılışındaki o muhteşemliği görüp Allah’ı hatırlamamızı istedi. Devenin iki kat kirpikleri vardır böylece kum fırtınasına karşı gözü korur. Ayrıca kum fırtınasında deve gözlerini nasıl kapatıyorsa kum gitmemesi için, burun kapaklarını da kapatır. Daha derin incelersek daha farklı mucizelerle karşılaşırız. Yeter ki çevremizdeki varlıkları inceleyelim. Niyetimiz Allah’ı hatırlamak olsun, bir sinek örneğinde bile Allah’ın izini görmek olsun. Ayete dikkat edelim. Burada deveye bakınca Allah hatırlanmalı. Peki bize insanlar baktığında Allah’ı hatırlıyorlar mı? Her davranışımızı güzelliğinde Allah’ı hatırlatıyor muyuz? Müslümanlık işte bu dedirtebiliyor muyuz?
(18) Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiş?
Lokman suresi 10. ayet : “O, gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yarattı, sizi sarsmasın diye yere de ulu dağlar koydu ve orada her çeşit canlıyı yaydı.”
Görebiliyorsunuz değil mi? “ Gökleri bir direk olmaksızın yarattı” buyuruyor Rabbimiz. Biz daha ufacık çadırları bile direksiz yükseltemiyoruz. Ama Rabbimiz koca gökyüzünü direksiz yükseltiyor. Nasıl hayran kalmaz ki bir insan yaratan Allah’a. O kadar güzel gökyüzüne.
Mülk suresi 3. ayet :”O, yedi göğü, birbiri üzerine yarattı. Rahman’ın yaratmasına bir aykırılık, uygunsuzluk görmezsin. Gözünü döndür de bak, bir bozukluk görüyor musun?”
Mülk suresi 3. ayet :”Sonra gözünü tekrar tekrar döndür (bak). Göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) aciz ve bitkin halde sana dönecektir.”
Rabbimiz bizden her görmemizde yeni şeyler keşfetmemizi istiyor. Göğe bakalım çatlak var mı? Yok. Gözümüzü çevirip çevirip bakalım. Çatlak görebildik mi? Yok. Öyleyse muhteşem yaratılış karşısında Allah’ın emirlerine koşalım. İyiliğe koşalım, Rabbimize kulluğa koşalım.
(19) Bakmıyorlar mı dağlara, nasıl dikilmiş?
Burada Rabbimiz dağlara dikkat çekiyor. Hani arabalarda balans ayarı vardır ya. Araba çok titremesin diye aynı onun gibi. Dağları da yer sarsmasın diye dağları yeryüzüne Rabbimiz koyuyor.
Lokman suresi 10. ayet :”O, gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yarattı, sizi sarsmasın diye yere de ulu dağlar koydu ve orada her çeşit canlıyı yaydı.”
Rabbimiz yer bizi sarsmasın diye ulu dağlar koyuyor. Peki dağların görevi nasıldır?
Nebe suresi 6. 7. ayet :”Biz yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?”
Evet şimdi sıra yere geldi. Rabbimiz soruyor “yer nasıl döşendi” diye?
(20) Yere bakmıyorlar mı, nasıl yayılmış?Rabbimiz neden yeri döşedi? Bakara suresi 29. ayette Rabbimiz “O öyle bir yaratıcıdır ki yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı.”
Rabbimiz yeri bizim için döşedi. Gökyüzünü bizim için muhteşem yaptı. Hayvanları bizim için yarattı. Her şeyi bizim için yarattı. Kıymetini biliyor muyuz? Yoksa Rabbimizin emirlerine uymayarak nankörlerden, vefasızlardan mı oluyoruz?
(21) Haydi öğüt ver; sen şimdi sırf bir öğütçüsün.
Rabbimiz önce yaratılışla bizim düşünmemizi, sonra öğüt vermemizi istiyor. Peki neyi öğüt vermeliyiz?
Kaf suresi 45. ayet :”Biz onların söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onlara karşı zor kullanacak değilsin. O halde sen, benim tehdidimden korkanlara bu Kur’an ile öğüt ver.”
Kur’an ile ayetlerle öğüt vermeliyiz. Bu öğüt kimlere fayda verir?
Zariyat suresi 55. ayet :”Onunla beraber vaaz ve nasihata devam et. Çünkü va’z, mü’minlere fayda verir.”
Eğer bizler gerçek manada mü’minsek bu ayetler bize de fayda verir.
Ala suresi 9. ayet :”Onun için öğüt ver, öğüt fayda verirse.”
Ala suresi 10. ayet :”Allah’a saygısı olan öğüt alacaktır.”
Allah’a saygısı olan öğüt alır. Allah’a saygısı olmayanın da ziyanını, hasarını bu ayetler arttırır.
İsra suresi 82. ayet :”Biz Kur’an’dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını arttırır.”
Kur’ansız hayat hüsrandır, kayıptır, ziyandır. Kur’ansız yaşayan insanlar ölüdür. Yaşadığı halde ölüdür.
Neml suresi 80. ayet :”Bil ki sen, ölülere işittiremezsin, arkasını dönüp kaçmakta olan sağırlara da daveti duyuramazsın.”
Bir insan Kur’an diliyle ölü ise, sağırsa Allah’ın emirlerini ayetleri duyunca, yaban eşeği gibi kaçar.
Müddessir suresi 51. ayet :”Böyle iken onlara ne oluyor ki, adeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi (hala) öğütten yüz çeviriyorlar?”
Ra’d suresi 40. ayet :”Biz, onlara vadettiğimiz (azabın) bir kısmını sana göstersek de yahut (ondan önce) seni öldürürsek de sana ancak (Allah’ın emirlerini) tebliğ etmek düşer. Hesap yalnız Bize aittir.”
Bize sadece Allah’ın emirlerini tebliğ etmek düşer. Sonuç Rabbimize aittir. Rabbimiz ayette ancak sen öğüt verensin buyurdu ve devamında şöyle buyuruyor?
(22) Onların üzerinde bir zorba değilsin. Rabbimiz zoraki imanı istemiyor. Zorla yapılan hiçbir işten hayır gelmez.
Bakara suresi 256. ayette “Dinde zorlama yoktur” diye buyurdu. Yeni namaza başlayan insana ne yapılır. Bir vakitte başlanılır. Sonra arttırılır. Ama biz bir anda bütün namazları kıldırmak istersek, hatta gece namazı olan teheccüt namazına bile kaldırırsak ne olur. Nefret ettiririz. Yeni kapanan kimseye bir anda makyaj yapma, renkli giyinme işte bol giyin, topuklu giyme diye bir anda söylersek ne olur. Nefret eder. Sürekli yalan söyleyen kimseye durmadan yalan söyleme dersek karşı taraf da ne yapar, durmadan yalan söyler. Doğruluktan nefret ettirmiş oluruz. Her şey bir anda olmaz. Onun için yavaş yavaş anlatmalıyız. Kur’an da bir anda inmedi. Halbuki Rabbimiz Furkan suresi 32. ayette “yine o inkar edenler dediler ki o Kur’an ona hepsi birden indirilseydi ya biz onu gönlüne iyice yerleştirelim diye böyle indirdik.” İşte bu ayette Rabbimiz gönlümüze ayetler yerleşsin istiyor. Ama bizler insanların gönlüne hükmetmek istiyoruz. Ve bunu hemen yapmak istiyoruz. Sonuca ulaşamayıp ancak nefret artırırız. Onun için özellikle dini konularda çevremizdeki insanları zorlamamalıyız. Nefret ettirmemeliyiz. Yoksa münafık olurlar. Unutmayalım kişinin beynine bilgiyi aktarabiliriz ama gönlüne müdahale edemeyiz. Edersek de sonuç olarak münafık yetiştirmiş oluruz. İnsan sevdiğinin de Allah yolunda olmasını istiyor. Beraber olmak istiyor. Ama Necm Suresi 24. ayet karşımıza dikiliyor. Rabbimiz “Yoksa var mı insana her kurduğu Hülya” buyurdu. Her istediğimiz olmaz. Peygamber Efendimizin de olmadı. Hiç ummadığı kimseler iman etti ama yanı başındaki öz amcası ve kavmi iman etmedi.
Kasas suresi 56. Ayet :”Doğrusu sen, sevdiğine Hidayet veremezsin. Fakat Allah, kimi dilerse hidayet verir ve hidayete erecekleri O daha iyi bilir.”
Sevdiğimiz insanlar Kur’an’a yanaşmazsa ,günde bir sayfa bile okumazsa, Kur’an’la hayat bulmazsa Rabbimiz hidayet verir mi? Biz ne kadar istersek isteyelim. Rabbimiz onlara hidayet vermez.
(23) Ancak kim yüz çevirir ve kâfir olursa, Şimdi kafir kelimesinin burada iki manası var. Birincisi bildiğimiz kafir; diğeri de Allah’ın ayetlerini uymaya gerek bile görmeyenler. Hiç merak edip bakmıyor bile. Ayet söylüyorsun, az önce bahsettiğimiz yaban eşekleri gibi kaçıyorlar, yapmak istemiyorlar. Bu kelimenin anlamını iyice bir düşünelim. İlk başta yüz çevirme geldi, sonra inkar etme dikkat ettiyseniz. Bir insan önce yüz çevirir. Öyle değil mi? Sonra inkar eder.
(24) Allah ona en büyük azap ile azap edecek.
Kur’an’la öğüt verdim ve karşı taraf ben yapamam dedi. Ciddiye almayıp inkar ettiyse, o Allah’ın en büyük azabını hak etmiş olur. Hatta cehennemin arkadaşı olur. “Ya cehennemin arkadaşı da olur muymuş” demeyelim. Rabbimiz Bakara suresi 39. ayette şöyle buyuruyor:
Bakara suresi 39. ayet :”İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar ise işte bunlar ateşin arkadaşlarıdır, onlar orada sürekli kalacaklardır.”
Ateşin ayrılmaz arkadaşları. Bunlara uyarıcı hep geldi. Geldi ama dinlemediler. Bizler de ayetleri duyuyoruz, görüyoruz internette karşımıza çıkıyor, evimizde Kur’anlar mız var. Peki hiç açıp okuyor muyuz, hiç ciddiye alıyor muyuz ayetleri? Yoksa bizler de mi cehennemin arkadaşı olmaya talip olduk.
Enam suresi 158. ayet:”Onlar, ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini ya da Rablerinin birtakım alametlerinin gelivermesini gözetliyorlar. Rabbinin bazı alametleri geldiği gün, önceden iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış bir kimseye o günkü imanı hiçbir yarar sağlamaz.”
Bu kimseler Rabbinin gelivermesini, meleklerin gelivermesini bekliyorlar. Yani ölümü bekliyorlar. Bu kimseler ölüm gelmeden inanmıyor. İman, insanı yaşarken iyi şeyler yapmaya sevk etmeliydi. Bencilce yaşayıp öldük sonra hayır yapmadığı için imanı fayda sağlamaz, sağlamayacaktır. Bizler de Rabbimizin emirlerine uymak için ölmeyi mi bekliyoruz? Neyi bekliyoruz?
(25) Kuşkusuz onlar döne dolaşa bize gelecekler.
Ne kadar güçlü de olsak, zengin de olsak dönüşümüz Rabbimizedir. İçimizde hiç ölmeyecek olan var mı? Al-i İmran 185. ayeti”Her nefis ölümü tadacak” ayetiyle tanışmayan olacak mı? Muhakkak ki dönüşümüz Allah’adır. Rabbimize bu dönüşümüz, hesap vermemiz sürüler halinde mi olacak, yoksa tek tek mi olacak?
Meryem suresi 93. ayet : “Göklerde ve yerde hiçbir kimse yoktur ki, O Rahmana kul olarak gelecek olmasın.”
Meryem suresi 94. ayet :”And olsun ki Allah onların hepsini kuşatmış, kendilerini ve yaptıklarını bir bir saymıştır.”
Meryem suresi 95. ayet :”Onlar(ın her biri) kıyamet günü O’na tek başına gelecektir.”
Hepimiz Rabbimizin karşısına tek olarak çıkacağız. Yalnız olarak geleceğiz. Hesabımız tek olacak. Beni şu kurtarır, bu kurtarır. Bu kelimeleri bırakalım. Ayetleri gözümüzde görüyoruz. Bu kadar kör olmayalım artık. Peki Rabbimiz neden hesabı tek tek alacak. Çünkü
Necm suresi 39.ayette Rabbimiz “Şüphesiz ki insan kendi çalıştığından başkası yoktur. Elbette çalışmasını yakında görecektir” diye buyurdu. Yine Müddessir suresi 38. ayette “Her nefis kazancına bağlıdır” diye buyurdu. Hadi öyleyse Rabbimizin razı olacağı kazançları kazanmaya başlayalım. Bizler kendi yaptığımızdan sorumluyuz. Hadi öyleyse iyilikler yapalım. Maide suresi 48. ayetteki yarışı yapalım. Rabbimiz “o halde durmayın hayırlarda yarışın” diye buyurmuştu. Hayırlarda yarışalım, kötülüklerde değil. İyiliklerde yarışalım.
(26) Sonra da bize hesap verecekler. Rabbimiz yüz çevirip inkar edenlerin, hayata uygulamayanların hesabı bize aittir diye buyuruyor. Rabbimizin bu hesabı o kadar çok ayrıntılı ki. Muhasebecilerden, terzilerden hatta kuyumculardan daha ayrıntılı bir hesap bu.
Kehf suresi 49 ayet :”O gün herkesin amel defteri ortaya konulmuştur. Ey Muhammed! Günahkarların, amel defterlerinden korkarak: “Eyvah bize! Bu nasıl defter demiş ki, büyük küçük hiçbir şey bırakmadan hepsini saymış dökmüş” dediklerini görürsün. Onlar, bütün yaptıklarını hazır bulmuşlardır. Rabbin hiç kimseye zulmetmez.”
Lokman suresi 16. Ayet : “ Ey oğlum! Yaptığın iş iyilik veya kötülük bir hardal tanesi ağırlığında olsa da, bir kaya içinde veya göklerde veya yerin dibinde bulunsa bile, Allah onu getirir, terazisine kor. Çünkü Allah Latif’tir, her şeyden haberdardır.”
Bu kadar ince hesap karşısında, bu kadar ayrıntılı hesap karşısında bu kötü kimseler, ayetlere yüz çevirenler, inkar edenler dünyaya dönmek isteyecek.
Mü’minun suresi 99. ayet :”Nihayet (müşriklerden) her birine ölüm geldiği vakit (tekrar tekrar şöyle) diyecektir: “ Rabbim beni (dünyaya) geri gönder.”
Mü’minun suresi 100. ayet :”Belki ben boşa geçirdiğim dünyada salih bir amel işlerim.” Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah (engel) vardır.”
Mü’minun suresi 101. ayet :”O zaman sur üfürüldü mü, artık aralarında o gün ne akrabalık vardır, ne de birbirlerini soruşturma.”
Mü’minun suresi 102. ayet :”O zaman her kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar, o felah bulanlardır.”
Mü’minun suresi 103. ayet :”Her kimin de tartıları hafif gelirse, işte onlar kendilerine yazık edenler, cehennemde kalanlardır.”
Mü’minun suresi 104. ayet :”Ateş yüzlerine yalar, o halde ki, içinde dişleri sırıtır.”
Bu ayetler üstüne “cehennemde bana yer kalmaz” dememeliyiz. Hiçbir iyilik yapmayarak,hiçbir şekilde ayetleri hayata uygulamayarak “benim müslüman olmam bana yeter” dememeliyiz. Bak cehennem Allah’ın emirlerine uymayanlara ne diyor?
Kaf suresi 30. ayet :”O gün ki, cehenneme: “Doldun mu?” diyeceğiz: O, “Daha fazla var mı?” diyecek.”
Kıyamet suresi 36. ayet :”Sanır mı, insan başı boş bırakılsın?”
Bizler başı boş yaratılmadık. Bizler Rabbimizin emirlerine uymak için, Rabbimize ibadet etmek, Rabbimize kulluk etmek için yaratıldık. Boş boş yaratılmadık. Boş boş yaratıldığını düşünen insanlar gibi davranmayalım. Gaşiye suresinde olduğu gibi boşa çalışıp yorulanlardan olmayalım. Rabbimizin emirlerine koşalım.
Sevgilerimle…

