FECR SURESİ(1.BÖLÜM)

Selamünaleyküm arkadaşlar. Bugünkü dersimizde Fecr suresini öğreneceğiz. Fecr, yarıp çıkmak demektir. Aydınlığın geliş haberi demektir. Surenin başı geceyi bitiren fecre yeminle başlarken, sonu cennete girişle biter. Sıkıntılı başlayan ama mutlu bir sonla biten filmler gibi. Bize olan mesajı nedir peki? Allah için çıktığımız yolda engeller karşısında durmaz, dönmezsek geceyi yarıp geçeriz, bizim bu yolumuz cennete çıkar. Bize bu mesajı verir Fecr suresi.

Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim

(1) Andolsun fecre;
Fecr ne demektir? Karanlıktan çıkıştır. Sabahın aydınlığıdır. Her gün sabah olur değil mi? Bizim de hayatımızda karanlıklar, sıkıntılar, hayal kırıklıkları hep oluyor. Yeri geliyor nefes bile almakta zorlanıyoruz. Zulüm karanlıkları, haksızlık karanlıkları, kötülük karanlıkları… Bu karanlıklar içinde boğuluyoruz. 

Peki bu karanlıklardan nasıl çıkarız?  

İbrahim suresi 1. ve 2. ayet : “ Elif, Lâm, Râ. Bu bir kitap ki, sana indirdik, insanları Rablerinin izniyle karanlıklardan nûra çıkarasın diye. O övgüye layık ve güçlü olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdik. “

Ayette de gördüğümüz gibi Rabbimiz ne diyor? Karanlıklardan nûra çıkarasın diye diyor. Biz sıkıntılardan, dertlerden, sorunlardan nasıl aydınlığa çıkarız? Kur’an’ ı okuyarak, anlayarak, hayatımıza uygulayarak çıkarız. Kadir suresini hepimiz biliriz. Kadir suresinin son ayeti neydi? Sabaha kadar selâmdır değil mi? İşte o ayet kuranı hayatımıza uygulamaya başladığımızda gerçekleşir. Gecemiz selam olur, güzellik, rahatlık olur. Aslında biz Allah’ın emirlerine uyarsak Bakara suresi 257. ayeti de yerine getirmiş oluruz.

Bakara suresi 257. ayet :  “Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkar edenlerin ise dostu, tağuttur (şeytandır ). Onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar. Onlar, işte ateş ehli hep orada kalacaklardır.”

Rabbimiz iman edenlerin dostu mu, dostu; Rabbimize biz iman edersek ne olur, karanlıklarda kalır mıyız, kalmayız; Allah dostunu karanlıklarda bırakır mı, bırakmaz; kimse bizi yenemez öyle değil mi? Unutmayalım her geceyi yarıp içinden sabahı; her kışı yarıp içinden baharı çıkaran Allah senin çevrendeki karanlıkları da aydınlık edecektir. Yüreğinin Fecrini atacaktır, yeter ki biz Allah’a dost olalım.

(2) on gecelere ;
Rabbimiz on gecelere yemin olsun diyor. Buradaki on gece Ramazanın sonundaki 10 günün gecesidir. Kur’an’ın inmeye başladığı gecedir.  

(3) Çifte ve teke ;
Çifte ve teke yemin olsun. Buradaki çift kelimesi yaratılanların çiftliğine, tek kelimesi ise Rabbimizin tekliğine işaret eder. Her şey çift yaratıldı değil mi? Ama Allah tektir. Örneğin bitkiler çift yaratılmıştır.

Tâ-hâ suresi 53. ayet: “O ki, sizin için yeryüzünü bir beşik yaptı ve onda size yollar açtı ve gökten bir su indirdi.” Bu sebeple muhtelif bitkilerden çiftler çıkarmaktayız.”

Her şey çift dikkat ediyorsunuz değil mi? Rabbimiz aslında bizim herşeyi incelememizi, herşeye dikkat etmemizi  istiyor. Bakar kör olmamızı istemiyor.

Şu’arâ suresi 7. ayet: “Yeryüzüne bir bakmadılar da mı? Biz onda her güzel çiftten nice ürünler bitirmişiz!”

Rabbimiz bu ayetleri boşuna koymuyor bizim incelememizi, dikkat etmemizi istiyor.

(4) yürüdüğü vakit geceye ;
Gece başlarken her tarafı sarar, tıpkı elbise gibi.

Furkân suresi 47. ayet :  O Allah’tır ki, size geceyi bir elbise yaptı, uykuyu bir dinlenme gündüzü yeni bir hayat ve meşguliyet kıldı.

Rabbimiz geceyi bir elbise yaptı, bizi sarıyor. Bizler ne kadar çok uğraşsak da doğaya hükmedebilir miyiz? Hayır. Geceyi ve gündüzü bir saniye bile değiştiremeyiz. Gücümüz yetmez ki. Onun için Rabbimiz bütün insanlara Kasas suresi 71. ayette meydan okur haddinizi bilin der. Eğer bilirsek tabii.

Kasas suresi 71. ayet : ( Rasulüm ) de ki “Söyleyin bakalım, eğer Allah üzerinizde geceyi kıyamet gününe kadar ebedi kılarsa, size bir ışık getirecek, Allah’ın dışında ilah kimdir? Hala dinlemeyecek misiniz?

Şimdi burada dinleme kelimesi geldi. Neden biliyor musunuz? Çünkü geceleyin görmek zordur ancak dinleyebiliriz. Devam edelim.

Kasas suresi 72. ayet :  De ki “Söyleyin bakalım, eğer Allah Üzerinizde gündüzü Kıyamet gününe kadar ebedi kılarsa size içinde dinleneceğiniz bir gece getirecek, Allah’ın dışında ilah kim? Hala görmeyecek misiniz?  

Burada da görme ifadesini kullandı. Neden biliyor musunuz? Gündüz o kadar çok meşakkat vardır ki o kadar çok uğraşlarımız vardır ki dikkat etmiyoruz ya onun için. Rabbimiz ne diyor “hala görmeyecek misiniz? ” Öyle değil mi? Rabbimizin hükmünü bir saniye olsun ileri alabilir miyiz, alamayız; bir saniye geri de alamayız .

(5) Nasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi?
Akıl sahibi için bunda bir yemin var değil mi? Rabbimiz bir şeylere yemin ediyorsa bilin ki o ayetler çok değerlidir. Rabbimiz dikkat çekmeye çalışıyor, buralara dikkat edin diyor. Tabii ki biz de dikkat edeceğiz. Ama nasıl dikkat ederiz. Eğer akıl sahibi isek. Akıl sahibi olan insan için aklını kullanan insan için her şeyde yemin vardır. Sabahın aydınlığında, çiftte, tekte, güneşte, ayda her şeyde yemin vardır, hatta kıssalarda bile yemin vardır.  

Yusuf suresi 11. ayet: Muhakkak ki, onların kıssalarında akıl sahipleri için bir ibret vardır. Kur’an uydurulabilecek bir söz değil. Fakat önündekini doğrulayıcı ve her şeyin ayrıntısı ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir.

Kur’an’daki kıssalardan bile yemin vardır. Onlardan ders çıkarmamız gerekiyor. Hikaye gibi bakmamamız gerekiyor. Çevremizdeki bütün varlıklara dikkat etmemiz gerekiyor. Eğer bunu yapmazsak, çevremizdeki varlıklardan, Allah’ın eserlerinden Allah’a gitmezsek kör olmuş oluruz.

Ra’d suresi 19. ayet: “Şimdi, Rabbinden sana indirilen hak olduğunu bilen kimse, (inkar eden ) kör kimse gibi olur mu? ( Fakat bunu ) ancak akıl sahipleri anlar.”

Akıl sahipleri düşünür arkadaşlar, düşünür. Bu varlık nasıl yaratıldı, insan nasıl yaratıldı? Bu yaprak nasıl oluyor, bu kuş nasıl ötüyor? Bunların hepsini araştırır, araştırmaların sonucu neye varır, aynı İbrahim Peygamber gibi Allah’a ulaşır. Tabii akıl sahibi ise. Surenin devamında Rabbimiz bu akıl sahibi olmayan, düşünmeyen yaratılanlara Allah’a ulaşmayan kavimlerden bahsedecek, onları bize anlatacak onları bir tanıyalım.

(6) görmedin mi, Rabbin nasıl yaptı Âd (kavmine)?
Kur’an birçok kavimden bahseder. Bunlardan birisi de Âd kavmidir. Kuvvetine güvenen kibirli bir kavimdir.  

Fussilet suresi 15. 16. ayetler: “Âd kavmine gelince, yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve; “Bizden daha kuvvetli kim var? dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah’ın, onlardan daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Oysa onlar Bizim ayetlerimizi (mucizelerimizi) bilerek inkâr ediyorlardı. Bu yüzden Biz de onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmak için o uğursuz günlerde dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahireti ise elbette daha çok rezil edicidir. Onlara yardım da edilmeyecektir.”

Rabbimiz bunlara dondurucu bir kasırga gönderdi. Hayatı yaşanmaz hale getiren bir kasırga. 7 gece 8 gün sürüyor. Rabbimiz bu kasırga için Zâriyât suresi 42’de; uğradığı her şeyi çürüten, kül gibi eden bir kasırga diye buyuruyor. Bunlar ilk başta bu kasırgayı yağmur bulutu zannediyorlar. Bunu da Ahkaf suresi 24’te görüyoruz. Ama bunlar yağmur bulutu olmayıp rezil edici bir kasırga oldu. Ad kavmi “bizden daha kuvvetli kim var” diyerek kuvvetine güveniyorlar. Allah aşkına bizler neye güveniyoruz da Rabbimizin indirdiği Kur’an’ı açıp okumuyoruz. Hayata uygulamıyoruz, bizler neye güveniyoruz. Bunu kendimize sormamamız gerekiyor.  

(7) sütunlar sahibi İrem’e!
Bir kavim daha var yine Ad kavmi gibi Allah’a ulaşmayı istemeyen kendisine güvenen bir kavim. Sütunlar sahibi irem nasıl bir kavimmiş?

(8) hiçbir ülkede benzeri yaratılmamış Ülkelerde benzeri yaratılmayan sütunların sahibi İrem, benzeri yaratılmadı buyuruyor. Sütunlar yani benzeri inşa edilmemiş İrem kavminde ne var. Çok yüksek yapılar var.

O kadar yüksek yapılar yapıyorlar ki bütün ihtişamıyla göklere uzanan saraylar var. Peki bu kavmi Rabbimiz nasıl helak etti?

Hac suresi 45. ayet: “Nice memleketler vardı ki, zulüm yaparlarken Biz onları helak ettik de damları çökmüş, duvarları üzerine yıkılmıştır (ıssız harabeye dönmüştür). (Geride) nice kuyularla yüksek saraylar (sahipsiz) bomboş bırakılmıştır.

Peki Rabbimiz bu kavimleri neden helak etti? 

Yunus suresi 13. ayet:”Yemin olsun ki, Biz sizden önceki devirleri, kendilerine peygamberleri apaçık delillerle geldikleri halde, zulmettikleri ve imana gelmeleri ihtimali kalmadığı zaman helak ettik. İşte günahkar kavimleri Biz böyle cezalandırırız.”

Bunların imana gelme ihtimalleri hiç yok. Hep kötülükte yarışıyorlar, hep kötülük yapıyorlar. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorlar. Allahu Teala ne diyor “beni tanımamak benim emirlerim yokmuş gibi yaşamak neymiş gördüler” İşte bu mesajı, bu dersi bizlere veriyor. Biz de hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamayalım. Allah’ ın emirleri yokmuş gibi davranmayalım. Bilmiyormuş gibi de davranmayalım. Hepimizin evinde Kur’an var, istesek açıp okuruz. O da istemeye bağlı tabii ki.

Rabbimiz bir kavimden daha bahsediyor onlara benzememizi istemiyor.

(9) ve vadilerde kayaları kesen Semûd’e Şimdi Semud kavmini Rabbimizin ayetlerinden tanımamız gerekiyor.

Hud suresi 61. ayet:”Semud’a da kardeşleri Salih’i gönderdik. Dedi “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka bir ilahınız daha yok. Sizi topraktan O meydana getirdi. Ve orada ömür geçirmeyi, sizi O görevlendirdi. Onun için, O’nun  bağışlamasını isteyin. Sonra O’na tevbe ile dönün. Şüphesiz Rabbim yakındır, duaları kabul edendir.”

Salih Peygamber bunları söylüyor ama Semud kavmi ne yapıyor? Bakalım.

Hud suresi 62. ayet:” (Onlar) dediler ki: “Ey Salih! Bundan önce sen bizim içimizde ümit beslenen bir zat idin. Şimdi, bizi atalarımızın tapındığına tapınmaktan yasaklıyor musun? Kesinlikle biz, senin bizi davet ettiğin şeyden çok kuşkulandıran bir şüphe içindeyiz.”  

Buraya dikkat ettiniz mi? İçimizde ümit beslenen bir zat idin diyor. Yani ayetleri söylemeden önce Allah’ın yoluna çağırmadan önce gayet iyiydin, gayet akıllıydın. Bize de aynısını yapıyorlar değil mi? Ayetleri söyleyince deli diyenler… 

Hud suresi 63. ayet: “(Salih) dedi ki: “Ey kavmim! Söyleyin bakayım, görüşünüz nedir? Eğer ben Rabbimden apaçık bir delil üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet vermişse, ben Allah’a isyan ettiğim takdirde, beni O’ndan kim kurtaracak? Demek ki siz, beni zarara uğratmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz.”

Salih Peygamber ne kadar güzel cevap veriyor. Demek ki bu kavim hep başkalarına güveniyor, beni kurtarır diyor. Ama Salih Peygamber ne diyor “ben haksızlık yaparsam beni Allah’ın elinden kim kurtarır.” diyor. Sahi kim kurtarır değil mi ? Devam edelim.

Hud suresi 64. ayet: “Hem Ey kavmim! İşte şu, Allah’ın devesi, size bir mucizedir. Bırakın onu. Allah’ın arzında yayılsın ve ona kötü bir amaçla el sürmeyin. Sonra sizi yakın bir azap yakalar.”

Bu kimseler bir mucize istediler diğer ayetlerde bunu görüyoruz. Mucize dağın yarılması ve içinden devenin çıkmasıydı. Deve bir kuyudan sulanacak. Bir gün o deve sulanacak, bir gün insanlar oradan su alacaktı. Sıraya riayet etmeleri gerekiyordu. Ama yaptılar mı? Hayır. Deveyi kestiler.

Hud suresi 65. ayet:”Derken, o deveyi kestiler. Bunun üzerine Salih dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın (Sonra helak olacaksınız). İşte bu, yalan çıkmayacak olan kesin bir vaattir.”

Demek ki peygamberlerin vaadinin hep yalan çıkacağını düşünüyor bu kavim.

Hud suresi 66. ayet:”Ne zaman ki emrimiz geldi, Salih’i ve beraberinde iman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık. Hem de o günün alçaklığın. Çünkü Rabbin, öyle kuvvetli, öyle yücedir.

Allah’ın mucize olarak verdiği deveyi kestiler. Sonuç neye vardı? Helak olmasına  vardı. Peki bu zamandaki mucize nedir diye sorarsanız. Tabii ki Kur’an-ı Kerim’dir derim. Tabii ki görebilene.Rabbimiz örnek almamızı istemediği birisinden daha bahsedecek bize, bakalım.

(10) kazıklar sahibi (güçlü, kuvvetli) Firavun’a
Eskiden çadırlar kurulurdu. Ne kadar çok kazık varsa o kadar çadırın var demekti. O kadar çadır sahibisin demekti. Şimdi ise katlar var değil mi? Birisi dese ki beş tane evim var. Ne deriz zengin deriz, aynı onun gibi. Bu helak edilen kavimlerin arasında ismi geçen Firavun’u ayetlerde tanıyalım, ayetlerde görelim. Firavun ne yapıyordu?

Bakara suresi 49. ayet:”Ve hatırlayın ki, bir zamanlar sizi Firavun ve adamlarından kurtardık. Sizi azabın kötüsüyle azaplandırıyorlardı. Erkek çocuklarını boğazlıyorlar ve (fenalık için) kızlarınızı hayatta bırakmak istiyorlardı ve bunda size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.  

Erkek çocukları nasıl boğazlanır? Erkeklerin cinsiyetini değiştirmesiyle, kadınlaşmasıyla. Öyle değil mi ? Ölmüş olmuş olmaz mı?  Olur. Kızlara fenalık yapıyorlardı. Ne yapıyorlardı? Kızların rahat rahat boş bırakılması, kızların namuslarına sahip çıkılmaması. Devam edelim.

Bakara suresi 50. ayet: ”Ve bir zamanlar, sizin için denizi yardık. Sizi kurtardık da, Firavun adamlarını sizler bakıp duruyorken suda boğduk.”

Evet Rabbimiz bunları yaptıklarından dolayı Firavun ve adamlarını helak ediyor. Helak etmeden önce tabii ki imtihanlar var, imtihan ediyor. Rabbimiz Firavun’u bile imtihan ediyor. O dönemde yaşayan insanları Firavun’la imtihan ediyor. Firavun’u da belalarla imtihan ediyor.

Araf suresi 130. ayet:”Muhakkak ki, Firavun ve adamlarını tuttuk, senelerce kıtlık ve ürün eksikliğiyle cezalandırdık. Umulur ki, düşünüp ibret alsınlar.”

Rabbimiz neden kıtlığı verir? Düşünmemiz için, ibret almamız için.

Araf suresi 131. ayet: “Fakat kendilerine iyilik (bolluk) gelince, “(İşte) bu bizim hakkımızdır” dediler. Ve başlarına bir kötülük gelse, Musa ve beraberindekileri uğursuz sayıyorlardı. Bilesiniz ki, onlara gelen uğursuzluk Allah katındandır, fakat onların çoğu bunu bilmezler.”

Güzel bir şeyle karşılaştığında biz bunu zaten hak ettik. Kötü, bir şeyle karşılaştığında suçu başkasında arayanlar.

Araf suresi 132. ayet:”Ve: “Sen bizi büyülemek için her ne ayet ,imkanı yok sana inanacak değiliz” derlerdi.

Dikkat ettiniz mi? Ne ayet getirirsen getir, ne delil getirirsen getir, imkanı yok sana inanmayacağız dediler. Bizler de bunu diyorsak, Bizler de Firavun gibi helak edilmeyi hak etmişiz demektir. Ayeti gördüğümüzde ne yapacağız başüstüne Rabbim diyeceğiz ve uygulamaya çalışacağız arkadaşlar. Yoksa Firavun’a gelen son bize de gelecek. Öyle değil mi? Burada Firavun denilen kafirin aslında iman etmesi yeterli değildi. Nasıl biliyor musunuz? Ne kadar mucize görürse görsün zaten inanmayacak. Çünkü iman kalp işiydi Firavun’a ayetler yetmedi, mucizeler yetmedi. Bize yeter İnşallah.

(11) onlar ki ülkelerde azmışlardı
O kimseler doğru yoldan çıkmışlardı. Niye azmasınlar ki, bu kavimler ve Firavun bunlar bulundukları yerde şımarmışlardı. Gücün ve servetin şımarması işte bu çok kötüdür. Zanneder ki o güç servet kendini ölümsüzleştirir. Bundan dolayı da ne yapar, bozgunculuk yapar. Hiç çekinmez ortalığı birbirine katar. Allah’ı , Kur’an’ı hiç hesaba katmaz ne de olsa ölümsüzdür. Öyle değil mi? Varlıklı, gücü var, ölmeyeceğini zanneder.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir