Yasin suresinde koşan bir adam var.
“İşte o zaman biz, onlara iki elçi göndermiştik. Onları yalanladılar. Bunun üzerine üçüncü bir elçi gönderdik. Onlar: Biz size gönderilmiş Allah elçileriyiz! dediler. Elçilere dediler ki: Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahmân, herhangi bir şey indirmedi. Siz ancak yalan söylüyorsunuz.
(Elçiler) dediler ki: Rabbimiz biliyor; biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.
«Bizim vazifemiz, açık bir şekilde Allah’ın buyruklarını size tebliğ etmekten başka bir şey değildir» dediler.
(Bunun üzerine onlar:) Doğrusu siz bize uğursuz geldiniz. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taşlarız. Ve bizden size mutlaka fena bir kötülük dokunur, dediler. Elçiler şöyle cevap verdi: Sizin uğursuzluğunuz sizinle beraberdir. Size nasihat ediliyorsa bu uğursuzluk mudur? Bilakis, siz aşırı giden bir milletsiniz. Derken şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi. «Ey kavmim! dedi, bu elçilere uyunuz!»”(Yasin:14-20)
Şehrin yakınından değil, şehrin içinden değil, en uzak yerinden bir adam koşarak geliyor. Çünkü bunlar peygamberleri öldüreceklerdi. Bunu engellemek için, iyiliğe koşan güzel bir insan var.
Bir tane daha koşan birisi var. O da
Kasas suresi 20. ayette Rabbimiz şöyle buyuruyor:“Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi: Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için hakkında müzakere ediyorlar. Derhal (buradan) çık! İnan ki ben senin iyiliğini isteyenlerdenim, dedi.”
Bunlar Yüce kitabımızdaki iyiliğe koşan insanlar. Her şeyde muhakkak zıtlık vardır. Nasıl ki bunlar iyiliğe koşan örneklerse çevremizde kötüye koşan örnekler de var.
Bu kötüye koşanlar aslında ayetleri aciz bırakmak için, ayetlerin umursanmaması için koşuyorlar. Bunların cezası Sebe suresi 38. ayet:”Âyetlerimizi boşa çıkarmaya çalışanlara gelince, onlar da azapla yüz yüze bırakılacaklardır.”
Hac suresi 51. ayet:”Âyetlerimiz hakkında (onları tesirsiz kılmak için) birbirlerini geri bırakırcasına yarışanlara gelince, işte bunlar, cehennemliklerdir.”
Bizler bu kimselerden olmamak için, ayeti gördüğümüzde başım üstüne Rabbim deyip kötülüklerden vazgeçmeliyiz. Rabbimizin emirleri dururken aksini yapmamızı isteyen nefsimize ve diğer insanlara aldanmamalıyız.
Kötülüğe koşanlar ayetler duyulmasın, insanlar anlamasın diye o kadar çok gürültü yaparlar ki bunu Fussilet suresinde görüyoruz.
Fussilet suresi 26. ayet:”İnkâr edenler: Bu Kur’an’ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın. Umulur ki bastırırsınız, dediler.”
Peki nasıl gürültü yaparlar?
Siz ayet söylersiniz onlar başka şey söylerler. Ekonomi derler, geçim derler.Gündemi değiştirirler. Sünnet başka Kur’an başka derler. Kur’an’ın ayetleri eski zamanın masallarıdır derler. Uygulamaya gerek bile görmezler ve sizi etkilemeye çalışırlar. Öyle program yapar ki sizin hayatınınızda, Kur’an’ın kokusunu bile duyamazsınız. Onlar sizin fıtratınıza uygun olan bu ayetleri gördüğünüzde inanacağınızı bildikleri için gürültü yaparlar. Çünkü tek başına kalmak istemez hiçbir insan, tek başına kötülüğe koşmak istemez. Elbette yakınında birilerini ister. Böylece güçlünün haklı olduğu bir düzen kurup yoksulu, yetimi hor görüp kendi isteklerine doğru koşacaklardır. Kurdukları bu düzenin devamı için koşacaklardır. Sahi biz iyilikte mi koşuyoruz kötülükte mi?
(2)Sonra çakarak kıvılcım saçanlara;
Bu kişiler tıpkı atın koşarken tırnaklarından çıkan ateş gibi kötülüğe varıyla, yoğuyla, bütün imkanlarıyla koşuyorlar.
(3)Sabahleyin ansızın baskın yapanlara;
Bu kişiler gece boyunca planlar yapıp
sabah uygulamaya geçiyorlar. Çok aktifler, gece, gündüz kötülük peşindeler.
(4)Derken o sırada tozu dumana katanlara;
Bu kişiler o kadar fesat, o kadar fitne yapıyor, öyle oyunlar çeviriyorlar ki bir bakmışsın ortalık toz duman olmuş. Ortalık o kadar çok karışmış ki şaşırıyorsunuz, ne oluyor diyorsunuz.
(5)Peşinden orada bir topluluğun ta ortasına dalanlara ki!
Bu kötü kişiler ortalığı birbirine kattılar, aktifler hiç boş durmuyorlar, sürekli koşuyorlar. Bizler de aktif bir müslümansak, sadece namazımı kılayım yeter demeyenlerdensek,Peygamberimizin yolunda olanlardansak, bu kötülükte koşanlar bizim de imtihanımız olacaktır.
Rabbimiz Ali-İmran suresi 186. ayette “ Andolsun ki, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz; sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müşriklerden birçok üzücü sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve takvâ gösterirseniz, muhakkak ki bu, (yapılacak) işlerin en değerlisidir.” buyuruyor.
Mal ile, can ile, incitici söz ile imtihan!
Bu imtihanlara hazır mıyız?
Kötülükler karşısında dik durabilmek için öncelikle ekonomimiz iyi olmalı, sonra bilgili olmalıyız. Bilgi kaynağımız Allah’ın kitabı olmalı ki böylelikle o kötüler bizi kandıramasın.
En temel bilgimiz ise şu; Allah görüyor, biliyor olmalıdır. Bunu bilmeliyiz, bunu hayata uygulamalıyız. Sonra çalışkan olmalıyız. Ayetleri nasıl hayata uygulayabilirim diye çalışmalıyız. Aile bağlarımız iyi olmalı ki gücümüz artsın. Ufak şeyler için akrabalarımızı, çevremizdekileri kırmamalıyız.
Kötülükte koşanlar, senden önce Allah’a karşı koşuyor, Allah’ı yalanlıyorlar.
Rabbimiz Enam suresi 33. ayette:”Onların söylediklerinin hakikaten seni üzmekte olduğunu biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar, fakat o zalimler açıkça Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlar.”
Allah’ı karşısına alan insan eninde sonunda kaybeder. Yeter ki bizler Allah yolunda olalım. Kazanan bizler oluruz, kaybeden bu kötülüklere koşanlar olur. Bunu bilerek yaşamalıyız.

