İBRAHİM PEYGAMBERİN (A.S.) MİRASI

Nimet iki kısımdır.Biri bir zararı savuşturmakken diğeri yarar sağlamasıdır. Allah zararı kaldırıp yararı getirince onlardan kulluk etmelerini ve şükretmelerini istedi. Rabbimizin bir önceki sure olan Fil Suresinde Ebrehe’nin ordularına karşı ebabil kuşlarıyla nasıl zararı ortadan kaldırdığını gördük. Yararını ise bizler bu surede (Kureyş) görüyoruz. Şimdi Kureyş Suresine bakalım.

Euzübillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim.

Kureyş’in güvenliğini, onların kış ve yaz yolculuklarında güvenliğini sağlamak için (Allah lutuflarda bulundu). (1-2)

Onlar da kendilerini besleyip açlıklarını gideren ve her çeşit korkudan emin kılan şu evin rabbine kulluk etsinler. (3-4)

Allah onlara bol rızık veriyordu. Dengeli, düzenli mutlu bir hayatları vardı.  Allah’ın koyduğu yasalarla mutlu, mesut, refah içinde yaşarken Allah’a nankörlük etmeye, şirk içinde yaşamaya başladılar. 

Nahl Suresi 112. ayette Rabbimiz uyarıyor. “Allah şöyle bir şehri örnek veriyor: Bu şehir güvenlikli ve huzurluydu; her yerden oraya bol rızık geliyordu. Derken ahalisi Allah’ın nimetlerine karşı nankörlük etti, Allah da onlara yapıp ettikleri yüzünden genel bir açlık ve korku felâketini tattırdı.”

İnsanlar biz demeye başlayınca Allah’a, Peygambere, kitaba ihtiyaç duymadılar, rehberlerini tanımadılar, yalanladılar ve azdılar. İşte bu nankörlüklerine karşı Allah onlara açlık ve korku elbiselerini giydiriverdi. Sonra onları korkudan emin kılarak onlardan ticareti, seferi, açlığı giderdi. Şimdi ise buna karşılık onlardan istediği tek bir şey vardı. Siz Beyt’in Rabbine  kulluk edin, diyerek onların manevi açlığını gidermişti. Her insanın kulluğa açlığı vardır. 

Kureyş Suresinin 1. ayetinde Allah’ın Kureyş için neler yaptığını anlatırken Hz. İbrahim’in (as) duasını işitir gibi oluyoruz.

Rabbimiz İbrahim Suresi 37. ayeti kerimede buyuruyor ki: “Rabbimiz, gerçekten ben çocuklarımdan bir kısmını Beyt-i Haram yanında ‘ekini olmayan bir vadiye’ yerleştirdim. Ve onları bir takım ürünlerden rızıklandır. Umulur ki şükrederler.” 

Yine Bakara Suresi 126. ayette “İbrâhim, “Rabbim! Burayı güvenli bir şehir yap, halkından Allah’a ve âhiret gününe inananları da çeşitli ürünlerle rızıklandır” diye dua etmişti. Allah buyurdu ki: “İnkâr edene de az bir süre dünya nimetleri veririm, ama sonunda onu cehennemin azabına sürerim. O ne kötü bir sondur!”

Bu dua kabul edilmiş ve Allah onların işlerini öyle açmıştır ki yağmacılığın ve soygunculuğun had safhada olduğu bir dönemde Kureyşliler hiç endişelenmeden yaz, kış veya en uygun zamanlarda seyahat edebiliyorlardı. Fil Suresinde barıştan Kureyş Suresinde refahtan bahsedilir. Allah her ikisini de Kureyşe bahşetmiştir. Buna karşılık, Allah sadece Hz. İbrahim’in mirasını bıraktığı tevhid inancını korumalarını istiyor. Sadece bu. Allah’a ortak koşulmayarak bir ömür sürmelerini istiyor. 

Oysa şimdi bu eve ( Kabe’ye) ne yaptığınıza bir bakın?

Kureyşliler her şeylerini Kabe’ye borçluydular. Bu sure ticaretin ne denli önemli olduğunu vurguluyor. Kureyşlilere eğer ticaret yoksa Kureyş de yoktur. Yazın Şam’a kışın ise Habeşistan’a ticaret yaparlardı ve zamanla Kabe’nin Rabbine değil Kabe’ye tapmaya başladılar. Daha sonra 300’den fazla putlarını yerleştirerek Allah’a şirk koşmaya başladılar. İşte Hz. İbrahim’in tevhid inancı yerini Allah’a ortak koşanlara bırakıyordu. Bu yüzden Rabbimiz Kabe’ye değil Kabe’nin Rabbine kulluk edin diye dikkatleri buraya çekiyor. 

Ekmeğe değil ekmeğin sahibine kulluk edin. 

Halbuki Bakara Suresi 127. ayette Hz. İbrahim’in duasını görüyoruz.

“İbrâhim İsmâil’le birlikte o evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyordu: “Ey rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin.”

Ama ne yazık ki İbrahim’in mirasına ihanet ettiler. Her türlü pislik ve şirkin içinde kaldılar. Şirk sadece bir puta tapmak değildir. Küfür sadece bir puta secde etmek değildir. Kur’an insanlardan Allah’dan başkasını ilah edinmemesini ister. Bunu bir putun önünde eğilip kalkmak sanan insanlar ne yazık ki Allah’ın önüne tuttukları her şeyle şirke bulaştıklarının belki farkında bile değillerdir. Hatta tevhid kavramını bile şehadet getirerek Allah’ı birlediklerini sanırlar. Allah birdir ve tektir derler. Fakat amelleriyle farkında olarak, bilerek veya bilmeyerek şirke bulaşmış oluyorlar. Onlar da Allah’ı biliyorlar ama yanlışa saptıkları şey ilahlıkta bazılarını ortak koşmaları idi.

İşte bu surede de Allah onların bu sapkın inanışlarını Kabe’nin Rabbi diyerek dikkatleri çekmiştir. Allah Hz. İbrahim’i onlara hatırlatıyor. Bakara Suresi 128. ayet: “Ey rabbimiz! Bizi sana teslim olanlardan eyle, soyumuzdan da sana teslim olacak bir ümmet çıkar. Bize ibadet usullerimizi göster, tövbemizi kabul et. Şüphesiz tövbeleri kabul eden, merhameti bol olan yalnız sensin.” buyuruyor. Ve Allah 

Hz. İbrahim’in duasını nasıl kabul ettiğini şu ayetlerde görüyoruz.

Bakara Suresi 129. ayet: “Soyumuzdan, onlara senin âyetlerini okuyacak, kitabı ve hikmeti öğretecek, onları arındıracak bir elçi çıkar rabbimiz! Çünkü yalnız sensin kudret ve hikmet sahibi.”

Rabbimiz Hz. İbrahim’in duasını kabul etmiş Al-i İmran Suresi 164. ayette birebir nasıl kabul edildiğine hayretler içinde şahit oluyoruz. “Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın âyetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Hâlbuki daha önce onlar, apaçık bir sapkınlık içinde bulunuyorlardı.”

İşte Rabbimiz onlara ataları İbrahim’i ve size bıraktığı Kabe’yi hatırlatarak teslim olmalarını istiyor.

Bakara Suresi 131. ayette: “Çünkü rabbi ona, “Bana teslim ol” buyurmuş; o da, “Âlemlerin rabbine teslim oldum” demişti.” 

Ve yine Bakara Suresi 130. ayet cevap veriyor. “Kendi nefsini aşağılık kılandan başka, İbrahim’in dininden kim yüz çevirir?” 

                                                   Vesselam 

Similar Posts

  • ÇOCUK HAKLARI ÜZERİNE

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Selamünaleyküm arkadaşlar. Bugün sizlere “Çocuk Hakları” hakkında elimizden geldikçe anlatmaya çalışacağım inşallah. Kuran ve Sünnet Işığında Çocuk Hakları: İslam dininin çocuğu korumaya yönelik olarak koyduğu kurallar ve haklar vardır. Güzel isim almak her çocuğun en başta gelen hakkıdır. Güzel isim, kişinin o isimle özdeşleşmesine neden olur. Dinimize göre çocuk doğduğu…

  • HZ. İBRAHİM’E SELAM OLSUN

    “İbrahime Selam Olsun.” (Saffat 37/109) “Muhakkak ki İbrahim bir ümmet idi… Allah’a itaatkardı… Hanif’ti (Allah’ın yanı sıra ilah kabul etmeyen)… (O), müşriklerden (Allah’a ortak koşanlardan) olmadı.” (Nahl 16/120) Doğruluğu, adaleti ve hakkı savunduğu için yalnız kalanlara İbrahim Resul en güzel örnektir. O ki, sürgün edilmeyi, ateşe atılmayı göze alarak hak ve hakikati savundu, çoğunluğa uymadı. Yerimi,…

  • ANLAYINCA SEN DE KOŞACAKSIN

    Allah gönderdiği ayetleri ile bize hakikati gösterecek yollar göstermiştir.Bunlardan bir tanesi de neye, kime koşacağımız. *Öyleyse Allah’a koşun, gerçekten ben size O’nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.” (Zariyat: 50)* Peygamberimizin bu çağrısına  cevap verelim. Peygamberin arkasından giden ümmeti olalım. Bizi ateşe çağıran şeytanın ve onun taraftarlarının peşinden sürüklenip helak olmayalım. *Şeytanların şaşırtıp sersem bir halde çöle düşürmek…

  • DÜŞÜNCELERİMİZ BİZİ OLUŞTURUR

    İnsan en çok neyi düşünüyor ve hayal ediyorsa hayatı da o yöne doğru akmaya başlar. Diyelim ki, bir insan iyilik yapmayı, adaletli olmayı, merhamet etmeyi düşünüp, hayal ediyorsa hayatı o yöne doğru akmaya ve şekillenmeye başlayacaktır. Bu kişi, her fırsatta iyilik yapacak, her durumda adil olmaya çalışacak ve merhametli olacaktır. Bunun aksine insanları kandırmayı, aldatmayı,…

  • TÖVBE

    Kötü bir günah işledim, tövbe ettim ama içim rahat değil tövbemin kabul olduğunu nasıl anlarım ? Bir arkadaşımızın kalbini kırsak, bizi sahiden affetti mi diye nasıl anlarız?   Eğer hala bizimle görüşüyorsa, bize güveniyorsa ve geçmiş konuyu hiç açmıyorsa affedildik demektir. Bir günaha tövbe ettikten sonra eğer ibadetlerimiz aksamıyorsa, Rabbimizin huzurunda, namazda, Kur’an okurken ve oruç…

  • EŞLERİN BİRBİRLERİNE ÖRTÜ OLMASI ÖRNEĞİ

    “… Onlar sizin için birer elbise (libas), siz de onlar için birer elbisesiniz (libas)… (Kur’an Meali 2/187) Erkek kadının libası, kadın da erkeğin libasıdır. Burada birçok incelik ve güzellik mevcuttur. Bilindiği gibi elbise vücuda en yakın şeydir. Bu anlam itibariyle bir kadın eşinin en yakın insan olmalı. Bir erkek de eşinin en yakını olmalıdır. Onun sırdaşı,…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir