AHDE VEFA ÜZERİNE

Her şeyden önce nimeti ve merhameti sonsuz, bağışlamayı da çok seven alemlerin Rabbi olan Yüce Allah’a hâmd, onun kutlu elçilerine salât ve selâm olsun.

Ne güzel bir ahlaktır vefalı olmak. Peki kime, neye karşı, niçin ve neden vefalı olalım?

TDV İslam Ansiklopedisine göre ahit ve ahde vefa sözcükleri şöyle tanımlanmaktadır: “Sözünde durmak, verdiği sözlere bağlı kalmak, özü ve sözü doğru olmak” gibi anlamları içine alan ahde vefa İslâm (Kuran) ahlâkının en önemli prensiplerinden biridir.

Rabbimize karşı Kalû belâdan beri hepimizin sözü var. Evet bizler ta ruhlar alemindeyken yüce Allah’ın huzurunda ant içtik ve ona söz verdik.

Araf Suresi, 172. ve 173. ayetlerinde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: ” Hani Rabbin, Ademoğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahitler kılmıştı: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” (demişti de) Onlar: “Evet (Rabbimiz ‘sin), şahit olduk” demişlerdi. (Bu) Kıyamet günü: “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir.

Ya da: “Bizden önce ancak atalarımız şirk koşmuştu, biz ise onlardan sonra gelme bir kuşağız; işleri batıl olanların yaptıklarından dolayı bizi helak mı edeceksin?” dememeniz için.”

Biz kullar ki; her şeyi yoktan var eden, çeşit çeşit nimetler veren, bu hayatı bizlere bahşeden yüce Allah’a karşı vefalı olmayacaksak, kime karşı vefalı olacağız?

O ki bizleri yaratıp kendisiyle muhatap kılmıştır. Bizlere ta ilk insandan ahir zamana kadar, binlerce kutlu elçilerini ve dört kitap yollayıp ve son peygamber olan Hazreti Muhammed(sav) ile İslam’ı tamamlamıştır. 

Yüce Allah Kuran-ı Kerim’de takvalı olan kulların kendisine verdikleri sözlerinden durduklarını, ancak fasık olanların verdikleri tüm sözlerini çiğnediklerini, sözlerine bağlı kalmadıklarını söylemekle birlikte, ahiret gününde sözünde duranları cennetine, durmayanları da azabı çetin olan cehennem ateşine gireceğini söyleyerek bizleri de uyarmaktadır.

Nitekim Kuran-ı Kerimde bazı topluluk ve kavimlerin Yüce Allah ve onun kutlu elçilerine verdikleri yeminlerini unuttuklarını, sözlerini tutmadıkları, peygamberlerini katlettiklerini, helak olduklarını, ahiret gününde rezil ü rüsva olduklarını, cehennem ateşinde yanacaklarını hiç şüphesiz biliyoruz.

Âl-i İmrân süresinin 77. ayetinde : “Allah’a verdikleri sözleri ve ettikleri yeminleri önemsiz bir dünya menfaatine satanlar var ya, işte onların âhirette hiçbir nasipleri yoktur. Allah kıyâmet günü onlarla konuşmayacak, onlara merhamet nazarıyla bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.”

Ve Mü’minûn süresinin 8. ayetinde :” O mü’minler, kendilerine tevdî edilen her türlü emâneti korur ve verdikleri sözleri tastamam yerine getirirler.”

Nitekim Peygamber Efendimiz(sav) ve kutlu ashabının Mekkeli müşriklerle imzaladıkları Hüdeybiye Antlaşmasını da çok iyi biliyoruz ki, antlaşmayı ilk bozan tarafın müşrikler olduğunu ve hatta Hz. Muhammed`e sığınan bir sahabenin antlaşmanın gereği geri çevrildiğini bilmekteyiz.

Peygamber Efendimizin daha peygamberlik gelmediği zamanlarda dahi el-emin olduğunu hiç şüphesiz hepimiz biliyoruz. Kendisine verilen tüm emanetlere sahip çıktığını, verdiği tüm sözleri tutuğunu, hatta kendisini öldürmeye cüret eden, yani suikast için gelen Mekkeli müşriklerin emanetlerini vermiş, emanete hıyanet etmemiştir.

Allah’a ve Onun kutlu elçisi Hazreti Muhammed`e şeksiz şüphesiz uymak gerekir. Zaten samimi olarak Allah’a iman etmiş bir Müslüman, vermiş olduğu sözlerini çiğnemez, aksine kulluğunu unutmayarak takva yönünde diğer mümin kardeşleriyle hayırla yarışır. Takvalı olan müminler Yüce Allaha vermiş olduğu sözlerini ne makam mevki, ne taht ve taca, ne para, mal mülke, ne kadın erkeğe, kısaca fani olan, ölümlü dünyalıklarla asla değiştirmez, yani dünyalık uğruna dinini, imanını ve tüm kutsal şeylerini satmaz.

Eğer günümüze de kısaca bir bakacak olursak, maalesef içler acısı bir haldeyiz. Zira insanların Allah adına vermiş olduğu yalan yeminlerden tutun da, emanete hıyanet edenler, karşılıklı ikiyüzlülük ile sözlerini tutamayanlar deseniz, kardeş kardeşe, baba evlada, komşu komşuya artık güvenmiyor ve güvenmemektedir. Bir Müslüman mesela herhangi bir yere gidecekse, evinin anahtarını dahi kimseye bırakamayacak durumda. Evini, mülkünü, parasını, karısını, kardeşini ve çoluk çocuğunu bir saatliğine de olsa emanet edecek bir kişiyi dahi maalesef bulamıyor.

Bunu iyi biliyoruz ki; eğer bir Müslüman Allah adına çok söz verip ve o sözlerini tutmuyorsa, verilen emanetlere hıyanet ediyorsa, yalan söyleyip Müslüman kardeşini kandırıyorsa münafıklarınkine benzer ameller işlediklerini biliriz.

Çağımızın ne denli bozulmuş,ne denli yozlaşmış olduğuna hiç bakmaksızın kendi fabrika ayarlarımıza dönmemiz, yani özümüze dönüp hakka yönelmemiz gerekmektedir. Bizler müşriklerin, fasıkların, münafıkların ve de münkirlerin yaptıkları gibi değil, tam aksine mümin kul olarak, takva üzerine özü sözü bir olarak, dosdoğru yolda olmamız gerekir.

Zaten yüce Allah’ın biz kullardan istediği tam da budur, yani biz kulların Ona karşı ahdine vefalı, takvalı  kullar olmamızdır. Eğer kurtuluşa ermek, ahirette tertemiz, yüzü ak bir şekilde, sonsuz mükâfatlara kavuşmak istiyorsak; Allah`ın sözü olan Kuran`a ve kutlu elçisi olan Hazreti Muhammed`e uymakla mükellefiz. İşte sırat-ı müstakim yani dosdoğru yol budur. Ne mutlu ki bu yolda olup, ahitlerine vefalı olanlara. Vesselam…

Similar Posts

  • ŞİRK NEDİR?

    Allah’a hamd olsun. Yokluktan var eden, karanlıktan nur, acıdan sabır çıkaran, pişmanlıktan sonraki tevbeyi kabul eden Allah’a hamd olsun.  Hamd, kuluna kitabı indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah’a mahsustur. Yalnız Ondan yardım dileriz ve Ondan bağışlanma dileriz. Ona iman eder ve yalnız Ona tevekkül ederiz. Nefislerimizin şerrinden ve kötülüğünden Allah’a sığınırız.  Allah kimi hidayete…

  • ADİYAT SURESİ(1.BÖLÜM

    Selamünaleyküm arkadaşlar bugünkü dersimizde Adiyat suresini öğreneceğiz. Adiyat suresi koşanların suresidir. İyiliğe değil de kötülüğe koşanların suresi. Rabbimiz bu surede hesap gününü insanın gönlüne nakış eder. İster ki insan ahireti görür gibi iman etsin, ahireti görür gibi kötülüklere koşmaktan kaçınsın.  Bir konuşmada, bir kitapta nasıl ki bazı yerler can alıcı noktalardır. Önem bakımından zirvedir. Kur’an’da…

  • FELAK SURESİ

    GERÇEKTEN KİME SIĞINDIK? Felak Suresi bize sığınmamız gereken doğru adresi gösterir. Kime sığınacağımızı gösterir. Euzubillahimineşşeytanirracim.Bismillahirrahmanirrahim. 1. De ki: “Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.” (1-5) Rab kelimesi beslemek,  yetiştirmek anlamlarına gelir. Kur’anda Rab kelimesinin bir anlamı daha vardır.  Yusuf Suresi 23…

  • CİN SURESİ 2. BÖLÜM

    (6)“Doğrusu insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazılarına sığınırlardı da, cinler onların taşkınlıklarını artırırlardı.”İnsanlar; cinleri her şeyi bilen, her konuda bilgi sahibi, her şeye gücü yeten, güçlü, kuvvetli, gaybı bilen ve diledikleri her şeyi yapabilen varlıklar olarak görüyorlar. Onlara böyle inandıkları için de bilgilerinden ve güçlerinden istifade edebilmek amacıyla cinlerden yardım istiyorlar. ​”Amanın cinler!”, “Ey cinler!”, “Cinciler…

  • MUTAFFİFİN SURESİ (2.BÖLÜM)

    Dürüstlük ayeti okunduğunda dürüstlük karın doyurmuyor ki diyenler, sırf kimsesi yok diye zayıfa, çaresize böcek gibi davrananlar, anne babaya değil öf demek ölün de sizden kurtulayım diyen acımasız evlatlar, akrabasının her fırsatta canını acıtan pis dedikoduları yapanlar, ayet dediğinde arkasını dönenler, kaçanlar, eğlence dediğinde koşa koşa gelenler, ahireti yalanladığınızın farkında mısınız? Eğer bunları yapıyorsanız ahiretteki…

  • GAŞİYE SURESİ(1. BÖLÜM)

    Selamünaleyküm arkadaşlar. Bugünkü dersimizde Gaşiye suresini öğreneceğiz. Gaşiye, her şeyi kaplayan demektir. Her şeyi saran, kabus gibi çöken. Bu sure bize boşa çalışan insanın yerinin cehennem olacağını, oradaki azap şekillerini, Allah’ın emirlerine uyanların ise cennet nimetleriyle olacağını anlatır. Bu cennet ve cehennem yolculuğunda asla ama asla insanın zorlanmaması gerektiğini, herkesin seçimlerinde özgür olduğunu belirtir. Sonuçta…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir