Münafikun suresi münafıkların genel özelliklerini çok güzel tarif eder. Şimdi de Kuran’ın diğer odalarında, koridorlarında dolaşalım. Başka hangi ayetlerde münafıklar nasıl anlatılmış bakalım. Ne için bakalım? Tabi ki uyanmak için bakalım. Bakara suresi 11-12’ de münafıklar biz sadece ıslah ediciyiz, insanların arasını düzeltiyoruz dediklerinde Allah bizlere ne diyor? “Elaa” dikkat et diye başlıyor. Uyan yani uyan. Uyuyorsun. İş çeviriyorlar. Elaa o demek, aman ha dikkat et demek. Aman ha dikkat et, onlar bozguncuların ta kendileridir diyor.
Bizler gözümüzü açalım, kendimizi de ölçüp tartarak devam edelim. Bu özelliklerin ben de kaçı var diyelim.
Öncelikle şunu söyleyelim dinle alay edilmez. Ve bu çok yapılan bir şey maalesef. Hep duyuyoruz, adam cennetle alay ediyor, cehennemle alay ediyor. Mesela şöyle videolar çekiyolar. İşte kankamla dedikodu yaptıktan sonra cehennemde birbirimizi görüyoruz falan diye. Yani Allah seni korusun cehennemden . Ne diyosun yani? Bu ne demek. Böyle şakalara gerek yok. Aynısını münafıklar yapıyor çünkü.
Kuranımız Tevbe suresi 65. ayetinde bunların münafıkların davranışı olduğundan bahsediyor:
Tevbe suresi 65. ayet:”Eğer onlara sorsan: “Biz sadece lafa dalmış, şakalaşıyorduk!” derler. De ki: “Allah ile, O’nun ayetleriyle ve O’nun Elçisi ile mi alay ediyordunuz?”
Yani başka eğlenecek konu mu yok, dinle niye dalga geçiyorsunuz diyor. Burda tabi ki kasıtlı bir dalga geçmekten bahsediyoruz. Yoksa bizim dinimiz şakalaşmayı yasaklayan, soğuk bir din değil. Peygamberimizde çok esprili bir insan, mesela cennetle ilgili bile birileriyle şakalaştığı örnekler biliyoruz.
Ama kasıtlı olarak dalga geçmek, dini eğlence yerine koymak yasaklanmış bir davranıştır.
Hatta dalga geçmek yasaklandığı gibi, dalga geçenlerle oturmak bile yasaktır. Nisa suresi 140. ayetinde yasaklanmış. Onlarla oturmaya devam ederseniz artık siz de onlardan sayılırsınız diyor Rabbimiz, maazallah.
Şimdi bir de Tevbe suresinin kapısını açalım. Tevbe suresinde münafıklar çok bahsedilir. Ben bu surenin 67.ayetini özellikle okumak istiyorum.
Tevbe suresi 67. ayet: Münafık erkekler ve münafık kadınlar, birbirlerindendirler. ( Birbirlerindendir demek yani sizden değiller demek. Onlar birbirine layıktır ) Kötülüğü emreder, iyilikten insanları sakındırırlar, (yani müminlerin tam tersini yapıyorlar ) ellerini sıkı tutarlar (dediğimiz gibi cimrilik tipik özellik). Onlar Allah’ı unuttular, Allah da onları unuttu. Muhakkak ki münafıklar yoldan çıkmış olanlardır. (Onlar Allahı unuttular demek yani umursamadılar, onun ayetlerini , ceza gününü umursamadılar. İnkar ettiler yani. Allah da onları unuttu ifadesi mecaz anlamdadır. Yoksa Allahın unutması söz konusu değil. Burdaki unutmak Ta-ha suresi 126’daki gibi hesap günü inkarcıya söylenen şu söze benzer :”sana âyetlerimiz gelmişti de onları sen unutmuştun, bugün de öylece unutulursun” denmesi gibidir.
Ya da yine hesap günü Araf suresi 51’deki gibi: “Ayetlerimizi inkar ettiler, ceza gününü unuttular bugün de biz onları unutacağız” manasına geliyor.
Şimdi münafıkların ilginç bir yanından bahsedeceğiz. Nisa suresi 142. ayetine bakalım: “Münafıklar Allah’ı aldatmaya çalışıyorlar. Oysa Allah onların aldatmalarını kendi başlarına çevirmektedir. Namaza kalktıklarında üşene üşene kalkarak insanlara gösteriş yaparlar. Allah’ı ancak çok az anarlar.”
Yani münafığın da namazı var. Hani bazıları diyor ya işte şu adam namaz kılıyor ama kötü şeyler yapıyor. Haram yiyor. Namaz kılıyor ama …
Buyur işte. Bak ayete. Münafığında namazı varmış. Gösteriş için kılıyor. Ama kılıyor adam. Yani anla artık bir insanı namazından tanıyamassın. Namaz kılıyorsa bu iyi adamdır diyemezsin. Ha gerçekten kılsa o kötü şeyleri yapmazdı. Dürüst kılınan bir namaz Ankebut suresi 45’e göre kötülükten alıkoyar, Bakara suresi 177’ye göre iyiliklerde yarıştırır insanı. Dürüst kılsa zaten iyi adam olur. Ama biz şekline bakıp karar veremeyiz. Tek başına eğilip kalkması o adamla ilgili bilgi vermez. Namazda okuduğu ayetleri ne kadar hayatına uygulamış, o bize o adamla ilgili bilgi verir. Yoksa namazda Maun suresini okumuşsun. Maun suresindeki adamlar gibi yoksulu doyurmamış, gösteriş yapmış, en ufak yardım insanlardan esirgemişsin. Sonra okuduğun sure sana yazıklar olsun senin namazına demiş. Bunu ben söylemiyorum. Maun suresi 4. ayeti söylüyor. Yarın bu ayet mahşerde yakana yapışır. Onu şahit ediyorsun kendine.
Yani namazları anlamlı hale getirelim. İçlerindeki ayetleri uygulayalım. Namaz o zaman namaz olur. Ve namaz dünyanın en önemli meselelerinden biri ve asla dünya işlerine feda edilmez. Savaşta bile terk edilmeyecek bir ibadettir. Tabi kimseye zorla ibadet ettirmeyelim. Biz teşvik edelim sadece. İbadeti içinden gelmediği şekilde yapmak münafıkların işi. Bir insana zorla ibadet ettirseniz o da münafıkça yapar sonuçta.
Tabi ki zorlanabiliriz abdest alırken vs. bunlar çok normal. Nefsin istemez yani keyfini bozmayı. Yine de biz Allah için en güzelini yapmaya çalışalım.
Münafıklar gösteriş yaparlar demiştik. Malından harcasa da gösteriş için harcarlar. İlgili ayeti okuyalım.
Bakara suresi 264. ayet: “Ey iman edenler! Allah’a ve âhiret gününe inanmadığı halde malını insanlara gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakmak ve incitmek suretiyle boşa çıkarmayın.”
Bakın harcasa da gösteriş için harcıyor.
Nisa suresi 114. ayet:”Bir sadaka vermeyi, yahut iyilik yapmayı, yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yaparsa, biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz.”
Toplantılarımız hayır üzere olmalı.
Yine şöyle bir düşünelim. Allahtan gelen iyi kötü ne varsa razı mıyız? Yoksa başımıza sadece güzel bir şey geldiğinde mi Allahtan razıyız . Bize bunlardan ikincisi olmayın diyor Allahu Teala Hac suresi, 11. ayette:”İnsanlardan kimi, Allah’a ucundan kıyısından kulluk eder. [ imanla inkar sınırının ortasında oturuyor ] Kendisine bir iyilik dokunursa bununla huzurlu olur; ağır imtihana uğrarsa yüzü değişir (yani dinden yüz çevirir). O, dünya(sın)ı da ahiret(in)i de kaybetmiştir. Asıl apaçık kayıp işte budur!”
Yani iki tarafı da kaybetmektir münafıklık. Aslında sadece dünyayı istiyorlar. Bakara suresi 200. ayetinde: Rabbimiz bize dünyada ver diyolar. Ama onu da kaybediyolar.
Müminler ise ticaretin en güzelini yapıyorlar. Bakara suresi 201’de ki gibi. Rabbimiz bize dünyada ve ahirette iyilik/güzellik ver diyorlar. Böylece hem dünyada hem ahirette kazananlardır müminler.
Kişi dostunun dini üzeredir dimi? Dostun neyse sen de osun. O yüzden hatta şöyle derler her insan en çok vakit geçirdiği 5 kişinin ortalamasıdır.
Bir düşünün en çok görüştüğünüz 5 kişiyi. İlla birbirinize benziyorsunuzdur, aranızda etkileşim vardır. Şimdi bakıyorsun münafık biraz müminlerin içinde biraz inkarcıların. İmanla inkar arasında gidip geliyor yani.
Nisa suresi 143’de dediği gibi.
Arada bocalayıp dururlar. Ne onlara, ne bunlara katılmazlar.
Yine de kafirleri dost edinirler. Dostluk derken insan ilişkilerinden, alıverişten bahsetmiyoruz. Bunlar yapılabilir. Ama münafıklar işbirliği yapıyorlar. Halbuki
Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavim (topluluk) bulamazsın ki, Allah’a ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun…( Mücadele: 22)
Ama bunlar düşmanı sever işbirliği yaparlar. Çünkü müminleri sevmiyorlar.
Tevbe suresi 50-51. ayetler: “Sana iyilik dokunursa, bu onları fenalaştırır (yani morali bozulur), bir musibet isabet edince ise: “Biz önceden tedbirimizi almıştık” derler ve sevinç içinde dönüp giderler.”
Kimseye karşı bu tavırda olmamak gerekir. Sevmesek bile kardeşimiz kötülüğünü istememeliyiz. İyi ya da kötü herkesin yaptığı sonuçta karşısına çıkacaktır.
Son olarak ayetlerde münafıkların savaşta da münafık olduğu, iki yüzlü olduğu bahsedilir. Mesela savaş olsa savaşırız derler. Ama savaş olur yan çizerler. Ya da hayırlı bir iş olur mesela. Yapalım edelim derler. Ama iş başa düşünce yan çizerler. Müminlere asla destek olmak istemezler. Hep bahaneleri vardır. Ama hiçbiri geçerli, doğru bahaneler değildir. Allah yolunda mücadele etmek istemiyorlar.
Buna karşılık Rabbimiz Tevbe suresi 44. ayette:”Allah’a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla canlarıyla savaşmaktan (geri kalmak için) senden izin istemezler. Allah takvâ sahiplerini pek iyi bilir.” buyuruyor. Yani iman varsa imkan vardır. İnanan adamın bahanesi olmaz.
İşte bunlar münafıkların özellikleridir. Sonlarıysa pek kötüdür.
Münafıklara müjde ver: Onlar için gerçekten acıklı bir azap var. (Nisa:138)
Gerçekten münafıklar, ateşin en alçak tabakasındadırlar. Onlara bir yardımcı bulamazsın. (Nisa:145)
Allah muhafaza.Ayetin devamında
“Ancak tevbe edenler, ıslah edenler, Allah’a sımsıkı sarılanlar ve dinlerini katıksız olarak Allah için (halis) kılanlar başka; işte onlar mü’minlerle beraberdirler. Allah mü’minlere büyük bir ecir verecektir.” Diye de tevbeye çağırıyor Rabbimiz.
Peki bazı insanlarda bu saydıklarımızı gördük. Ne yapmalıyız? Tabi ki öncelikle uzak duracağız. Sonra ne yapmalıyız?
Nisa suresi 63. ayet:”O halde sen, onlardan yüz çevir, onlara öğüt ver ve onlara nefislerine ilişkin açık ve etkileyici söz söyle” diyor.
Yazımızı şöyle bir duayla bitirelim inşallah: Allah’ım sen bizi şekilcilikten kurtar. İçi imansız, ihlassız ibadetten kurtar.
Sahabe konuşup yatakta ömür geçirmekten kurtar. Sana sevgi iddia edip işe, koltuğa, paraya tapmaktan kurtar.
Halimize yüreğimiz yanıyor, cehennemin ateşinden kurtar. Dışarda düşman aramaktan kör olduk, nefsin düşmanlığından kurtar.. Amin

