DUA ALLAH’A TAM TESLİMİYETTİR

Dinimizin esası duadır. Kur’an-ı Kerim’i açar açmaz bizi bir dua karşılar. Kur’anın anası olan Fatiha’nın şefkatli, merhametli atmosferine bırakırız kendimizi.

Allah sadece emir ve yasaklarını değil, bize Ona yaklaşma yollarını yine kendisi gösterir. Kur’anda bize birçok kavmin Allah’a yaklaşmak için girdikleri yanlış yolu, nasıl helaka müstahak olduklarını anlatır. 

Zümer suresi 3. ayet: ”Bilinmeli ki halis dindarlık yalnız Allah için olanıdır. Allah’tan başka şeyleri kendilerine koruyucu kabul edenler, -ki “sadece bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye onlara tapıyoruz” diyorlar- ayrılığa düştükleri konularda Allah onların arasında hükmünü verecektir. Yalancı ve inkâra saplanmış kimseyi Allah kesinlikle doğru yola yöneltmez.”

“Sadece bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye onlara tapıyoruz” diyorlar. Baktığımızda çok masumane hatta niyetleri halis bile diyebileceğimiz bir durum var. Onlar sadece Allah’a inanmakla kalmıyorlar, Allah’a yakınlaşmak da istiyorlar. Ama üzücü olan şey yaklaşma yöntemlerinin yanlış olmasıdır. Bu yanlış onları şirke bulaştırıp müşrik sıfatına sokuyor. 

De ki: “Allah’ı bırakıp da size zarar da veremeyen yarar da sağlayamayan varlıklara mı kulluk ediyorsunuz! Allah her şeyi işitmekte ve bilmektedir.”(Maide:76)

İşte bunlar, rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdir. Allah’tan başka tanrı tanıma; sonra kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.(isra:39)

Allah kendine şirk koşulmaması gerektiğini sadece Ona has kılarak, tevhid inancından sapmamamız şeklinde bizi uyarıyor. Peki bizi Allah’a yaklaştıracak ameller, eylemler nelerdir? Rabbimiz her konuda olduğu gibi bu konuda da kullarına yol göstermiştir.

Kullarım sana beni sorduklarında bilsinler ki şüphesiz ben yakınım, bana dua ettiğinde dua edenin dileğine karşılık veririm. Şu halde benim davetime gelsinler ve bana iman etsinler ki doğru yolu bulabilsinler.(Bakara:186)

Doğru yol önce iman etmek ve sonra dua etmekten geçiyormuş demek ki.Dua bizim Allah’a gerçekleşmesini arzuladığımız şeylerden de çok öte bir eylemdir. Dua yakarıştır. Dua inanmaktır. Dua Allah’a tam teslimiyettir. Bir tevekkül halidir. Allah’ın Kur’anda bahsettiği peygamberler dua etmişlerdir. Ömürleri boyunca neler yaşadıklarının hepsini bilmiyoruz ama dualarından haberdarız. Hz İbrahim’in duası Bakara 129. ayette geçiyor. 

“Soyumuzdan, onlara senin âyetlerini okuyacak, kitabı ve hikmeti öğretecek, onları arındıracak bir elçi çıkar rabbimiz! Çünkü yalnız sensin kudret ve hikmet sahibi.”(Bakara:129)

Çok içten ve samimi olan bu dua Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in doğması ve 40 yaşında peygamberlik verilmesiyle hayat buluyor. Hasta olanlarımız için Hz. Eyyüb’ün duasına bakalım. 

“Eyyûb’u da an! Hani rabbine, “Başıma bu dert geldi. Ama sen merhametlilerin en üstünüsün” diye niyaz etmişti.” (Enbiya:83)

Bizler hangisinin hayırlı olup olmadığını bilmiyoruz. Neyin en iyi olduğuna karar kılan Allah’tır. 

“Rabbim!” demişti, “Benim kemiklerim zayıfladı, saçlarım ağardı. Rabbim! Ben sana ettiğim dualarda hiç eli boş dönmedim.” (Meryem:4)

Bizler de  ne istediğimizin bilinciyle dua etmeliyiz. 

“İşte siz böylesiniz; hadi hakkında bilginiz olan konuda tartıştınız, fakat hiç bilgi sahibi olmadığınız bir konuda niçin tartışıyorsunuz! Oysa Allah bilir, siz bilmezsiniz.”(Al-i İmran:66)

En çaresiz anlarımızda yapabileceğimiz belki de tek şeydir dua. Peygamberimiz “Dua müminlerin silahıdır” buyuruyor. 

Yanlışlıkla birini öldüren Hz. Musa kaçıp kime sığınmıştı? “Bunun üzerine Mûsâ, onların hayvanlarını sulayıverdi. Sonra gölgeye çekilip, “Ey rabbim! Bana lutfedeceğin her türlü hayra muhtacım!” diye niyazda bulundu.” (Kasas:24)

Yaptığı iyiliğe karşılık beklemeden sadece Allah’tan istedi. Bana şunu, bunu ver demedi. Aksine iyilik etmek için harekete geçti. Daha sonra Allahtan Onun indireceği her hayra muhtaç olduğunu söyledi. Bizler de iyilik yapmak için fırsat kollamalıyız ki bu da fiili duadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir