Selamünaleyküm arkadaşlar bugünkü dersimizde Adiyat suresini öğreneceğiz. Adiyat suresi koşanların suresidir.
İyiliğe değil de kötülüğe koşanların suresi. Rabbimiz bu surede hesap gününü insanın gönlüne nakış eder. İster ki insan ahireti görür gibi iman etsin, ahireti görür gibi kötülüklere koşmaktan kaçınsın.
Bir konuşmada, bir kitapta nasıl ki bazı yerler can alıcı noktalardır. Önem bakımından zirvedir. Kur’an’da da her surede zirve ayetleri görürüz. Bu surenin zirve ayetleri ise 6 ve 7. ayetlerdir. “Muhakkak ki insan Rabbine karşı nankördür. Elbette buna kendisi şahittir.”
Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim.
(1)Harıl harıl koşanlara,
Bu soluk soluğa koşanlar, hiç durmadan koşanlar, hararetli bir şekilde koşanlar ki bunlar iyiliğe mi kötülüğe mi koşuyor? Tabii ki kötülüğe koşuyor. Çünkü Arapça’da “adevet” kelimesinin diğer manası düşmanlık demektir. Ayrıca surenin 6. ayetinde “Gerçekten insan Rabbine karşı nankördür.” olumsuz bir durum var. Devamında olumsuz bir durum varsa demek ki burası da olumsuzdur. Bu sebeple buradaki koşmanın kötülüğe olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bu harıl harıl kötülüklere koşanları yüz ifadelerinden tanırız. Yüzümüz sakladığımız, gizlediğimiz bütün duyguları yansıtır.
Hac suresi 72. ayet:“Âyetlerimiz açık açık kendilerine okunduğunda, kâfirlerin suratlarında hoşnutsuzluk sezersin. Onlar, kendilerine âyetlerimizi okuyanların neredeyse üzerlerine saldırırlar…”
Dedikodu yapan insanlara Rabbimiz Hümeze suresinde “dedikodu yapanlara, alay edenlere yazıklar olsun.” buyuruyor. Yüce kitabımız Kur’an’dan Hümeze suresini açıp anlamını okusak bak bakalım onların yüz ifadesi nasıl değişir.
Faizle araba, ev alana Rabbimiz Bakara suresinde “faizi haram kıldı gerçek müminlerseniz faizi bırakın.” diye buyuruyor. Bırak faizi, eğer bırakmazsan Allah ve Resulüne savaş açmış olursun ki Allah ve Resulü ne karşı bu savaşı kazanamazsın. Faizle uğraşma desek, Kur’an’ı açıp Bakara suresi 275 – 279 ayetleri göstersek yüz ifadeleri nasıl da değişir.
Muskacılara Felak ve Nas surelerini göstersek, mezardakilerden yardım isteyenlere Fatiha suresinde“…yalnız senden yardım isteriz…” ayetini göstersek bak bakalım yüz ifadesi nasıl olur? Zamanını boşa harcayanlara Asr suresini göstersek, iman etmesine ettik ama sadece iman etmekle olmaz, iyi işler yapmalıyız, hakkı tavsiye etmeliyiz, engelleyenlere de sabretmeliyiz, gel hüsrandan kurtulalım desek, yüz ifadelerine bak bakalım nasıl değişir?
Namaz kılıp da iyilik yapmayanlara Rabbimiz bu tarz namaz kılanlara Maun suresinde “…yazıklar olsun…” buyuruyor. İyilik yapmadan bu yol yürünmez desek, bu dini anlatanlara, Kur’an’dan ücret alanlara Yasin suresi 21. ayeti “Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tâbi olun, çünkü onlar hidayete ermiş kimselerdir.” ayetini göstersek, peygamberler ücret almadı, her peygamberin mesleği vardı, din anlatmak geçim kaynağın olamaz desek, işte o zaman gerçek iman etmeyenlerin yüz ifadesindeki öfkeyi görürsün.
Hattası daha da ileri gidip ayetin sonuna dikkat edersek “saldırırlar” ifadesini görüyoruz. Bu tepkiyi birçok insandan görürüz.
Kalem suresi 51. ayet:”O inkâr edenler Zikr’i (Kur’an’ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hâla da (kin ve hasetlerinden:) «Hiç şüphe yok o bir delidir» derler.“
Rabbimizin “Seni alemlere rahmet olarak gönderdik.” diye buyurduğu peygambere deli diyorlar.Bütün peygamberlere hep deli demişlerdi. Bunu peygamberleri itibarsızlaştırmak, onların anlattığı emirlerden insanların uzaklaşması için yapmışlardır. Kuran’ı susturup rahatça kötülüklere koşmak için yapmışlardır. Kafirler bunları yaparlar.
Kafir ne demektir?
Rabbinin emirlerine karşı çıkan demektir. Sadece inkar eden değil, karşı çıkan, uymaya gerek görmeyen demektir.
Oysa insanın görevi Kur’an’da iyiliğe koşmaktı.
Al-i İmran suresi 133. ayet:”Rabbinizin bağışına ve takvâ sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun!”
Rabbimiz bizim bağışlanmaya, cennete koşmamızı istiyor.
Bunu yapabilmek için de neler yapmamız gerekir?
“O muttakiler ki bollukta ve darlıkta infak ederler.” Sadece zenginken, varken değil, yokken de yardım ederler. Kızlıklarında öfkelerini yutarlar ve insanların kusurlarını affederler.
Ayetin devamında Rabbimiz:”Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe-istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler.” (Al-i İmran:135)

