AYET NE DEMEKTİR?

Dersimize şöyle bir cümle ile başlamak istiyorum .
Doğru bir bakışla bakarsan bir ayet gibi okuyabilirsin her şeyi! 
Kainatı, Kuran’ı, olayları ve tabi ki insanı.
Kuran’ın parçalarından her birine ayet diyoruz. Bu doğru ama acaba başka ayetler var mı? Ve ayet tam olarak 
ne anlama geliyor? 
Ayet sözlükte delil, alamet, mucize gibi anlamlarına gelmektedir. 
Kuran 4 şeye ayet der: 

1.si Kainat (Evrende gördüğümüz her şey bir ayettir. Güneş, ay, deniz, ağaçlar, canlılar ve cansızlar her şey bir ayettir. 

2.si Kuran (Kuran’ın her bir parçası, cümlesi veya harfi ayet olarak geçer. 

3.sü Hadisat:(Yani olaylar. Yaşanan önemli şeyler de bizim için ayet olabilir.)

4.sü İnsan: (İnsan da okunması gereken muhteşem bir ayettir.)

İşte insan bu 4 ayeti “birlikte okuduğu zaman” Rabbini gerçek anlamda tanıyabiliyor. 
Biz bugün bu 4 ayeti konuşacağız. Şimdi bunlardan ilkine bakalım. 

1.Kainat Ayetleri: 

Eşhedü en la ilahe illallah, 
eşhedü demek ben müşehade ediyorum, yani gözlerimle görerek şahidim demek. Yani diyor ki ben görür gibi şahidim Allahtan başka ilah yoktur. 

İyi de biz Allahı göremiyoruz. Neden o halde görüyorum , şahidim diyoruz. Çünkü biz Allahı göremiyoruz ama onun nimetlerini görüyoruz. Öyle diyor zaten Allah resulü, siz Allah’ın nimetini düşünün sanatını düşünün, Zatını düşünmeyin. O zaman işte görür gibi iman etmiş oluruz. Değil mi? 

Kuran’da kainat ayetlerini dolu dolu sunan Bakara suresi 164. ayeti beraber inceleyim. Ayet birkaç şey sayıp bunlarda düşünen bir topluluk için ayetler var diyor. Nelermiş bunlar? 
İlk olarak göklerin yerin ve yaratışılında ayetler (yani deliller) var diyor. 
Ne delili var ki dedim. Dönüp bak dedi bana Kaf suresi 6. ayet: “Üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı?” Ben de baktım göğe. Sonra bana soru sormaya devam etti elimde tuttuğum Kuran. 

Mülk suresi 3. ayeti:”Gözünü bir çevir bak, bir çatlak görüyor musun?” dedi . 
Baktım çatlak yoktu. 

Rad suresi 2. ayet:Göğü direksiz yükselttik. 
Direk de yoktu. Ama ayaktaydı. 
Ve Mülk suresi 4. ayet: “Sonra gözünü tekrar tekrar çevir, bak. Göz aradığı bozukluğu bulmaktan âciz ve bitkin bir halde sana dönecektir” dedi. 
Gökteki delil bu işte. Hiçbir çatlak yok. Onu ayakta tutan bir direk yok. Allah’ın yaratması kusursuz. Sen de ona kusursuz gözlerle bakmalısın dedi bana. Kainata kusur arayan gözle bakarsan o göz yorgun olarak sana döner. 
Bana ayetin verdiği ilk ders bu oldu. 
Kusur görenindir. Yoksa “Rahmanın yaratışında bir bozukluk göremezsin” diyor. Yine Mülk suresi 3. ayette“O her şeyi ölçüyle yarattı. (Kamer suresi 49. ayet). Yani mizanla yarattı der. Ve Mizanı taşırmayın diye uyarır bizi (Rahman suresinde) ella tetğav fil mizan. 
Peki mizan nasıl taşar, diye soruyorum.  Rum suresi 41. ayeti cevap veriyor. 
“İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu;”
Anladım diyorum. Demek ki her şey ölçüyleymiş de ölçüyü taşıran insanmış. 
Başımıza gelenler bizim yüzümüzdenmiş Al-i İmran suresi 165. ayet:  “Bu nereden başımıza geldi?” mi diyorsunuz? De ki: “O, kendinizdendir.”  
Yoksa her şey kusursuz. Kusur arayan gözlerle ayetleri nasıl bileceksin?

Yerde de ayetler var ne demek? Bakara suresi 22. ayet :”Yeri sizin için döşek yaptık.” der. 
Yani bu yerin üzerinde oturur dinlenirsiniz. Büyük küçük, zengin fakir, yaşlı genç bütün beşeriyet aynı evde oturup aynı döşekte yatan bir aile gibidir. Dolayısıyla insanlar, kimin döşeğinde yattığını bilirlerse, hangi Rabbin kulu olduklarını veya olmaları lazım geldiğini de bilirler. 
O yüzden yere de bakmalıyız. 

Sonra diyor ki gece ile gündüzün birbiri ardında gelişinde ayetler var. 
Ne ayeti var? Cevabı Yasin suresi 71’de : Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir. 
Yani ey insan güneşle ay bile bizim koyduğumuz yasalara, emrimize göre hareket ediyor. Ya sen gönderdiğimiz bunca ilahi emre, Kuran’a göre hareket etmeyecek misin? Bu kitabı ne zaman yaşayacaksın? 
Diğer kainat ayeti: …gemiler akar gider. Neden? Lütfundan arayasınız diye. (Casiye:21) Arayın lütfundan da infak edin. Su ölü toprağı diriltir. Sende böyle dirilmeyecek misin vahiyle? Rüzgar yön değiştirir, sende yön değiştir o zaman. Herkesin bir kıblesi var. Sen de hayırlara koş. Rabbine yönel. Boyun eğmiş bulutlar var, senin başın neden yukarda, neden mağrursun bulut bulut iken boyun eğmiş yağmur yağdırıyor, sen faydalı bir iş yapmayacak mısın? Bulut kadar da mı değilsin diyor sanki bize.
O ayeti hatırlardınız değil mi? Taşlardan öylesi vardır ki Allah korkusuyla yuvarlanır, ya da bağrından pınarlar fışkırır. Yani kalbin dağdan da mı taştan da mı katı? Senin içinde neden pınarlar fışkırmıyor? Kalbin heyecana gelmiyor? 

Görüyorsunuz ya , Rabbimiz kainatı bir delil olarak önümüze sermiş. Bundan sonra ancak vicdanımıza dönüp şu soruyu sorabiliriz? -O halde Rabbinizin hangi nimetine dersiniz yalan? (Rahman suresi) 

2) Hadisat (yaşanmış olaylar) 
Kıssalar içinde geçen derslere de ayet denir. Kuran onlara da ayet demiştir. 
Mesela Hz. Nuh kıssasını anlatır, Ankebut suresi 15’de:”onu ve gemi arkadaşlarını kurtardık. Bunu Âlemler için bir âyet yaptık. “ der. Neden bunlar alemler için bir ayettir? Bunu gösteren araştırmalar var. 
Dünyadaki en kapalı, kendi halinde toplumlarda bile böyle birkaç tufan hikayesi anlatılırmış. Nuh tufanına benzer. Yani tüm insanlığın zihnine kazınmış bir felaket bu. O yüzden bu olay tüm insanlık için bir ders gibidir. O yüzden ayettir diyor. 

Tuğyanın olduğu yerde tufan olur. İman gemisine binenler ise bu tufandan kurtulur, bu konuda da bizim için bir ders, ayet niteliğinde. Bunun gibi mesela Yusuf suresi 7. ayeti : “Andolsun ki Yûsuf ve kardeşlerinde, almak isteyenler için ayetler(yani ibretler) vardır.” der. 

Buna bakınca günümüzde de yaşadığımız olaylar birer ayet oluyor. Korona geldi küçük görünmez bir virüs bizleri eve kapattı. Depremle evlerin güvende olmadığını anladık evden kaçtık, (halbuki dağlara ev yapın diyordu Hicr suresi 82. ayet. Biz kotü arazilere yaptık, burda ayetler var.) Ve nihayet savaş. İnsanoğlu üzerinde derin izler bırakan tüm bu olaylar da ayettir. Bizim için bir derstir. 

İNSAN 
Nefsini bilen Rabbini bilir dedi Allah Rasulu. Yani insan kendini tanıdıkça yaratıcısını daha da öğrenecekti. O yüzden kendine bakmalıydı, kendini anlamalıydı. 
Kendini anlama sürecinde insan nedir ile ilgili birçok fikir ortaya çıkmıştır. Bazı batılı filozoflar 
-İnsan düşünen bir hayvandır demiştir. 
Ya da öğrenen bir hayvandır demiştir. Tabi biz hayvan yerine beşeri tercih ediyoruz. Yani diyolar ki insan öğrenen bir beşerdir. 
Bunun gibi insanla ilgili birçok tanımlama yapılmış. Ama biz bugün ey dostum Kuran beni bana anlat diyeceğiz. 

Şimdi biz susalım da insanı Yaratıcı Yüce Allah, kitabında nasıl anlatıyor bir bakalım. 
İnsan suresi 1-2. ayeti : Henüz anılan bir şey değilken, şüphesiz ki insanın üzerinden çok uzun bir süre geçti! 
Demek ki insan bir zamanlar anılmaya değer değildi. Peki ne zaman anılmaya değer bir varlık oldu ya Rab? Ayet devam ediyor. Biz insanı karışık ( yani döllenmiş bir nutfeden yarattık. Onu imtihan etmekteyiz. Bu yüzden onu işiten ve gören kıldık. 
Bakın demek ki işiten ve gören olunca anılmaya değer olmuş insan. İşiten ve gören olunca imtihan etmeye değer olmuş. 
Tabi burada işitmek ve görmek demek, bildiğimiz kulakla duymak ve gözle bakmak demek değil . İşitmek ve görmek demek anlamak ve akletmek demektir. 
Çünkü hayvanlar duyar, insanlar ise işitir. İşitmek anlamayı da içeren bir duyma eylemidir. Hayvanlar bakar, insanlar ise görür. Görmek de anlamayı içeren bir bakma eylemidir. 
Yani kısaca diyor ki size anlamayı ve akletmeyi verdik, o yüzden sizi imtihan etmekteyiz. 

Peki sonra ne oluyor? Sözleşme yapıyoruz. Daha dünyaya gelmeden sözleşme yapıyoruz Rabbimizle. Araf suresi 172. ayeti: Yüce Allah ruhları yarattıktan sonra bize soruyor “ Ben sizin Rabbiniz değil miyim? “ Elbette Rabbimizsin tanıklık ederiz diyoruz bizde. 

Demek ki her ruh sahibini tanıyor. Demek ki her ruh Rabbini biliyor. Hiçbir insan Rabbinden habersiz değil. 

Peki beni yarattın, içime hangi özellikleri koydun Allah’ım? 
Şems suresi 7. ayetinde Nefse ve onu şekillendirene yemin ediyor. Nasıl şekillendirdi peki? Ona takvasını ve fücurunu ilham etti diyor 8.ayet. Yani iyilik ve kötülük yapma kabiliyeti içinde var senin. Her insanın içinde bu iki kabiliyet de var. 
Ama bu da yetmiyor. Ne yapıyor bakın.
Hucurat suresi 7. ayet: Allah, size imanı sevdirdi ve kalplerinizi onunla güzelleştirdi; küfürden, fasıklıktan ve isyandan nefret ettirdi.  
Yani imanı, iyiliği sevdirdi kalbimize. Kötü olan şeyleri çirkin gösterdi. 

Ve Rum suresi 30. ayeti insanı islam fıtratı üzerine yarattı. 
Bak insan doğuştan bu din üzere. 
Tin suresi 4-5. ayetleri ile de bunu destekliyor: İnsanı en güzel şekilde yarattık. Sonra onu aşağıların en aşağısına çektik. 
İnsan yaratılıştan en iyi idi, fakat en iyi bozulunca en kötü olur 

Biz seni güzel yarattık. Fıtratını korursan iyi kalırsın ey insan!. Ama fıtratını bozarsan, yaratılışına ihanet edersen sen kendini alçalttığın gibi bizde seni aşağıların en aşağısına çekeriz. Ki yaratılmışların en şerlisi olursun diyor. Öyle geçiyordu dimi Enfal suresi 22. ayetinde? Yaratılmışların en şerlisi bir şeye akıl erdiremeyen sağır ve dilsizlerdir. (55.ayette bunlar kafirlerdir buyuruyor)
Bunlara işitme ve görme kabiliyeti verildi. Ama onlar bu kabiliyetlere ihanet ettiler. Hakikate karşı kör ve sağır kesildiler. 

Evet insanı en güzel şekilde yarattı. Başka ne yaptı?
Bakara suresi 30. ayet (bir halife yaptı) Kan dökecek bir beşeri mi halife yapacaksın demişti melekler. 
Melekler bizim beşer tarafımıza bakmışlardı. Beşer tarafımız yani kan döken, hayvani yönümüzü gördüler ama Yüce Allah ise bizi eğitilebilir gördü. Çünkü içimize ruh üflemişti. Bizim içimize üflediği ruha güvendi. 
Her şeyi insana verdikten sonra artık iradesini özgür bıraktı. Ve dedi ki; 
Kehf suresi 29. ayet: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” 

İnsan suresi 2-3. ayetler: Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik; artık o isterse şükreden olur, isterse nankörlük eder.
  
Müzzemmil suresi 19. ayet: Dileyen, Rabbine (giden) bir yol tutar. 
Ona götüren yoldan daha güzel yol ne olabilir ki? İnsan ya ona kul ya azgın şeytana değil midir? 

Bakara suresi 256. ayet:”Dinde zorlama yoktur. Artık doğruluk, sapıklıktan ayrılmıştır.” dedi. 
Zorlama yok, ama sonuçlarına katlanmak zorundasın. 

Rabbimiz bizi seçimlerimizde özgür bıraktı. Peki biz insanlara baskı yapacak mıyız? -Hayır 
Yunus suresi 99. ayeti : O halde insanları inanmaları için zorlayacak mısın? 

Evet işte insan budur. İçinde ruh taşır, yeryüzünde halifedir. Yüce Allah insana özgür irade verdi . Sonra ne yaptı? Rum suresi 30. ayet (ruh üfledi), üflediği ruha güvendi, o yüzden imtihan etti insanı, yetmedi kainat ayetlerini delil olarak gönderdi. Eserlerini tanıttı. Varlığına ve birliğine delil kıldı onları. Daha onun da fazlasını yaptı, peygamberler, ilahi kitaplar gönderdi. 

Bu kadar ayete rağmen insan Allah’a yönelmiyorsa, hablillah dediği kendi ipine yani Kuran’a sımsıkı tutunmuyorsa, şirkin, inançsızlığın karanlığından vahyin aydınlığına kaçmıyorsa kabahati kendinde arasın. Öyle demiş Mevlana Celaleddin Rumi: 
Ay doğmuyorsa yüzüne 
Güneş vurmuyorsa pencerene 
Kabahati ne Güneşte ne de Ay da ara! 
Gözlerindeki perdeyi arala! 

Selam olsun gözüne perde çekip vahyin ışığından kaçmayanlara!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir