NASİHAT ÜZERİNE

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

Selamünaleyküm arkadaşlar. Bugün sizlere nasihat nedir, dinimizdeki yeri ve yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim ve hadislerin ışığında, elimizden geldikçe anlatmaya çalışacağım.

“Nasihat”, Allahü Teâlânın bir kimseye verdiği nimetin onda kalarak, dinine ve dünyasına faydalı olmasını istemek demektir. İlim ve irfan sahipleri, imkan nispetinde iyiliği yaymaya, kötülükten sakındırmaya çalışmalıdır!

Nasihatten uzak kalan kalp kararır, kişi gaflet uykusunda kalarak, günah bataklığında boğulur.

Aslında en büyük ve en tesirli nasihat, ölümün kendisini sürekli hatırlamaktır. Zira ölümün kendisini düşünmek ve kabristan ziyaretlerini yapmak, kişiyi gaflet uykusundan uyandırmasına vesile olur. Müslüman kişi bunu yaparak, nefsin aşırılıklarından, istek ve arzularından, dünyanın cezbedici tatlı sarhoşluğundan yani gaflet uykusundan uyanır, böylelikle kendi heva ve heveslerinin peşinden gitmez, nefsin ve şeytanın isteklerini yerine getirmez. Tabi ki bunu yapmak için, şuurlu bir akılla ve kalbinde kamil bir imana sahip olmak gerekmektedir.

Eğer Müslüman bir kişi “size nasihat ediyorum” diyorsa, demek oluyor ki; size olgunluk ve kemâl yolunu, hakikati gösteriyorum, iyiliğinizi ve hayrınızı arzu ediyorum, samimiyetle sizlerin kurtuluşunu istiyorum diyor demektir.

Yer yüzüne rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) “Ben sizin için emin bir nasihatçıyım.” buyurmuştur. (A’râf /68.) diyerek kendisini bütün aleme yol gösteren bir rehber, ilahi buyrukları söyleyen ve açıklayan bir elçi, toplumu her yönde eğiten bir öğretmen ve nasihatçi,  bir peygamber olduğunu bizlere Yüce Allah bildirmiştir.

“İşte bu kitap (Kur’an-Kerim), insanlar için bir açıklama, takvâ sahipleri için doğru bir yol rehberi ve öğüttür/nasihattir.” (Âl-i İmrân / 138.) diyerek Allahü Teala yüce kitabımız olan Kur’an-ı Kerim’in, bizleri uyaran, nasihat eden/öğüt veren ve müjdeleyen ilahi bir mesaj/kitap olduğunu söylemektedir.

Hadislere de kısaca bakacak olursak:“Dinin temeli nasihattir.” , “Duyduğu hak sözü, bir müslüman kardeşine söylemek ne güzel hediyedir.” , “Hayra sebep olana, bunu yapanın ecri kadar sevap verilir.” , “Kendi için istediğini din kardeşi için de istemeyen, gerçek anlamda iman etmiş olmaz.” , “Allahü teâlânın en çok sevdiği kimse, çok nasihat edendir.” 

Bütün müslümanların âlim veya ilim sahibi olması ve âlim olanlarının da her şeyi bilmesi asla mümkün değildir. Zira her yaştan, her renkten, her ırktan, her cinsten ve her seviyede olan insanıyla ümmet bir bütündür. Burada herkesin birbirine karşı görev, sorumluluk ve mesuliyetleri vardır. İşte bunları öğrenmek, öğretmek, din ve dünyalarına ait faydalı olan şeyleri insanlara göstermek, onlara yardımcı olmak, kusurlarını örtmek, onlara eziyet etmemek, iyilikleri emretmek, kötülükleri nehyetmek, başkalarını aldatmamak, haset etmemek, hürmet, şefkat ve merhameti aralarında yaymak, kendi nefsi için arzu ettiklerini onlar için de istemek, canlarını, mallarını, ırz ve namuslarını korumak ve müdafa etmek, dinin bütün müslümanlar için nasihat oluşunun bir gereğidir.

Ne mutlu o mümin erkek ve kadınlara ki; Allah rızasını gözeten, Allah için etrafındaki Müslüman kardeşine nasihat edip, hak ve hakikati gösterip ve yayanlara.     

                                              Vesselam…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir