KUR’ANDA GEÇEN KALP KELİMESİ ÜZERİNE

Kalp beynin merkezinde yer alır. Buna komuta ve yönetim merkezi de diyebiliriz. Bu kalp kan pompalayan organdan farklıdır. Beynimizin merkezinde yer alan bu kalp bağlantı kurma, alınan bilgileri sınıflandırma, doğruyu yanlıştan ayırt etme, bağ kurma gibi özellikleri vardır.

Gözlerin görme, kulakların duyma, burnun koklama, derinin hissetme ve dokuma, dilin tatma özelliği olduğu gibi beynin merkezinde yer alan kalbin de akletme yani bağ kurma, sınıflandırma, analiz ve sentez yapma, doğru ile yanlışı ayırt etme, bağlantı kurma ve anlama gibi özellikleri vardır.

“Gerçek şu ki, cinnden ve insten çoğaltılmış olanların birçoğu Cehennemliktir. Ki onların kalpleri vardır onunla kavramazlar, gözleri vardır onunla görmezler, kulakları vardır onunla işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidirler, hatta daha da bilinçsizdirler. İşte gafil olanlar bunlardır.”(Araf:179)

Bu ayette gözleri vardır onunla görmezler, kulakları vardır onunla görmezler cümlelerinden önce kalpleri vardır onunla kavramazlar ifadesi geçer. Buradan anlıyoruz ki kalbin fıkh etme, kavrama ve ince anlayış gibi özellikleri vardır. Yani yukarıda ifade ettiğimiz gibi gözün görme, kulağın duyma özelliği olduğu gibi kalbin de kavrama ve anlama özelliği vardır. İnsanın anatomisine baktığımızda anlama, kavrama, akletme gibi özelliklerin beynin merkezinde gerçekleştiği anlaşılır.

“Onlar, yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki kendilerinin, kendisi ile akıl edecekleri kalpleri veya kendisi ile işitecek kulakları olsun. Gerçek şu ki, kör olan gözler değildir, kör olan göğüslerde olan kalplerdir.” (Hac:46)

Araf suresindeki ayette kalbin kavrama özelliği ifade edildi. Bu ayette ise kalbin akletme özelliği ifade edilmiştir. Akıl kelimesi Kur’an’da kırk dokuz defa geçer ve bütün ayetlerde fiil olarak geçer. Bu da donuk, kullanılmayan bir aklın ekilmeyen, ürün alınmayan boş bir arazi gibi işe yaramadığını ifade eder. İşlevsel ve kullanılan aklın önemini ortaya koyar.

Ayetin son cümlesi muhteşem bir durum tespitini ortaya koyar. Akletmeyen, aklını kullanmayan, aklını başkasının cebine koyan ve kiraya veren, atalarının yolunu hak gören kişilerin manevi olarak körleşmiş olduğunu ortaya koyar. Bu duruma gelenlerin gerçeği görmesi, hakkı anlamaları mümkün değildir. Böyle bir halden kurtulmanın yolu aklı kullanmak, sorgulamak ve Kur’an’a yönelmekle aşılabilir. Eğer böyle yapmazsak şirk ve pislik içinde kalırız. Rabbimiz şirkin büyük bir zulüm olduğunu ve affının olmadığını beyan etmiştir.

İnsanların şirk ve pislik içinde kalmalarının sebebi ise akletmemeleri olduğunu rabbimiz Yunus Suresi 100. ayette beyan etmiştir.

“Allah’ın (insana akıl, irade ve özgürlük vermek suretiyle gerçekleşen) izni olmasaydı hiç kimsenin iman etmesi mümkün değildir. O aklını kullanmayanları pislik içinde bırakır.”(Yunus 100)

Vardığımız bu sonuç bizim düşüncelerimizdir. En doğrusunu Allah bilir.

Similar Posts

  • ŞİRK NEDİR?

    Allah’a hamd olsun. Yokluktan var eden, karanlıktan nur, acıdan sabır çıkaran, pişmanlıktan sonraki tevbeyi kabul eden Allah’a hamd olsun.  Hamd, kuluna kitabı indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah’a mahsustur. Yalnız Ondan yardım dileriz ve Ondan bağışlanma dileriz. Ona iman eder ve yalnız Ona tevekkül ederiz. Nefislerimizin şerrinden ve kötülüğünden Allah’a sığınırız.  Allah kimi hidayete…

  • BURUC SURESİ(2.BÖLÜM)

    (11) İnanan ve iyi amel yapanlar için de altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş odur. Buradaki kurtuluş,buradaki zafer, başarma yani şerden sonra kazanılan bir zaferdir. Zorluklara sabrederek işlenilen salih amellerin karşılığıdır. Öylesine bir kurtuluş değil. Zorluktan sonra yapılan kurtuluş. Bu güzel insanlar iman etme sürecinde davranışlarıyla, şerrin, kötünün karşısındaki duruşlarıyla bir zafer kazandılar,…

  • AYETLER IŞIĞINDA KİMLERE İYİLİK YAPMALIYIZ?

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Konunun daha iyi anlaşılması açısından iyilik kavramına bir göz atalım, Dilimizde iyilik, erdem ve fazilet olarak adlandırılan “iyi olma durumu, fayda içeren davranışlar”, her bir ifadesi mucize olan Kerim Kitabımızda farklı yön ve boyutları ile yer bulmaktadır. Öyle ki iyilik olarak tercüme edilen birden çok Kur’an kelimesi bulunmaktadır: Birr,…

  • MÜDDESSİR SURESİ (3.BÖLÜM)

    (48)Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.Ayette geçen nefa kelimesi, fayda demektir. Yani ne şefaatçilerin yardımı ne de aracılık edenlerin desteği o gün onlara bir fayda sağlayacaktır; çünkü artık ölüm gelip çatmıştır. ​Şefaat Konusuna Nasıl Bakmalıyız? ​Şefaat konusu oldukça ince bir meseledir. Bu konuya “Şefaat yoktur!” diye kestirip atarak başlamamak gerekir; böyle yaparsak yanlış bir başlangıç…

  • ABESE SURESİ(2.BÖLÜM)

    (8-10) Allah’a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun. Peygamber Efendimize telaşla gelen o kişi, kördü. Koşarcasına gelip Peygamber Efendimizin sohbetini bölmüştü. Burada say kelimesini biraz açmak istiyorum. Say, “koşmak” demektir, buradaki manası ise koşarcasınadır. Çünkü bir kör istese de koşamaz. O, büyük bir telaşla, hızlı hızlı, aceleyle ve…

  • KENDİNİ SAHİPSİZ SANMA!

    Kendini sahipsiz sanma!  Allah var. Kimse seni duymuyor sanma! Duâ var. Söylediğin her sözü kaydeden Melekler var. Herkesin yaptığı yanına kâr kalacak sanma! Ölüm var. Hesap var. Kalbini serin tut! Aşk ile yürü Allah yolunda. Allah katında adalet var huzur var. “Yılgınlığa kapılıp gevşemeyin (cesaretinizi kaybetmeyin), üzülmeyin, eğer Allah’a inanıyorsanız üstünsünüz.“ (Âl-i İmrân suresi 139….

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir