BEYYİNE SURESİ (1.BÖLÜM)

Selamünaleyküm arkadaşlar.Bugünkü dersimizde Beyyine suresini öğreneceğiz. Beyyine, delil, ispat demektir.Bu sure delil, yani Kur’an geldikten sonra ikiye ayrılan insanlardan bahseder. Birincisi delilleri görüp eyvah meğer yaşadığımızı din zannetmişiz. Yaşadığımız din değilmiş. Ben kendime göre Müslümanmışım. Kitaba ve sünnete göre Müslüman olamamışım deyip kendini toparlamaya çalışır.
İkincisi ise ne olmuş ya biz de müslümanız, biz atalarımızdan, çevremizden böyle gördük. Nereden çıktı bu ayetler. Bu kadarı da olmaz. Bu zamanda imkanı yok. Bunlar uygulanamaz.Şimdi düşünelim. Bizler hangi gruptanız? Beyyineyi yani delilleri görünce ne yapıyoruz? Ayeti görünce ne diyoruz?

Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim

 (1) Kitap ehlinden ve müşriklerden (Hakk’ı) tanımayanlar, kendilerine açık delil gelinceye kadar inkârlarından ayrılacak değillerdi.

Burada geçen kitap ehli kelimesi aslında bizim için de geçerli. Çünkü Rabbimiz bize Kur’an’ı gönderdi. Kur’an’daki emirlere uymamızı emretti. Bu ifade sadece Yahudi ve Hristiyanlar için geçerli dememeliyiz. Bizler de üstümüze alınmalıyız. Bu ayette kitaba inananlar, kitap ehlinden olanlar ve müşrikler, yani Allah’a ortak koşanlar, delilleri, ayetleri gördüğü zaman inkarları daha da artarmış. Halbuki buradaki kitap ehli olanlar ayetleri tanıyor, biliyor. Bu kimseler cahil falan değil, bilgili kişiler.

Bakara suresi 146. ayet:”O kendilerine kitap verdiğimiz ümmetlerin âlimleri onu o peygamberi oğullarını tanır gibi tanırlar, böyle iken içlerinden bir takımı gerçeği bile bile gizlerler.”

Bu kimseler ayetten de anlaşıldığı gibi  ayetleri çok iyi biliyor. Peki bu kadar iyi biliyor da neden uygulamıyorlar, neden ayrılığa düşüyorlar?

 Casiye suresi 17. ayet:”Din hususunda onlara apaçık deliller verdik. Fakat onlar, kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki çekememezlik ve düşmanlık yüzünden ayrılığa düşmüşlerdi. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düştükleri şeylerde, kıyâmet günü aralarında hükmedecektir.”

Rabbimiz hükmü Kur’an’a göre verecektir. Dini konuda birine bir şey sorarsın, soruna farklı cevap verir, diğerine sorarsın o farklı cevap verir. Bu sefer zıtlıklar var böyle din olmaz dersin,soğursun. Halbuki dini konularda o cevabı verenler ayetle cevaplasa, delil, kaynak, hakem, Kur’an olsa böyle olmazdı.

Bakara suresi 213. ayet:”İnsanlar tek bir ümmetti. Ayrılmaları üzerine Allah, rahmetinin müjdecileri ve azabının habercileri olmak üzere peygamberler gönderdi ve beraberlerinde hak ile ilgili kitap indirdi ki, insanların, aralarında ihtilaf ettikleri şeyler hakkında hakem olsun. Bunda da sırf o kitap verilenler, kendilerine bunca deliller geldikten sonra tuttular, aralarındaki hırs ve kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler…”

Kur’an karar vermezse ayrılıklar, parçalanmalar başlar. Kitap ehlinden olup da düşmanlık ve kıskançlık besleyen bu insanlar ayeti görünce parçalanmaya, gruplaşmaya başlar.

Ali İmran suresi 113. ayet:”Hepsi bir değildirler. Kitap ehli içinde doğruluk üzere bulunan bir ümmet (topluluk) vardır ki, gecenin saatlerinde onlar secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okurlar.” 

İnsan farklı farklıdır. Kitap ehlinden olup iyi olanlar da var, ayetleri görüp secdelere kapananlar da var. Kötüler de var. Ayetleri görüp de inkar eden, uygulamaya bile gerek görmeyen kitap ehlinden olanlar da var. Bizler hangisiyiz?

(2)(Bu delil), tertemiz sayfaları okuyan, Allah tarafından gönderilmiş bir peygamberdir.

Bize örnek olan Peygamberimiz  neden sayfalar okuyor? Yani Kur’an’ı neden okuyor?

Maide suresi 15 ve 16. ayetler:”Ey kitap ehli! Kitaptan gizlemiş olduğunuz şeylerin çoğunu açıklayan, çoğundan da vazgeçen peygamberimiz size geldi. Ayrıca size, Allah’tan bir nur ve apacık bir kitap da gelmiştir. Allah o kitabla rızasına uygun hareket edenleri selamet yollarına iletir. Onları izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve onları dosdoğru yola sevk eder.”

Peygamberimiz bizim  karanlıklardan çıkıp doğru yola koyulmamız için okuyor. Bizi uyutmak için değil, diriltmek için okuyor. Hayatımıza uygulamamız için okuyor.

(3) O sayfalarda, en doğru hükümler vardır.
Kur’an’da hayatımıza yönelik, nasıl Müslüman olmamız gerekiyorsa ona ait birçok hükümler vardır. Rabbimiz bizim anlamamız için kıssalarla bu hükümleri örneklendirir. 

Yusuf suresi 111. ayet:”Gerçekten de onların kıssalarında üstün akıllılar için bir ibret vardır. Bu Kur’ân uydurulmuş herhangi bir söz değildir…”

(4) Kitap ehli, ancak kendilerine apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler.
Müslüman delili, yani ayeti gördüğünde ayrılığa düşmemelidir. Çünkü Rabbimiz
Al-i İmran suresi 105. ayette:”Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.” 

Öyleyse ayeti gördüğümüzde tamam Rabbim baş üstüne deyip uygulamaya çalışmalıyız. Hatta bu ayetleri gördükten sonra parçalananlarla, ayrılanlarla aynı yerde bile olmamalıyız. Rabbimiz bu tarz insanlara yaklaşmamızı, onlarla beraber olmamızı istemiyor. 

Enam suresi 159. ayet:”Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır, sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir.”
Bizler bütün peygamberler gibi sadece Müslümanız. Dinde gruplaşma asla olmaz. Gruplaşmanın olduğu yerde birlik ve dirlik olmaz. Biz sadece Allah’a bağlıyız. Bütün Müslümanlar kardeştir. Bu ayeti görüp de Hicr suresi 91. ayetteki kötülerden olmamalıyız. ”Onlar, Kur’ân’ın bir kısmına inanıp bir kısmına inanmayarak onu kısım kısım böldüler.”

Ayetin devamında Rabbimiz şöyle buyuruyor:”Rabbin hakkı için biz, mutlaka onların hepsini yaptıklarından dolayı hesaba çekeceğiz. Şimdi sen emrolunduğunu açıkça tebliğ et. Müşriklerden yüz çevir.”

Peygamber Efendimiz(sav) hep ayetlerle uyarırdı. Bizler de çevremizdekileri ayetlerle, Rabbimizin sözleriyle uyarmalıyız. Peygamber Efendimiz (sav) bizi Rabbimize şikayet ediyor.
Furkan suresi 30. ayet:”Peygamber dedi ki: “Ey Rabbim! Kavmim bu Kur’ân’ı terkedilmiş (bir şey yerinde) tuttular.” Bizler gerçekten Kur’an’a gereken değeri verseydik Peygamber Efendimiz bizi şikayet etmezdi.Kur’an’ı terk edilmiş halde bırakmadık mı? En son ne zaman ayet öğrendik? Öyleyse bu şikayet edilenden olmamak için Kur’an’ımız raflardan indirip okumalıyız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir