KUR’ANDA ANLATILAN MÜNAFIK TİPOLOJİSİ

Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla…

Sözlük anlamında münafık, dinî kurallara inanmadığı hâlde inanmış gibi görünen kişi olarak geçmektedir. Allah’ın birliğini, Hz. Muhammed’in peygamberliğini ve onun, Allah’tan getirdiklerini kabul ettiklerini söyleyerek, Müslümanlar gibi yaşadıkları halde, kalpten inanmayan kimselere münafık denir.

Kur’an-ı Kerim’de muhataplar inançları bağlamında iman edenler ve inkâr edenler şeklinde iki kategoriye ayrıldığı, buna ek olarak iman ile inkâr arasında yer alan münafıkların da üçüncü bir inanç grubunu oluşturduğu görülmektedir. Genelde insanların özelde ümmetin en tehlikeli düşmanları münafıklardır. Onlar, yaşamlarının bir parçası olan aldatma eylemini bir başka renge boyamak suretiyle iletişim halinde olduğu bireyleri ve toplumu yanıltmaya çalışır. İslam’ın inşa ettiği erdemli toplumu karıştırmak için başvurdukları içe ve dışa yönelik oyunlarına, bu oyunlara ortak olanlara hem Kur’an hem de Hz. Peygamber (a.s.) dikkat çekmiştir.

Konu Bağlamında ayetlere bakacak olursak;

Nisa Suresi, 142. ayet: Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah’ı aldatmaktadırlar. Oysa O, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı ancak çok az anarlar.

#Bu ayette münafıkların Yaratıcıyı kandırdıklarını zannetmelerinden, hâlbuki bunun imkansız olduğunu bilmiyorlar.  

Ahzab Suresi, 1. ayet: Ey Peygamber, Allah’tan sakın, kafirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

# Bu ayette Kafirlere ve münafıklara hiçbir şekilde itaat edilmeyeceği ifade edilir. Tabi bu ayet peygamber özelinde ümmete bir çağrıdır.

Ahzab Suresi, 48. ayet: Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.

# Kafir ve münafıkların yeri geldiğinde Müslümanlara eziyet edebileceğini, buna karşın ise Allah’a tevekkül emredilmektedir.

Tahrim Suresi, 9. ayet: Ey Peygamber, kafirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı ‘sert ve caydırıcı’ davran. Onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü bir dönüş yeridir o.

# Yine bu ayette münafıklara karşı peygamber özelinde, tüm ümmete bir çağrı yapılmaktadır. Münafık ve avanesine karşılık cihad emredilmektedir.

Tevbe Suresi, 69. ayet: Sizden önceki (münafıklar ve kafirler) gibi. Onlar sizden kuvvet bakımından daha güçlü, mal ve çocuklar bakımından daha çoktular. Onlar kendi paylarıyla yararlanmaya baktılar; siz de, sizden öncekilerin kendi paylarıyla yararlanmaya kalkışmaları gibi, kendi paylarınızla yararlanmaya baktınız ve siz de (dünyaya ve zevke) dalanlar gibi daldınız. İşte onların dünyada ahirette bütün yapıp-ettikleri (amelleri) boşa çıkmıştır ve işte onlar kayba uğrayanlardır.

# Bu ayette ise münafıkların kuvvetçe zengin olduklarına ve amellerinin zayi olduğu haber edilmektedir.

Nisa Suresi, 61. ayet: Onlara: “Allah’ın indirdiğine ve elçiye gelin” denildiğinde, o münafıkların senden kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün.

# Münafıklar daima batılın peşinde oldukları aşikârdır ve onlar haktan yüz çevirmektedirler.

Enfal Suresi, 49. ayet: Münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar şöyle diyorlardı: “Bunları (Müslümanları) dinleri aldattı.” Oysa kim Allah’a tevekkül ederse, şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

Tevbe Suresi, 64. ayet:  Münafıklar, kalplerinde olanı kendilerine haber verecek bir sûrenin aleyhlerinde indirilmesinden çekiniyorlar. De ki: “Alay edin. Şüphesiz, Allah kaçınmakta olduklarınızı açığa çıkarandır.”

Tevbe Suresi, 68. ayet: Allah, erkek münafıklara da, kadın münafıklara da ve (bütün) kafirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. Bu, onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir ve onlar için sürekli bir azap vardır.

# Peşi sıra gelen ayetlerde, münafıkların cezalarının sürekli azap olduğu belirtilmektedir.

Ahzab Suresi, 60. ayet: Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde kışkırtıcılık yapan (yalan haber yayan)lar (bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara saldırtırız, sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler.

# Münafıkların yalancı olduğu ifade edilmektedir.

Münafikun Suresi, 7. ayet: Onlar ki: “Allah’ın Resûlü yanında bulunanlara hiçbir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler,” derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Ancak münafıklar kavramıyorlar.

# Bu ayette ise münafıkların sözlerine çevreden itibar edildiğine, ve onların bu gücü propaganda aracı olarak kullandıkları anlaşılmaktadır.

Nisa Suresi, 138. ayet: Münafıklara müjde ver: Onlar için gerçekten acıklı bir azap vardır.

Nisa Suresi, 140. ayet: O, size Kitap’ta: “Allah’ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze dalıp geçinceye kadar, onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz” diye indirdi. Doğrusu Allah, münafıkların ve kafirlerin tümünü cehennemde toplayacak olandır.

Nisa Suresi, 145. ayet : Gerçekten münafıklar, ateşin en alçak tabakasındadırlar. Onlara bir yardımcı bulamazsın.

Tevbe Suresi, 67. ayet: Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar, ellerini sımsıkı tutarlar. Onlar Allah’ı unuttular; O da onları unuttu. Şüphesiz, münafıklar fıska sapanlardır.

Ankebut Suresi, 11. ayet: Allah muhakkak iman edenleri de bilmekte ve muhakkak münafıkları da bilmektedir.

# Peşi sıra gelen ayetlerde ise, Allah’ın münafıklar kendilerini gizlese bile, onların ahirette cehennem ile cezalandırılacağını ifade etmektedir.

Ahzab Suresi, 24. ayet: Çünkü Allah, (sözüne bağlı kalıp doğru olan) sadıkları sadakatlerinden dolayı mükafaatlandıracak, münafıkları da dilerse azaplandıracak veya tevbe (nasib edip tevbe)lerini kabul edecektir. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

Münafikun Suresi 1. ayet: Münafıklar sana geldikleri zaman: “Biz gerçekten şehadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah’ın elçisisin” dediler. Allah da bilir ki sen elbette O’nun elçisisin. Allah, şüphesiz münafıkların yalan söylediklerine şahidlik eder.

# Bu ayette ise münafıkların yalan söylediklerini dikkat çekmektir.

Münafikun Suresi, 8. ayet: Derler ki, “Andolsun, Medine’ye bir dönecek olursak, gücü ve onuru çok olan, düşkün ve zayıf olanı elbette oradan sürüp-çıkaracaktır.” Oysa izzet (güç, onur ve üstünlük) Allah’ın, O’nun Resûlü’nün ve mü’minlerindir. Ancak münafıklar bilmiyorlar.

Nisâ, 91: “…Fitneye her çağrıldıklarında koşarak giderler…” 

et-Tevbe, 107: “…İnanan insanların aralarına nifak sokmak için var güçleriyle savaşırlar…”

Bakara, 11-12: “Onlara, yeryüzünde fesat çıkarmayın, denildiği zaman, «Biz ancak ıslah edicileriz» derler. Şunu bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, lâkin anlamazlar.”

Sonuç olarak;

Münafık, bazı sebepler yüzünden İslam’a girmiş, zâhiren müslüman görünen içten içe ise inkarını ve inançsızlığını gizleyen ve bunu da bir yaşam biçimi haline getiren kişidir. Ancak inançsızlığını ve ikiyüzlülüğünü gizleme konusunda her zaman başarılı olamamaktadır. Çoğu zaman davranışlarında, konuşmalarında ve yaşantısında nifak belirtileri ortaya çıkmakta ve kendini belli etmektedir. Kur’an’ı Kerim münafıkların, davranış ve fiillerinden hareket ederek bizlere bilgiler vermekte ve bu konuda müminleri uyarmaktadır. Böylece müslümanlar, Kur’an’ın verdiği bu bilgileri kullanarak sinsice düşmanlık yapmak isteyen münafıklara karşı, kendini koruyabilecektir. Bu doğrultuda Kur’an’ı Kerim’i taradığımızda şu sonuçlara ulaştık:

1- Münafığın inanç esaslarında şüphe ve tereddütle başlayan akide bozukluğu aynı zamanda inkarı da beraberinde getirmektedir. Münafıklardan bir kısmı diliyle inandığını söylemesine rağmen hakikatte hiçbir zaman inanmamıştır. Bir kısmı ise kalplerindeki şüpheden dolayı müminler ile kâfirler arasında sürekli gidip-gelmektedir. Münafık, nereye tabi olacağına karar verememekte, tutarsız bir kişilik sergileyerek neticede inkara sürüklenmektedirler.

2- Münafık içinde yaşadığı müslüman toplum içerisinde inkarını gizlediği için sürekli bir korku hali yaşamaktadır. Kalbinde gizlediği küfründen dolayı, inkârını açığa çıkaracak bir sûrenin inmesinden sürekli korkmaktadır. Hatta her sesi ve olayı aleyhine sanacak kadar korkak bir kişilik yapısına sahiptir.

3- Münafığın diğer bir özelliği de kendini aşırı derecede beğenmesidir. Münafıklar içine düştüğü gurur ve kibirden dolayı Allah’tan korkmazlar ve O’na iman etmezler.

4- Münafığın diğer özelliklerinden biri de mala karşı çok düşkün olmasıdır. Dünyevî hırsı onu cimri bir hale getirmiştir. Savaşa katılmaz ama ganimet paylaşmaya gelince kendisine de pay verilmesini isteyerek bu hususta Hz. Peygamber’i ve müminleri incitecek sözler sarfetmektedir.

5- Münafıklar, menfaatlerini korumak ve yaptıkları kötülükleri gizlemek için sürekli yalana başvururlar. Hz. Peygamberi ve müminleri inandırabilmek için yalan yere yemini bir kalkan olarak kullanırlar.

6- Münafıklar kaza ve kaderi Allah’ın belirlediğine inanmazlar. Allah yolunda savaştan kaçarak ölümden kurtulduklarını zannederler. Şehid olan müminler için bizi dinleselerdi öldürülmezlerdi diyerek müslümanların temiz düşüncelerini bozmaya çalışırlar.  

7- Münafıklar, müslüman toplum içerisinde iftira ve spekülasyonlarıyla toplumun huzurunu bozmaya çalışır. Hz. Peygamber’e ve ailesine iftira ederek hem gizli emellerini gerçekleştirmek için uygun zemin hazırlamak hem de Hz. Peygamber’le müslümanların arasını açmak isterler.

8- Münafığın bir başka özelliği de dînî ve manevî değerleri alaya almasıdır. Kur’an ve müminlerle alay ederler. Hz. Peygamber’e lakap takarak itibarını zedelemek ve sözlerini tesirsiz hale getirmeye çalışırlar.

9- Münafığın diğer bir özelliği de, İslam’ın inanç esaslarını hafife alması, namaz ve zekat gibi İslam’ın önem verdiği ibadetleri yerine getirmede isteksiz davranmasıdır. Namazı, nifakını kapatmak amacıyla gösteriş için kıldığı gibi zekatı da gösteriş için verir. Allah yolunda harcama yapma konusunda cimri davranır ve sadakayı verirken ihtiyaç sahibine de eziyet eder.

10- Münafığın en belirgin vasfı karakterinin bozuk olmasıdır. Münafığın, dışı ile içi, inancı ile yaşantısı dili ile kalbi sürekli çatışma halindedir. Münafık, psikolojik olarak kişiliği bozulmuş, hiçbir ilkesi kalmamış, bunun neticesinde de kimliksiz bir hale gelmiştir. Netice olarak diyebiliriz ki nifak, itikadî yönü olmakla birlikte en az onun kadar bir ahlak problemidir. Bu sebepledir ki her münafık kâfirdir; ama her kâfir münafık değildir.

                                       Vesselam

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir