AYETLER IŞIĞINDA KİMLERE İYİLİK YAPMALIYIZ?

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

Konunun daha iyi anlaşılması açısından iyilik kavramına bir göz atalım, Dilimizde iyilik, erdem ve fazilet olarak adlandırılan “iyi olma durumu, fayda içeren davranışlar”, her bir ifadesi mucize olan Kerim Kitabımızda farklı yön ve boyutları ile yer bulmaktadır. Öyle ki iyilik olarak tercüme edilen birden çok Kur’an kelimesi bulunmaktadır: Birr, hasenât, salihât ve maruf bu kelimelerden bir kaçıdır. Kur’an’ın iyiliği farklı birden çok kelime ile anlatması, her bir kavrama kendi bağlamı içinde yeni anlamlar yüklemesi iyiliğin çok yönlülüğünü ortaya koymaktadır.

Konu ile ilgili ayetler şu şekildedir;

Bakara Suresi 44. ayette Allah şöyle buyurmaktadır; İnsanlara iyi olmayı emredip kendinizi unutuyorsunuz, öyle mi? Bir de Kitab’ı okuyorsunuz. Hiç aklınızı kullanmaz mısınız?

Bu ayette Allah iyiliği başkalarına tavsiye ederken kendi benliğimizi unutmamamızı istemektedir.

Ancak âyet bize, başkalarına iyiliği emrederken kendilerini unuttuklarını yani onların kendi yaşayışlarının bilgileri ve sözleriyle çeliştiğini, sonuç olarak samimi dindarlık hislerini kaybettiklerini göstermekte; “Aklınızı kullanmıyor musunuz?” ifadesiyle bu çelişkili tutumlarının, yalnızca dinin hükümlerine değil, akla da aykırı olduğuna işaret etmektedir. Zira başkalarına iyiliği öğütleyenlerin kendi yaşayışlarında bunun aksine davranmaları Kur’an’ın kesinlikle reddettiği bir tutumdur. Nitekim Saff Sûresinde “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niye söylersiniz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında çok sevimsiz bir davranıştır! buyurulmaktadır.

Bakara Suresi 83. ayette Allah şöyle buyurmaktadır; Hani biz, İsrâiloğulları’ndan şöyle söz almıştık: Sadece Allah’a kulluk edeceksiniz; ana babaya, yakın akrabaya, yetimlere ve yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara doğru olanı söyleyiniz, namazı kılınız, zekâtı veriniz. Sonunda azınız müstesnâ, yüz çevirerek dönüp gittiniz.

Burada da iyilik Allah’a kulluk ile başlamaktadır. Daha sonra ana ve babaya, yakın akrabaya, yetimlere ve yoksullara sırasıyla iyilik yapılmasını istemektedir.

(Dr. Fatma Bayraktar Karahan, Kur’an’da iyiliğin inşası, Ankara,2015,s.19.)

Gelenekte anne babaya itaat etmek vardır, oysa yüce Allah bu ayette anne ve babaya itaatten değil iyi davranmaktan bahsetmektedir. Çünkü kişinin anne babası, onunla aynı dini paylaşmak zorunda değildir. Ebeveynler ve eşler ayrı dinlere sahip olabilmektedir. Çünkü inanç kişiseldir ve kalptedir. Dolayısıyla Nebi-Resul bile olsa kimse kimseye zorla bir inancı kabul ettiremez. Her mümin ailesinin de kendisi gibi mümin olmasını isteyebilir, fakat herkes kendi kararını vermekte ve sonucunu da göze almaktadır. Bulunduğumuz ortamda yaşama hakkımız var ise başka bir yere gidemeyiz. Bize düşen insani ilişkilerimizi en düzgün şekilde yürütmek gerekmektedir. Bunun için de Allah-u Teâla şöyle buyuruyor; “İnsana ana-babasına iyi davranma görevi yükledik. Ama bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana eş koşman için sana baskı yaparlarsa sakın boyun eğme. Hepinizin dönüşü banadır. Ben de neler yaptığınızı, o zaman size bildireceğim.” Genelde evlatlar geleceğe yatırımdır ve çok sevilirler, anne kendileri anne babadan alacağını aldıkları için bir müddet sonra anne baba sanki onlara yük gibi gelir. Bu yüzden ihmal edebilir, kendilerine sabırsız davranabilirler. Dolayısıyla Allah-u Teala onlara özellikle iyi davranmayı istemektedir. Eğer anne babalar evlatlarına Allah’tan başkasına şirk koşması için mücadele ederlerse, asla onlara itaat edilmez, fakat iyi davranmaya devam edilir. Zaten sabırla imtihan olmanın büyük kısmı bundan ibarettir. “Anan ve baban, hakkında bir bilgin olamayacak şeyi bana şirk koşman için baskı yaparlarsa sakın boyun eğme ama dünya işlerinde iyi geçinmeye devam et. Sen, bana yönelen kimsenin yoluna uy. Sonunda dönüşünüz banadır; neler yaptığınızı size, o zaman bildireceğim.”(Lokman 31/15) ayette anne babanın, evlatlarını şirk koşturmak için olan mücadeleleri cihat olarak geçmektedir. Çünkü cihadın kelime anlamı ” bir konuda bütün gücünle gayret göstermektir.”Evlatların da onlara karşı güzellikle anlatması ve islama çağırması da cihattır. Savaş ise ancak yaşama hakkının ortadan kaldırılması durumunda olacak bir şeydir. Böyle durumlarda evlat dünya ile ilgili işlerde anne babasına iyi davranmalı, ama din konusunda kendisine müdahale ettirmemelidir. İnsan her konuda itaat edeceği davranış Cenab-ı Hakkın emrine aykırı değil ise kabul eder, eğer aykırı ise hiç bir kimseyi hiç bir şeyi önüne geçirmez ve reddeder. Çünkü insanın anne babası da olsa onu yaratan ve kendisine döndürecek olan Rabbi Allah’tır. Kulluk mercii de sadece Allah’tır. Herkesin toplumda bir cemaati, toplumu, sosyal bir alanı, birlikte faaliyetler yaptığı kişiler olabilir, fakat seçimi Allah’ın emirlerine yönelen, O’nun emirlerini kabul eden, birinci plana alan kişilerden yapmak gerekmektedir.

(https://www.suleymaniyevakfi.org/kuran-dersleri/2-bakara-suresi-83-ayet.html )

Bakara Suresi 177. ayette ise; İyilik, yüzlerinizi doğu ve batıya çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere ve kitaba iman edenin; malını çok sevmesine rağmen onu akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere, köle ve esirlere verenin; namazı dosdoğru kılanın; zekâtı verenin; sözleştikleri zaman gereğini yerine getirenin; sıkıntıda, darlıkta, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanda sabır gösterenin eyleminden oluşur. İşte doğru olanlar bunlardır; işte sakınanlar da bunlardır.

“Birr, ahlâk güzelliğidir” hadisindeki kullanımı da dikkate alarak “erdemlilik” diye tercüme ettiğimiz birr (el-birru) kelimesi, bu ayetteki kullanımından da anlaşılacağı üzere, Kur’an-ı Kerîm’in en kapsamlı kavramlarından biridir. Nitekim bu kelimenin geçtiği âyetler bütün olarak değerlendirildiğinde bunun Kur’an’da, iman ve ibadetten başlamak üzere her türlü iyilik, ihsan, itaat, doğruluk, günahsızlık gibi manalarda kullanıldığı görülür. Burada “birr” kelimesinin kapsamına giren; imana, ibadete, sosyal ahlâka ve bireysel ahlâka ilişkin olmak üzere dört bölümde sıralandığı görülen meziyetler de “birr” kelimesinin kapsadığı erdemlerin en önemlileri olup ayette kavramın muhtevası bunlarla sınırlanmamış, sadece örnekleme yoluna gidilmiştir. Nitekim Fahreddin er-Râzî de âyeti tefsir ederken birr kelimesini, “bütün saygı ifade eden davranışları, itaatleri ve insanı Allah’a yaklaştıran hayırlı işleri içine alan bir kelime” şeklinde değerlendirmiştir

Aslında bu ayette iyiliği prensip hale getirenlerin işleyeceği amellerden de bahsetmektedir.

Bakara Suresi 195. ayette ise; Bir de Allah yolunda harcayın ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın! Hep iyilik edin: Allah iyilik edenleri sever.

İyilik kavramı burada Allah yolunda harcama yâda infak ile ön plana çıkmaktadır. Allah yolunda harcama, toplumun en zayıf kesimine yapılan harcamadır.

Yine iyilğin devamlı yeryüzünde olmasını, insanların hayat parolası olarak iyilik kavramını şiar edinmeleri ayete konu olmuştur.

İsra Suresi 23. ayetteÇünkü Rabbin, başkasına değil, yalnızca O’na kulluk etmenizi, anne babaya iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa kendilerine öf bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle!

Allah önce kulluk istemektedir ardından ise ikinci ödevimiz ana babaya iyi davranmaktır. Âyette birinci ödeve bağlı olarak Allah’ın yalnız kendisine ibadet edilmesini buyurduğu belirtildikten hemen sonra, ana babaya iyilik etmeyi de buyurduğu belirtilmek suretiyle Allah’a kullukla ana babaya iyilik yan yana anılmış, böylece bu ödevin önemi vurgulanmıştır. Nitekim diğer bazı âyet ve hadislerde de Allah’a kulluk ile ana babaya iyilik etme yan yana zikredilmektedir. Bu hadislerin birinde Hz. Peygamber, en önemli amelleri “vaktinde kılınan namaz, anne babaya iyilik ve Allah yolunda cihad” şeklinde sıralamış diğer bir hadiste ise büyük günahların en büyüklerini “Allah’a ortak koşmak, ana babaya âsi olmak ve yalan şahitliği yapmak” diye ifade etmiştir Râzî (III, 165-166), âyet ve hadislerde Allah’a itaatle ana babaya iyilik vecîbelerinin yan yana zikredilmesinin sebeplerini özetle şöyle sıralar: a) İnsanın maddî ve mânevî gelişmesi için en değerli katkı, Allah’ın nimetlerinden sonra ana babanın fedakârlıklarıdır;

b) Çocuğun varlık alanına çıkmasının asıl ve gerçek sebebi Allah, zâhirî ve hukukî sebebi ise ana babadır; c) Allah nimetlerini karşılıksız verdiği gibi ana baba da çocuklarının ihtiyaçlarını tamamen karşılık beklemeden yerine getirirler; d) Allah, kuluna günahkâr olsa bile nimet verdiği gibi ana baba da âsi bile olsa evlâtlarına desteklerini sürdürürler; e) Allah, kullarının iyiliklerinden memnun olup karşılığını fazlasıyla verdiği gibi ana baba da çocuklarının imkânlarını daha çok geliştirmelerine yardım eder, bundan mutlu olurlar

Ahkaf Suresi 15. ayette; BİZ insana anne babasına karşı iyi davranması talimatını ilettik: çünkü annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Onun taşınması ve sütten kesilmesi otuz ayı buldu.

Yine burda da Allah iyilik yapma sırasını ana babaya vermiştir. Konu ile alakalı ayetler bu şekildedir.

Yaptıklarımız ve yazdıklarımız sadece vaktinizi almış ise yazık bize. Yok, yararlı şeyler ise lütfen duanızı bizden esirgemeyiniz. Haklarınızı helâl ediniz.

Hepinizi Allah’a ısmarladık! 

                                  Vesselam…

Similar Posts

  • KUR’ANDA MÜNAFIKLARIN ALAYCI TAVIRLARI

    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Hayat kitabımız Kuranda münafıklar iman edenlere karşılık, hakikati baltalamak adına alay eder ve iman edenleri ahmak, beyinsiz olarak niteler.  Acaba beyinsiz ve ahmak olanlar münafıklar mı? Yoksa iman edenler mi? Gelin biraz inceleyelim. Bakara suresi 13. ayeti kerimesinde;  Yine O münafıklara,  “iman sahibi şu insanlar gibi siz de iman…

  • CİN SURESİ 2. BÖLÜM

    (6)“Doğrusu insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazılarına sığınırlardı da, cinler onların taşkınlıklarını artırırlardı.”İnsanlar; cinleri her şeyi bilen, her konuda bilgi sahibi, her şeye gücü yeten, güçlü, kuvvetli, gaybı bilen ve diledikleri her şeyi yapabilen varlıklar olarak görüyorlar. Onlara böyle inandıkları için de bilgilerinden ve güçlerinden istifade edebilmek amacıyla cinlerden yardım istiyorlar. ​”Amanın cinler!”, “Ey cinler!”, “Cinciler…

  • KUR’AN-I KERİM’E GÖRE DEDİKODU YAPMAK NEDİR?

    Dedikodusu yapılan kişi o ortamda olmadığından kendini savunamaz. Hayır öyle değil, benim hakkımda neden böyle konuşuyorsun diyemez. Sessizdir, dilsizdir, ölü gibidir. Onun için Rabbimiz Hucurat Suresi 12. ayette ne buyuruyor?Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü bazı zanlar günahtır. Gizlilikleri araştırmayın, birbirinizin gıybetini yapmayın; herhangi biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Tabii ki bundan…

  • MÜRSELAT SURESİ(4.BÖLÜM)

    (34)O gün  yalanlayanların vay hâline! Vay haline o gün, gerçekleri yalanlayanların! Onlar ki suç işleyip işleyip yanına kâr kaldığını zannederek cehennem azabını, cehennem haberlerini yalanladılar. Bakın, Rabbimiz Tegabun Suresi 7. ayetinde ne buyuruyor: Tegabun Suresi, 7. Ayet: İnkâr edenler, asla diriltilmeyeceklerini zannettiler. De ki: “Hayır, Rabbim hakkı için muhakkak diriltileceksiniz, sonra muhakkak yaptıklarınız size anlatılacaktır ve bu Allah’a…

  • BELED SURESİ(2.BÖLÜM)

    ﴾5﴿ O, hiçbir kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor? Bu ayetteki kişiler kibirlenir, kendi kendine yeter görür. Allah’a işim düşmez, Allah’ın kurallarına uymam der. Ayrıca bu kişiler soyuna, malına, makamına, çevresine, akrabalarına güvenir. Ondan dolayı Allah’ın emirlerine uyma gereği hissetmez. Neden namaz kılayım, hacca gideyim, iyilikler yapayım, gerek yok der. Bu sebeple bu kişiler hayırlarda yarışmaz….

  • ANLAYINCA SEN DE KOŞACAKSIN

    Allah gönderdiği ayetleri ile bize hakikati gösterecek yollar göstermiştir.Bunlardan bir tanesi de neye, kime koşacağımız. *Öyleyse Allah’a koşun, gerçekten ben size O’nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.” (Zariyat: 50)* Peygamberimizin bu çağrısına  cevap verelim. Peygamberin arkasından giden ümmeti olalım. Bizi ateşe çağıran şeytanın ve onun taraftarlarının peşinden sürüklenip helak olmayalım. *Şeytanların şaşırtıp sersem bir halde çöle düşürmek…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir